İçeriğe geç

Gizemli Ay Işığında

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Gizemli Ay Işığında

Bölüm 1

Öpücük

Evden çıktık ve abimle birlikte arabaya bindim. Abim arabayı Atlas’ın evine doğru sürmeye başladı. Yol boyunca Eylül ile konuştum; oraya gidince neler yapacağımız hakkında.Yaklaşık yarım saat sonra abim arabayı durdurunca geldiğimizi anladım. Arabadan çıktım ve abim de gelince evin kapısının önünde durduk. Abim zile bastı ve birkaç saniye sonra kapı açıldı.Kapıyı Eylül açtı; beni görünce hemen bana sarıldı ve ben de sarılmasına karşılık verdim.“Neva, sonunda geldiniz, hadi geçin içeriye.”İlk abim içeriye girdi ve abimin peşinden ben girdim. Sanırım Atlas odasındaydı. Tekli koltuğa oturdum ve Eylül ile konuşmaya başladık.Aslında belli etmesem de aklım Atlas’taydı, acaba şu anda ne yapıyordu. Eylül, abimden hoşlanıyordu ve ben de Eylül’ün abisi Atlas’tan hoşlanıyordum. Abimin Eylül’ü onu sevdiğini biliyordu ama hiçbir zaman ona yüz vermemişti.Kapı açıldı ve Atlas içeriye girdi. O girince gözlerim ona kaydı. Gerçekten her zamanki gibi çok yakışıklıydı ve yakışıklılığı insanın dikkatini üzerine çekebiliyordu. Abim ayağa kalktı ve Atlas ile birbirlerine sarılıp el sıkıştılar.Atlas karşıma geçip oturdu. Hâlâ gözlerim onun üstündeydi. Saçları uzamıştı ve uzun saç ona çok yakışıyordu.“Ee, ne yapalım?”Eylül: “Sizi bilemeyiz ama bizim Neva ile planlarımız var.”atlas sorgularcasına ikimize bakmaya başladı ve abim söze girdi. “Ne planıymış o?”“Orası bizde kalsın.”Dedi ve Eylül oturduğu yerden kalkıp bana döndü. Beni de kaldırdı ve beraber Eylül’ün odasına doğru çıkmaya başladık. Merdivenlerden çıkarken istem dışı salona baktım. Salona baktığımda Atlas’ın buraya doğru baktığını gördüm.Onunla göz göze gelmek kalbimin hızlı atmasına sebep oldu. Kalbimin bu kadar hızlı atmasına da biraz rahatsız olmuştum.Eylül’ün odasına gelince yatağa oturduk ve Eylül de yanıma oturdu.“Neva, sana bir şey demem lazım.”Anlamaz gözlerle Eylül’e baktım. Acaba ne anlatacaktı?“Anlat bakalım.”“Abin dün gece bana yazdı.”Dediğinde şaşkınlıkla ona baktım. Ne, yani abim ona mı yazmıştı? Bu abim’den beklenmedik bir hareketti.“Ne yazdı?”Dedim heyecanla. Abimden böyle bir şey beklemiyordum. Umarım çapkınlık yapmak için mesaj atmamıştır. Eylül gülümseyerek anlatmaya başladı.“Hikâyede paylaştığım fotoğraf vardı ya, ona yanıt verdi.”“Devam et,” dercesine baktım.“‘Gülüşün, baharı kıskandıracak kadar güzel,’ yazdı. Aslında ilk okuduğumda anlayamamıştım ama sonradan anladım.”Abimden yine beklenmedik sözler duymuştum. Umarım abim Eylül’ü kullanmazdı.“İşte sonra sohbet etmeye başladık tabi, biraz da flörtleştik.”Dedi ve elini kalbine koydu. Onun bu hali çok tatlıydı ve ben de ona gülümseyerek bakmaya başladım. Belki de abim Eylül’e bir şans vermeye karar vermiştir. Bilemezdik; abim bu sağda solda belli olmuyordu.Eylül kalanları anlatmaya başladı ve ben de onu dinledim. Anlatıklarından abimin ciddi olduğunu anladım. Başka kızlarla mesajlaşmalarını görmüştüm ama başka kızlara mesaj attığı gibi Eylül’e atmamıştı.Umarım akıllanmıştır.Biz Eylül ile kendi aramızda sohbet ederken telefonuma bildirim geldi. İlk başta pek takmadım ama bir bildirim daha gelince telefonumu çıkartıp bildirime baktım. Atlas’tan mesaj gelmişti. Kalbim tekrar hızlı atmaya başladı.“Ben mi yanlış görüyorum yoksa abim sana mı mesaj attı?”“Evet, mesaj attı.” dedim ve eylüle baktım. “Baksana hadi, ne duruyorsun.”“Haklısın.”Mesaja tıkladım ve attığı mesajları okumaya başladım. “Neva, biraz konuşabilir miyiz?” yazmıştı.Acaba ne konuşmak istiyordu ki?Ben de “evet” dedim.Mesajlar:Atlas: “Ben bir şey duydum, ve ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum. Ben de bunu senden öğrenmek istedim.”Neva: “Tabii sorabilirsin.”Atlas: “Neva, sen bende mi hoşlanıyorsun?”Neva: “Bunu kim söyledi?”Atlas: “Neva, cevap ver. Boşa umutlanmak istemiyorum.”Neva: “Bir dakika, boşa umutlanmak istemiyor musun?”Atlas: “Evet, ben senden hoşlanıyorum Neva, ama sen bana hep abi dediğin için ben senin beni sevmediğini düşündüm.”Neva: “Atlas…”Atlas: “Neva, bana bir şans verir misin? Seninle güzel anılarımız olsun istiyorum.”Neva: “Evet…”Atlas: “Ne gerçekten mi?”Neva: “Evet.”Atlas: “O zaman akşam yemekten sonra odama gel. Sana bir şey vermem gerekiyor.”Neva: “Ne? Ne vereceksin?”Atlas: “Gelince görürsün, şimdilik görüşürüz sevgilim.”Neva “Görüşürüz.”Eylül ile şaşkınlıkla birbirimize baktık. Aslında teklifi kabul etmek yerine biraz düşünmeli miydim?Ama onu tam iki yıldır bekliyordum ve şimdi o bana çıkma teklifi etmişken neden kaybedeyim ki?“Şimdi sen benim yengem misin?”Eylül’ün dediği ile utanmıştım. Şu anda Atlas ile sevgiliydik. Peki, benden hoşlandığında bana neden söylememişti?“Aşağı inelim hadi.”Dediğinde şaşkınlıkla Eylül’e baktım. Aşağı inmek istemiyordum. Sanırım utanıyordum.“Olmaz.”“Neden? Yoksa abimden mi utanıyorsun?”Dedi gülerek. Başımı olumlu anlamda salladım ve bir anda Eylül bana sarılınca ben de sarılmasına karşılık verdim. En yakın dostum Eylül’dü ve ondan hiçbir zaman bir şey gizlemezdim.Bir saat sonra Eylül ile akşam yemeğini hazırlamak için aşağı inmiştik ama mutfağa giremeden abimler bizi salona çağırmıştı. Oyun oynuyorlardı ve iki kişi eksikti. Mecburen zorla bizi oyuna soktular.Oyun oynarken arada Atlas’a bakıyordum ve ona her bakışımda göz göze geliyorduk. Şu an da abim olmasaydı belki de ona sıkıca sarılabilirdim.Bir iki tür oyun oynadıktan sonra Eylül ile mutfağa gidecektik ki zil çaldı ve Eylül kapıyı açmaya gitti. Kapıda iki tane kız vardı ve ikisi de çok güzeldi. Kızlar Eylül’ü baştan aşa süzdüler ve sonra yüzlerini buruşturup içeriye girdiler.Ben şaşkınlıkla kızlara bakıyordum. Bunlar kimdi ki?Sarı saçlı kız: “Atlas’ın gözlerini kapat ve ben kimim?” dedi. Atlas ise kızın ellerini gözünden çekip ayağa kalktı ve kıza baktı. Kız direkt Atlas’a sarılıp dudaklarından öptü. Şaşkınlıktan neye uğradığımı şaşırdım.Abime baktığımda abim de diğer kıza sarılmıştı. Burada neler dönüyordu hiç bir fikrim yoktu. Bu kızlar kimdi?“Senin burada ne işin var, Buse?”“Seni özledim sevgilim.”“Ne sevgilim mi!” Gözlerim dolmuştu. Ağlamamak için kendimi zar zor tuttum. Eylül’ün sesi ile ona döndüm. Ağlıyordu.“Sanırım bunlar kullanacağınız kızlar, öyle değil mi?”Diğer kıza döndü ve gülerek:“Evet, onlar.”Dedi ve kahkaha attı. Şaşkın gözlerle hâlâ olanlara bakıyordum. Ben bunları hak edecek ne yapmıştım ki?Atlas bana döndü ve sinsice sırıtıyordu. Şu an ondan o kadar çok nefret ediyordum ki ölse bile umrumda olmazdı. Duygularımla oynamıştı.Abimin yanında ki kız konuşmaya başlamıştı. “Ee, ne zamandan beri kullanıyorsunuz bunları?”“Ben bugün kullanmaya başladım ama Rüzgar dün gece başladı.”“Tüh desene, gönül eğlendiremediniz.”Dedi ve Atlas’ın dudaklarına yapıştı. Daha fazla dayanamadım ve koşarak dışarıya çıktım. Eylül’ün de peşimden geldiğini anladığımda adımlarımı yavaşlattım. Nereye gidiyordum hiç bir fikrim yoktu.Abim buna nasıl izin vermişti? Beni kullanmasına nasıl izin vermişti? Gözlerimden hâlâ yaşlar süzülüyorken kendimi hiç bilmediğim bir ormanda buldum. Adımlarımı daha da fazla hızlandırdım. Eylül arkamdan bağırıyordu ama o da umrumda değildi.Ayağım bir taşa takılıp düştüm ve lanet okuyarak yere uzandım; gökyüzünü izlemeye başladım. Eylül başıma dikilmiş, bana bakıyordu.“Dur artık, koşma.”“Bizi kandırmışlar.”Dedim gözyaşlarımın arasında. Eylül bir şey demedi, bir taşın üstüne oturup ağlamaya devam etti. Yattığım yerden kalkıp oturur pozisyona geçip bacaklarımı kendime çektim.“Ben bir daha o eve dönmek istemiyorum.”“Kalacak başka yerimiz yok Eylül.”Dedim çaresizce. Eylül gözyaşlarını sildi ve telefonunu çıkartıp kilit ekranını açtı. Neye baktığını bilmiyordum ama aklım hâlâ az önce olanlardaydı. Bize neden bunu yapma gereği duymuşlardı ki?Bunu yaparken eğlenmişler miydi? Hoşlarına mı gitmişti?Tekrar gözlerim doldu ve ağlamaya başladım. Eylül bana baktı ve zorla tuttuğu yaşları serbest bıraktı. Ben bugün ilk defa sevdiğim çocuk tarafından kullanılmıştım.Daha önce kimseye aşık olmamıştım ama Atlas’a olmuştum. Aşık olmamak için hep kendime kızardım, kalbime kızardım ama Atlas’a öyle yapmamıştım. Kendimi ona kaptırmaya izin vermiştim.Peki kaptırdım da ne oldu? Beni bir oyuncak gibi kullanmıştı. Belki o kızlar gelmeseydi benimle daha çok oynardı.Bunları düşündükçe sinirleniyordum. Sinirden elimi sertçe yere vurdum ve elimi vurduğum yerdeki taş vardı; taş elimi kesmişti.Bilmem aradan ne kadar zaman geçmişti ama hava kararmıştı ve Eylül ile eve dönmek için yaklaşık 10 dakika önce kalkmıştık ama çıkışı bulamamıştık.Telefonlarda çekmiyordu ve burası çok korkutucu olmaya başlamıştı. Ağladığım için gözlerim arada bulanıklaşıyor ve bazen dengemi kaybediyordum.Kendimi çok halsiz hissettim. Taşa vurduğum elim morarmaya başlamıştı ve küçük parmağımı kullanamıyordum. Sanırım incinmiştim ama o bile umrumda değildi.“Ne yapacağız, burada takılıp kaldık.”“Çıkışı buluruz, düz devam edelim.”Dedim zorla. 10 dakika sonra çalıların arasından sesler gelmeye başladı ve Eylül ile birbirimize bakıp kendi etrafımızda dönmeye başladık.Şu an korkudan nefes bile almıyordum. Nefessiz hissettiğimde direkt derin bir nefes alıp verdim.“Neva, ‘3’ deyince koşalım tamam mı?”Başımla Eylül’ü onayladım. Sesler yaklaştıkça yaklaşıyordu ve ben korkudan titriyordum.“3.”Tam koşacaktık ki önümüzde bir erkek belirdi. Sağ tarafa gitsek orada da 2 erkek vardı. Arkaya döndüğümüzde ise orada da 1 erkek vardı. Tek çare sol taraf kalmıştı ama orası da 2 erkek tarafından tutulmuştu.Etrafımızı sarmışlardı ve bu hâle rağmen sadece eşofman giymiştik, başka hiç bir şey. Onlara bakınca havanın soğukluğunu daha yeni fark etmiştim. Eylül ile sırt sırtaydık ve karşımdaki adamdan gözlerimi alamıyordum.Adam yaklaşık 1.98 boyundaydı. Kaslıydı, siyah gözleri ve saçları vardı. Çok korkutucu görünüyordu. Onlar bize baya yaklaşmıştı ve kaçacak yerimiz kalmamıştı. Önümdeki adama bakıyordum ama bakmak için kafamı kaldırmak zorundaydım.“Sizin bizim bölgemizde ne işiniz var?”Sesi çok kalındı ve ondan korkmamak elde değildi.“Biz kaybolduk.”Dedim zorla; sesim hafif titremişti ve korkudan adamdan gözlerimi ayıramıyordum. Adam gözlerimin içine bakıyordu ve bu beni daha çok korkutuyordu.“Bize yardım eder misiniz?”“Yardım mı?”Eylülün karşısında ki adam güldü ve başını olumsuz anlamda salladı.“Siz neye bulaştığınızı bilmiyorsunuz.”“Kaan, nereden bilsinler, onlar insan.”Onlar insan mı? Kendisi neydi, insan değil miydi?“Doğru, o zaman açıklayalım.”“Neyi?”“Bunu.”Dedi ve bir anda adamın yanında beyaz ışıklar belirdi. Saniyeler içinde adam yerine kurt vardı. Çığlık atmak üzereyken geriye adım atmama ramak kaldı; yere düştüm ve elimdeki ağrı ile birlikte küçük bir küfür ettim. Elime baktığımda...“Siz...”Eylül cümlesini tamamlayamadan, Kaan olduğunu öğrendiğim adamın kollarına Eylül bayıldı. Şu an gözlerimi kurttan ayıramıyordum.Tekrar ışık geldi ve bu sefer insan kılığındaydı.“Siz nesiniz?”“Kurt adamlarız biz ve siz de şu anda kurt adamlar bölgesindesiniz.”“Bize ne yapacaksınız?”“Bilmem, belki kemiklerini ayırıp yeriz.”Dediğiyle hem korktum hem de midem bulandı.“Korkma bebek, sana zarar veremezler.”Diyerek yanıma gelip beni kucağına aldı. Kucağına alındığımda çığlık atmaya başladım ve beni indirmesi için debelenmeye başladım.“Eğer debelenmeyi bırakmazsan Eylül’ü canlı canlı yeriz.”Dediğiyle debelenmeyi bıraktım ve sustum. Korkudan hüngür hüngür ağlamak istedim ama yapamıyordum; korkudan gözyaşlarım süzülemiyordu.Gözlerimi yüzünden alamıyordum. Beni bir eve getirdi ve içeri girdiğimizde hızlı bir şekilde bir odaya geldik. Nasıl bu kadar hızlı çıkmıştı? Burası yatak odasıydı ve yatak çift kişilikti.Beni yatağa yatırdı ve odanın ışığını açıp karşıma oturdu. Korkudan dilim tutulmuş gibiydi ve ona bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Bir anda taşa vurduğum elimi tuttu ve gözlerini kapatıp ellerimi avuçlarının arasına aldı.Bir şeyler mırıldanmaya başladı ama ne dediğini anlayamadım.“Ito ay tinatakan sa akin at pinagaling ito. Pinapagaling niya siya kasama ko.”Diyerek birşeyler mırıldıyordu. Elimi çekmeye çalıştım ama izin vermedi. Çok korkuyordum. Ne yapıyordu bana?Birkaç saniye sonra gözlerini açtı ve elimi bıraktı. Elime baktığımda yara yoktu ve incittiğim parmağım sapasağlamdı.Ateş’in beni iyileştirdiğini fark ettim ama nasıl?“Ama na...”“Sus ve uyu Neva.”Adımı nereden biliyordu? Ben ona söylememiştim ki.“Adımı nereden biliyorsun? Ben sana söylemedim.”O sırada sırtıma bir dokunuş hissettim— yataktan kalktı, odanın kapısını kilitledi ve tekrar yanıma geldi ama bu sefer yatağın diğer tarafına geçip yatırdı.Buradan kaçılabilir miydi? Eylülü nereye götürmüşlerdi? Bize zarar mı vereceklerdi?“Düşünmeyi kes!”Onun sert sesiyle düşünmeyi bıraktım ve ona döndüm. Bana bakıyordu, hem de çok sinirli bir şekilde. Ne yapmıştım ki? Nasıl o kadar sinirlenebiliyordu?“Adın ne?”Adını neden merak ettim bilmiyorum; nasıl olsa kaçacaktım ya da bizi bırakacaklardı.“Ateş.”İsmi de kendisi gibi korkunçtu.Bir anda oturur pozisyonuna geçti ve bana baktı. Elini yanağıma koydu ve tam geri çekilecekken yanağımdaki eli sertçe çenemden tuttu. Korkudan olduğum yerde donakaldım.“Sakın kaçmaya çalışma, yoksa cezalardan ceza beğenmek zorunda kalırsın!”Neden bu kadar sinirli ve kaba imiş ki?Gözlerimi gözlerinden kaçırmamak için kendimi zar zor tuttum. Gözleri dudaklarıma kayınca yavaş yavaş yüzüme yaklaştı. Umarım beni öpmezdi. O yaklaştıkça ben kafamı geriye çekiyordum. Gözlerini dudaklarımdan çekip sinirle gözlerime baktı.Ondan korkmamak elde değildi. Bir anda beni yatağın arasına alıp kucağıma oturdu. Onu itmeye çalıştım ama kımıldamadı bile.“Ne yapıyorsun? Bırak beni, çekil, imdat, yardım-...” Sözümü tamamlayamadan, dudaklarımdan öpüyor ve çok sert öpüştük. Ne kadar itsem de durduramıyordum.Bir anda tek eliyle ellerimi tutup kafamda birleştirdi. Gözyaşlarım süzülüyordu.Sonra geri çekildi ve bana baktı. Gözlerine baktığımda çok açık kahverengi gözlerini gördüm. Az önce öyle değildi; siyah gözler vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.