İçeriğe geç

Gizli Saklı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Gizli Saklı

Bölüm 1

1. Bölüm

Ev, kendini rahat ve iyi hissettiğin yerdir. Üzerinde kimsenin gözleri olmadan dilediğin gibi hareket edebildiğin yerdir, ev. Fakat ev bazen bir mekan ya da dört duvar arası bir yer değildir. Ev bazen bir insandır. Yanındayken rahat hissettiğin, istediğin gibi davranabildiğin yer işte o kişinin yanıdır, evindir yani kısaca. Bir kişidir bazen ev...

Çocukluğumdan bu yana babamın annemin evi olmasını diledim. Annem, babamın eviydi. Fakat annem için durumlar böyle değil, hatta tam tersiydi. Annemin neden babamı tercih etmediğini, neden babamı sevmediğini hatta en önemlisi neden babamı biraz daha keşfetmek yerine babamla değil de diğer erkeklerle ilgilendiğini hiç ama hiç anlamıyordum.

Babamı seviyordum. Benim için her zaman iyi bir baba olmuştu. Ne istersem elinden geleni yapıyor, istediğimi yapmak için canını dişine takarak çalışıyordu. Sırf ben üzülmeyeyim diye bana yorulmadığını, onu kafama takmamam gerektiğini söylüyordu. Sözlerine tabii ki inanmıyordum. Asla yorulmadığını düşünmek aptallıktı. Çünkü o da bir insandı. Tıpkı benim gibi, annem gibi ve etraftaki insanlar gibi bir insandı o da. Hiç kimseden bir üstünlüğü yoktu babamın belki de. Ama benim için her zaman dünyanın en iyi babası oldu. Keşke annem içinde öyle olsaydı...

Annemi de seviyordum. Çünkü benim annemdi o. Sevmemek elimde değildi. Kim annesini sevmezdi ki. Her ne olursa olsun onlar olmasa bizler de olamazdık dünyada. Annelerimizin emeği çok büyük üzerimizde. İlk doğduğumuz zamandan bu zamana hep bizimle ilgilenirlerdi. Annem de tıpkı babam gibi ben ne istediysem durumumuz varsa istediğim her şeyi yaptı. Benim yüzümden geceleri uyuyamayan kişi hep annemdi. Bu zamana gelmem de annemin emekleri çok büyüktü. Belki de annem olmasaydı şuan sahip olduğum çoğu şeye sahip olamazdım. Annem iyi ki vardı. Her ne kadar şuan yanımda olmasa bile...

Babam, annemi çok severdi. Tıpkı benmişim gibi annem ne istese yapmaya çalışır, onu asla üzmemeye çalışırdı. Annem eve yorgun geldiğinde tüm yemekleri babam yapardı. Annem hastalandığında yapılacak ev işleri varsa hepsini teker teker yapardı babam. Annem evde olmadığı zamanlarda ise bana hem bir baba hem de bir anne olurdu o. Üzerimde emeği en büyük olan iki kişiden diğeri de babamdı. Annem ve babam olmasaydı şuan hiç bir şeyim olmazdı aslında. Şimdi sahip olduğum her şey onlar olmasaydı olmazdı. Zaten onlar olmasaydı ben de olamazdım. Annem ve babam benim için bu hayattaki yaşam sebepleriydi. Ta ki bir gün annem kapıya babamın en yakın arkadaşı Sercan Amca ile gelene kadar...

Her şey o gün oldu ne olduysa. O zamanlar sadece 8 yaşındaydım. Babam ile evde ikimizdik. Babam akşam anneme sürpriz yapmak için yemek hazırlıyordu. Benden ise dağıttığım oyuncaklarımı toplamamı istemişti. Ben de dediğini ikiletmeden hemen oyuncaklarımı toplamaya koyuldum. Oyuncaklarımı toplamam bittikten sonra bir koşu babamın yanına yani mutfağa koştum. Babamın yanına geldiğimde masayı hazırlamakla meşgul olduğunu gördüm. Babam beni gördüğü gibi işini gücünü bırakıp kollarını iki yana açtı ve benim ona gitmemi bekledi. Babamı daha fazla bekletmemek için hemen babamın kollarına atıldım. Babama sarıldığım gibi o da bana sarıldı. Babamın kolları ve kocaman vücudu bana güven veriyordu. Onun yanında olduğum sürece hiç bir şey korkutamazdı beni. O, insana öyle bir güven veriyordu ki vücudunuzun her bölgesinde hissediyordunuz o güven duygusunu.

Babamı daha fazla işinden meşgul etmemek için üzerinden kalktım ve;

"Hadi anneme süpyiz hazıylamaya devam edelim." dedim. Böyle dediğimde babam bana baktı ve o da tıpkı benim gibi;

"Hadi edelim bakalım." dedi. Masada un, süt ve yumurta vardı. Ve bir de kakao vardı sanırım. Şimdi kek yapıcaktık galiba. Önceden annem kek yaparken izlemiştim. Keki yaparken hamur oluyordu. Ve annem de çoğu zaman o hamurun bir parçasını oynamam için bana verirdi. Hemen babama:

"Baba, ben de sana yaydım edebiliy miyim?" diye sordum. Dediğimi duyan babam:

"Tabii ki edebilirsin, kızım." dedi.

Daha fazla beklememek için babam hemen işe koyuldu. Unu önümüzdeki kaseye boşalttı. Babamın önündeki kaseyi alıp kendi önüme çektim ve sağ elimi unun içine batırdım. Bunu yaptığımı fark eden babam "Doğa! Hayır!" diyerek önümdeki kaseye doğru yöneldi. Babam daha kaseye değmeden sağ elimi babamın yüzüne koydum. Yüzü un ile kaplı olan babam bana dönerek;

"Sen şimdi görürsün." diyerek bir parmağını una daldırıp burnuma dokundurdu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.