Hepimiz Bulut'un yatağına oturmuş elimizdekilere bakıyorduk. Bir günlük ve fotoğraf. Bulut neden fotoğrafın yarısını yırtmıştı acaba? Günler geçiyor, gece ve gündüz birbirini takip ediyordu ve gizem giderek daha da büyüyordu. Yaklaşık yarım saat fotoğrafın diğer yarısını aramıştık ama bulamamıştık. "Yok abi, her yere baktık ama hiçbir yerde yok." dedi Batu öfkeyle. "Günlüğe bakalım bari." dedi Nil. Serkan boğazını temizledi. "Bence artık eve geçelim. Yarın bakalım. Geç oldu ve annem mesaj atmış." Temmuz da onayladı. Batu'ya döndüm. "Peki o zaman." dedi Batu ve hepimiz ayağa kalktık. "Yarın okula gitmeyelim. Günlüğe bakalım ve restorana gidelim." dedi Batu. "Evet, iyi fikir. Dinlenirsek iyi olur." dedim. Batu bizi uğurlayıp kapıyı kapattı. Serkan'a döndüm. "Gel seni eve bırakayım." gülümsedim. "Olur, tabii." arabaya bindiğimizde Serkan ısıtıcıyı açtı ve arabayı çalıştırdı. "Şey diyorum, bize mi gitsek şimdi?" kaşlarımı yukarı kaldırdım. "Çok isterdim ama annem evde yalnız. Ve beni merak ediyordur. Eve gitsem iyi olur." Serkan bir süre sessiz kaldı. "Peki, nasıl istersen." aradan geçen belki on belki on beş dakikaydı. Serkan sessizliği bölen ilk kişi oldu. "Çok özledim seni. Sanki eskisi kadar yakın değilsin bana, neden?" kaşlarımı kaldırdım. "Ne alaka Serkan? Gayet yakınım ve seni de seviyorum." Serkan dikiz aynasından arkasını kontrol etti. "Hayır, yani... bilmiyorum. Hissettirmiyorsun." gülümsedim. "Arabayı durdur." Serkan kaşlarını kaldırarak bana baktı ama ikiletmeden dediğimi yaptı. Arabayı durdurunca Serkan'a döndüm. "Son zamanlarda biraz kafamız yoğun, o yüzden birbirimize vakit ayıramıyor olabiliriz. Özür dilerim. Ama seni seviyorum." yaklaşıp dudaklarına öpücük kondurdum. "Öyle mi hanımefendi? Ne kadar seviyorsun bakalım?" kıkırdayıp bir kez daha dudağından öptüm. "Çok, çok seviyorum." Serkan yine de alınmış gibi yaptı. "Bir şartla affederim, bir gün bizim eve gel, takılalım. Baş başa." gülümsedim. "Hmm... Peki o zaman." Serkan bir kez daha dudağımdan öptü ve arabayı sürmeye devam etti. Kafamı cama çevirdiğimde geçip giden sokak lambalarını, koşturan insanları ve yağan karı gördüm. Her şey o kadar garip, o kadar çaresiz hissettiriyor ki insan bazen o çaresizliğin içinde kayboluyor. Serkan'a aşığım. Ona aşkımı neden gösteremediğimi bilmiyorum. Onu yıllardır tanıyorum ama sanki son zamanlarda birbirimizden uzaklaşıyor gibiyiz. Haklı, ki ben en çok haklılıklara kırılırdım. Serkan'a döndüm gözlerini kısmış yolu takip ediyordu. Dudağının kenarındaki her zaman kendini belli eden gülümsemesi... Her gördüğümde tekrar tekrar âşık oluyordum. Serkan, hayatıma girmiş bir mucize gibiydi. "Seni seviyorum Serkan, gösteremediğim için özür dilerim. Ama gerçekten seni seviyorum." Serkan bana döndüğünde gözünde bana karşı olan sevgisini gördüğüm. "Ben biliyorum bir tanem, ben de seni çok seviyorum. Şimdi önümüze bakalım. Yarın seni alırım sabah bir kafeye gider kahvaltı yaparız tamam mı?" gülümseyip yanağından öptüm. "Olur balım." Serkan elimi tutup tersini öptü. "Seni seviyorum, iyi geceler." Arabadan indiğimde Serkan eve girmemi bekliyordu. Eve sessizce girdim. Annem uyuyor olmalı derken... "Nereden geliyorsun bu saatte?" gülümsedim. "Anne, şey..." diye gevelerken annem kaşlarını çatıp bana bakıyordu. "Nermin teyzelerdeydim, yani Batularda." Annem derin bir iç çekip salona ilerledi. "Neden uyumadın sen?" annem hızlıca bana döndü. "Kızım akşama kadar dışarıda, nasıl uyuyabilirim?" gülümseyip yanağından öptüm. "Merak etme, ben iyiyim. Özür dilerim haber vermeliydim." annem yanağımı okşadı ve hüzünlü gözlerle bana baktı. "Ben seni sokakta bulmadım yavrum. Sana bir şey olacak diye ödüm kopuyor." kıkırdayıp odama giderken "Fazla düşünüyorsun sana zarar anneciğim." dedim. Annem ise arkamdan "Anne olunca anlarsın!" diye bağırdı. Odama geçtim ve üzerimi değiştirdim. Yatağa girdiğim esnada telefonuma gelen bildirimle komodinin üzerindeki telefonumu elime aldım. Batu yazmıştı. Batu: Uyudun mu? (00:27) Asel Mina: Uykuyla aramız pek iyi değil bu aralar :) (00:28) Batu: Ben de uyumadım. Her gece bu saatlerde içimde bir şeyler ağırlaşıyor. Eskiden böyle olmazdı... sen gülünce geçerdi mesela. (00:28) Asel Mina: Batu... anlamıyorum. Ne oldu? (00:28) Batu: Bazen bazı şeyleri tam zamanında söyleyemezsin ya hani... (00:29) Zaman geçer, insanlar değişir, ama içinde o şey kalır. (00:29) Benim içimde de kalan bir şey var, uzun zamandır. (00:29) Kaşlarımı çattım. Şu an ne konuşuyorduk, bu konuşma nereye gidiyordu, anlayamıyorum... Asel Mina: Batu, nereye varıyor bu konuşma? (00:30) Batu: Bir yere varmıyor Asel. Sadece... (00:31) İnsan sevdiği kişiyi uzaktan izleyince boğuluyor. (00:31) Ama neyse, boş versene. (00:31) Gözlerimi irice açtım. Ne yani, Batu benden hoşlanıyor muydu? Ama kalbim neden hızlanmıştı? Serkan bunu duymamalıydı. Bir süre cevap vermedim. Derin bir nefes aldım. Asel Mina: Batu... Bunu şimdi söylemen doğru mu? (00:35) Biliyorsun... (00:35) Batu: Biliyorum. Serkan. (00:35) Merak etme bunun ben de farkındayım. Bizden olmaz Asel. (00:36) Sadece söylemek istedim.(00:36) Çünkü... belki bir gün geç kalırım ve pişman olurum. (00:36) Sadece içimde kalsın istemedim. Malûm dışarıda bir katil var ve yarın ne olacağı belli değil. (00:36) Uzun bir bekleyişin ardından Batu tekrar yazdı. Batu: İyi geceler Cennet Kuşu :) (00:41) Mina ismimin anlamını söylemişti. Yüzümde buruk bir gülümseme oldu. Asel Mina: İyi geceler Batu... (00:42) Batu'nun beni sevdiğini öğrenmem üzerimde şok etkisi yaratmıştı. Üstelik Serkan'ı bile bile... Batu ile olan arkadaşlığımı bitirmek istemiyordum. Nasıl bitirebilirdim ki kolay kolay. Kaç yıldır beraberdik. Benimle güldü, benimle ağladı... Üstelik ona bir söz verdim. Kardeşi Bulut'un katilini öğrenmeliydik. Onu bulacaktık, ne olursa olsun... Bu yaşananları Serkan'a söylememeliydim, yapamazdım. Serkan benim sevgilim ona âşığım fakat Batu'yla birbirlerine zarar versinler istemiyordum. Kafamı iki yana salladım ve gözlerimi kapattım. Batu... yanlış zamanda yanlış yerdesin... *** Alarmımın sesine uyanmıştım. Saat 07:28'di. Ağır ağır yataktan kalktım ve telefonuma baktım. Hem Serkan'dan hem de Batu'dan mesaj vardı. Batu'nun yazdığına bakmak için onunla olan sohbetimize tıkladım. Batu: Şey... özür dilerim. Eğer benimle olan ilişkine son vermeyi düşünürsen eğer... (01:33) Yapma... haklısın ama gitme benden. (01:33) Kafamı iki yana sallayıp hüzünlü gözlerle mesaja baktım. Asel Mina: Gitmeyeceğim Batu ama... Serkan'a bunu yapamam. Lütfen bunları unutalım ve kaldığımız yerden devam edelim, olur mu? (07:31) Serkan'la olan mesajlarımıza girdim. Serkan: Uyandın mı güzelim? (07:16) Birazdan hazırlanıp çıkacağım, seni kapının önünden alırım. (07:16) Gülümsedim ve yazmaya başladım. Asel Mina: Uyandım hayatım. Neredesin? (07:34) Serkan anında gördü mesajı ve yazmaya başladı. Serkan: Şimdi çıktım bir tanem. (07:34) Hemen hazırlan seni deniz manzaralı bir kafeye götüreceğim. (07:35) Heyecanla gardırobumun önüne geldim ve Beyaz boğazlı kazağım ve siyah dar kot pantolonumu giydim. Dudağıma sadece bir parlatıcı ve gözlerime de maskara sürüp kıvırdım. Saçımı ise maşam ile dalgalandırdım. İşte hazırdım. Saate baktığımda saat 08:01'di. Camdan dışarıya baktım ve Serkan'ın gelmiş olduğunu gördüm. Hızlı adımlarla dışarı çıktım. Serkan beni görünce ıslık çaldı. Öyle bir ıslık çaldı ki bütün mahallede yankı yaptı. Gülerek işaret parmağımı dudağıma götürdüm ve susmasını söyledim. Serkan yanıma gelip elimden tuttu ve beni etrafımda döndürdü. "Bu ne güzellik hanımefendi?" dedi ve elimi alıp kibarca öptü. "Ben bu güzelliği hak edecek ne yaptım acaba öğrenebilir miyim?" heyecandan ve utançtan yanaklarım kızarmıştı. E tabii bir de soğuktan. "Bilmem, ne kadar iyi bir insansanız Allah sizi ödüllendiriyor beyefendi." Serkan gülümseyip göz kırptı. "Hayatımda aldığım en güzel ödül o zaman." kıkırdayıp arabaya bindim. Serkan sürücü koltuğuna bindikten sonra ısıtıcıyı ve teybi açtı. Billie Eilish - Wildflower çalıyordu. Serkan arabayı hareket ettirirken göz ucuyla bana baktı. "Mutlu gibisin?" gülümsedim. "Çünkü senin yanındayım." Serkan da gülümsedi. "Ben de mutluyum. Çünkü yanımdasın." Serkan'a döndüm. "Sen böyle şarkılar dinler miydin?" Serkan ufak bir kahkaha attı. "Bazen insan kafası boşalsın istiyor, huzur veren şarkılar dinlemek de önemlidir." kafamı salladım. "Hmm... öyle mi?" gülümsedi ve bir elini bacağıma koyup okşadı. "Öyle bebeğim. Hem bence bu şarkı tam kış şarkısı." Bebeğim... Onun her kelimesinde, her cümlesinde, her dokunuşunda böylesine içim titreyecek miydi? Aşk bu muydu? Her kelimesi bir melodi gibi mi gelirdi insana? Her dokunuşunda güller mi biterdi? Sanırım aşk gerçekten buydu... "Asel, Ne oldu daldın." gözlerimi kırpıştırıp Serkan'ın yanağına öpücük kondurdum. "Hiç, bir şey olmadı." Serkan gülümseyip önüne döndü. Yol boyunca şarkıyı dinledik. Ki zaten 10 dakika sonra varacağımız yere varmıştık. Serkan arabadan indi ve benim kapımı açtı. "Teşekkür ederim." dedim gülerek. Elimi tutup öptü. "O şeref bana ait hanımefendi." utandığım için gözlerimi kaçırmıştım. Serkan ile 6 yıldır arkadaştık ama 3 yılı sevgililiğimize gitmişti. Yıllar ne kadar geçerse geçsin ben onu hep ilk günkü heyecanla sevecektim. İlk günkü utangaçlıkla bakacaktım ona. Lokantaya geldiğimizde Serkan beni lokantanın denize bakan balkonunda bir yere oturtmuştu. Balkonda camekan olduğu için soğuk bize vurmuyordu ama denizi görebiliyorduk. Serkan da karşıma oturduğunda "Ne yiyelim?" diye sordu. "Serpme kahvaltı iki kişilik olsun bence." dedim. Serkan onayladı ve garsonu çağırıp isteklerimizi söyledi. Garson gittikten sonra Serkan bana döndü. "Bugün ne yapacağız?" "İlk o günlüğe bakarız. Sonra restorana gideriz. Oranın gizemini merak ediyorum açıkçası." dedim. Serkan boğazını temizleyip konuştu. "Ya hiçbir şey bulamazsak? Ya sıradan bir restoran kartıysa?" kafamı cama doğru çevirdim. Esen rüzgara, dalgalanan denize ve uçan kuşlara baktım. "Bilmiyorum, umarım bir şeyler bulabiliriz." Serkan bir şey diyecekken garson geldi ve siparişlerimizi bırakıp gitti. "O zaman hadi yiyelim. İşimiz uzun sürecek gibi." onayladım ve yemeye başladık. *** "Neredelermiş?" diye sordu Serkan. "Okulun oradaki parktalarmış." Serkan kafasını salladı ve arabaya bindik. Kahvaltımızı bitirdiğimiz esnada Nil aramıştı ve parkta bizi beklediklerini söylemişti. Serkan hesabı ödeyip çıkmıştık. Şimdi arabadaydık ve bizimkilere doğru gidiyorduk. "Şu soğukta parkta ne işleri varmış?" diye sordu Serkan. Kafamı iki yana sallayıp "Bilmiyorum. Birlikte kafeye geçeriz belki." Serkan bana döndü. "Üşüdün mü?" soğuktan vücudum titriyordu. "Biraz." Serkan uzanıp ısıtıcıyı açtı ve bana doğru döndürdü. "Soğuk seni bulmasın diye hep yanında olacağım sevgilim." dedi Serkan. Kalp atışlarım hızlanmıştı. Gözlerim dolunca kafamı cama çevirdim. "İyi ki varsın..." diye fısıldadım. Serkan ise cevap vermek yerine elimi tutup öptü ve yola odaklandı. Parka geldiğimizde bizimkileri orada ayakta dikilirken bulduk ama bir kişi fazlaydı. Alp? Onun ne işi vardı. Buradan bakınca bile Batu'nun boynundaki damarlar belli oluyordu ve her ne konuşuyorlarsa hiç hoş bir yere gitmiyordu. Serkan'a döndüm. O da bana döndü. Gerginlikten ellerim titremeye başlamıştı. Serkan elimi tuttu ve birbirine kenetledi. Sanki 'korkma yanındayım' der gibi... Diğerlerinin yanına gittiğimizde Alp "Asıl katil Buse'dir. Kız ikimizi bile oynattı parmağında görmüyor musunuz? Konuşsana Buse." dedi. Buse ise Alp'e dolu gözlerle bakıyordu. "Git buradan." dedi. Alp, Buse'ye yaklaştı. "Hepsi senin yüzünden Buse, tüm sorumlu sensin. Bulut senin yüzünden öldü. Onun ölümüne sebep olan sensin." Serkan boğazını temizledi. "Ne oluyor burada?" hepsi bize döndü. Alp bize baktı. "Çifte kumrular, hoş geldiniz. Biz de tam Bulut'un katili kim diye konuşuyorduk ama yanı başımızda duruyor şu anda." kaşlarımı çattım. "Anlamadım?" dedim. Alp bana baktı. "Asel, diyorum ki Buse-" Nil bir anda bağırdı. "Yeter! Bizi mi takip ediyorsun lan sen? Buse Bulut için çok üzüldü onun sevgilisiydi. Sen kızı çekemiyorsun ona bok atıp durma!" Kerem, Nil'in kolunu tutup kendine çekmeye çalışıyordu. Yoksa Alp'in üzerine atlayacaktı. "Sen öyle san Nil ama babası katil olanın kızı da katil olur. Ve Buse asıl katil." Buse başını iki yana sallayarak nefretle ve acıyla Alp'e baktı. "Senden..." dedi gözünden akan bir yaşı silmeden. "Nefret ediyorum." dedi ve Alp'in omuzuna çarparak koşarak gitti. "Buse!" diye bağırdı Temmuz. Ama durmadı ve gitti. Batu hızla öne atılıp Alp'e yumruk atınca tiz bir çığlık attım. "Git buradan orospu evladı! Buse'nin masum olduğunu sen de biliyorsun ve kız sana yüz vermedi diye onu bu şekilde yaralamaya çalışıyorsun!" Alp dudağındaki kanı silerek Batu'ya döndü. "Bunun gibi bir kızdan kurtulan Bulut oldu. Onu suçlamıyorum bile." Batu tekrar Alp'e atılacağı sırada Serkan onu tuttu. "Senin gelmişini geçmişini sikerim oğlum!" diye bağırdı. Alp sırıtarak Batu'ya öpücük attı. "Ben gidiyorum çocuklar. Siz de yanınızdakilere dikkat edin. Ne demişler 'düşmanını uzakta arama.' Hadi kaçtım." Alp giderken hepimiz onun arkasından nefretle bakıyorduk. Serkan, Batu'yu nihayetinde bıraktığında bankın birine oturttu ve su verdi. "Sakin ol kardeşim. Değmez, çekemiyor işte." Batu sinirden titreyen elleriyle su şişesini alıp içmeye başladı. Boğazımı temizleyip yanına oturdum. Omzuna dokundum ve Batu bana döndü. "İ-iyi misin?" diye sordum. Batu bana hüzünlü gözlerle baktı. "Asıl sen iyi misin? Asel, özür dilerim kendimi tutamadım." bakışlarımı kaçırdım. Serkan "Neden ki anlamadım." dedi. Batu nefesini derin bir şekilde verdi. Nedenini sadece ben anladım. Verdiği derin nefeste sevgilimin korkularımı bilmediğini yüzüme vurmuştu. Canım yandı... "Asel gürültüden korkar. Bağırış, çağırış kavga o da bab-" bana baktı. Ben ona bakmıyordum. Kafamı ağır ağır salladım. "Babası yüzünden." dedi. Serkan kaşlarını çattı. "Öyle mi? Peki sen nereden biliyorsun Batu?" Batu tam bir şey diyecekken hızlı bir şekilde onlara döndüm. "Yeter. Artık işimize bakalım." kimse bir şey demedi ama uzun bir süre sessiz kaldık. İlk sessizliği bölen Nil oldu. "Hadi şu günlüğe bakalım artık." Batu tam günlüğü çıkartırken Kerem "Buse gelmeyecek mi?" diye sordu. "Telefonlarımı açmıyor. Biraz kafasını dinlesin." dedi Temmuz. O sıra telefonumun çalmasıyla hepsi bana döndü. "Bir saniye annem arıyor." dedim. "Alo, anne?" telefondan gelen hışırtılarla kaşlarımı çattım. "Anne sesin gelmiyor." "Özledin mi beni Asel'im?"
Bölüm 5
5. İKİ KALPTE BİR İSİM
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.