Patronun Ofisi
Gecenin ilerleyen saatleri… Patron, geniş ofisinin penceresinden şehre bakıyordu. Gecenin karanlığında parlayan ışıklar, onun yalnızlığını daha da belirgin hale getiriyordu. Her şeyin kontrol altında olduğunu hissettiği bir dünyada, hiçbir şeyin eksik olmadığını düşünüyordu, ta ki…
Kapı sertçe çaldı. Gözleri, karanlıkta derinleşmiş düşüncelerinden sıyrıldı. Ofisin kapısından başını uzatan adam, patronun sağ kolu Damien'di. “Patron, Alexandra dışarıda. Görüşmek istiyor,” dedi, kararlı bir şekilde.
Patronun gözleri donmuştu. Alexandra. Eski bir dost, belki de eski bir düşman. Geçmişin silik izlerini kabartıyordu. Hiçbir zaman ne olursa olsun ona güvenmedi, ama yine de istemeden de olsa ona karşı çekim hissediyordu. O, iş dünyasının acımasız bir parçasıydı ve bir zamanlar onun da en yakın sırdaşıydı.
“İçeri al,” dedi patron, sesi soğuk ve kararlıydı.
Az sonra, Alexandra o zarif ama keskin adımlarla içeri girdi. Gözleri, onu görmeden önce bile hissedilebilen bir tehdit taşıyordu. Kadın, tam karşısına geçip durdu. “Beni görmek istemişsin, değil mi?” dedi, sesindeki alaycı tınıyla.
Patron derin bir nefes aldı. Geçmişin hatıraları bir anda gözlerinin önünde canlandı. Her zaman aynı tuhaf his… Bir yandan ondan kaçmak, diğer yandan ona yaklaşmak istiyordu. “Sana çok işim yok, Alexandra. Hızlıca söylemek istediğin bir şey varsa, dinliyorum,” dedi, ama içinde bir şeyler kıpırdandı.
Alexandra, patrona yaklaştı. Bir an durakladı, sonra yavaşça eğilerek, patronun kulağına doğru fısıldadı: “Her şey değişti, ve sen de değişmelisin. O zamanlar sana bağımlıydım, şimdi ise seni kendi oyunuma çekeceğim. Şimdi, senin zayıf noktalarını keşfettim. Her şeyin gerçekte ne kadar kırılgan olduğunu göreceksin.”
Patronun gözleri, kadının her kelimesini hissetti. Bu, onunla ilgili daha önce hiç hissetmediği bir şeydi. Bir çekim, bir tehlike… Hem istiyordu hem de bu tehlikeye dikkat etmesi gerektiğini biliyordu. Gözleri, bir anda odanın diğer köşesinde duran Damien’ın üzerine kaydı. Damien, patronun bu gerilimli anları gözlemleyerek sessizce bekliyordu.
O sırada, Isabella içeri girdi. Cazibesi ve giyimiyle odanın havasını değiştirdi. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da patrona çekici geliyordu. Gözlerinin içine bakarken, patrona doğru bir adım daha attı.
“Sanırım herkesin bir sözü var,” dedi Isabella, sesi yumuşak ama kararlıydı. O anki durumu fark etmişti ve artık patronun dikkatini çekmişti. O da bunu hissediyordu. Isabella, tam patronun önünde durduğunda, arasındaki mesafe iyice daralmıştı. Bütün odada gerilim artmıştı. Patronun vücudu kasıldı, bir yanda Alexandra, diğer yanda Isabella… İkisi de onun dikkatini çekiyordu.
“Ne istiyorsunuz?” dedi patron, sesinde biraz dağınıklık vardı. Kendisini kontrol etmekte zorlanıyordu.
“Beni görmek istemiştin, değil mi?” dedi Isabella, nazikçe gülümsedi. Gözlerinde bir fırtına vardı. “Hadi, göster bana ne kadar güçlüsün.”
Patron bir an durakladı, sonra sert bir şekilde eğildi ve başını, Isabella’nın kulağına yaklaştırarak, yavaşça fısıldadı: “Benim oyunumda güç, sadece fiziksel değildir. Eğer devam etmek istiyorsanız, gerçekten neyi istediğinizi anlamalısınız.”
O sırada, Damien ve Alexandra arasındaki gerilim de doruğa ulaşmıştı. Sessizce, arka planda bir çekişme başlıyordu. Patron, tüm bu tuhaf çekimlerin ortasında kalmaya çalışırken, içindeki karanlık arzulara teslim olmanın sınırlarını zorlayacağına iyice karar vermişti. Bu, sadece bir başlangıçtı…

