İçeriğe geç

GİZ

Bölüm 3 · 13 dk okuma

GİZ

Bölüm 3

3 / GEÇMİŞ

Zaman Kaybetmeye nazaran anıların kazandığı hayatınızın iyi veya kötü birikimlerinden ibaret olan bir kavramdı . Her anınız bir kalemin mürekkebinden akan satırlara işleyen hatıralarla dolu . Kaçmak isteyipde kaçamadığınız ya yok eden yada yoktan var ettiren yaşantılardan ibaretti . Kelimelerimiz kendi kehanetlerine saklı her cümlemiz bir vazgeçişin ardını belirleyen kaderi olmuştu . Kendi cümleleri ve seçimleriyle kehaneti belirleyip kaderini yazanlara ithafen

Her anı kendi yarattığı kalbin mezarlığında yıkılmaya mahkum ...

Durumu oldukça kabullenmeye çalışıyordu kadın . Barut demir ise gecedeki yaşananlardan toprağın tavırlarından anlamsız bir şekilde bir şey demiyor yola odaklı arabayı sürmeyi devam ediyordu . - Konuşmayacak mısın - Konuşmam gereken bi durum mu var barut - yok mu sencede

- varsada bugün konuşasım yok

- ne yapmaya çalışıyorsun , ani bir şekilde arabayı durdurarak . Onu bugün öpüşü küçük kız çocuğu gibi ona sığınması anlam veremediği bi şekilde etkilemiş bir an onu sevdiği hissiyle arafın içinde dönüp durmuştu . Sabaha kadar ona nefret kelimeleriyle duvarlarından ödün verdittirmeyen adama neyi belirtmek istemişti

Toprak ise suskunluğunu koruyor ona cevap bile vermek istemiyordu . Yaşananların ağırlığı altında eziliyor kafasında ki cevaplanamayan sorularla kendini kaybedecek eşiğe yavaş yavaş geliyordu

- Yüzüme bak arel , öfkeli bir şekilde

- Sinirlenmek istemiyorum toprak bağırıp çağırmak istemiyorum yüzüme bak

- neyin cevabını istiyorsun benden

- gecenin cevabını

- seni öpmemden bahsediyorsan oyuna ayak uydurdum o başka bir anlam arama

- sen ne ara oyunlarıma ayak uydurur da beni düşünür oldun , dedi gülerek .

- benden bir şey saklıyorsun toprak şu kaçırdığın gözlerinden anlıyorum seni

- bu da nerden çıktı

- gözlerindeki telaş bana sarılman toprak arel ne ara kendinden ödün verir oldu bana karşı , konuştukça arel dediklerine karşı o da bir cevap bulamıyordu . Bugün ki karşılaştığı adam öyle bir karmaşa yaratmıştı ki ona verilen disk bulutu bilmesi . Cehennemin içinden cennetin umudunu vermek gibi bi şeydi . O an ki korkusu heyecanı buluta karşı özlemi aklına gelince kokusu tüttü burnundan . Ona verdiği sözleri ne ara unutmuştu da kıyabilmişti ona diye geçirdi aklından

- Neden ağlıyorsun

- Bugün ki o adam cahit saraç

- evet

- bulutu biliyor barut senden önce bana bir disk verdi . O aradan sonra sen geldin zaten . Anlam veremediğim şekilde senin yokluğunda benimle uğraşma çabaları içindeydi

- Şaşırmadım piç kurusu , dedi direkseyona vurarak .

- Ne

- Bunca zamandır beklediğim şey buydu . Gördüğün adamın babası bulutun geçmişi toprak .

- Tercih yaptığın zamandan bu ana kadar bu anı bekliyordum arel . Senle karşılaşmasını . Geçmişini aileni kimlerin öldürdüğünü merak ediyordun dimi

- Evet de anlamıyorum hiçbir şey bu dediklerinde ne demek oluyor

- Geçmişin bütün geleceğini silecek demek oluyor . Bulut her şeyi biliyordu toprak . Ailenin ölümünü , abini babanın davalarına kadar her şeyi . Tam her şeyi bilmeden seni uzak tuttuğum evden çıkarmamın nedenleri buydu . Yetiştirilmen geleceğine dair her konuda dışarıya çıkarılmamanın sebepleri bu

- sen ne dediğinin farkında mısın barut ne demek biliyordu her şeyi

- senin yanında gizli saklı telefon görüşmelerini hatırla yada en basiti sahil olayı . Hiç mi şüphelenmedin toprak benden bir şey saklamaz dediğin adam her aramada senden uzaklşaması

- işinden kaynaklıydı

- senden saklayacak kadar öenmli miydi işleri aptal olma bu kadar

- senin derdin ne ya

- benim derdim gözünü açman toprak , daha açık konuşursak bağırışlar ardından senden kaçması yada en basit olayı dışarıdan gelen silahlı saldırıların özellikle seni hedef alması hiç mi düşünmüyorsun bunları

5 YIL ÖNCESİ

Aileden göremediği huzuru başka kollarda bulabilir miydi insan

Sevgisizliğin ve çaresizliğin tanımı acizlik olabilir miydi

yada şöyle mi desem değişen bir adamın ardından onca şüpheye rağmen gururunu terk edebilir miydik . Ben toprak arel aşk uğruna gururumdan bile vazgeçecek duruma gelmiş sevdiğim adamın gözlerine benden sakladığı şeyler olabildiğine şüpheyle devam etmiştim geri kalan hayatıma . Evde geç saate kadar beklemekle cam kenarının ardından yolunu gözlemekle geçmişti hayatım . Ta ki barut demir hayatıma girip abimin özlemini aile özlemini bana tattırmayana kadar .

- Senin ki şirket yönetiyor herhalde baksana telefonları susmuyor

- Bende anlamış değilim barut

- Gidim bi yanına gizli gizli , diyip masadan kalkıcakken kolundan tuttum . Biliyordum ki her ne kadar yakın olsalarda onun bu şekilde gizlice yaklaşması onu daha da sinirlendirecekti

- Boşver dahada çok sinirlenir

- kızım iyi misin bu halleri seni nereye kadar ezmeye devam edecek

- siktir et boşver ben bile akışına bıraktım artık

- neyi akışına bıraktın küçük hanım

- okuldan bahsediyordum ya çizimler çok yoruyor şu sıralar

- allah allah hocaları paslıyım istersen güzelim , dedi saçımı öperek . Böyleydi işte bazen çok iyi bazende akıl alınmayacak şekilde dengesiz .

- Düşünmen yeter

- ooo burda aşk böcükleri gibi yılış yılış aranızda bir sap ben olarak olmuyor böyle ama bak

- ayarlayalım sanada olum diyorum kız beğenmiyorsun

- erkek evi naz evi dimi barut

- tabi güzellik kolay mı barut demirin sevgilisi olmak , dediğinde gülmedim değil .Bulutun aksine daha neşeli daha dönük bir insandı demir. Bulut ise aksi dışardaki sert duruşu soğuk bakışlarıyla bile insanın içini buz edecek kadar duvarlarıyla kaplı sevdiği insanlara karşı neşeli bir yanı vardı sadece . İnsanı bile kendi dalgasına alıp boğucak kadar güzel ölsen bile tereddütsüz teslimiyete bırakacak kadar eşsizdi . Güzel yanı ise her şeye rağmen korkularıma rağmen sadece bana aitti.

- seni arayan kimdi , dedim ona dönerek

- emniyetten yavrum bir dosyayla alakalı görüştüm

- ciddi bir konu sanırım bulut telefonların susmayacak kadar

- baya ciddi . hem işi boşverelimde acıktın mı sen küçüğüm , demesene müsaade kalmadan tekrardan telefonu çalmıştı . Telefonuna göz ucuyla baktığımda ise gelen aramanın bilinmeyen numaradan olunca anlam veremediğim ifade vardı yüzünde . O da bunu fark etmiş olacak ki açmadı yanımda . İçten içe ise içime kurt düşürmüş ve neden açtığınıda anlamamıştım .

- neden açmadın

- şuan senden önemli değil yavrum sonrada halledilir

- açabilirdin sor-, dememe kalmadan cümlemi kesen yine telefon sesi olmuştu

Şüphelendiğimi fark etmiş olacak ki yanımdan ayrılıp telefonu açtı . Aldırmadan onu bende ardından gittim. Ruhumda anlamsız acı hissetmek kadar kötü bir boşluktan öte bir şey oluştu sanki o an . İçimdeki bu kırılganlık kalbime zehir gibi yayılmış içime attığım her şey zehriyle beni öldürmeye başlamıştı yavaş yavaş . Gizli saklı dosya diye geçirip attığı her işin ardından bu kadar öfkelenmesine neden olan şeyin bir dava dosya konusundan ibaret olmadığını hissedecek kadar acı ama bunu öfke yada sinirle üstüne gidip kanıtlamaya çalışmaya çalışacak kadar çaresiz

Ailemi kaybettiğimden beri bu böyle değil miydi zaten

Yarımdım , tamamen hemde .

- Nasıl oluyor lan bu ne diyorsun orospu çocuğu , yaklaştıkça öfkesini daha yakın hissediyordum .

- Hiçbir bok da yapamayacaksın anasını siktiğimin evladı toprağa en ufak gidecek zarar vericek şeyde senin sülaleni sikerim

Bana kim neden zarar verebilirdi

- Nerdesin lan sen söyle söylede şerefini sikeyim senin . Ne ailesi ne ailesinden bahsediyorsun . Ne istiyorsun orospu çocuğu . Toprağın etrafından bir adamını görürsem ölümlerden ölüm beğen saraçcı

O an bir yıkım hissettim üstümde . Bir ruh ölümden daha en beteri neyi isteyebilirdi

Bir ruhu ölüm yada duygusuzluk mu bitirebilirdi sadece . Ruhu incetmek kaybetmek güvensizliğin ve yarım kalmışlığın verdiği zehirlerle bitebilirdi anca . Bir yıkımı aileni kaybetmene rağmen ailem bildiğin birinin güvensizliği yıkardı gerçi bunun ardı da duygusuzluk değil miydi . Hissiz olacak kadar beter öfkenin ardına saklanacak kadar korkak .

Güven böyle değildi.

Güveniniz en yakınınız tarafından yıkıldığı an kelimeler , cümleler ölüm bile telafi edemezdi . Ölümün ardıda şüpheydi . Ben ise bu son bir kaç ayı içimi şüphe güvensizlik adına her ne deniliyorsa onunla doldurmuştum

- Ne saçmalıyorsun lan sen ailem öldü ne ailesi diyorsun amınakoyduğumun evladı , derken öfkeyle elini saçlarına daldırdı . Sinirinden adımlarıyla nereye gittiğini fark edemeyecek halde

Ta ki gelen silah sesine kadar

Korkudan neye uğradığıma şaşırmış duyduklarıma mı gelen silah sesine mi tepki vereceğime şaşırmıştım

- Toprak , toprak

Gelen barutun sesiyle ona yöneldim . Koşarak bana doğru gelirken vücudumda acı hissettim . Bakışlarımı ona çevirdiğimde yüzünde ki korku bulutun öfkesinde de beter endişeli haldeydi .

Vücudumda hissettiğim acı ise bambaşkaydu . Ruhumun acısı değildi bu . Bir yıkımın daha ardına bırakmak isteyen bir kurşunun izi . İzden daha kötüsü .

Tamamen kırılmıştım . İnanmak istemediğim her şey önüme serilmiş gözlerimin önüne birer birer serilmişti açıktı o yakılmayan anılar

Bu sesi en son duyduğum da acı yarım kalma hissiyatını vermemiş miydi zaten . Denge yine şaşmamış mıydı o zamanda . Hiç bilinmedik şeyler uğruna hayatımın bir kısmını anlam veremediğim davalar uğruna yok etmemiş miydi geçmişim .

Şimdi ise aynısı olmuş tek fark küçüklükten kalma ne olduğunu anlamamış hissiyatla değilde her şeyin farkında olup tamamen paramparça bir halde tatmıştım bunu . Belki beni yok edecek yada yok etmekten de iyisi beni uzaklaştırmaya yetecekti . Ama onsuz ayrı kalmaktansa ben yine yok olmayı tercih edecektim . Üstüme baktığımda ise beyaz elbisemin üstünde ki kan lekesi de tam da buna işaretti .

Geçmişin izleri kokuyordu tamamen

Yok oluş açtı yarım kalmışlık kokuyordu

Gözlerde bi korku vardı evet

Ama bu korku neyi kaybetme korkusuydu ben miydim korktukları beni kaybetmek miydi

Yoksa menfaatleri üzerine doldurulamayacak bir boşluğun kaybı mıydı korkuları

İşte bu tamamen tartışılmaya açık durumda fakat açıklanamayacak kısmıydı

- Bulut , hastaneye gitmemiz lazım ambulansı ara bir şey yap

- güzelim dayan , Allah kahretsin

Öfkesi yine her şeyi darmaduman ediyordu .

- Arabaya doğru yürü barut ,

Beni kollayan bir çift kol . Korkunun sesi

Barut demir

Ağladığını gördüm . Buluta döndü gözlerim . Sakin fakat yüzünde ki ifade tamamen endişeyle kaplıydı

- Sakın gözlerini kapatma toprak bana bak

Bakışlarım buluta o kadar odaklıydı ki . Şu son aylardaki iş diyip ilgisiz hallerinden sonra ki bu halleri .

İlla değer anlamak için kaybetmek mi gerekiyordu.

Gözlerimin dolmasına engel olamadım

- Allah kahretmesin geçecek ağlama güzelim dayan ama lütfen kapama gözlerine bana bak

Ona baktım sonra . Gözleri dolu dolu . Ağlamamak için kendini zor tuttuğu her halinden belliydi

- ağlama sen yapma

- ağladığım yok kızım demirin ne zaman ağladığını gördün benimde kendin gibi sulu göz sanma , dediği an kafasını çevirdi o an gülesim geldi fakat ağzımda ki o kuruluk bırak gülmeyi konuşmaya bile takat bırakmıyordu . Öyle olacaktır ki vücudumda hissettiğim uyuşukluk üstümde ki hissettiğim o soğukluk ayakta kalmaya da yetmiyordu. Geriye kalan ise bu soğukluğun ardından sadece uğultular oldu

Çok mu anlam yüklüyorduk hayata umduğumuz değer üstüne beklediğimizin fazlasını mı veriyorduk

Yada şöyle mi denmeliydi ne bekliyorsak gelmesi için fazlasını verip ters orantı ile mi çarpışıyorduk . Dile dökülemeyen her kelime davranışların bıçağı mı oluyordu

Bu bıçak mıydı bize yaralayan umut muydu yoksa

Umudun attığı her adım yara ve mucize mi olmak zorundaydı

Mucizelerde yara açabilir miydi içinizde

Sizin mucizeniz sizde iz bırakmış mıydı

Onca mutluluğun arasında hayalkırıklığınıda tattırmış mıydı peki

Eğer yaşattıysa sorgulayın bir hayatınızı

Doğru sanılan yanılgı yanılgı sandığımız her bir yanlış doğru muydu acaba

- Dava dediğin bir sikik şey uğruna ne duruma geldiğimizin farkında mısın sen

- karışma barut

- karışma karışma karışma oh ne güzel memleket baba ya . Beyefendi taktığı bir sikik piç uğruna saldıranlara uğrayalım ama

- yeter olum yeter bir bok bildiğin mi var amınakoyim ben çok mu bayılıyorum her siktiğimin günü bir piç ile uğraşmaya he

- uğraşmak istemiyorsan bırak artık eline bi şey geçmeyecek ailesi öldü bunu sende bende gayet iyi biliyoruz

- söz verdim dönemem

- kime

- toprağa , toprağa söz verdim . Abisi yaşıyor olabilir barut

- ne

- duyduğun gibi gelen telefonlar ihbarlar ortalık kerhane gibi neresinden tutsam bambaşka bir bok çıkıyor

- sende buna rağmen saklıyorsun kardeşim öyle mi

, dediklerin de duyduğum konuşmaları hiç duymamak isterdim . Bedenim de ki acıdan çok ruhumda ki acı öyle bir harabe bırakmıştı ki ortalık bırak harabeyi yanan harabe bile olsa kimseyi kurtaracak vaziyette bile değildi . Gözlerimi açtığımda ise her ikisi uyandığımın farkında bile olmayıp hala konuşmalarına devam ediyordu

- Tamam da bu nasıl oluyor . Ailesi bir infaz şeklinde silahlı saldırıda hepsi ölmemiş miydi abisinin yaşama ihtimali nasıl olabiliyor

- Belkide öldürmek istememişlerdir . Kurşun sıyırmış olabilir ne bileyim yada yaşatmak istemişlerdir . İhtimal çok

- Buna nasıl ihtimal veriyorsun belki yaşamıyordur oyuna denk geliyorsundur

- Aynı olasılığı bende düşündüm fakat gelen ihbarları bile siktirettim bırakılar izler kanıtlar hiç öyle demiyor barut . Dava infaz vs bunların ötesinde bir durum , dediğinde ben hala onları dinlemekteydim .

Abim yaşıyor olabilirdi

Abisi yaşıyor olabilir , cümlesi . Yaşamaktanda öte bir kelime , cümleydi benim için . Düşüncelerimin ardı ardına her kelimesini tartarken ruhumun bu ender sızısını ve düşüncelerimi engelleyen boğazımı gıdıklayan gıcık oldu .

Her ikisinin bakışları bana yönelirken barut telaşlı adımlarla yanıma gelirken bulut sakin ve soğuk adımlarla yanıma geldi .

- toprak , iyi misin

- iyiyim de su alabilir miyim

- kardeşim bizi biraz yalnız bırakabilir misin , dedi elinde doldurduğu su bardağınıda alıp . Baruta gülümseyen bir bakış atsamda bulutla konuşmak hiç içimden gelmiyor aksine barutun yanımda olmasını daha çok istiyordum .Elindeki suyu içirmesine bile bırakmayıp doğrulduğum anda ise vücuduma giren keskin bir sancı buna engel oldu . İçimden küfretmeden edemedim o sıra . Şu gerginliğin arasında sırası mıydı cidden

- Zorlama kendini dikişlerin açılacak

- Ben hallederim bulut

- bulut

- evet bulut neden buna bu kadar şaşırdın

- balımdan buluta atılman büyük atılım küçük hanım

- bazen mesafe gerekebiliyormuş bunu anladım

- aşkınıda yok sayarak mı sevginide ezip geçerek mi küçük hanım bana şu kırgın gözlerle mi mesafe koyacaksın , dedi yüz ifademi göstererek . Yatakta ki o küçük kalan alanda yanıma oturdue ellerimi ellerine alıp avuç içimi öptü sonra

- Bak bana gözlerin dolu dolu kaçırma öyle

- Gider misin

- Gitmeyeceğimi biliyorsun . Toprak , dedi yüzümü avucunun içine alarak

- Bu durumu yapan her kimse cehennemi tattıracağım ona birebir

- hala ve hala başkalarından öfkeni almanın derdindesin . Git lütfen

- eğer bu senin canının yanmasına neden oluyorsa bu öfke en doğal hakkım ufaklık

- onlar değil benim canım sen yakıyorsun . Kör müsün bu kadar anlamıyorum yada safa mı yatıyorsun

- Görüyorum

- Görseydin şuan ne sen bu durumda olurdun nede ben . Ne hale geldiğimizin farkında mısın

- Bu kadar etkileneceğini düşünmemiştim fazla yoğun bir çalışmanın üzerindeydim

- Fazla yoğun olduğun benden gizlediklerin mi bulut , benden sakladıkların mı demeliyim yada

- söyleseydim herşeyini ihmal edicektin . Okulun geleceğin şuan ki durumdan daha önemli toprak

- Önemli sandığın her şeyi sonradan da yapabilirdim

- Yapmayacağını bu konunun üstüne daha çok düşüceğini sende biliyorsun ve ben geleceğini yok saymanı göz göre müsaade edemezdim

- beni kaybetmek olsa bile mi

- ne dediğini aklın eriyor mu ufaklık

- güvenimi kırcağını bile bile göz ardı eden birinin aklı ermiyorsa benim akıl durumu mu sorgulamak çok aklı selim kalmıyor , dediğimde bu dediklerime gülmüştü

- Şu hasta halinle bile laf sokmalarından geri kalmıyorsun helal olsun valla

- şuan komik bir konu konuşmuyoruz farkında mısın ailemi benden saklıyorsun

- aileni saklıyorum , dedi ayağa kalkıp sinirli ve şaşkın bir şekilde . İçten içe sinirlendiğinin farkındaydım fakat şu son bir kaç ay öyle bir raddeye gelmiştik ki son olanlar ise sabır küpü olmayan beni bile taşa dönüştürüp en sonunda patlamama yetmişti .

- bak toprak senin sağlığın güvenliğin için gerekirse bir eve kapatırım ama bu işlerle geleceğini yok etmene yakmana müsaade etmem benimsen senle alakalı her şeyi en incesiyle düşünmek zorundayım . Şunu aklına sok ki bu işlere bulaşmana müsaade etmeyeceğim .

- öyle mi

- öyle küçük hanım

- iyi benden evden ayrılırım

- ne , ne yaparsın

- evden ayrılırım duydun

- ya sabır allahım ya sabır

- ya bana her şeyi açıklar bilgilendirirsin bulut yada giderim , dediğimde ise gözlerimdeki kararlılık ondan ailem için her şeyi göze alabileceğim vazgeçiş bizim kaderimizin ilk noktası olmuştu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.