Gözlerimi açtığım yere o kadar yabancıydım ki sanki biri beni düşlerimden çekiştirerek uyandırmıştı.Ağır bi koku:bu kokuyla beraber gelen nefes kesilmesi,hareketsizlik...Neler olduğunu anlamak için kafamı toparlamalıydım.
8 SAAT ÖNCE:
Odamda yine gerçekleştiremeyeceğim olasılıklar üzerine düşünüp bomboş duvarlarla bakışırken içeriden annemin sesi yükseldi:
⎼Kızım hadi içeri gel de biraz sohbet edelim.
Canım çok sıkkındı içeri gidip ailemin yüzündeki beklentileri görmek istemiyordum.Hayatım boyunca gerçekleştiremeyeceğime emin olduğum onlarca ihtimalden sorumlu tutulmuştum.Tek bir kişi dahi isteklerimi önemsememişti.''Anne şu an gelemeyeceğim,ödevlerimi bitirmeliyim.''
Ödevlere dalmıştım.Biraz mola vermem gerektiğini düşünerek odamdan çıktım mutfağa gidip atıştırmalık birkaç şey hazırladım.Odama dönmeden önce annemlerin fısıldayarak konuştuğunu duydum.Odalarının önüne gidip kapıdan onları dinlemeye başladım.
''Murat.sence de Gizem'e çok sorumluluk yüklemiyor muyuz?Çocuk dersleriyle uğraşırken bir yandan da bitmek bilmeyen kurslarla uğraşıyor.Bir haftadır odasından sadece temel ihtiyaçları için çıkıyor.''Babam anneme göre daha sessiz bir şekilde:
''Kızımız için en doğrusu bu.Hem onu korumak hem de geleceğe hazırlamak için her ne kadar zorlanırsa zorlansın bu süreci atlatmalıyız.''
Babam asla iknâ olmayacaktı.Annem ne kadar uğraşırsa uğraşsın babam asker olabilmem için dövüş eğitimi almamı istiyordu.Asla asker olmak istememiştim.Hayatım boyunca bunun için yetiştirilmiş olsam da amacım ailemden izin almadan başka bir mesleği seçmekti.Her ne kadar üzülecek ve onları da üzecek olsam da bir ömür boyu pişman olmaktan iyidir diye düşündüm.Odama geri döndüğümde çalışma hevesim kalmamıştı.Masamı toparlayıp alelacele yatağa girdim.Saat gece yarısını geçmişti.Telefonumu kurcalayabileceğim tek zaman uyumadan hemen öncesiydi.Telefonu açtığımda ekranıma bir bildirim düşmüştü.Bildirimin yine saçma sapan bir alışveriş uygulamasından geldiğini düşünüp açmadım, yarım saat kadar telefonda oyalandıktan sonra derin bir uykuya daldım.
Uykularım genllikle aralıklı olurdu.İki saatte bir uyanır suyumu içer tekrar yatardım.Ama bu kez ilk saniyesinden itibaren dolaplarımın düşmesine sebep olacak sarsıntıyla uyandım.Uyanır uyanmaz ayağa kalkıp kapıya davrandım.Ama kapı sıkışmıştı bu da evin çökmeye başladığına işaretti.
Annemlerin çığlıkları kulağımda hâlen yankılanıyor.Kapımı açmaya çalışmaları,kapımın açılmayışı sonra annemin kapıya yumruklar atarak sinir krizi geçirmesi...Kafamda bir çok endişe sanki biri kafeslerinin kapısını açık bırakmış gibi soluk soluğa dışarı çıkmışlar ve kaybolmayı bekliyorlardı.Beynim kafamdakilerle beraber kocaman bir karanlığa gömüldü.
Şimdi:
Hatıralar yerli yerine oturunca il yaptığım şey anneme ve babama hıçkırarak seslenmek oldu.Çıt çıkmıyordu,karanlıktı...
Soluk alışverişim içeride oksijen miktarı düştüğünden her geçen dakika hızlanıyor bilincim tekrar kapanıyordu...
Yukarıdan sesler gelmeye başladı:
⎼''Sesimi duyan var mı?''
Var olan bütün enerjimle bağırıyor bir yandan yanımdaki moloz parçalarını bedenimi sıkıştıran tavana vuruyordum.
5 SAAT SONRA:
Sesler artık uzağımda değildi.
2 SAAT SONRA:
Artık nefe alamıyordum.Dayanamayacağıma adım kadar eminim
1 SAAT SONRA:
Benim için açılmış ve nefes almamı sağlayan deliğe olabildiğince yaklaşmaya çabalıyorum.Az sonra o delik benim geçebileceğim kadar açılıyor ve yemyeşil gözleriyle benim bile yaşamayı bu kadar istediğimi bilmediğim hayatımı kurtaran itfaiyeci, elini uzatıyor.Yüzünde görülmeye değer bir gülümseme,sonrası karanlık...