BÖLÜM IV: ÖZGÜRLÜĞE KAÇIŞ VE KAOS
Minho odasına kilitlenmişti ama pes etmeye hiç niyeti yoktu. Göğsünde sakladığı o küçük kır çiçeğine dokundu. Aşkı için savaşma sırası şimdi ondaydı.
Gece yarısını geçtiğinde, Minho odasının gizli geçidini hatırladı. Yıllardır kimsenin kullanmadığı bu tünel, krallık ailesinin kaçış rotasıydı. Yastığının altından küçük bir bıçak aldı, pelerinini sıkıca sardı ve gizli kapağı açarak zindanlara doğru karanlık adımlarla ilerledi.
Zindanın nöbetçisi uyuklarken Minho arkasından yaklaşıp anahtarları almayı başardı. Demir parmaklıkların arkasında zincirlenmiş duran Christopher, Minho’yu gördüğünde gözlerine inanamadı.
"Minho? Sen... çıldırdın mı? Burası çok tehlikeli!"
"Seni ölüme terk edeceğimi mi sandın Chris?" Minho hızla kilitleri açtı. "Seninle ölmeye de varım, seninle kaçmaya da. Ama burada kalmayacağız."
Christopher, Minho’nun gözlerindeki sarsılmaz kararlılığı gördüğünde ne kadar şanslı olduğunu bir kez daha anladı. Zincirlerinden kurtulduğu an Minho’yu kollarına alıp göğsüne bastırdı. "Seni asla bırakmayacağım."
Tam zindandan çıkacakları sırada alarm çanları çalmaya başladı. Zindanların taş merdivenlerinde ayak sesleri yankılandı. İkili, gizli tünellerden geçerek saray surlarının dışına, derin ormana doğru koşmaya başladı. Arkalarında atlı muhafızların ve itlerin sesleri yükseliyordu.
