İçeriğe geç

Göğe Umut Bağlamak

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Göğe Umut Bağlamak

Bölüm 1

Kurguya Göz Kırparken

Bazı kitap okuma ve yazma platformlarında genelde şu tip bir karakteri görmüşsünüzdür:

Asi, güzel ama güzel olmadığını söyleyen, kendini diğer kızlardan farklı olduğunu iddia eden; hiçbir sebep yokken, karşısındaki üzülmesin diye en önemli bilgiyi söylemek yerine onun iyiliği adına sır olarak saklayan, annesi ve babası doğduktan hemen sonra ölmüş, burslu, okul dışında yarı zamanlı çalışan... ve daha birçok klişeye sahip o kız.

Saçmalamayın. Kim o kız gibi olmak ister ki?

Ben o kitabın içinde olsaydım, o kızın en yakın arkadaşı olmayı tercih edip kitabın ortalığını yakmayı seçerdim.

Tabii bu işin şakası. Ben asla ne ortalığı yakacak kadar, ne de arkadaş edinebilecek kadar özgüvenden nasibimi almıştım.

“Uyan artık!” diye seslenen edebiyat öğretmenimizin sesiyle birlikte aceleyle doğruldum.

Sınıfımızdan bazıları beni görmezden gelirken, bazılarının bıyık altından güldüğünü işitebiliyordum ve bu durum beni fazlasıyla utandırıyordu.

Teneffüste uyuyakalmıştım ve sıra arkadaşıma beni uyandırmasını söylemiştim. Ona bunu söylememin üzerinden epey zaman geçtiğine göre, ders edebiyat olduğuna bakılırsa en az iki ders geçmiş olmalıydı!

Öğretmen, beni azarlayarak masasına doğru yürürken, ben de ters ters sıra arkadaşıma bakıyordum.

O ise bana “Pardon” bakışı atıyordu.

Derin bir nefes aldım ve önümdeki kitaba sıkılmış bir şekilde baktım.

Aslında okulda çok uyuyan biri değildim. Dün gece bir kitaba fazlasıyla bağlanmıştım, hepsi bu.

"Küçük Bir Oyuna Var Mısın?"

Adıyla alakası olmayan bir kitaptı açıkçası.

Hem çok da klişeydi. Bir lise dizisi klişesi…

Clara adlı baş karakter, özel bir liseye başlar ve okul birincisi olmaya kararlıdır.

Ta ki karşısına bir arkadaş grubu çıkana kadar.

Grubun adı A5’tir ve okulun en yakışıklılarını içeren dört kişilik bir erkek grubudur.

Bu grubun içinden Isaac, Clara’ya rakip olur ve zamanla aralarında bir aşk gelişir.

Düşmandan aşka… İşte klasik.

Bizim lisede düşmanlar bırak aşkı, sanki yıllardır kan davaları varmış gibi davranıyorlar.

Ve bir gün daha bitti.

Okuldan çıktım ve eve doğru yürüdüm.

Yolda aklıma gelen şeyle kafamı duvara vurasım geldi: Okul kitabımı sıranın altında unutmuştum.

Onu almak zorundaydım çünkü yarın ödev vardı!

Hızla arkamı döndüm ve okula doğru koştum.

Kapıya geldiğimde girişte duran görevliyi gördüm.

“Bakın, bu gerçekten çok önemli. Müdüre görünmeden hemen gider alırım!” gibi bahanelerle yalvar yakar içeri girmeyi başardım.

Sınıfa girdiğimde kitabı aldım.

Ama… bir şey hissettim.

Tam arkamda bir şey…

Arkamı hızla döndüm ve benim yaşlarımda, bana gülümseyen — ve özellikle bu kadar sarışın — bir çocukla göz göze gelmemle ödüm koptu, yerimde zıpladım.

Bir iki saniye boyunca o bana baktı, ben ona baktım.

O gülümsemeye devam etti; ben ise ona korkulu gözlerle bakmaya…

Sonra birden alaycı bir şekilde daha çok gülümsedi ve arkasını dönüp yürümeye başladı.

“Hey!” diye seslendim ona, ufak bir afallamadan sonra, ve ardından ona yetişmeye çalıştım.

Ama o, ben daha yaklaşamadan kapıyı yüzüme kapattı.

Hemen ardından kapıyı hızla açtım ve…

O yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.