İrem ve Doğa birbirlerinden çok farklı insanlardı. Küçüklerdi. Ortaokulda hep birbirlerini gören ama hiç konuşmayan Doğa, birgün İrem’e baktı. İrem çok popülerdi. Hep birileri gelince hemen onunla kaynaşabilirdi. Farklı rollere girip komik olmayı ve herkesi güldürmeyi beceren biriydi. Ama Doğa tam tersi, o içine kapanık ve zorunlu olmadıkça konuşmazdı. Derslerde hiç parmak kaldırmaz, teneffüslere bile çıkmazdı. Çıktığında da sadece köşelerde dolaşırdı. Birgün İrem, bir gece şunları düşündü:
“Acaba Birgün sadece Doğa ile konuşmayı denesem. Belki onunla oyunlar oynarız.” Diye düşündü.
İrem Okula geldi. Gene ilik gelen Doğa’ydı. İrem tam konuşacaktı nöbetçi öğretmen geldi.
“Hadi, Hadi teneffüse çabuk!” Dedi.
İkisinde çıktı İrem Doğayı arkasından takip etti. Doğa farkedip hızlı adımlar atmaya başladı. Doğa koşunca. Doğa’da koştu. İrem sınıfta en hızlı koşandı. Ama o da ne? Doğa İrem’den kat kaç hızlı koşuyordu. “Nasıl olabilir bu” diye düşünen İrem elinde sonunda Doğa’yı yakalayıp onunla konuşmaya çalıştı. Tabi İrem çok popüler olduğu için gelen öğrenciler İrem’in etrafını sardı. Doğa arada kaldı. İrem diğerlerini aldırış etmedi. Sadece ikisi varmış gibi düşündü. Doğa Arda kaldı diye çok kormuştu. İrem gözlerini kapamasını, onun fobisi olduğunu biliyordu. Hemen İrem Doğayı aldı ve koşmaya başladı. Doğa bağırıyordu:
İrem lütfen bırak beni!
İkinci bölüm gelecek