İçeriğe geç

GİZ

Bölüm 2 · 8 dk okuma

GİZ

Bölüm 2

Kulüp

Hayata ne çok şey sığıyordu böyle. 5 harfli ve bir kelimelik aslında sadece ama hayat dediğimde insan önce bir durur sonra her şey film şeridi gibi gözünün önünden gider. Ne yaşamısan, ne umut etmisen, hayal kırıkları, göz yaşları, mutluluk her şey anlık gözünün önünden gider.

Şuan bir bıçağın boynumda oluşuyla böyle bir düşünceye kapılmıştım. Nefes alıp vermekte zorlanıyordum. Aman Allahımmm bıçak boynumun ucunda hemen.Sakin kızım sakin, Siktirrrrr! Ne sakini şuan bütün vucüdum baştan aşağıya titriyordum transa geçmiş gibi.

"Ne... Ne yapıyorsun" dedim zar zor çıkan titrek bir sesle.

Arkamdaki varlığını hissediyorum. Vucüdunu vucüdum daha çok yakınlaştırıp

"kimsin ve benim burda ne işim var".

Tahmin ettiğim gibi içerideki yabancıydı. Allah aşkına az önce uyuyordu ve şuan boğazıma bıçak dayamış haldeydi. Titrek bir nefes alıp "asıl sen ne yaptığını sanıyorsun". Sinirli çıkamaya çalıştığım bir sesle ama sinirli yerine daha çok korkakça bir ses çıktı ağzımdan.

"sana kimsin ve benim burda ne işim var dedim"

whatt ne demek benim burda ne işim var. Şakamıydı bu adam kendisi evime girmişti birde hatırlamıyormuydu. Ciğerime derin bir nefes verdikten sonra.

"sen kendin evime girdin birde hatırlamıyormusun?" sinirli çıkan bir sesle

"o ses tonunu kısss"

Tanrımmm! Ben bir piskopatamı yardım etmişti. Allahımmm sen canımı al tam bir salaktım yemin ederim. Korkunç sesiyle irkildim. İrkilmemle bıçak tenime daha çok battı. Kan bile gelmiş olabilirdi.

"tekrarlıyorum, sana kimsin ve benim burda ne işim var dedim. Eğer 3 saniye içinde cevap vermesen bıçağı boğazına saplarım."

Nefesim kesildi o bu cümleleri kullanırken adeta donduğumu hissettim.

"1"

Ne... Neee Allahım sen yardım et korkudan konuşamıyordum.

"2"

derken bıçağı boynuma daha fazla batırdı.

"ahhhhh" bıçağı resmen derime batırmıştı. Kanın boynumdan göğüslerime aktığını hissediyordum.

"tamamm!" diye bağırdım. "tamam anlatacam"

Sakin mayda derin nefes al aferin kızım sana eğer ölmeden kurtulursan kendini tebrik et.

"anlatt" dedi bariton bir sesle. Titrek bir nefes alıp

" seni odamda buldum ya... Yaralıydın bir iki kelime ettin sonra ba.. bayıldın" sesim korkudan titrek çıkıyordu. Konuşmakta güçlülük çekiyordum. Hayatımda bu kadar korktuğum an hiç bir zaman olmamıştı. Derin bir nefes alıp.

"sonra yarana pansuman yapıp seni yatağa götürdüm. 2 gündür buradasın." her konuştuğumda bıçak derime daha batıyordu bu da canımın acımasına sebep oluyordu.

Aynı yüksek sesle "bu kadar mı" dedi.

"e.. Evett" bıraz daha öyle durup bıçağın boynumdan ayrılışını hissettim.

Rahat bir nefes alıyordum ki. Kolumdan tutup beni duvarın dibine fırlattı. "ahhh" odayı inlemem doldurdu.

"resmen sırt kemiklerimi kırmıştı hayvan." acıyla gözlerimi kapatmıştım.

Gözlerimi yavaşca açıp karşımdaki yabancıya baktım. Gözlerinden sinir akıyordu resmen . Ahh benim sinirlenmem gereken yerde beyefendi sinirleniyordu fesubhanelallah.

Gözleri kahveydi, koyu kahve bir müddet daha gözlerini gözlerime dikip. Baskın bir sesle

"hayvan, bana" dedi. Kısık bir tonlamayla.

Siktirrr!! Az önce seslimi söylemiştim ben.

"yani, yani ben öyle demek istemedim" dedim korkuyla atlayarak.

Ne yapacağı beli olmazdı şimdi bu manyağın. Gözlerini kuşkuyla kısıp.

"senden başka biri beni gördümü" dediğini işittim. Gözlerime öyle bir bakıyorduki söyledikleri şeyleri bile uğultuyla duyuyordum neredeyse.

"hayır görmedi" dedim kısık bir tonla.

"iyi" dedi. Ne ne diye böyle bir şey dediki bu herif.

Son kez gözlerime bakıp arkasını döndü bir adım benden uzaklaştı iki adım, üç adım, yedi, sekiz adım böylelikle kapıya kadar varmıştı. Ve şimdide görüş açımdan çıktı. Ben ise korkudan olduğum yerde dikilmiş durumdayım kıpırdayamıyorum bile. Elerim benden bağımsız boynuma ulaştı. Ahhh acıyordu. Bir kapı çarpma sesiyle olduğum yerde irkildim. Gitmişmiydi mutfaktan çıkıp bütün evi aradım, yoktu. Ohhhh aman Allahı gitmişti sonunda ruh hastası herif. Ben az önce ne yaşadım böyle ya. Ha bayıldı ha bayılacak gibiydim. Kalp atış seslerim odayı dolduruyordu kalbim dört nala koşmuş bir at gibi hızlı çarpıyordu. Parmak uçlarımla kalbime dokundu. Biraz ilerleyip koltuğa oturdum. Beynim yanıyordu olanları hala idrak edebilmiş değildim."Ahhhh" koltukta cenin pozisyonunu alıp uzandım. Biraz sonra gözlerimi yumdum.

"tamam mayda geçti sakın ol. Yabancı gitti rahatla"

Göz pınarlarımdan bir kaç yaşın aktığını hissettim. Kahretsin ağlamaktan nefret ediyordum. Derin bir nefes alıp gözlerimi yavaşça açtımkalkıp mutfağa geçecekken. Sehpada duran karta ilişti gözlerim. Kaşlarım çatıldı, ben oraya bir kart bıraktığımı hatırlamıyordum. Sehpaya yaklaşıp kartı aldım. Evet yanılmamıştım, bu benim kartım değildi. Bir kaç saniye beynimden vurulmuşa döndüm. Haa bu benim değilse kimindi sabah olmadığından adımın mayda olduğu kadar emindim. Hassiktirrr!!! Hayır, hayır, hayır bunu o herif buraya bırakmış olamaz. Bu bir para kartıydı. Gözlerimin sinirden ve şaşkınlıktan irileştiğini hissediyordum. Koltuktan bir yastık alıp yüzüme vurup sinirle bir çığlık attım. Adama bak yaa! Salakkkk mayda salakkkk!! Yaklaşık bir saat hem kendime hemde yabancıya saydırdıktan sonra bir duşa girdim. Bizimkilerin yanına gitsem iyi olacaktı. Hem kafamı dağıtmış olurdum hemde onları kaç gündür göremiyordum o herif yüzünden. salak mayda! İyilik perisi misin de sen adama yardım ediyorsun. İç sesime göz devirdikten sonra yatağa uzanıp sereni aradım.

"ponçiğimmmm, ne yapıyorsun aşk böcüğümmm"

"hiç bebeğim neler yapıyorsun diye aradım. Haa belki bizimkilerle buluşuruz ne dersin?"

"olurr aşk böcüğüm, ben herkese bir mesaj çekiyorum. 1 saate mineyle kafesinde görüşürüz."

"Tamam bebeğim ben hazırlanmaya başlıyorum, öptüm hadi görüşürüz."

Telefonu kapatıp bir şeyler üstüme geçirdikten sonra evden çıktım. Ohhhh mis gibi hava vardı dışarıda. Yağmur atıştırıyordu ekim ayındaydık. Taksiye binmek yerine yürüyerek gitmeye karar verdim. Biraz temiz havaya ihtiyacım vardı. Yol boyunca yabancıyı düşündüm. Hala aklım bir şeyleri almış değildi. O kartı o mu bıraktı yada oraya bırakıp unutumu. İçimden bir ses onun bıraktığını söylüyordu ya hadi neyse. Offffff beynim patlıyacak gibiydi çok düşünmekten. Ben bunları düşünürken kafeye gelmiştim bile. İçeriye geçip gözümle mekanı taradım bizimkilerin hepsi gelmişti. Bu da demek oluyordu ki baya geçikmiştim. Onlara doğru ilerledim. Beni ilk gören seren oldu. Dudaklarını büzüp."aşk böcüğüm nerden kaldın."

"yürüyerek geldim ya kusura bakmayın bebeğim."

Kollarımı açıp ona sarıldım.

"ooo prenses siz bizi tanırmıydınız yaa?"

Tayfunun sesini duymamla serenin kollarımdan ayrılıp onunla kuçaklaştık.

"yaa tayfun o ne demek be."

"Ee kızım günlerdir göremiyoruz seni"

"işlerim vardı dedim ya"

Ellerini havaya kaldırıp"tamam, tamam demedik bir şey prenses." ondan ayrılıp. Kumru kızımla sarıldık

" özletin kendini maviş"

"Bende seni çok özledim Kumru kızım." sinirli çıkarmaya çalıştığı bir sesle.

"Birde özlemeseydin Mavişşşş".

"çekil kız sarı Kumru" sesini duymamla o tarafa döndüm. Hahahahah Bekir yine kuruya sataşacak bir şeyler bulmuştu. Kumruyu itekleyip, beni baştan aşağıya süzdü.

"ufffffff balıma bak balıma yemin ediyorum bu kız bal abi."

"yaa Bekir apartma istersen"

"Ne abartması kızzz balsın işte suss" bir kahkaha atıp " tamamm" dedim. Onada sıkıca sarıldıktan sonra oturduk hep beraber.

Yaklaşık bir saat Havadan sudan konuştuk. Tayfunun " Aa ne diyecektim benim halamın oğlu hani şu balkanlardaki size bahsetmiştim. 3 hafta önce gelmişti. O bir kulüp açmış bir kaç güne açılışı var oraya gidecem ben sizde gelirmisiniz? Hepimizden bir kaç olumlu cümle çıktı. Biraz daha takılıp evlere dağıldık.

Sabah erkenden kalkıp hazırlandım. Bügün dersim erkendi. Dün kafeden çıktıktan sonra eve gelmiş bir kaç saat oyanlandıktan sonra uyumuştum. Şimdide merdivenlerden aşağıya iniyordum yaklaşık 25 dk sonra kampüse anca varabilmiştim. Gözlerimle bizimkileri aramaya koyuldum. Hemen sağda bir ağacın altında kumruyu gördüm. Ona doğru ilerledim" Kumru kızım "sesimi duymasıyla irkildi.

" mavişşş geldiğini görmedim. "

" daha yeni geldim bebeğim, Ee bizimkiler yokmu? "

Dudaklarını büzüp" bilmiyorum göremedim onları. "

" Gelmemişler herhalde. Gel biz kantine çıkalım kahvaltı yapmadan çıktım açıktım. "

" tamam önce bir sınıfa uğrayıp sonra gideriz."

" tamam "

Bir kaç gün sonra

" Bekirrrrr indir beniii, herkes bize bakıyor"

"sus kızzz orada kalacaksın kafeye gidene kadar"

Şuan ne mi yapıyorduk. Bekir beni omuzlarında taşıyordu. İki baçağım kafasının yanlarından sarkıyordu.

Bizi görenlerde gülüp yollarına devap ediyordu. Tabi bu bekirim umrundamıydı. Elbetteki hayırr!!

Ben ise insanlar bize güldüğü için biraz utanıyordum çok değil ama azıcık. Az sonra o utanma duygusu geçince kahkahalarla yolumuza devam ettik. Her zamanki kafeye geldiğimizde. Bekir anca beni indirebilmişti. Ahh sonunda çok korkuyordum düşücem diye .bir yer seçip hep beraber oturduk. Ben tayfunla bekirim ortasında serenle kumruyla hemen karşımıza oturdular.

Serenin "Ayyyçok heyecanlıyım bayadır kulüplere gitmiyoruz ne giysem acaba" seren bu tür şeylere bayılırdı. Ona gözlerimi devirdim.

"giyeriz işte bir şey abartma seren alt tarafı bir kulüp".

Bana gözlerini devirip kumruyla elbise hakkında konuşmaya başladılar. Pek kulak vermedim onlara. Yaklaşık bir saat daha kafede kaldıktan sonra hazırlanmak için evlere dağıldık. Eve gelene kadar baya oyalanmıştım, marketede uğramıştım. Saate baktım 21.12 di geç olmuştu hazırlansam iyi olurdu. İlk önce bir duşa girdim yaklaşık 20 dk duş aldıktan sonra yüzüme bakım yapıp makyajıma başladım. Fena bir yüzüm yoktu. Mavi gözler, kalkık bir burun, dolgun dudaklar, yüzümün ve vucüdumun belirli yerlerinde benler vardı. Ben de herkes gibi sıradan bir kızdım.

( mayda)

Makyajım bittikten sonra kalkıp dolaba doğru ilerledim dolabı süzüp, kırmızı saten ince askılı bir elbise aldım

( giydiği elbise)

Giyindikten sonra evden çıkıp taksiye bindim. Mekana gelene kadar telefonla uğraştım. Taksicinin "geldik hanımefendi" demesiyle parasını uzatıp indim. Mekana doğru yürüdüm. Loş ışıklarla

"STELLA" yazısını görüp içeriye adımlarım. Bügün kulüp hakkında tayfun bir kaç bir şey söylemişti ondan bulmak zor olmadı. Zaten başka bir kulüpte görünürde yoktu.içeriye doğru adımlarım. Mekan biraz değişik dizan edilmişti. Ağırlıklı olarak yeşil ve kırmızı renklerle uydurulmuştu bu da farklı bir atmosfer oluşturuyordu. Henüz mekanın girişindeydim baya uzun bir koridordu arkamdan birinin omzuma çarmasıyla öne doğru savruldum. Son anda düşmekten kurtuldum. "Ahhh" acı bir inlemeyle omuzlarımı tutum. O neydi öyle ya birisi resmen hayvan gibi bana çarpmıştı. Sinirli bir soluk alıp arkama doğru döndüm. Sinirli bir sesle

"Hayvan mısın kardeşim ne çarpıyorsun Bi...."

Cümlemi yarıda kesen şey onun yüzü oldu. Şaşkınlıktan göz bebeklerim ve ağzımın fal taşı gibi açıldığını hissediyordum. Bir adım geriye sendeledim. Amann Tanrımmm!! Bu oydu benim evime giren yabancıydı.

Bölüm sonu.

Bölümü nasıl buldunuz?

Beğenip yorum yapmayı unutmayın.❤️

Keyifli okumalar😊

İnstagram: Giz_okurlar

Takip etmeyi unutmayın ballarım😘

Bölüm sonu

51 yorum