Düşünceli idi. Ne yapmalı, nasıl hareket etmeliydi. Bir türlü karar veremiyordu.
Kolay değildi, bırakıp gitmek. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Bazısı elbette gitmelisin, derken bazıları sadece senin çocuğun mu uzakta demişlerdi. Günlerdir uyuyamamıştı. Yüreğine bir sızı düştü. Elinden bir şey gelmiyordu. Yavrum dedi sessizce. Gözleri doldu. Yağmur annesine sarıldı. Filiz hanım Yağmur'un saçlarını okşadı. Yağmur yavrum iyi ki varsın dedi. Ablam dedi yağmur yine onu mu düşünüyorsun? Hastaydı diyebildi. Biraz endişeliyim. Dua etmekten başka yapabileceği bir şey yoktu. Canından bir parçası uzakta idi. Hiç ayrılmamışlardı daha önce. Hasretlik ne zor şeydi.
O gün sabahtan bir video göndermişti. Kar yağıyor diye seviniyordu kızı. İyi görünüyordu. Kaç gündür bitmek bilmeyen ağrıları vardı. Okulda revire gittiğini söylemişti. En son o zaman konuşmuştu kızıyla. İlaç verdiler daha iyiyim demişti. Sevindi birden. Mutlu hissetti kendini. Evlâdının mutluluğu her anne babayı sevindirirdi. O günü dar etti Filiz hanım. Akşam olmuş eşi eve gelmiş, çocukla en son ne zaman konuştun diye sormuştu. Öğlen gibi revire gittiğinde konuştum dedi Filiz hanım. Akşam oldu, herhalde çoktan yurda gitmiştir dedi babası. Eşi kızlarını telefonla aramakta idi. Duymuyor dedi. Telefonu şu sessizden alsa ya diye söylendi. Bir sesini duysalar rahatlayacaklardı. Öğlenden beri ulaşamamışlardı kızlarına. O kadar çok aradılar ki sesini duyalım diye ama yok. Allah'ım bu çocuk telefonu niye açmıyor ne oldu? İlaç mı dokunmuştu acaba.Kızının kaldığı yurdu aradılar. Görevli kayıtlara bakarak öğrenciniz şu
anda yurtta görünmüyor, sabah çıkmış ve dönmemiş. Telaşa kapıldılar. Uyuyor diye düşünüyorduk dedi Filiz hanım. Rica etsek bir bakabilir misiniz, çocuk hastaydı. Hanımefendi şu an kontrol edebilecek elamanımız yok dedi görevli. Emin misiniz yurtta olmadığına diyen Filiz hanıma. Eminiz denildi. Korktular bu çocuk nerde ve neden açmıyordu telefonu? Çaresizlik nasıl bir şeymiş anladılar. Zira kızlarını sora bilecekleri kimse yoktu. Ümitsizliğe kapıldılar. Duaya sarıldılar. O sırada telefon çaldı ve arayan kızlarıydı. Uyumuşum dedi. Yurtta olduğu halde yok denilmişti. Gidip bakan bile olmamıştı. Bu olay kararını pekiştirdi. Her şey kızı içindi. Gidecektiler. Apar topar eşyalarını topladılar. Tebdili mekânda ferahlık vardı. Gidiyorlardı, kalbinde sevinç ve hüzün vardı...