New York'ta, yurt odama yerleştikten biraz sonra keşfe çıkmıştım. Uzun süredir bu kadar aydınlık sokaklar göremedim. Gotham ne kasvetliydi be? Bruce amcayı ikna etmek çok zor olmuştu. Neden olmasın ki? Bir milyarderin yeğeniyim ve Anka adı altında bir kahramanım. Evet, beni kaçırmalarına şaşmamalı. Ama daha tanışma partimde kaçırılmak? Kesinlikle kaderler benden nefret ediyor. En azından artık yavaşlayabilir, dikkatimi derslerime verebilir ve sakin gece devriyelerinin tadını çıkarabilirdim. Bir kafeye gidip mavi bir içecek aldım. Kirazlı kola yoktu ve aldığım içeceğin neli olduğu hakkında bir fikrim yoktu. En azından bir içecek olduğunu biliyordum. Kaldırımda yürürken içeceğimden bir yudum aldım. Gözüme bir spor salonu çarptı. Açıkçası her gün antrenman ve yüzme rutinimden vazgeçemezdim. Yurt binasında bir havuz ya da spor salonu olmadığını hesaba katarsak bir spor salonu iyi olurdu. İçeri girdiğimde kel ve siyah tenli bir adam, sarşın ve mavi gözlü biriyle sohbet ediyordu. İkiside kaslıydı. Kel olan " Merhaba evlat. Ne için gelmiştin?" Diye sordu. Salonun sahibi bu adamdı demek." Kayıt yaptırmak için gelmiştim," dedi. Adam "Senin için başlangıç seviyesi bir vücud geliştirme ayarlayabilirim," dedi. Başımı sallayıp," Böyle göründüğüme bakma, sadece formda kalmak için buradayım," dedim. Adam" Bana Wilson de evlat. İddialısın,"dedi. Yanındaki adam " O zaman seni ben deneme antrenmanına alayım. Steve Rogers. Burada çalışmıyorum, sadece yardımcı," dedi. Eline yumruk çaktım,"Percy Jackson," dedim. Hemen ardından ağırlık kaldırma ve kum torbası gibi bazı şeylerle beni denedi. Sonunda artık kum torbasının patlamasına ramak kalmışken beni durdurdu ve" Güçlüsün evlat. Kaç yaşından beri çalışıyorsun?" Diye sordu. Gülümseyip," Üç yaşında dövüş sanatlarına başladım ve on iki yaşımdan beri antrenman yapıyorum," dedim. Sonra spor salonundan ayrıldım. Serbest çalışacaktım. Bir kaç saatin ardından yurt binasına döndüm. Oda arkadaşım Chat uyuduğunda yüzüğümü çevirdim ve lacivert renkli kostümüm üstümde belirdi. Yüzümü sadece benim açabileceğim peçem ve kapüşonumla kapattım. Kılıcım Dalgakıran'ı, silahlarımın olduğu künyeyi, Tayson'ın yaptığı kalkan saati ve kılıçlarım adaletle sadakati aldı. Pencereden dışarı çıktım ve rüzgarı yönlendirip süzülmeye başladım. Devriyeyi gölge ve buhar yolculuğu ya da süper hız gücümü kullanarak devam ettim. En son özgürlük heykelinin tepesinde oturmaya başladım. New York'u seyrederken bugünkü devriyeyi düşündüm. Gayet olaysız geçmişti. Anka kuşum Jason etrafımda daireler çiziyordu. Derken arkamdan bir ses" Hey çocuk, burada ne arıyorsun?" Dedi. Arkama döndüm. Demir zırhlı bir adam karşımda duruyordu. Ayağa kalkıp" Sadece bakınıyordum," dedim. Biraz daha yaklaşıp"Buraya nasıl çıktın?" Diye sordu. Ellerimi kanatmış gibi çırpıp" Uçarak," dedim. Bir süre daha beni sorguladı ama bir süre sonra yanıma oturdu. Bana "Iron man. Sen kimsin?" Diye sordu. Koluma konmuş olan Jason'ı okşayıp,"Anka,"dedim. Bir süre havadan sudan sohbet ettik, hatta bir ara pizza bile aldık. Sonrasında sabaha karşı yanından ayrıldım. Açıkçası bir süper kahraman dost iyi bir şeydi.
Bölüm 2
1. Yeni Okulum
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.