Mahzen .... diye fısıldadı kulağıma derinlerden gelen bir ses . Burası mahzen ,karanlık bir yer . Önünü göremezsin bakma . Sadece gece gündüz dillendirmeye devam ettiğin o türküye devam et . Bende eşlik edeceğim bu mahzende..
Mahzen dediğiniz neydi tam olarak ? Mahzen diye fısıldayan ses kime aitti ?
Ses kesildi bir süreliğine ve devam etti . "Mahzen burası, ben getirdim seni bu karanlığa, ben soktum seni bu mahzene . Sen gir diye uğraştım ama şuan benimde farkım yok senden. Ben de mahzendeyim Kuzey . "
Ses çok tanıdıktı sanki bir zamanlar tanıdığım bir sesti . Ama rüya mı gerçek mi diye adlandıramadığım bu an geçsin istiyordum.
Düşüyordum bir uçurumun kenarından , biri itmişti . Düşerken dönüp bakmıştım arkama , beni iteni görmüştüm. "Ahu" dedim .
Cevap vermedi arkamdan düşmemi izledi . Yetmemiş miydi yaptıkları ? Ne istiyordu benden ?
Kendimi bir an başka bir yerde bulmuştum. Düştüğüm yer karanlık bir sokaktı, başımı karşımda duran tabelaya kaldırdım. Tabelanın üstünde şu yazıyordu. "6.Sokak"
Gözlerimi tabeladan ayırıp çevrede gezdirdim. İlerde bir kalabalık vardı, zorlukla kalkıp oraya doğru adımlamaya başladım. Biri vardı kanlar içinde, biri .. bir kız ve kollarının arasında tutup gözyaşları döken bir adam vardı yanı başında ve kızdan ayırmaya çalışan kalabalık. Yaklaştım, daha çok yaklaştım kalabalığa. Tam karşılarında durduğumda beni şaşkınlığa uğratan o yüzü gördüm ve fısıltı gibi bir ses tonuyla konuştum. "Melih" Sesim çıkmamıştı, bağırmak istiyordum ama kimse dönüp bakmıyordu. Tekrar konuştum "Neden bakmıyorsunuz bana ?" Bir adamın karşısına geçtim "Bana baksana görmüyor musun beni?" Dakikalar sonunda pes etmiştim. Çünkü görmüyorlardı beni ... Farkında değillerdi varlığımın.
Yerde yatan kızın yanına eğildim ve saçlarını kapatan yüzünü açtığımda bir kez daha şaşırdım o an . Bu kızı tanıyordum, o kız...Olamazdı bu .. Hayır olamaz diye bağırmak istedim. Bileğine dokundum kalp atışlarını hissetme ümidiyle ama yoktu ölmüştü. Hem de Melih'in kollarında."
Yataktan nefes nefese kalkmıştım , kafamı duvar kenarına doğru çevirdim. Duvar kenarında oturan Melih sert bakışlarla bakıyordu , dudaklarını oynattı. Ve gözlerinde bir öfke vardı sanki ."Öleceksin Kuzey."
Ve bir ses tonu doldurdu kulaklarımı "Kuzey uyan. Kuzey ..."Gözlerimi açtım ve başımda duran Melih'i gördüm o an . "Sen orada oturuyordun Melih ."
Melih sakin bir ses tonuyla ,yüzünde hiçbir mimik oynamadı. "Kuzey kabus gördün sanırım, dakikalardır sayıklıyorsun .Ben de seni uyarmaya çalışıyorum."
Yatakta doğrulup gözlerimi ovuşturdum ,etrafıma bakındım. Ve en son yapmak isteyeceğim şeyi ilk başta yaptım. "Melih senin kardeşin var mı ya da bir ailen ?" Melih'in bakışları aniden gözlerimi buldu . "Evet kardeşim var . Var ,kardeşim vardı ."
İşte o an farketmiştim .Melih'in içinde gizlediği her acısı, onu çıkmaz bir sokağa sokuyordu . "
Melih uzun süren bir sessizlikten sonra konuştu. "Senin buraya gelme sebebin kadar masum bir sebep değil benimki . Sen hayatını kendi ellerinle bitirdin mi hiç. Senin hayatınla başkaları oynadı ben kendi hayatımın .... koydum."
Durdu ,sandalyenin yanında tuttuğu eli yumruk şeklini aldı. "Kardeşim vardı ama biri sebep oldu gitmesinde ve gitti ."
"Kimdi sebep ? Melih bu ikimizin hayatında ortak biri olabilir mi ?" Melih bakışlarını bana çevirdi . Ellerini saçlarına atıp acı çekmek istercesine çekti bir süre. Baktı dakikalarca ama konuşmadı ,sustu .
Bir daha da bu konuyu açmadık ikimizde ,ama yinede konuşulmayan şeylerin olduğunu ikimizde biliyorduk.
Feza Karamanlı
Ve bu gece de diğer gecelerde olduğu gibi, kollarımın arasında ki kadına çevirdim bakışlarımı. Uyuyordu .
İsminin anlamını yaşatıyordu ,ürkek bir ceylan. Ahu bakışlı ceylan .Saçlarının arasına bir öpücük kondurdum ve gece lambasının uzanıp ışığı kapattıktan sonra gözlerimi uykuya teslim etmek için kapatmıştım ki , duyduğum isimle geri açtım gözlerimi . Aniden yerimde doğrulup ,lambayı açtım ve karanlıktan göremediğim kişiye çevirdim bakışlarımı.
Hayır hayır bu olamazdı. Bu ,bu olamazdı , Ahu diye bağırdım odada dakikalarca ama açmadı gözlerini çünkü derin bir uykuya dalmıştı. Uyanmayacaktı artık, uyandırmak için çok uğraştım ama uyandıramadım . Çünkü prenses uykusundan çok memnundu .
Güçsüz hissettiğim an yatağa geri yatmıştım sırt üstü. Gözlerimi kapattım, bütün anılarım gözümün önünden geçiyordu. Küçük Feza , ilkokula yeni başlayan Feza , bisiklet öğrenmeyi tek başına öğrenmeye çalışan o çocuk , liseye başladığında yalnız kalan, çömez diye adlandırılan o çocuğu ,üniversiteye başladığında bir an herkesin gözdesi haline gelen çocuğu . Babası sadece hayatında bir isimden ibaret olan ,varlığını hiçbir zaman hissetmediği o çocuğu düşündüm gözlerim kapalı.
Tekrar geri açtığımda yatağımda yanı başımda yatan Ahu'ydu . Sakin bir şekilde dakikalarca emin olmak için göğsünün yükselip alçalışını izledim. Nefes alıyordu, peki ya az önce ki an . Derin bir nefes alıp yatağın kenarına doğru oturdum .Gördüğüm ya kabustu ya da deliriyordum .
Yatağın ucunda duran tişörtümü üzerime geçirirken ,mutfağa doğru attım adımlarımı . Buzdolabından çıkardığım soğuk suyu büyük bir bardağa doldurup kafama diktim ,ama içimdeki o korkunun yangınını söndürmemişti. Masaya doğru dönmüştüm ki gördüğüm silüetle olduğum yerde kaldım. Kendime gelmemi sağlayan yere düşen bardağın kırılma sesi olmuştu. Karşımda duran siluet bir an üzerinde ki beyaz elbiseyi düzeltip fısıldadı bana doğru eğilerek. "Merhaba Feza ."
Kuzey Efe
Gece boyu uyuyamamıştım ,hava aydınlanmak üzereydi. Çoğu kişi uyanmış koğuşun içinde kendi aralarında konuşuyorlar ya da bir ileri bir geri dolaşıyorlardı . Ama gözüme takılan başka bir şey vardı şuan burada . Benden biraz uzak oturan genç bir çocuk . Dikkatli bir şekilde bakıyordu bana ,uzun süre baktı ve dudaklarını oynattı. "Feza Karamanlı kazanacak bu oyunu ."
Etrafıma bakındım ,sanki herkes bana bakıyor gibi geliyordu ama bakmıyordu kimse . Neden böyle hissediyordum ?
İlk düşündüğüm şuydu ki o genç gerçek olabilirdi. Ölebilirdim. Ben ölürsem Feza kazanmış olacak mıydı ki ? Sanmam. O bu dünyada kavrulmamı istiyordu. Kendi çukurunda kendini mutlu, galip ve güçlü gören bir katil başkalarını kendine benzetmeyi çok sever. Bu başkaları genelde katilin olmayı özlediği ya da olmayı arzuladığı karakterlerdir. O yüzden hep söylemişimdir: Kıskançlık sandığımızdan daha tehlikeli bir duygudur. O duygu yalnızca bir katil doğurmaz. Aynı zamanda bir nefret doğurur ki bu nefret bir katil sürüsü yaratmaya yetecek kudrettedir. Feza böylece benim hayatımı kurtarmış olur bir nevi, yaşayan biri olurum ve eğer kalkanımı nefretten daha güçlü bir maddeden yaparsam onu yenerim. İşte atak, işte cesaret. Ölmeyeceğim. Katil de olmayacağım. O genç gerçek miydi peki ? Belki de delireceğim. Olacağı bu belki de. Gözüme bu intikam güzel gözükecek. Elimde kılıcım, yanımda atım olacak. İsmi de Rosinenta olur. Ne diyorum ben. Sinirlerim epey bozuldu. Ben bunları düşündükçe bana bakan insan sayısı arttı sanki. Düşündüm; en son ne içmiş, ne yemiştim ben. Sushi olacak hali yok. Burada ne varsa onu yedim. Burada Feza'nın adamı o genç varsa eğer, bana uyuşturucu yutturmuş olabilirdi. Feza'nın gücü beni ayıkken yenmeye yetmiyor demek ki. Ne güzel !
"Kuzey, kardeşim iyi değil misin sen ? Kendinde değilsin."
Yine Melih'in sesi. Onun sesiyle sarsıldım. Korkuyorum artık. Kendimi, aklımı yitirmekten korkuyordum. Bu da nereden çıkmıştı ?
"Melih," dedim "Ben iyi değilim. Aklım gidip geliyor. Noluyor anlamadım. Belki de uykuya ihtiyacım var, rüyasız bir uykuya. Beni boşver şimdi. Bana geçen gün bir dayıdan bahsetmiştin. Neydi adı ?"
O sırada, bana baktığını düşündüğüm genç yaklaştı yanımıza ve bize çay uzattı. Biraz baktım çocuğun yüzüne. Çok toy, çok masum göründü. Yine de almadım çayı. Melih ise "Eyvallah Halit'im." dedi ve devam etti " Bizim Halit bu. Buraya bir bokun iftirası yüzünden düştü senin gibi ama çok kalmayacak burada. Birinin kolu kanamış, bunu hapse tıkmışlar."
Halit lafa girdi " Öyle deme abi. Bildiğin deştim adamın kolunu. Bi sapladım bıçağı, alimallah dışarıdan gözüktü. Vallahi istemedim. O şeyi kalkık Hüseyin ellemem ben böyle piçi diyince, benim elime tutuşturdu bıçağı. Bilemedim ne yapayım, sapladım bir anda."
Çocuk ağlamaklıydı. Çok korktuğu belliydi. Bir yandan da sallanıyordu. Bu hareketi beynimde uyuşturucu imgesi uyandırsa da gözleri böyle aydın, böyle taze bir gence karşı az önce düşündüklerimden pişmanlık duydum. Onun derdi Hüseyindi, benimki Feza. Ne yazık ki o benim kadar cesur değildi, henüz değildi.
Feza Karamanlı
Deliriyor muyum ? Bu karşımdaki o değil. O artık yok. Ahu'yu uyandıracağım bu aptal hareketimle. Kırık parçaları ayağımla kenara ittim, başımı yerden kaldırdım ve o silüet kayboldu.
Kafamı geriye attım bir anda kesik bir nefesin ardından hızlıca, yukarı çıkan merdivenlere doğru adımladım. Odanın kapısına doğru geldiğimde kapıyı açmak için, kolu indirmiştim ki arkamdan gelen ses ile olduğum yerde sabitlendim . Duyduğum ses Kuzey'e aitti . "Feza beni yenemeyeceksin . Sonun karanlık sonun mahzen ."
Arkama dönüp bakmadım, bir anda kendimi odanın içine atıp kapıya yaslandım ve kesik nefeslerimin arasında uyanan Ahu'nun uykulu gözlerine baktım tedirginlikle. Sanırım delirmiştim.. Sanırım değildi delirmiştim işte. Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. Neye ağlıyordum bilmiyorum . Aklıma gelen düşünce ile bir kez daha sarsıldım derinden . Son kez ağlamıştım o gün ve şimdi ağlıyordum. Yine bu silüet karşımdaki ve ben ağlıyordum . Saçlarımı ellerimin arasına atıp hızlıca çektim ve kafamı geriye doğru atıp birkaç defa vurdum kapıya. "Yeter yeter git git rahat bırak beni ." Deliriyordum ve geri gelmesini istemiyordum onun ,o siluetin.