SABAH .....
YAZARDAN
Arden sabah erkenden kalkıp, hazırlığını yapıp , kahvaltısını yaptıktan sonra üniversitesinin yolunu tuttu. Çünkü bugün üniversitenin ilk günüydü , ilk defa farklı bir hayata başlıyacaktı. Yeni kararlarını hayatına geçirmek için çaba sarf edecekti. Arden okula yetiştiğinde sınıfını bulmaya çalışırken birkaç kişiye sınıfın yerini sorunca kişilerin Arden'e davranışları çok samimiydiler. Arden çok mutlu olmuştu. İnsanların bu kadar samimi ve güler yüzlü olması onu daha da heyecanlandırmıştı. Sonunda sınıfına bulup hocanın masasına yakın bir yere geçip oturdu. Arden, sınıfındaki kişileri gözlemlemeye başlayınca yüzündeki o gülümseme birden solu verdi . Sınıfındaki çoğu kişi sanki hayatlarından bezmişlerdi yüzlerinde ne bir gülümseme ne bir ifade vardı. Demin soru sorduğu birkaç kişideki gülümsemeyi bu sınıfta arar olmuştu. Ama Arden bu bezmişliğin sebebinin belki de üniversitenin ilk günü olduğunu düşünerek stresten kaynaklandığını düşündü. Hâlbuki olay tam tersiydi. Sınıfındaki çoğu kişi hayata dair bir planı olmadan sorgusuz sualsiz adını dahi sınav sonuçlarını öğrendikten sonra duydukları kendilerince herhangi bir bölüme yerleşip buradan hali hazırda para kazanacaklarını düşünen hayattaki her şeyi alaya alan kişilerdi. Kişilerin kendilerinden haberi yokken topluma ne gibi yararları olabilirdi ki . Bu durum çok acıydı. Arden bir çok umutla gelmişken çevresindeki kişilerin böyle olması kendisini üzüyordu. Dersin başlamasına dakikalar kala hoca sınıfa girip kendini tanıtmaya başladı. Ardından sınıftaki kişilere dönerek onlarında kendilerini ve hedeflerini anlatmalarını söylemişti. Birçok kişi hocaya hedeflerinin bu bölümü bitirip herhangi bir şirkete geçip orada çalışacaklarını söylesede birçok kişi de bir hedeflerinin olmadığını daha doğrusu bir hedef için sebepleri olmadığını söylemeleri Arden'i bir yandan üzerken bu konuşmalara dayanamayıp el kaldırıp konuşma hakkı istedi .
ARDEN'DEN...
Hocam bence bu konuşmaların çoğu bana tıpkı esareti alınmış bir kuşun kendini bu esarete kendini kabul ettirmesi gibi geliyor. Şöyle ki kimin ne yaşadığını bilemem ama bu kadar kısıtlı bir zamana sahipken neden umutsuzluk, bezmişlik olsun ki. Bizlerin de istediğimiz hayatı yaşama hakkına sahip olduğumuz bir geleceğimiz ya da günümüz olmasın ki ? Zaten hayata böyle yaklaşırsak hayat ,emin olun bize bunun iki katı kadar acımasız yaklaşacak. Belki de bu söylediklerim çoğu kişiye anlamsız gelecek ama yinede ben şansımı kullanmak istedim. Bu şansı kendimiz yaratabiliriz. Bir başkası tarafından beklersek daima üzülen taraf bizler oluruz. Üzülen taraf olmayı kabul ettiğimiz sürece yaşadığımız hayat bizlere hiç yaşanmayacak bir yer gibi gelecek .
YAZARDAN...
Arden konuşmasını bitirip konuşması için izin veren hocasına teşekkür edip sınıftaki kişilere bir göz gezdirdi. Hala yüzlerinde ne bir ifade vardı ne de bir konuşma gereği duyacak bir kişi. Bu Arden'i çok üzmüştü. Ama o üzüldüğünü belli etmemeye çalışıyordu. Kendine verdiği sözü ve kararları hatırladıkça güç kaynağını alıyordu. Hoca sınıftaki kişilerin böyle düşünmelerine aldırış etmeden dersini anlatmaya başladı ve ders bitiminde de sınıftaki herkesten bir parça pamuk , biraz toprak ve iki küçük kap getirmelerini istedi. Herkes bizim okuduğumuz bölümle ne gibi alakası olacağını sorsada hocada onlara yarın dersimiz rehberlik ,sizin rehber hocanız benim ve bu dersi boş geçeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. O yüzden dediklerimi getirmeyi unutmayın dedi. Arden sınıftan bir an önce çıkmak istiyordu. Çünkü soluduğu havada bu kadar isteksiz ve bezmiş kişilerin havalarından etkilenmek istemiyordu. Yurduna yetişip duşunu alıp akşam yemeğini yiyip yarın için hocasının dediği malzemeleri hazırladıktan sonra gökyüzüyle konuşmaya gitti.
ARDEN 'DEN...
(Gözyaşları durmadan akmaya başlamıştı) Neden insanlar öyle gökyüzü hı. İnsanların yüzünde eski Arden'i görüyorum . Hayattan bıkmış, hiçbir sebepleri olmadan yaşayan, sorgulamayan dahası da hiç bir duygusu olmayan insanlar. Onlar için çok üzüldüm. Onların kendi gerçek kişiliklerini ortaya koymaları için elimden geleni yapacağım. Beni anlamasalarda içimden bir his onların bir gün kişiliklerini farkedecekleri geliyor. Umarım da fark edebildikleri gün kendilerine zarar veremezler.
YAZARDAN ...
Zarar vermek derken ARDEN bundan yaklaşık 3 yıl önce hayata dair bir beklentisi olamayan sıradan yaşayan biriydi. Tıpkı bugün karşılaştığı manzaradaki kişiler gibiydi. Bu durumuna yakın çevresinden hep bir eleştiri aldıktan sonra kendini değiştirmek için bir adım attığında olaylar kendiliğinden çözülmeye başlayınca aslında onca şeyi kafasında ne kadar büyüttüğü boşu boşuna üzüldüğünü , bezmiş halde olduğunu anlayınca kendince kendine ceza verecekti. Bu ceza kendi vücuduna zarar vermekti. Bu ne kadar yanlış olsada hep kendisini küçük gördüğünü, başkaları tarafından hor görüldüğünü , insanların düşüncelerini önemsedikçe bu cezanın kendisi için doğru bir karar olduğunu kendine inandırmıştı. Arden bu cezayı uygulayacağı yer olarak çalışma odasını seçti. Hiçte güzel bir tercih değildi. Çünkü kendine zarar vereceği sırada babası bu durumu farkedip Arden'i orada dövüp bundan ders çıkarmasını istemişti. Arden o gün o kadar ağlamıştı ki insanlardan gördüğü değeri hele ki bu kişi ailesinden birinin kendine gösterdiği muamele canını çok yakmıştı. O gün gökyüzünden bu günlerin bir an önce geçmesini sevdiği adam için dayanma gücü bulmasını istemişti.
ARDEN'DEN...
Biliyor musun gökyüzü bu hatalarından ders almaları kendileri için daha güzel olacak. Neyse ya ben sana yarın hocanın bizim üzerimizde yapacağı bir deney hakkında konuşacam . Deney diyorum çünkü az buçuk tahmin ediyorum ama bize bir şey söylemedi de. Yarın bakalım neler olacak? Gökyüzü bugün sevdiğim adamın yüzünü bana rüyamda tıpkı bana parıldayan yıldızlar gibi gösterir misin ? Ona çok ihtiyacım var. Ondan başka bana kimse yaşama sebebi olmuyor. Tabi ki sende varsın ama o da bana destek veriyor. Varlığını hissedemesemde her nefes aldığımda onun için yaşadığımı biliyorum. Seni çok seviyorum gökyüzü, seni çok seviyorum varlığımdan habersiz canım.
YAZARDAN...
Arden gökyüzüyle konuşmasını yaptıktan sonra uyumak için odaya geldi . Işık hala açıktı. Arden bu durumdan ne kadar rahatsız olsada kimseyi kırmak istemiyordu. İstemeden de uyuya kaldı.
SABAH....
