Hayatın Anlamı, Ona Kattığınız Anlam Kadardır~
Dünyanın gercekten uzun zaman sonra güven buluduğu, başarmışlık hissinin sonunda, zirvesindeyim. Yada öyle mi sanıyorum bilmiyorum. Tek umudum meslegim. Tüm dünyam mesleğim. Meslegim varsa bende varım.
Karanlığın içindeyim. Karanlık bi odadayım. Evet öyle. Karanlıktayım. Gözlerim açıldı ama hala göremiyorum. Bir ses duyuyorum diyorki o ses "Evet, Elifciğim" Elifciğim? Hayır o bu olamaz. "Burda neden olduğunu anlayamamış olabilirsin çok normal" HAYIR BU O OLAMAZ HAYIR! Hayır devam ediyor o ses. "Seni asansör boşluğunda bulmuşlar bir gaz sebebi ile bayılmışsın ve gözle-" lafını kestim hala göremiyordum görüntü yoktu. "Yeter sus yok öyle bir şey kapa çeneni SUS YETER ISTEMIYORUM" Elimi boğazıma götürdüm çünkü boğazlarım acimaya başladı.
Sesler gitmeye başladı neredeyse hiç yok gibi ama baskın bi ses geldi arkadan "Asena bak burdayım burda." Ses yükseldi "Abin burda bak burdayım!" Gözlerim açıldı hayır açılmadı. Yüzümde sıvı hissettim. Bu suydu evet su...
Yataktan sıcradım etrafa baktım yatak odamdaydım... Solumda Batuhan yani ben ona genelde batu derim bir yandan abimdir kendisi. O var.
Dudaklarımdan tek bir kelime,harf döküldü. "O" dudaklarimdan tek bir harf dökülürken kendimi onun kucağında buldum abimin kollarina bıraktım kendimi.
"Batu gine o geldi, gine o ses." Geri çekilip gözlerine baktım. "Batu valla oydu o sesdi, o isimle seslendi bana..." nefes nefese ve ellerim titriyor bunun farkındayım ama ağladığımın farkına Batunun benim göz yaşımı silmesi ile fark ettim.
Eline baktım. Elinde benim göz yaşım duruyor.
Durgunlaştım sanki bütün bir gece uyumamış gibi omuzlarım düştü. Batunun gözlerine bile bakmadım avcuma,kucağıma baktım.
Aramızda uzunca bir sessizlik oldu en son o konuştu...Batu. Sesi aksanlı ve kalın. "Burdayım, burdasın, beraberiz. O sesler gitti. Sadece evin sessizliği var. Sadece bu evdede sen ve ben varız." Sesi azarlayıcı değil bu konuda hiç olmadı zaten. Durgun ve amacı beni sakinleştirmek. "Bende kal. Tek isteğim bu Asena" İsmimi vurguladı.
Yavaşca kafamı kaldırdım gözlerine baktım. "Yaklaşık 4 yıldır yoktu. Neden şimdi?" Sakindi sesim masumca soruyorum. "4 yıldır ne ses nede o isim vardı neden şimdi geri geldi?" Kollarını actı o abi şefkati ile baktı her zamanki Batu işte...
Teredüt etmeden sarıldım. Elleri saçlarıma gitti okşadı sessiz, sakin bir sesle konuştu. "Yaşadığın şeyler 4 yılda gidip geçicek şeyler deil birtanem Asem benim. Suçlama kendini. Sadece rahatla sonra güne devam ederiz olurmu?" Sesicze baş işareti ile onayladım onu.
*
Olayın kabusun üstünden uzun bir zaman geçti, güne başladık. Evet durgunum bunun ikimizde farkındayız. Nedeninide biliyoruz. İkimizde bilsekte açmıyoruz, kurcalamıyoruz.
Kahvaltıyı yaptık ve evi toparlayıp Bade ile ilgilenmem gerekiyor. Bu yüzden Batu yu oturma odasinda bırakıp yatakodama gectip toparlamak icin.
Odaya girmek icin kapı kolunu tuttum, aşağıya indirdim ve ittim kapıyı itip açmam ile başımdan aşağıya suyun boşalıp heryerimi ıslatması bir oldu. Son ses bağırdım. "RÜZGAR!" Oturma odasindan kahkaha sesi geldi. Sinirle içeriye oturup KAHKAHA atığı yere gittim.
En yakındaki yastığı alıp kafasına fırlattıp peşindende sırılsıklam olmuş çoraplarımı ayaklarımdan çıkarıp onun içine attım.
Bu sefer kahkaha atma sırası bendeydi. Tip tip tam olarak süzecek öküz gibi baktı bana ama pek umrumda deil. Arkamı dönüp odama ilerledim, ilerlerken ona seslendim. "Üzerimi değiştirip çıkacağım ODAMI SEN toplarsın ABİCİĞİM." Cevap ışık hızıyla geldi. "O son kelimeyi siktirtme bana ben toplamıyorum hanım efendi git ne pok yapıyorsan yap." Umrumda mı hayır.
"Yer ıslak kalabilir money i sen ödeyeceksin sonucta canım abim!" Arkamdan tek duyduğum ses şuydu "Senin o abin batsın çocuk..." sadece kıkırdayıp üzerimi değistirmek için dolabım bakmaya başladım. Yatağa oturup bacak bacak üstüne attıp ve bir güzel incelemeye başladım.
Gerci ne inceleyecektim ki ya paltolon-T-shirt yada eşofman- T-shirt takımım var. Bu halimede güldüm. Gözüme salaş fovrit olan o eşofmanımı kestirdim ve kalkıp onu aldım... Asıl zor olan bu değil... Zor olan Batucuktan üst alabilmek... Başlasın benim mesai...
İnsan çok garip değilmi? Sabah korku, gerginlikle uyandım berbat hissediyordum. Şimdide gülüyorum hatta anırıyorum. Hayat bu işte yada BATU GIBI RUH HASTASI birisi ile mi yaşamak denir bilmiyorum.
Pıtı pıtı evin içinde Batuyu buldum. Temizlik malzemelerinin yanında... Şu benim odamdaki ıslak zemini temizlemek icin bez ariyor. Arkadan sarıldım. "Abicimmm" sondaki m harfini uzatarak tabiki. Burnundan verdi nefesini.
"Seninle hic uğraşamam git başımdan" bir yandan kollarımdan kurtulmaya calışmakta kendileri. "Senin şu siyah bana doble doble boyutta büyük gelen T-shirt varya onu alabilirmiyim?" Dudak büzdüm... bana baktı, baktı ama uzunca. Sandımki dilini yuttu.
Göz kırpıştırdım "Lütfen" uzunca bakışmamızdan sonra kafası ile onaylayıp ekledi "Dua et sana kıyamıyorum hele hele bu günkü sana hiç." Ne demek istediğini anladım ama bozuntuya vermeden onun odasına girdim ve dolabından o üstü aldım ardından hazırlanmak için odama geçtim.
Üzerimi değiştirdim ve o nefret ettiğim o ana geldik. Aynanın karşısına geçip saçımı insan saçı yapmakta... İnsan saçı ama dikkat edin. Bu düşünce ile gülerek banyoya girdim kapıyı kapattım. Aynaya bakmadım ama. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Yaklaşık 1 dakika o şekilde kaldım. Yavaşca gözlerimi kapatıp sol tarafa baktım. Aynaya. Aynadaki halime. Uzun birbirine girmiş siyah saçlarım. Rimeli akmış gözlerim. Kurumuş dudaklarım...
Bu halimede güldüm. Evet bu gün ben net kafayı yedim ben herşeye gülen birisi deildim ben noldu bana? Her neyse elimi yüzümü yıkayıp adam akıllı yani insan olma adımını atmam gerek... gine güldüm ama bu sefer bu halden kurtulmak için musluğa yöneldim.
Elimi yüzümü yıkadım ve insana geri döndüm. Ayanaya bakarak el salladım ve "Merhaba ben. Nasılsın?" Dedim. Sadece gülümsedim ve banyodan cıkıp kapıya ilerledim.
Kapıdan çıkacakken arkadan Batu beyin sesi duyuldu "Anahtarını al evde olmam." Burnumdan nefes verdim. "Nerde olursun?" Kapıya yaslandım tek kaşımı kaldırıp baktım. Benden 13 santim uzun olan ruh hastası, manyak piskopata.
"Bu sorular sana göre mi? Emirhanla olucam merak etme." Dedi bende ekledim. "Ben ikinizede güvenmiyorum. Tabiri caizse aynı bokun laciverti o." Göz kırptım. "Ikinizde dikkat edin akşam caymak yok bayım" anahatarımı alıp Badenin yanına bahçeye indim.
Bahçeye iner inmez Bade yani Alman kurdu cinsi köpegimi bacaklarıma sürünürken buldum. En son ne zaman görüştük? Baya oldu. Yaklaşık 1 yıl falan. Hemen merdivenlere oturdum oturmamla üstüme atlaması bir oldu.
Yaklaşık 15 dakika sonra bina kapısı açıldı Batu cıktı. Ben farkında bile değilim ama gülmekten. Ufak bi öksürük sesi ile kafama havaya kaldırıp kahverengi gözlerle buluştum. Aynı anda Bade de oturur pozisyona gecmis ciddi bir halde Batuya bakıyordu. Bu durumu fark edip kaşlarım çatık Batunun karşısına geçtim.
"Sen nalptın köpeğime lan!" Diyerek çıkıştım. Karşılık olarak gayet ciddiydi. "Napmışım ben?" Gözüm seğiriyor olabilir. "Soruyormusun sen bide! Manyak bu köpek 1 yıl once bu halde değildi! Köpek asker gibi olmuş. Bade boyle deildi!" Kaşları havada bana bakıyordu. Tam şu an yüzüne yumruk indiresim var. Sabredicem ama yapmicam.
"Bana manyak diyene bak nolmuş alt tarafı senin üzerine çıkmıştı ve üzerini kirletiyordu. "Üzerime baktim evet üzerim pati izi... "Nolucak ben onun pati izine kurban olurum. Senin üzerini mi kirletiyor sanki!" Kafası ile onayladı beni ve sonra jeton düştü bana. Üstümde onun kıyafeti vardı.
"Dışardan birisi gorse beni düşünüyorsun sanicak pok. Git ne halin varsa gör. " Beni geçiştirir gibi yapıp motora yöneldi ve motoru çalıştırıp gitti. Bende Badem ile baş başa kaldım direk ona odaklandım.
"Bade özledin mi beni sen?"
Saatler birbirini kovaladı ne zaman bu kadar hızlı geçti bilmiyorum. Tek bildiğim guruptan birsürü mesaj gelmesi.
Emre: Asena sen sadece kendini getir ben herşeyi aldım.
Levent: Asena takma bunu sen hepsini fln bırak ine ucu kadar bir şey almadı.
Yalçın: Olm bi durun. Asena sen simdi bunları boşver marketten gelirken cips, kola bide çekirdek al gel.
Ayşegül:Asena alma bir şey ben getirdim herşeyi tek kendini getir.
Köpek parkının ortasında oturup bunlari okuyordum durun ama merak ettim.
Nilda: Bu mesajlarda ne off ne yazdiniz bu kadar birisi özet geçsin
Muzo dan bir ses kaydı 1 dakikalık
Ayşe:Nilda boşver boş şeyler akşam buluşunca anlatırım.
Muzo: Sen sussana ben burda anlatıyorum.
Emirhan: Arkadaşlar kafam çekmiyor yaşlı bi adamım yazmayın artık.
Batucukcuk:Emirhan ben senden daha yaşlıyım farkındamısın?
Ben bu gurubu bir daha nerde bulurum? Neyse artık Badeyi toparlayıp eve geçmem gerek sonra hazırlanıp akşamki buluşmaya geçmem gerek... Ay durun şu an acayip üşendim... "Asena kendine gel kızım ne bu hal bide askersin sen be!" Iki tokatlardim kendimi ama gerek yok milletin icinde yapmayalım bunu.
*
Fokur fokur kaynıyorum şu andan itibaren. Ciddi manada. Nerdemiyim? Karakolda. Benim hani iki tane abim vardıya biri Batu bey biri Emirhan bey. Bunlardan bahsediyorum. Kavgaya bulaşmışlar. Ya sabır çekiyorum şu an. Etrafa öfke dolu bakışlar atıyorum. Ikisinin de tam karşısına geçtim."Bir daha bensiz buluşmak yok olm.!" Şimdiden özür diliyorum herkesten sövücem artık. "Olum götünüze rahatlık mı batıyor? Ben sizi iki dakika tek bırakamıyacakmiyım? Olum ben sizin o koca kıçınızı kurtarmaya çalışıyorum amına koyayım siz diyorsunuz ki taşşaklıyım benim başıma bi sik gelmez. Ben şu an burda olmasam sizi kimse kurtaramaz." Elim yumruk halde kaldı. "İkiniz şu cümleye cok iyi uyuyorsunuz." Batuyu işaret ettim işaret parmagimla "Aynı bokun" Emirhanı işaret ettim. "laciverti"
Ne Batu ne Emirhan bana bakıyordu. İkiside arkamdaki duvara kitlenmiş haldeler. "Susmayın amına koyim. Bir şey diyin!" Dişlerimi oyle bir sıkıyorum ki kırılmasina ramak kaldı. Bağirmamak için zor duruyorum. Kesin kıpkırmızı oldum.
Batu yavaşca bana baktı saniyelik bi andı. "Şimdi konuşursam elimden bi kaza cıkacak. Susma hakkımı kullaniyorum." Dedi. "Bende" dedi Emirhan. Gözüm seğirmeye başladı. "Siz mi ben mi Rüzgar bey sen bekle eve gidince ağzına sıçıcam bekle." Emirhana baktım. "Bu akşam sende bizdesin seninde ağzına sıcayım öyle gidersin."
Daha fazla duramayarak kendimi dışarı attım. Söylene söylene tabiki. Telefona mesaj geldi.
Emre:Durum ne?
Hemen yanıtladım.
Ağızlarına sıcmamak için zor duruyorum. Ben olmasam paçayı kurtaramazlardı. En geç 1 saate geliriz.
Emre: Gelince beraber sıcarız rahat ol sen.
Telefonu kapatıp banka oturdum. Sakinleşmeye çalıştım. Tabiki mümkünse. Bu ikili benim sinir uçlarımda geziyorlar. Bir gün ciddi manada elimde kalıcak...
Azda olsa sakinleşip geri yanlarına döndüm. Lakin dönmez olsaudım daha iyi. Aren de orda... Batu nun arkadaşlarından birisi. Kendisi ile pek deil hiç anlaşamayız.
Umrumda değil daha doğrusu şu an odağım onda değil iki başa bela abimde olması gerek. Sinir küpü olarak tekrardan başlarına geldim. "Bitti mi işlemler artık daha fazla burda bulunmak istemiyorum beyler." Emirhan cevapladı Batu yüzüme bile bakmıyor şu an.
"Ufak bi evrak işi var-" Aren sözü kesti ve saniyesine tüylerim diken diken oldu. "Evrak değil. Sözleşme..." daha fazla tutamayarak söze daldım. "Sana soran yok. Senlik bir durumda yok." Yakıcı gözlerimle onun gözlerine baktım. Zeytin karası gözlerim alev saçıyor etrafa. "Küçük hanım, Batu tek senin abin değil. Benimde abim. Hatırlatırsam senden önce ben vardım." Ona tamamen dönerek konuştum.
"Benden önce sen vardın kabul ama en çok ihtiyacı olduğu zamanda da ben vardım." Gıcık cevap veremedi tabiki. Çünkü haklıyım. Emirhan ve Batuya tekrar alev saçan gözlerle baktım. "Ne sik yapiyorsanız yapın bitirin bizi bekliyorlar."
"Aren de bizimle gelicek." Batu seni ben öyle bir şey yaparimki pişman olursun. Tabiki bunu içimden söyledim. Batuyu kolundan tutup çektim ve onlardan uzak köşede konuşmaya başladım.
"Sen ne saçmalıyorsun? Aren bizimle olamaz! Ben onunla aynı ortamı bırak isminin olduğu yerde siksen durmam! Sen neyin kafasını yaşıyorsun?" Eliyle ağzımı kapatıp duvara yasladı sözü devir aldı.
"Taramalı tüfek hedefi değilim. Bu bir. İkincisi olarak onunla konuşmak içli dışlı olmak zorunda deilsin. Benim misafirim benimle gelicek. Aras ile aranızdaki o konu beni ilgilendirmez. Duydun mu beni?" Elini ittirip yere çöktüm.
"Allah biliyor senin hatrın olmasa o Aras denen lavuğun varlığına katlancak daha fazla tahamülüm yok. Kalmadı. Okulda yeterince çektim kendisini."
"Son evrakları imzalayıp geliyorum gec motorların başına. Aras ile de muhatap olma." Gidişini izledim en son sinirle motorların başına geldim.
Ellerimi motora yasladım ve derin bir nefes alıp telefondan Ayşegül ün numarasını tuşladım. Kısa sürede açıldı telefon. "Ayşegül misafirimiz var ona gore hazirlik yap geliyoruz." Sesim yorgun çıkıyor biliyorum çünkü bu gün gereğinden fazla sitresin içinde kaldım.
"Kız! O ses ne naptılar sana canım?" Anne şefkati var bu kizda vallahi. "Beyfendilerle tartıştık ondan sinir uçlarında yürüdüm sinirden. Bide Aras denen çocukda geldi ona sinir katsayim yükseldi özellikle. Her neyse dedigim gibi bir kişi fazladan koy herseyi misafir getirtti RÜZGAR bey."
Güldü ciddi manada güldü. "Rüzgar diye hitap ettiğine göre misafir kim anladım ben neyse gelin biz hazirladik herşeyi." Telefonu kapatmam ile karakoldan çıkmak bilmeyen elemanlar çıktılar onları görünce kaskı takıp Yamaha r6 yı çalıştırdım.
"Emirhan sen benimle gel." Kendisi sözümden çıkmayarak dedigimi yaptı ama ortamda gerici bir sessizlik vardı. Bu durum hiç hoşnut değil.
20 dakikasonunda Üsküdar, Kuzguncuk sahile vardık ama varmaz olaydık. Motorları park edip kafamı kaldırınca bizim gurubun diğer tarafında motor çetesi yani bizim gurubun düşmanı bulunmakta... Abimler bizimkilerin yanına geçerken benim ayaklarım çivilenmiş gibi kala kaldım. Onlar fark etmedi onları ama ben düşmanımı uzaktan tanırım.