İçeriğe geç

Gereksiz Tatil

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Gereksiz Tatil

Bölüm 2

1. Bölüm (Karne Günü)

Evden çıkışım çok âni olmuştu. Annem

"ne olursa olsun sen benim hep minik kızımsın, sakın unutma, tamam mı?"

"tamam annemm"

annemin yanağına bir öpücük kondurup askılıktan ceketimi aldım. Yaz mevsiminde olmamıza rağmen hava yinede soğuktu. yanıma kulaklığımı almıştım, kulağıma takıp güzel bir şarkı açmıştım. Buray-istersen. Bu şarkıya bayılıyordum. Tam da beni anlatıyor sanki, hiç fark etmemişim. Şarkıyı hafif mırıldanmaya bile başlamışım, farkında bile değilim. Hızlıca yürürken arkadaşım Damlayı görürüm. Koşmaya başlarım, sırf ona yetişebiliyim diye. Hafif omzuna dokunurum.

"Selam, naber?"

"Hah? ow, selam sanada"

öylece yürüyorduk. Sonunda bir sohbet başlatmam gerektiğini fark ettim.

"Heycanlımısın?"

"Hiç olmadığı kadar. o kadar heyecanlıyım ki konuşmayı unutmuşum haha"

Bende hafif kıkırdarım.

"İnsan zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmiyor"

"Aynen yaa"

Yürürken hem sohbet ediyorduk, hemde gülüşüyorduk. Gülmem yarıda kesilmişti, o sırada omzumda bir el hissettim. Elin sahibine baktım.

"?..."

Damla'nın sevgilisiydi. O kadar dalmışım ki ayak seslerini duymamışım bile.

"Selam Gizem, nabersiniz? "

Damla cevaplar, "iyi, sen nasılsın?"

"Aslında ben baya heyecanlıyım. sonuçta hergün mevzun olmuyoruz" Damla saçma bir gülümseme takındı suratına. O kadar komikti ki.

Ben meraklı bir şekilde Burağa sorarım.

"Bizim veletler gelmiyormu?"

"hee onlar en son evden çıktıklarını söylemiştiler, noldu ki?"

"Hep en son gelen onlar olur da, sonra beni sinirlendiriyorlar. Hele bi geç gelsinler bak noluyor!" Beklemeyi cidden sevmiyordum. Sanırım ekibin en hızlı hazırlananı ben olduğum için bu normaldi. Lisemiz kırsal bir alandaydı. Bu yüzden buradan kurtulacağım için mutluydum. Ama şöyle bi geriye baktığımızda bu okul da çok şey yaşamıştım. İyi kötü fark etmez, yinede hüzünlüydüm lisenin biteceğinden. Burak ve Damla arkada, ben önden, önden yürüyordum. Sadece hazırlanmak değil, ben herşeyde hızlıyım.

"Gizem, biraz daha böyle yürürsen uçmaya başlıycaksın, benden söylemesi haha"

Burağa döndüp "uğh, git başka biriyle uğraş! Bu kadar yavaş yürümeniz tamamen sizin suçunuzsa ben ne yapabilirim?!"

İkiside bana güldü.

Okula gelmiştik. Kapının önünde duran nöbetçi hoca bize içeri girin gibi bir yüz ifadesi yaptı. Bizde hızlı adımlarla içeri girdik. Tüm 12. sınıflar içeride bekliyordu, bizde onlara dahil olmuştuk.

Damla, "Acaba geç mi kaldık?"

Burak, " ben bi hocaya sorayım."

Burak hızlıca kapının önünde duran hocanın yanına gider. Bizde koridorun solundaki sandalyelere otururuz. Burağın sorduğunu anlamıştım ki yanımıza geliyordu.

"Biraz daha öğrenci gelmesini bekliyorlarmış, sonra başlatıcaklarmış mezuniyet balosunu."

Kafa sallarım. "o zamana kadar kantine gidip bir şeyler atıştıralım mı?"

2si de onaylar.

Kantinin yolunu tutarız.

🌸🌸🌸

Kantine geldiğimizde bazı öğrenciler oturmuş ya sohbet ediyorlar dı, yada bişeyler yiyorlardı.

"Ne istiyorsunuz?" diye sorarım. Herkes istediği şeyleri söyleyince sıraya girerim. Bi süre bekledikten sonra sıra bana gelir ve istediğimiz şeyleri dile getiririm. Yiyecekleri aldıktan sonra kantinden çıkarız. Biraz ilerledikten sonra Birisi bana seslenir...

"Hey çocuklar, beni bekleyin!"

Bu bizim gruptan Bahar. Kendisi çok nazik ve bir o kadar da duygusal. O kadar uzun ve bakımlı saçları vardı ki niyese onu her gördüğümde saçlarını öresim geliyor.

"Nabersiniz?"

"Bugün niye herkes bunu soruyor?" Haklı değilmiyim ama? niye herkes bugün bu soruyu soruyordu ki? Çok saçma. Normal bir gün işte.

"Bilmem belkide denk geliyordur?"

Damla sorar "sen ne zaman geldin?" diye. Bahar cevaplar "A- ben saat 8 gibi geldim. Sizi görünce bi mutlu oldum"

"Sınıfa çıkalım mı?" diye sordum.

"Olur neden olmasın?" şeklinde yanıtladılar. Merdivenlerden çıkarken bize kin besleyen okuldan bazı arkadaşlarla karşılaşırız.

Düşmanlarımın ismi Caner, Kerem ve Emir. Ama en nefret ettiğim kişi ise Caner idi, lise hayatımı mahveden çocuk. Caner onların patronuydu, o ne derse onu yapmalılardı. Caner yanımıza gelir, "ooo Gizem hanım sen geçtin mi okuldan yaa? gerçi sen tembelsindir şimdi zaferimi görmek için mi geldin he?" Gülüyorlardı. Biraz da olsa laf sokmaya çalışırım.

"Benide takımına katmaya çalıştığın günden beri benimle uğraşıyorsun ama şunu bil senden kurtuluyorum, ve bundan çok memnunum Canerciğim"

Yüzünün kızardığı her yerden belli oluyordu. Bu sefer ben gülüyordum. Nasıl bir his olduğunu ona tattırdığım için çok memnundum. Sinirli bir şekilde yanıma gelip şunları kulağıma fısıldar,

"Sadece biraz daha bekle" Bunun ne anlama geldiğini bilmesemde bana birşey yapmazdı her halde. Takımını alıp yanımdan ayrılmıştı. Bahar, "boşver sen takma onları kafana, bak bugün ne kadar da güzel bir gün, mevzun olacağız, sevinmiyormusun?" Haklıydı, kafaya takmaya değmez. Burak zaten pek belalı bir tip değil di zaten, eğer olsaydı zaten Caner yanıma geldiği an onun pekmezini akıtacağından hiç şüphem yoktu. "Hadi artık yukarı çıkalım" diye konuyu dağıttı Damla. En sonunda yukarı çıktığımızda sınıfın kapısının önüne geliriz. Kapıyı biz açmadan başka birisi açar. Hepimiz biraz ürkeriz. Kapı açılınca Baharın sevgilisi Berat'ı görürüz. O da bizim gruptan. Berat'ın arkasına baktığımda Emre'yi sıranın üzerine oturmuş bir şekilde görürüm. İşte bizim hayvanat bahçesi tamamlandı, nasıl ama? Çok iyi değil mi?

Berat, "oww selam kantine kahve almaya gidiyordum sizde istermisiniz?" olur dercesine kafa sallarız. Berat yanımızdan sıyrılırcasına yanımızdan geçer gider. İçeri gireriz. Emre sıranın üzerinden iner, "Selam nabersiniz?"

herkes susar ve bana bakar Burak ve Damla. yüzümde huysuz bir yüz ifadesi vardı ve homurdanıyordum. Kesin çok komiğimdir o an. Emre gülmeye başlar "hahaha buna ne oldu böyle?"

Damla cevaplar, "Hiç, sadece bu kıza sürekli bu soruyu soruyorlar da."

"heee"

Bir kaç masayı birleştirip küçük bir sofra oluşturduk. Kapıya bakarım, ve kapının önünde Canerin durduğunu görürüm, benim ona baktığımı fark ettiğinde ise kaçıp gitti.

Bahar, "a- telefonumu almayı unutmuşum fotoğraf çekinirdik"

Ben, "hiçbirimiz almadık ki, belgeyi alır almaz hemen eve gidecektik ama işler değişmiş ve menzun balosu yapılacakmış"

Bahar, "hmm, doğru söylüyorsun"

Berat elinde kahveler ile gelir. Arkasında sınıf hocamızı da gördüm.

Hoca,"afferin size çocuklar, sizinle gurur duyuyorum"

belgeme bakarım ve çok duygulanırım. bu lise hayatım boyunca aldığım son karne idi.

Hoca sınıftan çıkmadan bize son bir kez daha güler ve çıkar. Berat sıranın üzerine kahveleri koyar. Hepimiz birer tane alırız. Aldığımız aburcuburları da ortaya koyar hem sohbet ediyor hemde gülüşüyorduk.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.