Ah işte bu kadar olay bu...
Şimdi neden ondan kaçtığımı anladınız mı??
(Ah çok rezil bir insanım neyse devam ediyorum)
Okulun kapısının önünde nefes nefese kalmış bir şekilde bekliyor dum.
Menessa gelmişti ama ağlayarak
"Menessa niye ağlıyorsun kanki "
"Ben.... Ben ühü annemin kolyesini düşürdüm sonra... Sonra köpek beni rezil etti ühü"
(Bunu anlamamış olabilirim ama menessa nın annesi o küçükken ölmüş)
"Tamam söz onu bulucam "
"Ama..ama ders zili çaldı"
"Sen git"
"N...ne"
"Git işte adamı hasta etme "
"T-tamam"
Artistlik tasliyim derken yine yok yazılmıştım ama o kolyeyi ne pahasına olursa olsun bulucaktım.
Geldiğimiz yoldan aramaya koyuldum ama yoktu en ufak taşların altına bile baktım sonra bir ses;
"Hmm hmm bunu mu arıyorsun ?"
"Ne..ne he şey evet evet onu şimdi bana ver"
"Tamam al senin olsun ama çantanı da al "
"Ah peki"
"Benden kaçmana gerek yok seni takmıyorum zaten"
"Heh kim senden kaçıyormuş ben mi ? Takmıyorum derken ! "
"Ah ,neyse ne artık utanılacak bir durum yok"
"Utanmıyorum be "
"Hah hiç belli etmiyorsun "
"Adi pisli...aaaa şansa geç kaldım tüh, neyse ben kaçar "
"Ne dur önce cümleni tamamla"
"Bayy"
"Hey Meyra dur!!"
Okul kapısına vardığımda kapıda güvenlikçi ablayı ve müdürümüzü gördüm.
Anladım ki buradan geçiş yoktu.
Arka duvardan geçmeliydim ama duvar çok yüksek ti sonra maço gibi giyinmiş bir çocuk
Şöyle dedi;
"Hey iş birliği yapalım mı ?"
"Hiç sormayacaksın sandım"
"Sen ayağıma bin kız "
"Adım kız değil Meyra, tamam biniyorum"
"Meyra mı?"
"Ne hiç Meyra ismini duymadın mı ?"
"Yok ondan değil kuzenimin ismiydi de"
"Bana kuzeninin öldüğünü söyleme "
"Ne saçmalıyorsun, ne ölmesi turp gibi benim kuzenim ama en son 8 yıl önce gördüm onu"
"Üzüldüm, neyse hadi beni kaldır "
İki elini birleştirdi bende hemen demirlere çıkıp diğer tarafa atladım ama sonra nöbetçi öğretmen beni çağırdı ve o çocuğa şöyle dedim.
"Üzgünüm hoca çağrıyor"
"Ne neeee beni bırakma Meyra heyyy"
Diyip gittim (biraz üzüldüm desem yalan olur çünkü hiç pişman değilim hehe)
Okulun kapısınıda nöbetçi öğretmen beni bekliyor du. Beni gördüğü an;
"Ah Meyra nerede kaldın? Hani duvarı süsleyecek tin sabahtandir seni arıyorum "
"Üzgünüm hocam unutmuşum ama şimdi başlarsam yarına kadar biter"
"Aslında sana yardım etmesi için üst sınıflardan bir çocuğunda görevlendirmiştim. Ben en iyisi onu bulayım "
"Hocam bir dakika "
"Evet"
"Hocam acaba o çocuk maço bir tarzı ve yeşile boyanmış saçları mı var "
"Evet de sen nereden tanıyorsun ?"
"Bir tanıdık işte hocam hehe "
"Tamam, hemen onu al gel ama acele et "
"Tamamdır hocam "
Koşa koşa ve utana utana okulun dış kapısına gittim. Kafamı çıkarıp onun olup olmadığını kontrol ediceken o beni buldu.
"Vay satıcı burda"
" Özür dilerim"
" Ne için geldin"
"Hoca seni çağırıyor duvarı boyamak için"
"Sende mi okulun resim kursundasın "
"Evet "
" Eee hadi ne duruyoruz Meyra koş!"
Diyip Şaheser yapacağımız duvara gittik.
(5 saat sonra)
5 saat küçük molalarla yetiştire bildik tabi o sırada başımıza vuran güneşin etkisinden kurtulmak o kadar kolay olmadı.
"Se..seenin ad..adın neydi ?"
" Luka a...adı...m Luk..a"
"Bu is...im çç..ok tanıdık . Bekle bir saniye sen norayı tanıyormusun "
"Evet benim babam da, sen nereden tanıyorsun?"
"O benim eniştem sen de benim kuzenimsin sanırım.Şimdi anladım neden bu kadar tanıdık olduğunu "
" Vay dünya çok küçük "
"Aynen "
"Eee Meyra bizim eve gel "
"Olur teyzeme de uğrarım "
"Annemin yemekleri efsanedir"
"Ah yemeklerini çok özledim. Hadi gidelim "
Giderler.
(Devam edecek)


