Mia
Yastığa başını koyduğunda dışarıdan güçlü, inatçı ve cesur biri gibi görünse de, içinde hâlâ o eski Mia vardı: sessiz, kırılgan ve yalnız bir kız. Herkesin gözünde o artık 'güçlü kız' olabilir ama onun içinde hâlâ gözünü saklamak zorunda kalan, “Acaba insanlar beni olduğum gibi sever mi?” diye düşünen biri vardı. Annesinin ona anlattığı geçmişin yükü ve gözündeki lanet sembol... Mia'nın kalbindeki huzuru paramparça ediyordu. Ve en büyük korkusu, bu sembolün sadece bir iz değil, kaderi olmasıydı.
Hector
Sınıfta neşeli, zeki ve özgüvenli biri olarak bilinse de Hector’un kalbinde derin bir yalnızlık vardı. Yıllar önce kaybettiği abisinin ardından ailesiyle arasına görünmez duvarlar örmüştü. Şimdi bu duvarların arkasında gülümsemeye çalışan bir çocuk vardı. Mia’ya duyduğu ilgi sadece bir hoşlantı değildi; onun gücünde kendi kaybolmuş tarafını görüyordu. Ve Mia'yı korumak istemesinin tek nedeni, ona âşık olması değil; onun kaderini kendi hatasından daha iyi yazmak istemesiydi.
Isabella
Dışarıdan bakıldığında okulun en popüler kızlarından, herkesin gıptayla baktığı biri. Ama iç dünyasında hep şu cümle yankılanıyordu: “Gerçek beni görebilecek biri olacak mı?” Güçlü görünmenin ardında hep bastırılmış bir kaygı vardı. Mia onun hayatına girince ilk kez biriyle gerçek halini paylaşabileceğini hissetti. Onunla sıradan şeyler konuşabilmek bile bir mucizeydi.
Emily
Emily her zaman sessiz, biraz çekingen ve hep arka planda kalmayı tercih eden biri olmuştu. Ama içten içe, bir gün kendi hikâyesinin kahramanı olmanın hayalini kurardı. Mia ve Isabella sayesinde o da güçleniyordu. Emily’nin en derin arzusu, bir gün korkmadan kendini göstermekti. Ama bunu yaparken geçmişte yaşadığı travmalardan kopması gerekiyordu. Özellikle Morgan’dan...
Noah
Soğuk, sert ve tehlikeli... Herkes onu böyle tanıyor. Ama Noah’ın içi, dışından daha karmaşıktı. Küçük yaşta ailesini kaybetmiş, duygularını bastırmak zorunda kalmış, güçle saygı kazanmaya çalışan bir çocuktu. Mia’ya duyduğu öfke aslında kıskançlıktı. Çünkü Mia, onun yıllarca mücadele edip elde edemediği şeyi doğuştan taşıyordu: Gerçek güç. Ama bir gün bu öfkenin aşk mı, dostluk mu yoksa ihanete mi dönüşeceği... henüz bilinmiyordu.
Lia
Kuledeki gölgelerden Mia’yı izleyen kız... Lia’nın kalbindeki boşluk çok büyüktü. Terk edilmişlik duygusu, bir zamanlar sevdiği insanların onu unutması, onu karanlığa sürüklemişti. Ama hâlâ içinin bir köşesinde Mia’yla birlikte yürümek isteyen bir çocuk vardı. Onun iç dünyasında sevgi ve nefret dans ediyordu. Ve bu dans, yakında çok şeyi değiştirecekti.