Uyandım. Aslında uyanmak değildi. Bir yerde yatmıyordum. Hayır. Gözlerimi açtığımda koşuyordum. Peki o zaman nasıl
uyanabilirim? Ama uyandım işte. Öncesi yok, sonrası belirsiz, tek bildiğim koşmam gerektiği, koşmalıyım! Koşuyorum. Ne-
fes nefeseyim. Ayaklarıma bakıyorum ; çorak toprak. Kumlar etrafa sıçrıyor. Ben neden koşuyorum? Arkama bakıyorum.
Birileri var. Koşmaktan çok yorulmuşum. Herşey bulanık. Siyah görüyorum. Birileri.. Takım elbise.. Silah? Silah! Koş diyorum
kendime daha hızlı koş. Onlar kim? Ben kimim? Neden peşimdeler? Su! Yolun sonu , yakalanacağım! Bir ses, iki üç ; Silah sesi
SU! Suya atla. Mermi değmeyecek. Su! Baloncuk sesleri. Atladım. Bir dakika Ben yüzme biliyor muyum. Biliyorum! Nerede
Öğrendim? Nereye yüzüyorum. Suya değen mermilerin titreşimleri.. Hissediyorum. Soğuk su. Yüz, Yüz...
Sonu yok. Mavi, yorgunum. Kollarım. Mavi. Hissetmiyorum. Dip? Yüzüyor muyum? Yüzü-
Yor muyum? Derin. Batıyorum! Pes ediyorum. Sarı, gölge. Kum? Kum! Kara! Bir güç geliyor. Ayaklarımı sallıyorum. Yukarı.
Yukarı. Ada. Garip. Yüzerken görmedim. Eminim. Yoktu. Ama buradan geldiğim yer çok net görünüyor. Hayır. Yorgunluktan
görmemişsindir. Ne gerçek ? Ne değil. Bulanık, hissetmiyorum, karartı, bayılıyor muyum? Yere düşüyorum. Bulanık. ayak.. altı; Hayır üç. Üç kişi. Gözlerim kapanıyor. Karanlık...

