--- BÖLÜM 6 — Sessiz Şüphe Ev sessizdi. Lina yatağında oturmuş, telefonuna bakıyordu ama ekranda gördüklerini gerçekten görüyor sayılmazdı. Aklı hâlâ hastanedeki görüntülerde, bayılmadan önce gördüğü sahnedeydi. Bir adam. Bir kadın. Bağırış. Ve kan. Telefonunu eline aldığında kalbi sıkıştı. Son dakika yazıyordu. Bir kadın, evinde çıkan tartışma sırasında yaralanmıştı. Haberdeki görüntüler bulanıktı ama Lina’nın nefesi kesildi. Kadının saçları… duruşu… hatta evin kapısının rengi bile— Aynıydı. Lina telefonu yavaşça indirdi. Ellerinin titrediğini fark etti. “Bu… bu gerçek,” diye fısıldadı kendi kendine. Telefonun ekranı karardı ama Lina’nın içindeki görüntü sönmedi. Sanki biri, “sıra sende” der gibi fısıldamıştı İlk kez rüyalarının bir hayal olmadığını anladı. İlk kez gördüğü şeylerin olmadan önce olduğunu fark etti. Ve bu, onu her şeyden daha çok korkuttu. --- Ertesi gün okul bahçesi her zamanki gibi gürültülüydü. Ama Atlas, Aras ve Melissa arka taraftaki bankta oturmuş, sessizce koruyucu kitabını inceliyordu. Atlas kitabın satırlarını dikkatle okuyordu. “Bazı işaretler,” dedi alçak bir sesle, “henüz gücün kendisi değil. Önce uyarı gelir.” Aras, Atlas’a baktı. “Yani… biri bir şey olacak diye hissediyorsa ama güçleri tam açılmadıysa?” Atlas başını salladı. “Aynen öyle.” Melissa huzursuzdu. “Bu hiç hoşuma gitmiyor.” Aras bir an duraksadı. Sonra sanki istemeden ağzından dökülür gibi konuştu: “Atlas… sence de biri tuhaf değil mi?” Atlas başını kaldırdı. Gözleri Aras’la buluştu. “Evet,” dedi kısa bir duraksamadan sonra. “Ben de hissediyorum.” Melissa ikisine baktı. “Kimi diyorsunuz?” Atlas ve Aras aynı anda sustu. Atlas omuz silkti. “Emin değilim.” Aras da ekledi: “Ben de. O yüzden bir şey söylemek istemiyorum.” İkisi de aynı kişiyi düşünüyordu. Ama ikisi de bunun adını koymaya cesaret edemiyordu. Çünkü yanılıyorlarsa bir arkadaşlarını, haklılarsa bir koruyucuyu kaybedeceklerdi. --- O sırada Lina ve Elara bahçeye doğru geliyordu. Lina hâlâ gergindi, yüzü solgundu. Atlas onları fark edince refleksle kitabı kapattı ve arkasına sakladı. Elara kaşlarını kaldırdı. “Ne yapıyorsunuz siz böyle gizli gizli?” Melissa hemen araya girdi. “Hiç. Sıkıldık biraz.” Lina Atlas’a baktı. Bir anlığına bakışları kesişti. Atlas gözlerini kaçırdı. Kısa bir sessizlik oldu. Sonra Melissa ayağa kalktı. “Hadi, gitmemiz gerek. Ders yaklaşıyor.” Üçü aceleyle toparlandı. Atlas dalgın bir hâlde ayağa kalkarken kitabı bankın kenarına bırakmıştı ama fark etmedi. Üçü uzaklaşınca Elara oturdu. “Bir tuhaflık yok muydu sence?” Lina cevap vermedi. Gözleri bankın üzerindeki eski, kalın kitaba takılmıştı. “Elara…” dedi yavaşça. “Bu kitap…” Elara kitabı eline aldı. “Ne bu? Fantastik falan mı?” İkisi de merakla sayfaları çevirmeye başladı. Semboller. İşaretler. “Koruyucu” kelimesi. Lina’nın kalbi hızlandı. Okudukları şey, rüyalarıyla fazlasıyla örtüşüyordu. Ama aklı hemen mantığına tutundu. “Bu… bu bir hikâye olmalı,” dedi kendi kendine. “Gerçek olamaz.” Elara da tereddütlüydü. “Belki de biri yazmış. Fantazi falan.” Ama Lina’nın içi hiç rahat değildi. Çünkü bir sayfanın köşesinde çizilmiş olan sembol… Onun rüyasında gördüğüyle birebir aynıydı. Kitabı sessizce kapattı. “Bunu Atlas’a sormayalım,” dedi. Elara şaşırdı. “Niye?” Lina derin bir nefes aldı. “Henüz değil.” Bahçede rüzgâr hafifçe esti. Bir sır daha sessizce yer değiştirmişti. Ve kimse, artık kimin kimi izlediğinden emin değildi. ---
Bölüm 7
Sessiz Şüphe
