İşte yine başlıyor sahi takribi ne zaman son bulmuştu ki?
zaman algımı yitireli dün ve öncesini unutalı kaç gün oldu?
kısır döngü içerisinde kayıp mı oldum
yoksa her günüm aynı geçmişten mi oluşuyor?
sıkışıp kaldığım duvarlar zihnimdeki bariyerlerden mi ibaret
yoksa aramıza ördüğün duvarlar mı beni bu dar alana hapseden?
dört yanım seninle çevrili nereye baksam çehrenden bir parça
gürültünün kaynağı ne
yine kafamdaki alaycı sesler mi yoksa sana bakmaktan hiç bir zaman göremediğim varlıklarından bihaber olduğum yüzler mi?
gözlerimi açamıyorum perdeleri aralayamıyorum
arkasına mı sığındım yoksa gölgesinde silikleşen bir ruh mu oldum bilmiyorum
yüzler silik etraf karanlık hava oldukça boğucu seslerin arasında yere çarpan damlaların rahatsız edici yankılı tınısı da nereden çıktı?
yer gittikçe ıslanıyor boğulacağımdan korkuyorum
bunlara bir açıklama bulamayacak kadar aciz miyim yoksa sadece aklı uçuk bir aşık olmak mı aptal olmama yeten?
belkide platon haklıdır aşk denilen şey sadece onca hastalığımın arasında teşhisi konulmamış bir akıl hastalığıdır
bu verdiğim kaçıncı savaş ilk ve son yenilgimi onu kaybettiğim banka anı olarak bırakmamış mıydım şimdi neden bir yabancının sevgisizliği altında ezilip büzülürken buluyorum kendimi?
hislerimi bölüşüp kendilerine yem eden seslerin vermiş olduğu ders değil miydi atmayı durduran kalbim ile bir başıma yaşamak ?
havadaki kırıcı his aykırı ve beklenmedik
ellerim görüş açıma giriyor hiç bir hâyale tutunamayan güçsüz parmaklar bana insan olduğumun hatırlatıcısı niteliğinde amansız duygular hissettiren bir yabancının eteklerine tutunmuş onu bu lanete bile layık görmeyip acı dolu kalbinin tekrar atarak dışındaki taşı zorlamasından hesap sormayı bekliyor bekliyor ama ona öylesine sıkı tutunmuş ki hesap sormak için bir adım uzaklaşsa damlalardan oluşan suda boğulup gideceğini düşünüyor
yabancının soğuk ve ifadesiz yüzü kalbimi ısıtıyor o benden uzaklaşmak istedikçe sıklaşan parmaklarım ona ulaşmak için taşı zorlayan kalbimle yarışıyor
beni terk eden benliğim sıkıştığım alanın dışında onu bırakmamı telkin edip ihaneti üzerine benim yerime bir başkasına son iyiliğini yapıyor
kalbimdeki sızı ve kafamdaki Kalabalık arttıkça parmaklarım gevşiyor yalvarmakla yok olmayı seçmek arasında gidip geldiğim muhakeme sonucunda elim kalbime gittiği vakit yabancı hiç bir zaman gelmek istemediği yerden usulca uzaklaşıyor suya düşeceğimi düşündüğüm vakit yanağımdaki soğuk el beni tutuyor etraf kara bulutların vefasızlığı yüzünden az da olsa aydınlanıyor
Gözlerim aralandığında gördüğüm yüzler yanağımdaki ele bulaşan damlalar ıslak dizlerim ve taşı çatlatıp parçalarının batmasına sebep olan kalbim her şeyi açıklıyor bu savaşı da kaybettim bana uzatılan yardım eline olan şüphe tohumları beni haklo çıkarırken içine çekildiğim karanlıkta göz göze geldiğimiz kısacık zaman diliminde üzerime izinsizce yapışan umut kırıntılarını kaybolma ihtimalime karşı ardıma bırakarak seni ararken bilmediğim bir yolu izliyorum yolun sonu yok aynı döngü içinde defalarca kez sensizliği yaşayacağım ve sani sevmemin sonucunda kurtulamadığım zaman döngüsü içinde böyle cezalandırılacağım biliyorum.