Derin ölmüş ve yerde kendi kanı ile yatıyordu
Kafamı çevirdiğim de ise babamı gördüm oda kendi kanı ile merdivenlerde yatıyordu. O an dakikalar saate dönüşmüştü
Binanın içinden iki güvenlik koşarak Derin ve babamın yanına gitti
" Ahmet ambulansı ara " diğe bağırdı biri , ben ise ne yapcağımı bilmez bi halde o adamın gittiği çalılıklara doğru koşmaya başladım var gücümle.
Neyden kaçtığımı bile bilmeden koşuyordum. Bahçe'nin sonuna gelince duvara tırmanmak için elimi soğuk taşa koyup tırmandım
******
Saatlerce koştum ve o alandan çokça uzaklaştım. Nefeslenmek için karşıdaki evin duvarına yaslandım ve derin nefesler alarak yere oturdum. Gözümü alacak kadar ışık olunca kolumla gözümü kapattım karşımda bi araba durmuştu ve onun farı gözümü alıyordu. Kapı açıldı ve o tanıdık ses kuzenimin sesi
Esil Akya
Yanıma koşup sımsıkı sarıldı ve hemen geri çekildi bunu çok kısa sürede yapmıştı . Gözlerimden hala yaşlar akıyordu Esil de elini yanağıma koyup göz yaşlarımı siliyordu Esil ayağa kalkıp elini uzattı
" gidelim doğa gidelim "dedi çekik gözlü kızında gözleri dolmuş bir vaziyette bana bakıyordu o böyle ise ben nasıldım
Hiç düşünmeden elini tuttum.
14 YIL SONRA
Sabahın erken saatlerinde hazırlanıp işe gitmiştim . İş yerimin olduğu yere gelince direk danışmanların olduğu yere yürüdüm çünkü bana her gün isimsiz bir mektup geliyor ve hatırla adlı küçük bi not bırakılıyor . Gene ben gelmeden önce o notlardan gelmiş ve danışmanımız Gizem hanım bana uzattı . Kafamı sallayıp elimdeki notu alıp odama geçtim . Sabahın erken saatleri olduğu için odam pek aydınlanmamıştı çantamı ceketimi koyup seansların olduğu yere geçmiştim . koltukta sırtı bana dönük biri oturuyordu tahmin etmek zor değildi Koray Savandı yani bana takıntılı olan adam bir aralar sevgilimdi şimdi ise değil ama her gün çalışma odamda buluyordum onu
Koray arkasını yavaşça dönüp bana baktı ve gülümseyerek yerinden kalktı. Ben ise onu istifimi bozmadan gelişini izliyor ve arada onu baştan aşağı süzüp iğreniyorum . Koray tam karşımda durunca düz bi ifade ile ona bakmaya devam ettim
" sevgiline günaydın yok mu? Doğa hanım "
" koray sen ne hakla benim çalışma odama girersin ve bunu neden her gün yapıyorsun ayrıca sana yok günaydın falan " elimle kolunu tutup onu kapıya doğru sürükledim o ise karşı çıkmayıp yürüdü ve kısık kısık gülüyordu arkamdan . Kapıyı açtığım gibi güvenlik diye bağırdım avazım çıktığı kadar bir kişi hemen koşarak yanımıza geldi " sorun nedir Doğa hanım şuan seans yok bildiğim kadarı ile bu beyefendi mi sizi rahatsız ediyor " güvenlik baştan aşağı korayı süzüp tekrardan baktı bende kafamı sallayıp korayı kolundan çekip öne çıkardım . Güvenlikte korayı aldı götürdü
Tekrardan odama geçip masama oturdum. Bana gelen bu günkü nota bakmak için zarfı yırtarcasına aştım ve küçük not süzülerek ayağımın yanına düştü eğilip kağıdı aldım ve yazan kısacık nota baktım
" merhaba psikolog hanım , yıldırım dövmesini hatırladınız mı? "
Üstü çizilmiş bi şekilde yazılmış olan yazıyı okuyunca kafamda şimşekler çaktı elim ayağım birbirine dolaştı
Peki bu dövmeyi nerden biliyordu bu kişi ve geçmişim hakkındaki ne biliyordu?
