Karakterler:
- Zehra: Elit bir kişi, ekonomi sınıfında oturmaktan mutsuz.
- Kadir: Pilot, sürekli bu saçmalıklardan sıkılmış bir havası var.
- Anıl: Çok bilmiş ve dolandırıcı gibi bir kabin görevlisi.
- Nilsu: Çocuğuyla ilgilenmekte zorlanan bir anne.
- Mehmet Ali: Yerinde duramayan, her şeye burnunu sokan bir çocuk.
- Eylül: Hafif egolu, her şeyin kontrol altında olmasını isteyen bir yolcu.
Sahne: Uçağın Ekonomi Sınıfı (olmayan ülkeye gittiklerini bilmiyorlar)
Zehra: (Telefonunu kapatırken homurdanır) Yahu ne saçma şey bu! Elit kişiyim diye geziyorum, sonuç? Ekonomi sınıfına tıkıldım. Vallahi herkesin arasında oturacağımı bilsem gelmezdim.
Eylül: (Yanındaki koltuğa çantasını yerleştirirken) Aaa, ben de "elit" sanıyordum ama ekonomi sınıfında oturuyorum. Demek ki elit olmak yetmiyor, biraz da mütevazı olmak gerekiyor.
Zehra: ([Eylül'e ters ters bakar]) Bir zahmet kendi işine bakar mısınız?
Anıl: (Yemek arabasını iterken gülümser) Selam, sevgili yolcularımız! İstediğiniz her şeyi hizmetinizdeyiz. Ama sadece "stoklarımızda varsa"... Yani bu uçakta McDonald's menüsü yok, boşuna sormayın.
Nilsu: ([Mehmet Ali'ye dönerek]) Yavrum, lütfen ayakta durma! İnsanların önünde dolaşıyorsun, otur!
Mehmet Ali: Anne, ben uçak düşerse pilotun yerine geçeceğim. Ben uçağı sürerim!
Eylül: ([Anıl'a bakar]) Affedersiniz, şu "hizmetinizdeyiz" kısmını biraz açabilir misiniz? Zira bu çocuğa birkaç kilo sakinleştirici lazım.
Anıl: (Kibar bir şekilde) Maalesef sakinleştirici servisi yok efendim. Ama derseniz ki "bir bardak su," o da ekstra ücretli.
Zehra: ([Sinirle el kaldırır]) Bahsettiğiniz o ekstra ücretli suyu hemen bana getirir misiniz? Vallahi bu seviyesizlikte susuz kalamam.
Anıl: (Göz kırparak) Tabii ki hemen getiriyorum. Ama önce kredi kartınızı uzatın, taksitle mi çekelim?
Kadir: (Kokpitten anons yapar) Sevgili yolcular, kaptanınız konuşuyor. Lütfen sakin olun, hava biraz türbülanslı. Ama endişelenmeyin, kontrol tamamen bende.
Mehmet Ali: ([Kokpite doğru bağırır]) Pilot amca, eğer yorulursan yer değiştiririz! Ben araba sürmeyi biliyorum.
Kadir: (Anonsu kapatır, kendi kendine konuşur) Bu çocuk pilot olacakmış, pes! Vallahi bırakacağım bu işi.
Sahne: Yemek Servisi
Anıl: (Yemek tepsisini dağıtırken) Şimdi, "tavuk mu, makarna mı?" diye soracağım ama tavuk bitti. Makarna ise biraz fazla "al dente," yani "dişe gelir." Daha doğrusu "dişe geçmez."
Zehra: ([Anıl'a bağırır]) Yahu siz elit sınıfta herhalde havyar veriyorsunuz! Ekonomi sınıfı niye bu kadar rezil?
Anıl: (Sırıtarak) Kesinlikle hayır efendim. Havyar bitti, ama size bir dilim "yolcu simidi" verebilirim. Yanında da "buz gibi olmayan su."
Eylül: ([Elindeki makarnayı tiksinerek bırakır]) Bu ne ya! Böyle makarna mı olur? Resmen lastik gibi. Zaten bu uçağın her şeyi bir garip.
Nilsu: (Mehmet Ali'nin koltuğa makarna döktüğünü görür) Mehmet Ali! Yeter artık, uçak battı sayende!
Mehmet Ali: Anne, oynamak için yere döktüm. Daha iyi kayıyor.
Kadir: (Kokpitten bağırır) Yeter! Vallahi yeter! Uçağı bırakıyorum! Bitsin bu rezillik.
Anıl: (Panik içinde koşar) Aman kaptanım, sakin olun! Biz hallederiz. Yolcular biraz fazla istekli sadece...
Kadir: (Koltuğundan kalkar, sinirle kapıyı açar) Bu iş benim sinirlerimi bozuyor. Uçak düşerse kimse beni aramasın!
Sahne: Uçağın Düşüş Anı
Zehra: (Saçları dağılmış, panikle bağırır) Yahu ben business'ta otursaydım, bunların hiçbiri yaşanmazdı! Vallahi bu ekonomi sınıfı benim kaderimi değiştirdi.
Eylül: ([Zehra'ya bakarak]) Emin misin? Bence sen business'ta otursan da bu olayların hepsi yine yaşanırdı.
Mehmet Ali: Anne! Uçak düştü, pilot oldum mu şimdi?
(Hikâye uçağın düşüşüyle sona erer, herkesin birbirine bakıp hayatlarını sorguladığı bir an yaşanır.)