Damien, Isabella ve Alexandra'nın gölgeler arasında yaptığı fısıldaşmalar, odadaki tansiyonu yükseltmişti. Patron, masanın başında oturmuş, tüm karmaşayı gözlemliyordu. Çekicilik, güç ve ihanetin aynı anda etrafta dolaşması, onun içinde bastırılması imkansız bir heyecan yaratıyordu. Ancak bu heyecan, arka planda yükselen bir tehlikenin habercisiydi.
Alexandra'nın yüzündeki sinsice gülümseme, Isabella'nın gözlerini kısmasına neden oldu. "Her zaman bir adım önde olduğunu sanıyorsun, değil mi Alexandra?" dedi Isabella, sesinde açık bir meydan okuma vardı. Alexandra omuz silkerek, "Sadece oyunları iyi oynarım," diye yanıtladı. Ancak her iki kadının gözleri, o an birbirlerine değil, patrona odaklanmıştı.
Damien araya girerek gerilimi dağıtmak istercesine konuştu: "Bu tartışma bizi bir yere götürmez. Şu an elimizdeki durumu çözmek için bir plana ihtiyacımız var." Ancak patron, Damien'ın sözlerini duymazdan geldi. Gözleri, bir kararın eşiğinde gibi kararlı ve soğuktu.
Patron, sandalyesinden kalktı ve masanın diğer tarafındaki şifreli kasaya doğru yürüdü. "Bana ihanet eden kişinin kim olduğunu bulmam gerekiyor," dedi, kasayı açarak içinden küçük bir cihaz çıkardı. "Bu izleme cihazı, geçtiğimiz haftalarda ofise giren herkesin izini sürmemi sağlayacak."
Alexandra, bu cihazın ortaya çıkışıyla birlikte gerildi. "Bu kadar ileri gitmen gerekli mi?" diye sordu, ama patronun gözlerinde hiçbir tereddüt belirtisi yoktu.
Cihaz, odaya yerleştirilen bir dinleme cihazının kaydettiği konuşmaları açığa çıkardı. Herkesin sesi bir bir odada yankılanmaya başladı. Damien'ın Alexandra'ya, "Ona güvenmiyorum. Belki de bir an önce harekete geçmeliyiz," dediği kayıt herkesi şok etti.
Patron, Damien'a doğru döndü. "Bu doğru mu?" diye sordu, sesi soğuk ve tehditkârdı. Damien bir an duraksadı, ama sonra kendini toparladı. "Patron, seni korumak için söyledim. Alexandra'nın gerçek niyetlerinden emin olamıyordum."
Alexandra gülerek araya girdi. "Bana güvenmemen çok doğal, ama asıl düşmanın kim olduğunu unutuyorsunuz. Hepimiz aynı gemideyiz."
Patron bir süre sessiz kaldı, odadaki herkesin yüzüne tek tek baktı. Sonunda, masanın başına geri döndü ve bir plan yapmaya karar verdi: "Aramızdaki bu güvensizlik, bizi ancak mahvedecek. Ama unutmayın, eğer bir daha bana ihanet etmeye çalışırsanız, sonuçları ağır olur."
Bu sözler, odayı bir an için sessizliğe gömdü. Herkes, patronun sınırlarını zorlamamaları gerektiğini biliyordu. Ancak içlerinden birinin, bu uyarıyı dikkate almaktan çok uzakta olduğu da açıktı.