İçeriğe geç

Gökyüzüne Bak Ve Gülümse

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Gökyüzüne Bak Ve Gülümse

Bölüm 3

3

İki gündür Eren'i görmemiştim. Eve gelmiyordu ve evin her yeri korumalarla doluydu. Geldiğim günden beri kabuslarım beni hiç rahat bırakmıyordu. Uyuyamadığım için bedenim çok yıpranmıştı ve iki gündür sadece yemek yiyip uyumaya çalışıyordum. Uyuyamamak ve uyurken de kabuslar görüp çırpınmak beni gerçekten de çok yormuştu. Saat 1.12'ydi. Telefonum olmadığı için sağ tarafımdaki duvarda asılı olan saatten zamanı öğrenebiliyordum en azından. Karşımdaki televizyonu açtım ve kanallarda dolaşmaya başladım. Tam vazgeçmek üzereyken bir film buldum. Daha fazla aramaya üşendiğim için de filmi başlattım ve izlemeye başladım.

✨

Hikaye biraz karışıktı. İki kişinin imkansız aşkıydı aslında. Birlikte olmamaları için çok sebep vardı. Ama birlikte olmaları için de bir sebep vardı: birbirlerine olan aşkları. Bu normal bir kanalın yayınladığı bir filmdi. Sonunu çok merak ediyordum ama reklam arasına girmişti.

"Ben ne izledim az önce ya?" Kendi kendime konuşmak her zaman yaptığım bir şeydi ve bence dünyanın en normal şeyiydi.

"Ne izledin anlat bakalım?" Arkamdan gelen sesle biraz irkildim. Ama arkamı dönmedim. Gelip yanıma oturdu. Arkasına yaslanıp televizyona baktı. "Reklam izlemeyi sevdiğini bilmiyordum." Gözlerimi devirdim. "Kübra?" Ayağa kalktım ve merdivenlere yöneldim. İki gündür yoktu ve ben kaç gündür sıkıntıdan patlamıştım. Neden beni burda tutuyordu ki? Ne yapacaksa yapsın, ya da kurtulma ihtimalim var mı bilmiyorum ama bırakacaksa da bıraksın.

Yukarı çıktım ve Eren'in odasına girdim. Başka odaları da gezmemiştim zaten. Sadece salon, mutfak ve Eren'in odasını biliyordum, o kadar. Fazlasına da gerek yoktu. Kapıyı kapattım ve kendimi yatağa bıraktım. Uyumak istiyordum. Ama kabuslarımın beni bırakmayacağını da biliyordum. O yüzden uyumaktan vazgeçip ayağa kalktım. Arkamdaki kapı açılmıştı. Eren gelmişti muhtemelen. Balkona çıktım ve tekli kanepeye oturdum. Ayak sesleri yaklaşıyordu. Benim ise gözlerim kapanıyordu. Uyumaya o kadar ihtiyacım vardı ki. Yan tarafımda adımlar durdu. Ama oturmadı, ayakta kalmaya devam etti.

"Çok solgun görünüyorsun. Hasretime mi dayanamadın?" Yaptığı yersiz şaka gözlerimi devirmeme sebep olmuştu. "Şuan bana göz devirdiğine çok eminim." Bir kez daha göz devirdim ve arkama yaslanıp gözlerimi kapattım. Uyuyamıyordum ama en azından gözlerimi dinlendirebilirdim. "Bana cevap verecek misin artık?" Gözlerimi açmaya tenezzül bile etmedim.

"Sen de bana cevap vermiyorsun. Ödeşiyoruz işte." Karşımdaki kanepeye ilerledi ve oturdu. Ben de gözlerimi açtım ve gözlerimi onunkilere sabitledim. Kara gözleri, yeşil gözlerimle kesişmişti.

"Peki. Sor bakalım ne öğrenmek istiyorsun." Arkasına yaslandı. "Ben senin sorularına cevap vereceksem sen de benimkilere vereceksin o zaman."

"Hepsi hakkında söz veremem ama bir kaçına cevap alabilirsin tabi."

"Kimsin sen? Bence bu soruyla başlayabiliriz."

"Ben Kübra'yım. Bu kadar. Başka anlatabileceğim bir şey yok."

"Seni arayan birileri var mıdır şuan?"

"Hayır."

"Neden abimi öldürmeye çalışıyordun?"

"Sen çok soru sordun, sıra bana gelmedi mi ya?" Çok açık bir şekilde soruyu geçiştirmiştim.

"Bu sorunun da cevabını bir gün elbet alırım. Şimdi sen sor o zaman."

"Bana ne yapacaksın? Şimdiye kadar evden çıkmama yasağı dışında bir şey de yapmadın? Daha kötü şeyler beklerdim."

"Henüz karar veremedim."

"Keyfini bekleyeceğiz yani." Sinirli olduğumu belli eden bir tebessüm yerleşti yüzüme.

"Dediğin gibi kötü şeyler de yapmadım. Neden bu kadar bıktın?"

"Bir şey yapmamış olman esir olmadığım anlamına gelmiyor." Gözlerimi kapatıp tekrar arkama yaslandım. Her an uyuyakalabilirdim. Ama uyandığımda daha da kötü olacağımı biliyordum. Yapacak bir şeyim yoktu. "Benim biraz uyumam lazım." Ayağa kalktım ama başım dönünce biraz sendeledim. Eren hemen dibimde bitti. Ama düşmemiştim. Dengemi sağladım. Kolu beni tutmak için havada kalmıştı. "Gerek yok, sağol. Uyumam lazım."

"Sen dün uyumadın mı?" Hiç bir şey demedim ve kapıya ilerledim.

"Yardım edeyim mi?"

"Bana yardım etmeye çalışmayı bırak artık. Ben hallederim."

"Neden kızıyorsun ki? Yardım etmeye çalışıyorum." Yatağa uzandım. Hâlâ yanımda ayakta bekliyordu.

"Yardıma ihtiyacım yok. Ben kendime bakarım. Alışkınım zaten. Sadece deliksiz bir uykuya ihtiyacım var. O kadar."

"Neden uyumadın dün?"

"Keyfim öyle istedi." Deyip göz devirdim. Sonra ona arkamı döndüm. O ise yatağın diğer tarafını dolanıp yanıma yatmıştı. Yüzünü de bana dönmüştü. "Ne bakıyorsun ya? Git başka yerde yat. Başka yer eminim ki vardır bu evde."

"Ama hiç biri bu yatak gibi rahat değil." Gözlerini kapattı. "Şimdi izin verirsen uyumak istiyorum." Kafamın ucundaki büyük yastığı alıp aramıza koydum. Sonra da arkamı dönüp gözlerimi kapattım ve kendimi uykuya teslim ettim. Bir an önce kabuslarımdan kurtulmak istiyordum.

✨

Uyandığımda babamın sözleri kulağımda yankılanıyordu. "Sen benim kızım değilsin." Yatakta oturmuş boş boş karşımdaki duvarı izliyordum. Birkaç gündür sadece aynı rüyayı görüyordum ve bu sözü duymak her seferinde canımı yakıyordu. Babam neden bana hep aynı şeyi söylüyordu? Gözyaşlarımın akmasına izin vermiyordum. Kendimi salsam hemen çeşme olacaklardı.

Bacaklarımı kendime doğru çekip göğsüme yasladım. Kollarımı da üzerine koyduktan sonra kafamı da yasladım ve düşünmeye başladım. Kafamda cevap bekleyen o kadar çok soru vardı ki. Önce hangisinden başlasam sorusu çıkıyordu sonrasında ortaya.

Yataktan kalktım ve balkona çıktım. Bu evdeki en güzel yer kesinlikle bu balkondu. Manzarası gerçekten de çok güzeldi.

Hâlâ başım çok ağrıyordu. Uykusuzluktan olduğunu çok iyi biliyordum. Eren'in ne yapacağını da bir türlü kestiremiyordum. Evde olsaydım uyku ilacı alırdım, sıkıntı kalmazdı. Ama burda olmuyordu. Başım iyice dönmeye başlayınca kendimi tekli kanepeye bıraktım ve bir elimle başımı tuttum. Biraz bekleyince temiz hava falan iyi gelmişti. Biraz daha uyumaya karar verip odaya geçtim. Eren yatağın bir tarafında gayet rahat bir şekilde uykusuna devam ediyordu. Ama ben onunla yatmak istemiyordum. Kanepeye ilerledim ve uzandım. Tavanı izlemeye başladım, çünkü uykum kaçmıştı. Dışarıdan yansıyan ışık duvarda gölge bırakıyordu. İki elimi kaldırıp kuş yaptım, sonra kurt, sonra tavşan ve daha fazlası... Bunu küçükken hep yapardım. Karanlık korkumu babam bu şekilde yenmeme yardım etmişti. Öncesinde karanlıktan gerçekten de çok korkuyordum.

"Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırdın galiba." Ne ara uyanmıştı bu çocuk? O niye karışıyordu ki ayrıca? Ellerimi havadan indirdim ama göz teması kurmadım.

"Evet, sıkıldım. Pek umrunda değil tabi ama." O görmese de ben göz devirmiştim.

"Neden oraya yattın?" Duymamış gibi de yaparmış paşam. (!)

"Ne zaman çıkacağım burdan?" O nasıl davranıyorsa ben de öyle davranacaktım.

"Neden cevap vermiyorsun?"

"Neden cevap vermiyorsun?" Kendini tekrarlamama sinirlenmiş gibiydi. Ben de tekrar konuşmasını beklemeden ayağa kalktım. Ona göz devirip aşağı indim. Güneş doğmak üzereydi ve ben biraz acıkmıştım.

Mutfağa girdim ve kendime bir sandviç hazırladım. Yanına da karışık meyve suyu çıkarıp bardağa doldurdum. Masaya oturup yemeye başladığımda Eren mutfağa girdi. Umursamadan yemeğime devam ettim. İki bardak su içtikten sonra karşımdaki sandalyeyi çekip oturdu.

"Ne bakıyorsun?"

"Hiç.. Sıkıldım."

"Git başka yerde sıkıl. Görmek istemiyorum seni." Ağzımdaki lokmayı yuttum ve bir yudum meyve suyumdan içtim. "Zaten çıkmama az kaldı burdan."

"Hâlâ çıkabileceğini mi sanıyorsun?"

"Sanmıyorum, çıkacağım zaten." Egolu bir cevaptan sonra bir an sustuk.

Yemeğimi bitirdikten sonra içeri geçtim ve televizyonu açtım. Rastgele kanallardan birini açtım ve kaçış planları düşünmeye başladım. "Ne zamandan beri evlenme programlarının tekrarlarını izliyorsun?" Eren'in böyle söylemesiyle televizyona baktım. Gerçekten de evlenme programı vardı. Geçip yanıma oturdu. Ben kahkaha atmaya başlayınca o da gülmeye başladı. Tabi benim kadar kendinden geçmiyordu gülerken.

"Koca arıyacak olsam abin zaten baya zengin ya. Böyle programlarla rezil etmem kendimi tüm ülkeye." Gülümsemesi küçüldü.

"Abimle aranızda bir şey var yani?"

"Yok ya. O bana platonik o kadar. Ben onu asla sevmem. Yani evlenmem."

"Abimle olan derdini anlatmayacak mısın?"

"Niye bu kadar dert ediyorsun ki? Normal bir insan hemen gider abisine söylerdi. Ayrıca sizin gibiler de iki dakika sonra kafama bir sürü kurşun yollardı."

"Bizim gibiler?"

"Evet sizin gibiler." Önüme düşen saç tutamımı kulağımın arkasına yerleştirdim. "İzlemek istediğin bir şey varsa vereyim kumandayı. Benim aklımda bir şey yok. Sıkıldığım için açtım zaten."

"Şarkı falan aç o zaman."

"Peki, açayım." Uygulamaya girip Göksel'den Denize Bıraksam şarkısını açtım.

Bugün

Yudum yudum içtim seni

Hatıralardan bir kadeh

Ben de şarkıya eşlik etmeye başladım. "

Dilimde hiç eskimeyen, bir şarkı gibi

Söyledim söyledim seni

Dönüyorum plaklar gibi, sarhoş..." Eren'in beni izlediğini farkettim. "Hadi sen de söylesene." Kendimi koltuğa attım ve uzandım. Eren de yanıma uzandı. Biraz sıkışmıştım ama bir şey demedim.

"Denize bıraksam kendimi

Kumlara uzatsam gölgeni

Havada umut ruhum firar

Güneşte kurutsam kalbimi

Denize bıraksam kendimi

Kumlara uzatsam gölgeni

Havada umut ruhum firar

Güneşte kurutsam kalbimi" Benimle birlikte o da eşlik etmişti. Şarkı devam edip giderken ben Eren'e doğru döndüm. Dip dibeydik ve nefesini hissediyordum resmen. Gözlerine baktım, o da bana bakıyordu.

"Çok garip birisin." Konuşurken verdiği nefesi hissetmiştim.

"Ne konuda?" Kelimeler boğazımdan zor çıkmıştı. Ne oluyordu bana?

"Her konuda. Bir an mutlusun, bir anda üzülüyorsun. Bir an sinirlisin, bir anda sakinleşiyorsun falan. Anlamıyorum seni." Hâlâ gözlerimiz kenetliydi.

"Bilmem. Bunlar garip şeyler mi?"

"Benim pek alışkın olmadığım şeyler aslında." Gülüyordu. Ben de gülümsedim. Sonra şuan ne yaptığımızı sorgulayıp hemen oturur hale geldim.

"Benim uykum geldi." Bir anda kalkmama şaşırmıştı.

"Benim de geldi. Hadi gidip yatalım."

"Biz niye birlikte yatıyoruz ya? Sen kanepede de uyuyabilirsin bence?"

"Orası hiç rahat değil, olmaz." Merdivenleri çıkmaya başlamıştık bile.

"Bana başka bir oda falan versen? Kocaman ev sonuçta."

"Kaçma planları kuran birini yakınımda tutmak daha mantıklı değil mi sence de?"

"Haklısın. Ben olsam ben de böyle yapardım."

✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.