İçeriğe geç

Gökhan Abi |Yarı Texting|

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Gökhan Abi |Yarı Texting|

Bölüm 1

1

0545**: Gözünden düşen tek damlaya dünyaları yakarım.

Neden ağlıyorsun gök gözlüm?

Deniz: Ağlamıyorum ben.

Gözüme toz kaçtı.

0545**: Yalan söyleme.

Her hareketini bildiğimi biliyorsun.

Deniz: Artık sorgulamıyorum bile.

Madem ağladığımı biliyorsun.

Neden ağladığımı da bilmen gerekmez mi?

0545**: Anlat bana güzelim.

Seni ağlatan neyse, mahvedeyim.

Deniz: Önemli bir şey değil cidden.

Sadece kırgınım.

0545**: Kim üzmüş benim bebeğimi?

Deniz: İnsanlar çok acımasız.

Neden böyle oluyor anlamıyorum.

Ben bir şeyleri yoluna sokmaya çalıştıkca…

0545**: Her şey üst üste geliyor.

Kafan karışıyor, anlamlandıramıyorsun.

Değil mi?

Deniz: Artık düşüncelerimi de okuyabiliyorsun.

Korkutuyorsun beni.

0545**: Düşüncelerini okumuyorum.

Sen herkesi kendin gibi masum zannediyorsun.

Onlar hiç senin gibi olur mu yavrum?

Deniz: Haftalardır mesaj atıyorsun.

Neredeyse her şeyimi biliyorsun.

Üstelik beni sevdiğini söylüyorsun.

Kimsin sen?

0545**: Henüz kim olduğumu söyleyemem sana.

Ama yeni biri değilim.

Ben hayatında hep vardım Deniz.

Deniz: Beni bu kadar iyi tanımana rağmen ben seni tanımıyorum.

Etrafımda olmamana rağmen her hareketimi de görüyorsun.

Aklımı kaçıracağım.

0545**: Etrafında olduğum zamanlarda da sen, beni görmüyorsun. (-siler.)

Zamanı gelince anlayacaksın.

Sadece sana zarar vermeceğimi bil.

Saçının bir teline dünyaları değişmem.

…

Gökhan Abi: Deniz, rahatsız ediyorum kusura bakma.

Abin evde mi?

Deniz: Rahatsız etmedin abi.

Evet abim evde.

Bir sorun mu var?

Gökhan Abi: Yok gülüm, biraz işim var onunla.

Galeriye gelmesi lazım.

Sen söyleyebilir misin hemen gelsin.

Deniz: Hemen söylüyorum abi.

Gökhan Abi: Deniz.

Deniz: Efendim abi.

Gökhan Abi: Sağda solda laf atan yok değil mi sana?

Deniz: Yok abi, neden sordun ki?

Gökhan Abi: Olursa bana haber et.

Abini severim biliyorsun, çocukluk arkadaşım.

Sen de bizimle büyüdün.

Bir sorunun sıkıntın olursa çekinme.

Deniz: Tamam abi.

Teşekkür ederim, beni düşündüğün için.

Gökhan Abi: Teşekküre gerek yok.

Annenlere selam söyle.

İyi akşamlar.

Deniz: Söylerim abi.

İyi akşamlar sana da.

…

”Deniz evde ekmek kalmamış, bir koşu al gel kızım!”

Mutfaktan bana seslenen annemle oturduğum yerden kalkmıştım.

“Tamam anne. Kaç tane alayım?”

”2 tane.”

Annemin verdiği parayı alıp evden çıktım. Asansöre binecekken arızalı işaretini görünce oflamıştım. Bu havada merdiven inecektim bir de.

” Of, Allah’ım!”

Merdivenleri teker teker indikten sonra apartmanın kapısını açmamla büyük bir gürültünün duyulması bir olmuştu.

”Bu ne ya?”

Kapı gerçekten eskiydi ve yağlanmaya ihtiyacı vardı. Aksi hâlde kulaklarım patlayacaktı. Kapıdan dışarı çıktığımda güneş yüzümü vurmuştu.

Gelen güneşle önünü zar zor görürken bir süre yüzümü buruşturarak yürümüştüm. Önüme gelen gölgeyle güneşten korunurken yakınımdaki yüzü hemen seçmiştim.

”Gökhan Abi.”

Gökhan Abi tesbihli elini bana gölge yapmıştı.

”Nereye bakalım ufaklık?”

Tek gözünü kırparak kafasını sorgular gibi salladı. Yüzünde eksik etmediği çapkın gülüşü kalbimin ritmini hızlandırdığında tüm vücudum yakınlığıyla kasılmıştı. Sigara karışık sert parfüm kokusu burnuma dolduğunda ilk gelişinden de anlamıştım o olduğunu.

“Ekmek kalmamış evde. Onu alacaktım Abi.”

Boyu benden 10-15 santim uzundu, benimle her konuştuğunda kafasını eğiyordu.

”Dikkat et kendine, o zaman git al bakalım.”

Benimle bir çocukla konuşur gibi konuşuyordu. Ve bu her zaman aramızdaki engelleri hatırlatıyordu bana. O beni hâla abimin kardeşi olarak görüyordu. Dediği şeyle kafamı salladım.

“Tamam abi.”

Suratına bakmadan adımlarımı hızlandırdım. Marketten ekmekler aldıktan sonra hızla eve dönmüştüm. Annem suratımın asıldığını görmüş, ne olduğunu sorduğunda sıcaktan bunaldığımı söylemiştim.

Yatağıma uzanmış öylece tavanı izlerken telefonuma gelen mesaj sesiyle telefona uzandım.

Yine o numaraydı.

0545**: Bunaldın değil mi sıcaktan?

Bir dahakine şapkanı tak.

Suratını büzülünce dudakların öne çıkıyor.

Deli oluyorum.

Deniz: Ama çok sıcak.

Unutmuşum alıcaktım.

Ama gerek kalmadı.

Gökhan Abi halletti.

0545**: Gökhan abi?

Deniz: Abimin arkadaşı.

Kardeşi gibi sever beni.

0545**: Hay kardeşine (-siler.)

Olsun.

Her zaman Gökhan Abin olmaz yanında.

Sen şapkanı al yine de.

Deniz:Tamam alırım.

0545**: Yüzün neden asık yavrum?

Biri bir şey mi dedi?

Deniz: Öyle…

Yorgunum biraz.

Sıcak bir de.

0545**: Kapının önüne bak.

Okuduğum mesajla kapının önüne bakmak için odamdan çıktım. Annem salonda oturuyordu. Gizlice kapıyı açtım ve gördüklerimle şok olmuştum. Kocaman bir papatya buketiydi. Ve çok güzeldi.

Deniz: Papatyalar…

Çok fazlalar ama…

0545**: Sana az bile.

Tüm papatyalar feda olur sana.

Deniz: Neden papatya peki?

0545**: Seviyorsun çünkü.

Deniz: Sevdiğimi nerden biliyorsun?

Bir anlığına buketi burnuma götürdüm. Çok güzel kokuyorlardı. Gülüşüme engel olamamıştım.

0545**: Biliyorum.

Gülüşü güzel kadınlar, papatya severmiş.

Deniz: Sen…

Bir umutla etrafa bakındım, baktığım hiçbir yerde yoktu…

0545**: Sen şimdi kapının önünde öylece durup papatyaları kokluyorsun ya, gülüşün değiyor yapraklarına.

Nasıl kıskanıyorum bir bilsen.

Bölüm sonu

2 yorum