İçeriğe geç

Gerçek Orada Bitti

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Gerçek Orada Bitti

Bölüm 1

1. BULUT

20 Ocak 2025... Bulut öleli 6 yıl olmuştu. Bugün yıl dönümüydü. Ve her zamanki gibi biz okulu asıp mezarına gelmiştik. 6 yıl önce her şey daha normaldi. Ama şimdi fark ediyorum da sanki her şey rengini kaybetmiş gibi, siyah beyaz... Batu yine mezarının yanına oturmuştu. "Seni çok özledim kardeşim." dedi sesi titreyerek. Batu, kardeşinin ölümünü bir türlü kabullenememişti fakat ailesi bütün umudu kesmiş, polisler bile intihar süsü vermişti. Ama işin garip yanı polisler onu demeden önce 'araştırmamız lazım' diyordu. Sanki bir şey ya da biri onları bu konuda susturmuş gibiydi. Hüzünlü gözlerle Batu'yu izliyordum. Önceden ne de neşeli, ne de güler yüzlü bir çocuktu. Şimdi konuşmaya bile hali yoktu. Serkan yanıma yaklaştı, omzumdan öptü. "İyi misin bir tanem?" gülümsedim. "İdare eder, sen?" Serkan'ın gözlerinden anlamadığım bir ifade geçti ama hemen Bulut'un mezarına döndü. "İyiyim. Hep olduğum gibi." Kaşlarımı çattım. Serkan bu kadar taş kalpli miydi? Yoksa sadece güçlü mü durmaya çalışıyordu? Bilmiyorum. Batu'nun yanına gittim. Omzuna dokundum. Başını biraz yana çevirerek bana baktı. "Sence gittiği yerde rahat mıdır?" buruk bir şekilde gülümsedim. "Bulut iyi biriydi... Karıncayı bile incitemeyen vicdanlı bir çocuktu. Eminim gittiği yerde çok rahattır Batu." Batu'nun gözünden bir yaş aktı. "Dayanamıyorum Asel... Onun bu toprağın altında olmasına, insanların susmasına, ailemin bile pes etmesine dayanamıyorum. Asel..." Titrek bir nefes aldı. "O intihar etmez. O intihar edebilecek kadar cesur değil. Abisi var kızım burada! Abisi onu hep mutlu ediyordu. Asel, o intihar edemez..." gözlerinden birkaç yaş daha düştü. İçimin acıdığını hissettim. Yanına eğilip sarıldım. "Sana söz veriyorum Batu. Sana söz veriyorum halledeceğiz." şaşkınlıkla bana baktı. "Ne?" gülümsedim ve ayağa kalktım. "Hadi bir kafeye gidelim, sizinle bir şey konuşacağım." Nil kaşlarını çattı. "Anlamadım, bugün Bulut'un ölüm yıl dönümü ve sen bir şeyler içmek mi istiyorsun?" kafamı iki yana salladım. "Biliyorum, Nil... Bugün hepimiz için çok hassas bir gün ama konuşmak istediğim konu Bulut ile ilgili." Temmuz hemen öne atıldı. "Neden?" Bulut'un mezarına baktım. "Gidince Öğreneceksiniz." Yaklaşık 20 dakika sonra bir kafeye geldik. Arabadan ineceğim zaman Serkan hızla gelip kapımı açtı. Gülümsedim. "Teşekkürler." dudaklarıma bir öpücük kondurdu. "Prenseslerin kapısı açılır." Temmuz rahatsız bir ses çıkarıp bize doğru "Hadisenize!" dedi. Serkan ona dönüp "geliyoruz." dedi. Kafeden içeriye girip arka köşeden bir masaya yerleştik. Garson yanımıza geldi. "Hoş geldiniz, Ne istersiniz?" Temmuz öne atıldı. "Çilekli smoothie alacağım." garson kafasını salladı ve bize baktı. Serkan "çay alayım demli olsun. Erkek adam çay içer." sadece kendisi ve Temmuz güldü. Nil garsona döndü. "Latte." Batu gözlerini masadan ayırmadan "Su." dedi. Ve ben en son "Americano rica edeceğim." garson bana bakıp gülümsedi. "Hemen getiriyorum." Serkan bana kaşlarını çatıp döndü. "Neden bir anda bu kadar kibarlaştın?" kaşlarımı kaldırdım. Onun bu hali dalgın Batu'yu bile kendine getirip bize dönmesine neden oldu. "Anlamadım?" dedim. "Baya iyi anladın. Diyorum ki, niye garson piçiyle bu kadar kibar konuştun? Üstelik sana gülümsedi." şaşkınlıkla ağzımı araladım. Nil şaşkın bir sesle "Ne diyorsun Serkan?" dedi ama Serkan oralı olmadı. Bakışları benim üzerimdeydi. "Serkan, iyi misin sen?" Serkan kaşlarını daha çok çattı. "İş mi atıyorsun adama? Ne bu hal hareket?" kaşlarımı çattım. "Serkan saçmalıyorsun. Garson diye insan olmaktan çıkmıyor. Ben insanca davranıyorum. Kendine gel lütfen. Sorun ne?" Serkan tam bir şey diyecekken garson gelip siparişleri verdi. "Afiyet olsun." kimse bir şey demedi. Ortamdaki gergin havayı bölen ilk kişi Nil oldu. "Mina söylesene Bulut hakkında ne diyecektin?" grupta Mina diyen tek kişi Nil'di. Kendisi kan bağım olmayan kardeşimdi. Bütün bakışlar bana döndü. Boğazımı temizledim. "Sizce de... her şey çok çabuk ve garip bir şekilde gelişmedi mi?" Batu bana döndü, Temmuz kaşlarını çatıp, Serkan da doğruldu. "Yani... Bulut öldüğünde... Herkes sadece 5 ay çabaladı. Üstelik ölümü şüpheliyken. Neden sizce?" Batu kaşlarını çattı. Nil bana bakıp "Bir şey ya da biri olaya müdahale etti..." dedi. Acı bir şekilde gülümsedim. "Evet, muhtemel olan bu. Ben diyorum ki..." Temmuz sözümü kesti. "Haha kızım şizofren misin? Bulut intihar etti." kaşlarımı çattım. Batu elini sertçe masaya vurdu. "Bulut yapmaz! O öyle bir şey yapamaz Temmuz. Kendine gel sabrımı taşırma!" herkes dönüp bize bakmıştı. Batu'nun kolunu tuttum. "Batu... sakin ol." Temmuz öfkeyle Batu'ya baktı. "Asıl sen kendine gel Batu! Kendi kafanıza dedektifçilik oynuyorsunuz. Polisten iyi mi bileceksiniz?" Nil biraz sesini yükselterek konuştu. "İkiniz de susun, herkes bize bakıyor." Batu'ya suyunu uzattım. Bana minnet ve çaresizlikle baktı. Gülümsedim. Tekrar herkese döndüm. "Bulut, intihar etmez. O bunu yapacak kadar cesaretli değil. O karıncayı bile incitemezdi." Serkan bana döndü. "Ne istiyorsun yani?" derin bir nefes aldım. "Bu olayı biz çözeceğiz. Kimseden hayır yoksa bu işi biz halledeceğiz. Gerekirse herkesi sorgulayacağız. Ama..." Temmuz lafa atladı. "Olayı biz çözünce ne olacak? Bulut yine mi gelecek? Neyi bulacağız?" Derin bir nefes verip konuşmaya devam ettim. "Evet, olayı çözünce Bulut geri gelmeyecek. Ama ona zarar veren her neyse şu an dışarıda bir yerde olmalı. Bulut rahat uyusun istiyorum. Ve... sizin de bunu istediğinizi düşünüyorum." Batu büyük bir umut ve heyecanla bana döndü. "N-nasıl... nasıl yapacağız Asel?" gülümseyip kolunu sıvazladım. "Herkesi sorgulayacağız. Daha sonra olay yerine gideceğiz. Sizin evinize gidip odasını arayacağız." Batu kafasını salladı. Yıllar sonra ilk defa bu kadar umut dolu görünüyordu. Serkan ayağa kalktı. "Emin misiniz?" gülümsedim. "Hiç olmadığım kadar." ağır ağır başını salladı. "O zaman hesabı ödeyip gidelim." Serkan kasaya ilerlerken Nil ve Temmuz dışarıya çıktı. Ben de ayağa kalkıp gideceğim zaman Batu bileğimden tuttu. "Asel... teşekkür ederim." gülümsedim. "Bulut benim de kardeşimdi Batu ve... seni böyle görmeye dayanamıyorum." Batu biraz daha yaklaştı. "İyi ki varsın." diye fısıldadı. Tam bir şey diyecekken Serkan geldi. Bakışlarını Batu'ya dikmişti. Batu'ya bakarken konuştu. "Asel... hadi, gidelim." kafa sallayıp yanında yürümeye başladım Elimi tuttu ama sıktığının farkında değildi. "Serkan, iyi misin? Elimi sıkıyorsun farkında değil misin?" çenesi kasıldı. "Neden onunla bu kadar yakınlaştın? Ne dedi sana?" Elimi sertçe elinden çektim. "Serkan kendine gel artık! Saçmalıyorsun." Serkan kolumu tutup kendine çekti. "Ben mi saçmalıyorum? Herifin ağzının içine giren sensin!" kolumu çekmeye çalıştım ama izin vermedi. Batu yanımıza geldi. "Sorun ne?" Serkan sert bir şekilde Batu'ya döndü. "Çok mu merak ettin Asel'i?" Batu kaşlarını çattı. "Anlamadım?" Serkan beni itip Batu'ya yaklaştı. "Anlamazsın tabii, anlamazsın." Serkan, Batu'nun omuzuna çarpıp ilerlemeye başladı. Batu bana döndü. "İyi misin?" derin bir nefes aldım. "İyiyim. Ama... anlamıyorum." Batu gülümsedi. "Merak etme... Bu günler hepimiz agresifiz." kaşlarımı çattım. "Ama ben bir şeyleri kafamda kurmuyorum Batu." kolumu sıvazladı. "Haklısın. Hadi gidelim, bizi bekliyorlar." arabaya doğru ilerledik. Serkan konuşmaya başladı. "Hepinizi eve bırakayım dinlenelim. Yarın uzun bir gün olacak." Nil onayladı. "Evet. Umarım Bulut'un katillerini buluruz." Temmuz onayladı. "Umarım." Serkan önce Nil, sonra Batu ve sonra Temmuz'u bıraktı. Arabada baş başa kaldık. Sessizliği bölen ben oldum. "Serkan, bir açıklaman yok mu?" Serkan göz ucuyla bana baktı. "Ne açıklaması Asel? Senin Batu'yla yakınlaşmanın açıklamasını ben mi yapayım?" kaşlarımı çattım. "Serkan, çocuk sadece teşekkür etti ve o benim, bizim arkadaşımız. Kendine gel." arabayı sert bir şekilde durdurdu. "Kızma bana kızım. Kıskanıyorum seni. Herkesten... erkeklerin içini biliyorum ben." sesini yumuşatması benim de yumuşamama neden oldu. "Ama Serkan böyle bir şey yok. O benim arkadaşım. Diyelim ki öyle bir şey var, Batu bu haldeyken öyle şeyler düşünemez biliyorsun." Serkan gülümsedi ve elim tuttu. "Haklısın, özür dilerim güzelim." gülümsedim. Kafamı sağıma çevirdiğimde gelmiş olduğumuzu gördüm. Tekrar Serkan'a döndüm ve dudağına öpücük kondurup arabadan indim. Arkamdan "Yarın seni alırım birlikte geçeriz okula." diye bağırdı ve gitti. Eve gittiğimde mutfaktan güzel kokular geliyordu. Mutfağa girdim ve annemi görmemle gülümsedim. "Validem," annem camdan dışarıya bakıyordu ve bana döndü. Elindeki havluyla elini kuruluyordu. "Yine mi şu çocuk bıraktı seni kızım? Onunla bu kadar yakın olman hoşuma gitmiyor." gülümsedim ve yanına gittim. Ellerini tutup öptüm. "Neden endişelisin anneciğim? Bana zarar vermesinden mi?" annem hüzünlü gözlerle bana baktı. "İyi birine benzemiyor kızım." gülümseyip ocakta hangi yemeklerin olduğuna baktım. "Serkan iyi birisi anne. Seviyorum onu. O da beni çok seviyor. Bana zarar vermez merak etme. Ama için rahat olacaksa söyleyeyim, dikkatli olurum tamam mı?" annem bana yaklaştı. "Söz mü?" gülümseyip yanağından öptüm. "Söz anneciğim." annem tencerelerin kapaklarını açtı. "Sen seviyorsun diye mantı yaptım." heyecanla yerimde zıpladım. "Ellerine sağlık anneciğim, hepsinin çok güzel olduklarına eminim." "O zaman yardım et sofrayı kuralım." hızla masayı silip bardak ve tabakları yerleştirmeye başladım. İçeriden bir kırılma sesi gelince olduğum yerde sıçradım. "Anne!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.