~~~~ işte böyle oldu"
"Oha, yani şimdi senin gerçek ailen varmış" Resmen ağzı kulaklarındaydı.
Sonra birden sarıldı. Duygulanmış gibi yaparak yalandan göz yaşlarını sildi.
"Ya knk çok mutlu oldum ya" Dediğinde tekrar sarıldı.
"Sinan daha belli bile değil ki"
"Kız işte sana benziyolarmış, bunlar net senin ailen" Valla şu sinan kadar akıllı olamadın.
"Lan ben dedeme söylemedim" Ani bir telaş duygusuyla, sonra biran da sakin olup "ama şu testi yapalım ondan sonra haber veririm"
"Ruh hastası" Dedi gülerek
"Güneş! Ne zaman geliceksin" Gözümü sahaya çevirdim. Amigo kızlar oturmuş beni bekliyordu. Lan tabi ben bunları unuttum ya.
Sinan da dışarı futbol sahasına gitti. bende kızların yanına gidince onlarda ayağa kalktılar.
"Kusura bakmayın valla, bişey anlatmam gerekti, neyse siz ısınma yaptınızmı? "
"Valla biz soğuduk bile güneş" Dedi aleyna gülerek, şerro ya seviyom ama en azından.
"Sus kız, tamam O zaman başlayalım"
Kızlara 1 saat boyunca dans kareografi öğrettikten sonra dinlenmeleri için mola verdim, bende bir köşeye oturup şu içiyordum.
Ki aptal poyraz, bana doğru geliyordu.
Bıktım valla bıktım.
"Naber güzellik? " Seni gördüm bok gibi oldum.
"İyi poyraz sen" Dedim (bahardaki çağla gibi hsjsjjs) sanki zorla söyletiyolar gibi suratsız bir ifadeyle
"Dans öğretirken çok iyiydin"
"Sağol" Su içerken, normal bir ses tonuyla
"Bu arada haftaya evimde parti olucak ve sende geliceksin değilmi? "
"Madem geliceksem benim bundan niye haberim yok" Zortt
"Ne demek yok, olması gerekiyor ama" Bak bak yalana bak
"Amq yok"
"Artık var, ve seni bekliycem"
*çok beklersin* sinanla aynı anda söylemiştik.
Poyrazın arkasından gelip, elimi tutarak kaldırdı ve "hadi güzelim, dışarda bekliyolar, biz gidelim" Bunu söylerken, poyraza sert bakışlarını gönderiyordu.
Daha da bişey demeden, kızlara "bugün serbestsiniz" Dedim ve sinanla birlikte dışarı çıktık.
"Şerefsiz ya, bi gün dövücem o olucak" Sinirle yürürken
"Döversen beni de çağır" Dediğimde ikimizde gülmeye başladık.
Çıkışa geldiğimizde, siyah bir araba bizi bekliyordu.
Oraya ilerlediğimizde, içinden müdürün odasındaki kadın ve adam çıktı.
DNA testi için bişeyler söyledi ve bizde arabaya bindik.
Ben cam kenarına, sinanda yanıma oturdu. Karşımda kadın, adam ve bir çocuk oturuyordu.
Yolculuk boyunca asla konuşmadık. Hastaneye gelince indik ve test için kan alma odasına geçtik.
Kan almadan önce doktor "öncelikle karışma durumu olabilir ve bunu bizim daha önce hastaneden çıkardığımız bir hemşire yapmış olabilir. Yani herşeye hazırlıklı olun"
Şimdi mi aklınıza geldi cidden.
"Şu kanlar alınsın yoksa cidden elimden bi kaza çıkıcak" Dişlerimi sıkarak söylediğim için sinan da sakin olmam için elimi tutuyordu.
Doktor anlamış olucak ki, hemşireyi çağırıp kanı almamı söyledi.
Ben kolumı sıyırdım ve kanı almasını bekledim.
Kanı aldıktan sonra sinanla kafetaryaya gitmek için kalktığımızda,
Bi tane korumayla gelen bir kız gördüm.
Bakışlarını bana çevirdiğinde, küçümseyici bir bakış attı.
Bende ona aynı şekilde bir bakış atıp önüme döndüm.
Sinan'a baktığımda kıza bok mu var bakışı atıyordu. Gülüp çekiştirmeye başladım ve kafetaryaya gelince bir masaya oturup, dedikodu yapmaya başladık.
~~~~
"Harika ya! Gelsinler hayatımızın içine sıçsınlar, sonrada siz karıştırıldınız desinler. Lan benim hayatım sayenizde berbat oldu. Şimdi de hiç bişey olmamış gibi SİZ KARIŞTIRILDINIZ diyosunuz! " Evet onların kızı çıktım ve sadece kuru bir özürle siz karıştırıldınız diyolar, o özrü alın bi tarafınıza... Neyse
Sinan ne kadar kötü olduğumu bildiği için beni asla tutmadı ve şimdi kapıyı çarpıp, dışarı çıktım.
Dışarda bir banka oturdum ve bacaklarımı kendime çekip, boş bakışlarla dışarı izledim. Sadece.
Sonra yanıma biri oturduğunu anladım. Sinandı.
Tek kolunu omzuma koyup beni kendine çekti. Bende kafamı omzuna koydum.
"Lan senin hayatında niye doğru bişey olmuyo be" Kıkırdadığımda
Yine konuştu, "o kadın senin yanına gelmek istedi, ben izin vermedim"
Adam ya
"Doğru olan, şuan cidden onların yüzünü görmek istemiyorum"
"Peki güzelim sen nasıl istersen, ama tanışıcaksın değilmi? " Bana kalsa hayır.
"Sende gelırsen belki" Dediğimde hafifçe gülmesini duymuştum.
"Zaten seni bensiz göndermem" Bu kez bende gülmüştüm.
Sonra hastaneden o adam, ve kadın çıktı. Yani anne ve baba kişisi...
"Kızım ilk önce istersen eve gidelim, tanışalım. Sonra zaten kalıcaksın" Bok kalırım
"İyi" Dedim ve sinanla birlikte önden yürümeye başladık.
Bir arabanın önünde durduk ve ilk onlar binince, bizde bindik.
Araba çalışınca, adam "ben cihan, kızım, bu da annen Alya soykan" Ok
Ne diyebilirim ki
"Güneş, 17 yaşındayım bu kadar"
"Sinan Kandemir, 17 yaşındayım, güneşin arkadaşıyım" Arkadaş kısmını bastırmıştı. Çünkü büyük ihtimalle bizi sevgili sandılar.
Bundan sonra fazla konuşmadık. Yaklaşık on dakika sonra araba durdu ve bizde indik.
3 katlı baya büyük bir villa vardı. Önündeyse, çok fazla koruma vardı.
Açıkcası dedemin daha büyük bir malikanesi olduğu için şaşırmadım.
Onlar önden, biz arkadan ilerliyorduk. sonra Alya hanım kapıyı çaldı. Kapıyı orta yaşlarda bir kadın sempatik gülümsemesiyle açtı ve sevecen bir şekilde "hoşgeldiniz" Dedi.
Bizde hoşbulduk falan diyince ceketleri alınca bizde içeri ilerledik.
Salona gelince Sinan'a biraz daha yaklaştım. O ne be
Resmen 6 tane fırtına vardı. Ama bunlar niye bize kırmızı görmüş boğalar gibi bakıyor....


