Ben telefonu gülerek kapattığımda aşağı inmek için kapıyı açtım ve yere üç kişinin düşmesi oldu.
Yere bakınca Atlas, Ayaz ve kaanı görmem bir oldu, ayaz ve kaan atlasın üzerine düşmüş, nerdeyse çocuğu ezicekler.
"Ya siz napıyosunuz! "
"Hiç, öyle bağırma sesini duyduk ondan bi bakalım dedik" Dedi kaan,
"Tabi canım ona ne şüphe, de kalkın lan çocuğun canı çıktı" Dediğimde ayaz ve kaan, altasın üzerinden kalkınca ezilmiş bir adet Atlas gördük. Ah canım benim
"Lan çocuğu ezmişiz amk" Kaan dedi ve yerde yüz üstü yatan atlası kaldırdılar.
Odada ki koltuğa oturttuklarında
"Abi hayvan mısınız? Ya valla ezdiniz beni" Dedi boynunu ovarken
"Ya kapı öyle açılırmı ya" Pardon
"Pardon! Kendi odamın kapısını nasıl açmalıyım acaba"
Bunun üzerine bişey demediler, bende devam ettim
"Siz beni niye dinliyodunuz"
"Ya valla dinlemiyodu-"
"O zaman niye burdasınız"
"Ya ben yan odadan geliyodum, senin bağırma sesini duydum, noluyo dedim bu kızı kaçırıyolarmı? Sonra bunlar geldi azcık dinlemiş olabiliriz ama sevgilinle konuşuyomuşsun tam gidicekken sen kapıyı açtın ve burdayız" Diye konuştu ayaz
"Biliyo musunuz hiç inandırıcı gelmedi, ayrıca benim sevgilim yok" Dediğimde kaan "biliyomusun hiç inandırıcı gelmedi" Dedi ve kapıya yürüdü.
Wait o benim lafım bitch
"Lafımı çalma lan"
"Biliyomusun sevgilin olup olmadığıyla gram ilgilenmiyorum" Dedi ve kapıyı açıp çıktı.
Br anda aklıma bişey gelmediği için öylece kaldım sadece.... Lan benim niye aklıma bişey gelmedi
Arkasından da ayaz hiç bişey olmamış gibi çıktı ve gitti.
"Kusura bakma, yani dinlediğimiz için seni" Arkamdan gelen sesle döndüm ve arkamda duran Atlası gördüm.
"Diğerlerine göre en azından özür dileyebiliyorsun" Dedim ve ona gülümsedim
Yerde duran kafasını kaldırıp bana gülümsedi. Çok tatlı ln bu çocuk
"O zaman aşağı inelim annem çağırıyordu"
Kafamı sallayıp "tamam inelim bakalım" Önden giderken bende arkasından gidiyordum
Yemek odasına gelinceye kadar merdivenden indik, lan bu evde asansör yokmu?
Yemek odasına inince hala kimse gelmemiş, alya hanım ise mutfaktan tabakları masaya koyuyordu.
Atlas kimsenin gelmediğini görünce yemek odasındaki koltuğa oturup telefonuna bakmaya başladı. Tabi yardım amaçlı bende mutfağa gidip tabakalardan bi kaç tane aldım ve yemek odasına götürdüm
Alya hanım beni görünce
"Kızım sen niye yoruluyosun bırak ben yaparım"
"Nolcak ya elime mi yapışıcak" Elimdeki tabakları masaya koyarak
Mutfağa gidip bir kaç tabak daha alıp yemek odasına geri döndüm, döndüğümde diğerleri de gelmeye başlamış.
Alya hanım, cihan beye dönüp "cihan görüyo musun kızımı, bir güneş kadar olamadınız" Bunu dediğimde cihan bey ve oğullarını kastettiğini anladım ve gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
Bütün erkek topluluğu masaya oturunca bana dikdik bakmaya başladı hepsi...
Bende yerime oturdum ve onlara bakmamaya çalıştım çünkü bakarsam bok mu var ne bakıyonuz diyebilirim
Hala dik dik bana baktıklarını anlayınca dayanamadım ve onlara dönüp "acaba bir yerde açık mı var da böyle bakıyosunuz" Diyince hepsi kaşlarını çatıp baktıklarını anlayınca önlerine döndüler
Cihan bey oğullarının bu haline gülünce bi noluyo dedim yanı içimden
Yine fazla aç o olmadığım için azcık çiğköfte ve salata yedim.
Diğerleri yemek yerken ben doyduğum için "ellerine sağlık, izninizle kalkıyım ben" Dedim ve sandalyeden kalktığımda, Ozan kişisi "çok az yemedin mi? " Beni şaşırtıyorsun beyefendi
"Yok aç değilim, size afiyet olsun" Dedim ve daha yerini yeni öğrendiğim asansörle odama çıktım.
Odamdaki balkon olduğu için orayı kendime ayit bir şekilde düzenlemek istediğim için çalışmaya başladım. (Sanki bina yapcak)
Balkon büyük olduğu için ilk önce odamdaki kendi evimden getirilen bir sallanan koltuk vardı. Onu zar zor kendim balkona taşıdım.
Yere alya hanımın daha önce seçmen için getirdiği halılardan olan yeşil ve beyaz detaylı olan halıyı serdim.
Duvarlara sevdiğim şarkıcıların posterlerini astım.
Ve daha buraya gelicek bir sürü çiçek vardı. Kendi evimde resmen her tarafta çiçek dolu olduğu için hemen gidip çiçeklerimi alıp buraya koymam lazım.
Ve ayrıca kendi kıyafetlerim, özel eşyalarım, fotoğraflarım, takılarım, gitarım, Billie eillish plaketlerim ve daha nicesi var.
Birazcık odada soluklanıp aşağı salona indiğimde, abi kişileri telefona bakarken, alya hanım anne ve cihan bey baba bişey hakkında konuşuyordu.
Alya hanım benim geldiğimi fark edince "gel kızım şöyle otur,bişeyler konuşucaktık bizde seninle" Dediğinde yanına gidip oturdum ve ilk ben konuştum;
"Bişey isteyebilirmiyim?" Dedim
"Tabi kızım, sen iste yeter ki" Dedi cihan bey baba
"Ben evimden hala eşyalarımı almadım, acaba bugün gidip alabilirmiyim? " Normalde olsa bu kadar nazik konuşmam, noldu acaba bana
"Olur kızım, hatta birlikte gidelim" Erkek kişilerine dönüp "lan ikinci üretim hatası, kalkta sende gel" Dedi Ozan'a bakarak
Wait, niye birinci demek yerine ikinci dedi. Neyse yanlış duydum heralde, yada adamın bir sürü oğlu var karıştırmış olabilir, gayet normal
Ozan dünden razıymış gibi ayağı kalkıp, ikiletmeden odasına çıktı.
Bende ayağı kalktığımda abilerin bana baktığını gördüm, niye sürekli bunlar bana bakıyo
Düzgün de bakmıyolar ha, kaşları çatık bir şekilde bakıyorlardı.
Sonra Atlas konuştu (küçük olan)
"Baba bende gelebilirmiyim?" Çok tatlı sorunca gülümsemeden edemedim. Bu halime alya hanımın bana tebessüm ederek izlediğini gördüm
"Kızım isterse gelebilirsin" Dediğinde atlas gözlerini bana çevirdi. Bende gözlerimi kısıp kafamı salladım ve "gelebilirsin, sormana gerek yok" Dedim ve asansöre yürüdüm
Atlasta benim peşimden gelip asansör gelince benimle birlikte bindi.
Odamın katına bastım ve sadece öylece durdum.
Sonra Atlas bana dönüp, heyecanlı bir şekilde "sana bişey sorabilirmiyim" Dedi, telaşlıydı.
"Sakin ol ve sorabilirsin" Dediğimde derin nefes aldı.
"Sakin ol, ne soruyorsan kızmam merak etme" Dediğimde
"Sana abla diyebilirmiyim? " Dediğinde yine çok tatlı bakıyordu. Ben bu çocuğu kıtlar yerim ha
"Ulan ne tatlı şeysin sen, şuan seni yiyebilirim haberin olsun, evet bana abla diyebilirsin, sonuçta ablanım yani"
Dediğimde tuttu nefesini dışarı verdi ve o dünya tatlısı gülüşünü yine yüzünden eksik etmedi.
Yanaklarını sıktım ve "çocuk sen nası bu kadar tatlı olabilirsin" Dediğimde daha da sırıtıp "artık senin tatlın oldum, varya abilerime ne biçim hava atıcam" Dediğinde kolumun altına aldım ve gülmeye başladım.
Kolumun altında saçlarını dağıtırken "ya abla niye saçımı bozuyosun" Dediğinde saçlarını düzeltmeye çalıştı
"Aman merak etme hala kızlar seni beğenir" Dediğimde asansör gelmişti bizde indik ve kendi odama yürüdüm o da odasına girdi gülerken
Üzerime sweet ve pantolon giydim. Uzun Sarı saçlarımı taradım, parfüm sıkıp birazcık makyaj yapıp aşağı indim.
Aşağı indiğimde Atlas, cihan bey baba ve ozan beni bekliyordu
"Hele şükür geldin" Dedi ozan
"Abartma istersen, sanki ne kadar beklediniz"
"Yarım saat, otuz bir dakika, kırk dört saniye, kırk beş oldu" Dedi saatine bakarak büyük şerro
"Abartma lan" Dedi cihan bey oğlunun kafasına hafifçe ensesine vurarak
"Hadi gidelim kızım" Dedi az öncekinden daha yumuşak bir şekilde, eliyle kapıyı açarak geçmem için eliyle gösterdi.
"Çok naziksiniz beyefendi"
"Sizde fazla güzelsiniz hanımefendi"
Gülerek arabaya bindim, Atlas da arkaya yani yanıma bindi, ozan da öne oturdu ve cihan bey baba kişisi arabayı çalıştırdı.
Dışarı izlerken bir anda *kumralım* çalmaya başladı
İçimden eşlik ederken, durduğumuzu anlayınca kapıyı açıp arabadan indim.


