İçeriğe geç

Gizemler Ve Büyülü Krallık

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Gizemler Ve Büyülü Krallık

Bölüm 1

1. Bölüm

Alev

Gözlerimi telefonumun alarm sesi ile açtım, ışığa alışmadığı için geri kapattım. Bir süre sonra yatakta doğruldum ve camıma baktım, yağmur yağıyordu. Bunun mutluluğu ile yorganımı üzerimden attım ve ayağa kalktım, dolabımın önüne gittim ve formamı çıkardım.

Masamın yanındaki aynadan kendime baktım; Siyah ve uzun saçlarım, kırmızı ince dudaklarım, açık yeşil ve hafif çekik gözlerim, rimel çekmişim gibi uzun kirpiklerim, yorgun olmasa da her zaman mor olan göz altlarım ve hafif pembemsi yanaklarım ile kendime bakıyordum.

Omuz silktim ve banyoya doğru yol aldım, o sırada da teyzemin bizi uyandırmak için seslenen hafif çatallaşmış sesini duydum, belli ki yeni uyanmıştı; "Göktuğ, Asena, Alev!"

"Uyandım teyze." diyerek bende bağırdım. Banyo kapısı karşımdaydı, elimi kapının tokmağına uzatmıştım ki tanıdık bir el benden önce tokmağı tutmuş ve benim tutmamı engellemişti. Kafamı kaldırarak karşımdaki siluete baktım, pis pis sırıtarak bana bakıyordu.

"Ne demişler canım kuzenim, ilk dokunan ilk girer." diyerek kapıyı açtı ve içeriye girip bana el hareketi çekerek kapıyı suratıma kapatmıştı. Ben daha neler olduğunu algılayamadan yanımdan ışık hızında başka bir siluet geçti, muhtemelen Göktuğ'ydu.

Teyzem Gökçen, beni 5 yaşımdayken yanına almış, Asena benden 2 yaş büyük, yani o zaman 7 yaşında oluyor. Teyzem, Asena'nın babası ile evliydi ancak teyzem beni yanına alınca onunla kavga etmişler, teyzem polisi aramış ve kocasını tutuklatmıştı. Kocası bir kaç yasa dışı işler yapmış ve teyzem de bunlara göz yummuş. Şuan hala hapishanede ne zaman çıkacağı ise, muamma....

6 yıl sonra teyzem başkası ile tanışıp onunla evlendi, evlilikleri gayet iyi gidiyordu. Teyzem 2. evliliğini yapmadan önce geçimimizi Asena'nın babası yani teyzemin ilk evlendiği adamdan gelen tazminat ile geçiniyorduk, üstüne teyzem de borçlar ile bir zücaciye açmış orada çalışıyordu, bir sıkıntımız yoktu.

İlk evlendiği adamın adını hatırlıyorum ancak teyzem hatırlamadığımı düşünerek bana onunla ilgili bir şey anlatacağı zaman 'Asena'nın babası' diyerek anlatırdı.

İlk kocası; Hasan. İkinci kocası;Eren.

Teyzem, Eren ile evlendiğinde ben 11, Asena 13 yaşındaydı. Sonra ise teyzem ilk aylarında hamile kaldığı için çalışmayı bırakmıştı, Eren çalışıyordu.

Bir gün sabah kalktığımızda Eren evde değildi. Normalde dükkan bugün kapalı olmalıydı. Ancak fazla umursamadık, demek ki bugün de çalışmak istemişti yani, paranoyaklığa bağlamaya gerek yoktu.

Ama o günün akşamında öğrendiğimiz bilgiler ile kafamızdan vurulmuşa dönmüştük; Eren teyzemin tüm parasını almış ve kaçmıştı, üstüne üstlük dükkanın tapusunu, anahtarını ve benzeri eşyalarını almış.

O yıllarda teyzem hamile olduğu için ağır bir iş yapamıyordu bu yüzden onu işe alan yerler de pek yoktu, bu yüzden bizim de çalışmamız gerekiyordu. Kuzenim de, ben de yaşımızdan büyük duruyorduk bu yüzden insanları kandırmamız daha kolay oluyordu.

Asena kendisini 16 yaşında tanıtıp yarı zamanlı bir işe girmişti ama ben girememiştim. Benim gösterdiğim en son yaş 13 olduğu için beni de işe alan kimse olmamıştı. Teyzem de oturduğu yerden yapabileceği bir tam zamanlı bir iş bulmuştu. Bunun üzerine Asena, yarı zamanlı işini tam zamanlıya çevirdi ve benim okuyacağıma dair benden söz vermemi istedi. Ev büyük annemin eski eviydi, yani kira vermiyorduk bu yüzden Asena'nın istediği sözü ona vermeye karar vermiştim.

Normalde kiraya vermemiz gereken paraları da borçlara veriyorduk. Teyzem doğum yaptıktan sonra 1 hafta istirahat aldı ve sonrasında işine devam etti. Göktuğ doğduktan sonra gereğinden fazla konuşkan ve büyüktü, ama bir rahatsızlığı yoktu. Teyzem ve Asena işlerine, ben ise okuluma devam ettim, bu süreçte Göktuğ'yu komşu Hasibe ablaya bırakırdık. Onunda 1 yaşında bir oğlu vardı, ismi Samet'ti. Hasibe abla ben okuldan gelene kadar Göktuğ'ya bakardı, sonra duruma göre ya ben onlara giderdim, ya onlar bize gelirdi ya da Göktuğ'yu alıp eve geçerdim.

Bu süreç böyle 2 yıl sürdü, 2 yıl sonra polisler Eren'in çaldığı paranın neredeyse 10 katını getirmişlerdi. O zamandan sonra teyzem dükkanına, Asena'da okuluna kavuşmuştu. Asena 2 yıl çalıştığı için benimle aynı yerden devam etmesi gerekiyordu. Asena için hava hoştu, çünkü benimle aynı sınıfta olacaktı.

Öyle böyle 3 yıl daha geçti. Şuan ben 16, Asena 18 yaşındaydı. Beraber lise 2 ye başlayacaktık. Soy isimlerimiz farklı olduğu için kimseye kuzen olduğumuzu söyleme gibi bir zorunluluğumuz yoktu. Aşırı eğlenmemiz ise cabası.

Banyo kapısında Asena'yı bekliyordum çünkü kapıya ilk dokunmuştu, gereksiz kurallar...

Banyoyu istila etmeyi bırakınca sıra bana gelmişti, kendimden emin bir şekilde yürüyerek kapı eşiğini yeni geçmiştim ancak omzumdaki kol ile arkamı döndüm. Asena sanki bir şey sormak istiyor ama kırılırım korkusuna soramıyordu.

"Yine ne oldu başımın belası, ne diyeceksin?" diyerek ona söylenince gülümsedi ve rahat bir nefes aldı.

"Artık kuzen olduğumuzu hatta mümkünse kardeş olduğumuzu söyleyelim, olur mu?" diyerek derdini anlatmıştı. Derdi neydi bu kızın.

Ona hala anlamaz bakışlar atarken artık derdini söylemeye tenezzül etmişti bayan çıt kırıldım. " Geçen yıl gibi olmasını istemiyorum. Sana bir şey olduğunda en son değil, ilk benim haberim olsun istiyorum. Ve bence gayet de haklı nedenlerim var!" diyerek bana kızmaya başlamıştı. Ne diyordu bu yine?

"Ne diyorsun kızım düzgün konuş!" diyerek hafif bir şekilde bende yükseldim. Aklımda bir tane neden vardı ve bana bunu söylerse olduğu yerde onu gırtlaklardım. "Ah, biliyorsun işte bana öyle bakma! Mert olayında okul hizmetlisinin bile sana olanlardan haberi vardı! Sadece benim yoktu, neden? Çünkü biz birbirimizi bile tanımıyoruz!" bağırmıyordu ama kızgındı. O gün olanlar için kızgındı. Ama ben daha çok kızgındım!

2 yıl önce kendisini okulun popüler çocuğu zanneden bir deli Asena'ya aşık olmuş ve ona herkes içerisinde çıkma teklifi etmiş. tamam yalan yok çocuk yaşıtlarına bakışta yakışıklıydı ama bu kadar da değil. Asena salağı ise onu orada öylece bırakmış ve ne demiş biliyor musunuz? 'Eğer dünyadaki tüm erkekler mucizevi bir şekilde ölür ve sen hayvanı hayatta kalırsan seninle öyle sevgili olurum!' demiş inanabiliyor musunuz ya! Direkt olarak hayır de veya da hiç bulaşma ama olur mu? Başına bela almadan rahat durmaz. Tabi çocuk rezil olunca çocuğa aşık olan 7 kişilik kız grubu Asena'ya çıkışta beklemesi gereken bir mesaj atıyorlar. Tabii ki bu mesajı ondan önce ben görüyorum ve olumlu bir cevap yazıp gönderiyorum. Hiç durur muyum? Tabii ki mesajları da siliyorum. Çıkışta 7 kızın 4'ünün üstüne çıkıp pataklıyorum geri kalan 3'ü ise benim üzerime çıkıyor ve beni pataklıyorlar. O gün gözümü hastanede açıyorum.

Yemin ediyorum 2 kuzen olarak belaları üzerimize çekiyoruz! Neden? O kavgadan sonra Mert, Asena'nın peşini bırakıyor ve bana sarıyor! Neymiş 'Sen benim için tüm güçlüklere karşı gelirsin Taş Kalplim...' diyerek bana aşkını itiraf ediyor.

Taş Kalplim ne ya!

Asena bana göre daha elit, hanımefendi, kibar ve nazik olunca onu korumakta ondan 2 yaş küçük olan, kaba, kavgacı, asi, soğuk ve nefret kusan kuzeni olan bana kalıyor.... Sevgiler.

İkimizi belirli bir şeye daha doğrusu, düzgünce açıklamak gerekirse; O kedi ben köpek, o beyaz ben siyah, o tavşan ben tilki, o pop ben rock, o prenses ben şövalye yani kısacası o Frozen'deki Anna ben Elsa...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.