Düşmanlık kelimesi iki kişinin bir birine olan sonsuz nefreti değil miydi?
Peki bu iki düşman birbirine aşık olursa ne olurdu?
En büyük ezeli düşmanlar birbirine aşık olamazlardı ama…
Ona o kadar nefret ve kin besliyordu…
Aynı duyguyu ona karşı o besliyor muydu ki…
Yoksa tam tersi mi? Ona karşı sevgi ve merhamet mi besliyordu?
Bu durumu öğrenmek zor olabilirdi ya da kolay olabilirdi…
Kendine aşık edebilirdi en ezeli düşmanını…
Ya birbirlerine aşık olursalar ne olurdu?
Bu imkansız değildi ama gerçekleşmesi de zor bir durumdu…
Aşık ederse onun için her şey iyiydi ama kendisi aşık olmamalıydı…
Evet, her zaman ki gibi adam öldürüyordum. Bunu yapmaktan her zaman zevk almışımdır. Onların yalvarmasını duymak, acı çektiklerini görmek. Canlarını kendi ellerimle almak bana güç veriyordu. Düşmanlarımın acı çekmeleri bedenimdeki güce güç katıyordu.
Düşmanlarım bana karşı yaptıkları hatayı ruhlarındaki canı ödeyerek veriyorlardı…
‘Sana yalvarırım bana bunu yapma bağışla beni’
‘ Bağışlamak mı? Bu kelimeyi çok duydum biliyor musun? Senin gibi karşımda duran çok insanın dediği bir kelimedir bu. Ama ben asla kurbanlarımı bağışlamam. Onların bu kelimeleri çıkartması için daha çok yaparım yani bu kurbanlarıma en son yapacağım merhamettir.’
‘Bana da merhamet et lütfen yalvarırım et. Bağıla beni yapma bunu bana. Eğer sen benim canımı bağışlarsan sana milyonlar, altınlar ve daha fazlası istediğin her şeyi veririm lütfen bağışla beni’
Bu cümleleri onun bana karşı daha çok dövmek istememi sağlıyordu. Daha çok canını almak istememi sağlıyordu. Ama kendisi bunun farkında değildi ama.
‘Ben kurbanlarıma acımam sana da acımayacağım.’
Diyerek tekrardan onu dövmeye başlamıştım. Yalvarıyordu bu bana daha çok güç getiriyordu.
‘Elmasın yerini söyleyecek misin yoksa ağızındaki baklaları ben alayım mı ha? Senin konuşmaya niyetin yok sanırım’
‘Tamam tamam dur sen kazandın tama her şeyi söyleyeceğim.’
‘Elmasın yerini ben bilmiyorum ama yerini çok iyi bilen birini tanıyorum. Osman KILIÇ elmasın yerini o çok iyi biliyor. Hatta ***** yerin gizli ajanı. Azelya SOYDAN da aynı yeri arıyor emin ol ki o da o elmasın peşinde’
‘Azelya SOYDAN vay be oda mı bu elmasın peşinde.’
‘Evet oda bu bahsettiğin elmasın peşinde. Artık beni serbest bırakacak mısın?’
‘Serbest bırakmak mı? Oda nereden çıktı. Ben seni serbest bırakırsam sen şimdi polislere gidersin benim başıma iş acarsın ama’
‘Açmam ya ne iş açacağım sen beni lütfen serbest bırak’
Bu lafına gülmüştüm.
‘Sen beni saf mı sanıyorsun ha.’
Daha konuşmasına izin vermeyerek belimdeki silahı çıkarıp kafasına ateş etmiştim. Bu yaptığım her zaman ki gibi bana güç katmıştı.
O elmasın yerini bulup almaktaydı sıra ama ondan önce Osman KILIÇ’I yok etmekte sonrasında o elması almakta…