İçeriğe geç

Gerçek Aşklar Can Yakar

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Gerçek Aşklar Can Yakar

Bölüm 6

Sevgili günlük; 26.10.1980

Bugün kitapçıya gittim. Oradaydı, ne işi vardı bilmiyorum sadece gözüm çarpmıştı onu aradığım falan yoktu. Zaten bir daha da dönüp bakmadım. Kitap aramakla ilgilendim. Yazarın rafına ayrı şiir rafına ayrı bakmıştım ama bir türlü bulamadım. Bütün kitapçıyı tek tek aramaktansa Abdullah amcaya sormak mantıklı olabilirdi. “Abdullah amca.” Diye seslendim kasanın arkasındaki merdivene doğru orası çay içmek veya namaz kılmak için kullanılan küçük bir yerdi yani bana küçük demişti. Bana dönen bakışları görünce biraz yüksek sesle bağırdığımı anlamıştım. Kenan gelip “Abdullah amcanın bir işi var dükkânı bana emanet etti. Ben yardımcı olabilirim.” Dedi. Yine gülümsüyordu. ‘Amacın o günü mahvetmek miydi?’ diye sormak istedim ama sormadım. Onun yerine o günün onun için kötü geçtiğini düşündüm ve gülümseyerek “Çile, onu arıyorum.” Dedim. Gülümsedi. Çok güzel güldüğünü söylemiş miydim? “Çileyi bu kadar hevesli arayan bir insan görmedim.” dedi. Sonra da güldü ben de güldüm o güldüğü için. Sonra aradığım kitabı buldu oraları pek hatırlamıyorum sadece onu hatırlıyorum sadece onu. Ara sıra ciddileşen ama sık sık gülen, kitaplığı tararken kaşlarını çatan bir adamdı o. İki gün önceki halinden eser yoktu. O günkü sinirinin nedenini çok merak etsem de sormadım. Kitabı almış çıkarken “Firuze!” dedi ona döndüm uzun süre bakıştık. Yüzündeki mahcup ifadeyi hiç unutamayacağım. Onun her an yeni bir yüz ifadesini tanıyordum ve bu mükemmel hissettiriyordu. Yüz yıl geçse bile noktasına virgülüne kadar hatırlayacağım söz diyorum ya sözüm söz. “Özür dilerim, gerçekten. Sinirim sana değildi. Çok özür dilerim gerçekten.” dedi. Ne cevap verdiğimi heyecandan hatırlamıyordum. Tam arkamı dönmüştüm ki yine “Firuze!” dedi. Ona doğru döndürdüm bu sefer “Teşekkür ederim.” Dedi. Neden dediğini anlayamamıştım ki bir anda kitabı gösterip “Kitap için yani.” Demişti. Gülümsedim tam arkamı dönecekken vazgeçip “Ben de teşekkür ederim.” Dedim. Tek kaşını kaldırınca gülümseyip kitabı kaldırdım “Kitap için yani.” Dedim. Yine gülümsedi. Sonra hızlıca arkamı dönüp dükkândan çıktım kıpkırmızı olmuş yüzümü görmesin diye. Yolda Vedat ile karşılaştık o da kitapçıya gidiyormuş beni bir arkadaşıyla buluşturacakmış ama arkadaşının işi çıktığı için gelememiş. Neyse zaten ben de Vedat’ın arkadaş çevresini merak etmiyorum bir kere ben kıskancım benden başka yakın arkadaşı varsa Vedat’ı parçalara ayırabilirdim.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Bir iyi olup bir kötü olmanın manası ne gıy gıy.

    1Yanıt
  • Bir iyi olup bir kötü olmanın manası ne gıy gıy.