Poyraz, yatılı okulun büyük demir kapısından adımını attığında, içini karışık duygular sardı. Buz mavisi gözleri, etrafındaki gotik tarzdaki binaları tararken, 189 cm boyundaki heybetli duruşu ona bir liderin kararlılığını veriyordu. Koyu kahverengi saçları rüzgârda hafifçe dalgalanıyordu. Ailesi tarafından dışlanmış olmak, onun içinde derin yaralar açmıştı. Ama şimdi burada, kendisi gibi dışlanmış ve farklı olanlarla bir araya gelme şansı vardı.
Poyraz'ın dikkatini, hemen kapının diğer tarafında bekleyen grup çekti. İlk olarak, ince ama vücut hatları seksi şekilde belirgin, 168 cm boyunda, sarı saçlı ve yeşil gözlü bir kız fark etti. Beyaz teni, onu bir vampir olarak hemen belli ediyordu. Bu Neva olmalıydı, diye düşündü Poyraz.
Neva'nın yanında, sarı gözleriyle çevresini dikkatle izleyen, dolgun vücutlu, esmer tenli ve kestane rengi saçlı bir kız vardı. 173 cm boyuyla diğerlerinden biraz daha uzun görünüyordu. Belinay, sirenlerin büyüleyici cazibesini taşıyordu.
Deniz mavisi gözleri ve mor pembe saçlarıyla dikkat çeken, 170 cm boyunda, beyaz tenli bir kız ise Alya idi. Deniz kızı olduğu her halinden belliydi, zarif ve gizemli duruyordu.
Grubun biraz gerisinde, keskin kırmızı gözleriyle etrafı tarayan, 175 cm boyunda, yanık tenli ve siyah saçlı bir oğlan vardı. Ejderha kanı taşıyan Ayaz, tehlikeli bir hava yayıyordu.
Yankı, kahverengi gözleri ve kumral saçlarıyla, 196 cm boyunda heybetli bir centaur olarak oradaydı. Esmer teni ve güçlü yapısıyla, hem ürkütücü hem de koruyucu bir figürdü.
Son olarak, 215 cm boyunda, koyu yeşil gözlü, esmer tenli ve siyah saçlı dev Koray, grubun en dikkat çeken üyesiydi. Onun varlığı, diğerlerinin üzerinde koruyucu bir etki bırakıyordu.
Poyraz, grubun yanına yaklaştı ve kendini tanıttı. "Merhaba, ben Poyraz. Sanırım hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz," dedi.
Neva gülümseyerek elini uzattı. "Ben de Neva. Görünüşe göre burada yalnız değiliz."
Belinay, Neva'nın ardından elini uzatıp, "Ben Belinay. Yeni arkadaşlar edinmek güzel olacak," dedi.
Alya, utangaç bir şekilde Poyraz'a baktı. "Merhaba, ben Alya."
Ayaz, gözlerini kısarak Poyraz'a baktı. "Ayaz. Burada neler döndüğünü öğrenmek için sabırsızlanıyorum."
Yankı ve Koray da kendilerini tanıttıktan sonra, grup okula doğru ilerlemeye başladı. Okulun içindeki karanlık koridorlar, eski zamanlardan kalma gibi görünüyordu. Her adımda, adeta tarihin derinliklerine yolculuk yapıyorlardı.
İlk derslerinin başlayacağı sınıfa geldiklerinde, Poyraz içeriye adım attı ve etrafa göz gezdirdi. Sınıfın ortasında büyük bir masa vardı ve her birinin oturacağı yer belliydi. Poyraz, grubun lideri olarak masanın başına oturdu. Diğerleri de sırasıyla yerlerine yerleşti.
Dersin başlamasıyla birlikte, okulun sırrı yavaş yavaş açığa çıkmaya başladı. Bu okul, mitolojik canlıların gizemlerini ve güçlerini kontrol etmeyi öğreten özel bir yerdi. Her biri burada, kendi yeteneklerini ve sınırlarını keşfedecek, birlikte çalışmayı öğreneceklerdi.
Poyraz, içindeki liderlik duygusuyla, grubun bir arada kalmasını sağlamaya kararlıydı. Neva'nın zekası, Belinay'ın cazibesi, Alya'nın zarafeti, Ayaz'ın gücü, Yankı'nın sadakati ve Koray'ın koruyuculuğu ile bu grup, okulun en güçlü ekibi olacaktı.
Gizemli Akademi'nin karanlık sırları ve tehlikeleri karşısında, bu yedi arkadaş, hem birbirlerini hem de kendilerini daha yakından tanıyacak ve birlikte büyüyeceklerdi. Birlikte, mitolojik dünyalarının en büyük efsanelerinden biri olma yolunda ilerliyorlardı.