ünün en huzurlu vakitlerinden biriydi. Kafamı sıraya koymuş, müzik dinliyordum. Dünya, kuşlar, bulutlar... derken BAM! Bir el saçlarımı arkaya attı, çenemi kavrayıp ona bakmamı sağladı.
Karşımda Aren duruyordu. Ona baktığımda gülümsüyordu. Kulaklığımı çıkardım, suratına "ne, var be aç köpek!" dercesine baktım. Tabi o bunu muhtemelen anlamamıştı :(
— Beni değerli uykumdan bölmenizin sebebi ne acaba, Aren Toral?
Derin nefes aldı ve dudaklarını ıslatıp konuşmaya başladı:
— Senden özür dilemeye geldik. Sana yaptığımız haksızlıkları fark ettik. Şu minnoş minnoş bakan gözlerdeki masumluğu anladık...
Ben: "Minnoş gözlerimle sana bakıp beyninin tasına kalem fırlatabilirim, haberin olsun."
— Gerçekten yorgunum, şeytani planlarını yarına ertelemeye ne dersin?
Dilini damağına "tık tık tık" diye vurdu.
— Aaa, ne kadar yanlış tanımışsın bizi!
Göz devirdim. Yine dalga geçiyordu. Arkasından bir çiçek çıkardı. Tek kaşımı kaldırdım ve ardından çiçeğin içinden yüzüme sular fışkırdı.
Arkadaşları arkadan gülmeye başladı. Öyle bir kahkaha attılar ki, biri neredeyse bayılacaktı. Hatta Boran gülerken sıraya kafasını vurdu. Komik mi sanıyorlardı bunlar kendilerini?
— Arkadaşlarınla birlikte çok eğleniyorsunuz, değil mi?
— Evet... Ama sen olmasan bu kadar zevkli olmazdı.
Yavaşça yüzüne yaklaştım.
— Ya bir gün gidersem?
— Gidemezsin. İzin vermem.
— Ya, öyle mi? dedim meydan okurcasına.
Sırıttı, kafasını salladı.
— Evet, Almira Aydemir. Gitmeye çalıştığın an üç disiplin cezası yersin. Yani okuldan atılırsın ve hiçbir okul seni almaz.
Sonra kahkahayı basıp, arkadaşlarıyla birlikte sınıftan çıktılar.
Ama biliyordum. Aren Karahan cidden yapardı. Daha önce yapmışlığı vardı. Ne zaman uzaklaşmak için bir adım atsam, bana üç adım yaklaşırdı. Kaçmayı çoktan bırakmıştım. Zaten seneye mezundum, kurtulacaktım. Ama o seneye kadar hem aynı okulda hem aynı yurtta... resmen Survivor'da hayatta kalmaya çalışıyordum...
AREN TORAL
— Abi, eskiden çok daha acımasız şeyler yapıyorduk, noldu bize? dedi Boran.
— Aren izin vermiyor ki. Küçük şeylerle yetiniyoruz. Bu ara fazla merhametli sanırım, dedi Kayra
— Boran, sonra disiplinde ağlıyorsun. dedi Albar
Ben araya girdim:
— Biz bunların odasına niye baskın yapmıyoruz uzun zamandır?
— Ben de özledim, dedi Kayra.
Boran hemen atladı;
— Baskını mı özledin yoksa İdil'i mi, Kayra?
Kayra buruşturduğu peçeteyi Boran'a fırlattı. İkisi kapışmaya başladılar. Didişmeleri eğlenceliydi. ''Mini boks turnuvası'' adeta!
— Bir daha onunla benim adımı aynı cümlede geçirirseniz sizi—
Albar kesti:
— İdil disiplindeyken onu görmek için bahçede hocalara bağırarak küfreden sen değil miydin?
Hepimiz kahkaha attık. Kayra'nın suratı domates gibi oldu. Ya da patates. Rezil olup utanınca domates mi olunuyordu patates mi? Bir ara bunu Almira'ya sorayım o bilir.
— Ben ona kötülük yapmak için yapıyordum bir kere!
İnanmayan bakışlarla ona baktığımızda Kayra kafasını yana çevirdi... ve tak sandalyesiyle devrildi.
— Sakin ol Kayra, kendini sandalyeden atarak intihar etme, dedi Boran.
Tam o sırada önümüze baktık. İdil elinde bir kova tutuyor, arkasında Mina ve Asya. "Powerpuff Girls" gibi ama daha sinirlilerdi.
Ve hop! Sırılsıklam olduk.
İdil, boş kovayı Kayra'nın kafasına geçirdi.
— BEN BİR DAHA ALMİRA'YA DOKUNMAYACAKSINIZ DEMEDİM Mİ?! diye bağırdı.
Boran ve Albar ağızlarında sessiz küfürler yuvarlıyorlardı, ama İdil ve ekibi arkasına bile bakmadan gittiler. Kayra kafasındaki kovayı çıkardı, bize baktı.
_Google'ı açın, çabuk! "Yemekhanede sel felaketi nasıl atlatılır?" dedi Boran
— Lafımı geri alıyorum. Kesinlikle baskın yapıyoruz. dedi Kayra
_Ama bu sefer şemsiye alalım! Ve belki can yeleği... belki havuz simidi... Aman Tanrım, ya bir dalga gelirse! Bu kızlar beni gerçekten korkutuyorlar... diye atladı Boran. Ardından hepimizde göz gezdirdi ve ardından gözleri beni bulduğunda kaşlarını çattı.
_Sırılsıklam olmuşuz! Adam hâlâ yakışıklı! Aren bu ara fazla dikkatimi çekiyorsun kızlar normalde belki bana bakacak fakat yanımda olduğundan sana bakıyorlar! Kardeşim herkes kendisine mukayyet olsun kısmetimi kapatmayın! dedi Boran itiraz edercesine.
_Boran şuan konumuz bu mu! dedi Albar
_Sizin adınız kısmet bükücü artık!
_BORAN! dedik hepimiz bir ağızdan.
_Öf, tamam be! Plan ne? dedi Boran göz kırparcasına.
