Şimdi okul dönüşü bir de Herayı gezdirmem gerekiyordu. Evde canı çok sıkılıyordu. Biz de grupça anlaşıp biraz gezmeye karar verdiğimiz için onu yanıma alabilirdim.
Bir arkadaş grubu kurmuştum. Onlara yazdım.
Ben-Benim Herayı gezdirmem gerekiyor. Onu da getirsem sorun olur mu?
Can- benim için sorun olmaz hem tanışırız minnoşla
Berk - minnoş (şüpheli)
Can- ne olur olum bunun bakacağı köpekten kesin pomerian falandır ponpon gibi gezdicektir kucağında.
Berk- Gelince görürsün pomerianı Lara sen yine de ağızlık falan al yanına
Ben- getiricem zaten izin yok tasmasız ve ağızlıksız sonra elimden alırlar.
Berk- iyi olur önlemini al.
Ben - o zaman o da geliyor.
Yağmur - getir canım sen
Can - aaa kız sen yaşıyor muydun?
Yağmur - hahaha
Ben - hadi o zaman ben hazırlanmaya gidiyom sizde hazırlanın
Telefonu kapatıp yatağıma fırlattım. Üzerime bir şeyler seçmeye karar verdim.
Bir pantolon ve gömlekte karar kıldım. Saçlarımı at kuyruğu yaptım. Sonra Heranın yanına gittim.
Ona tasmayı gösterince zaten anladı gideceğimizi. Ona da pembe bir bel tasması ve aynı renk ağızlık taktım. Kendi türünün yanlış yetiştirilmesi yüzünden tüm soyu bunları kullanmak zorundaydı. O da alışmıştı artık buna katlanmaya. Bana rahatsız edici gelse de o bu durumu pek yadırgamıyordu.
Heyecanla yerinde zıplamaya başlayınca gülümsedim. Başını okşadım. Anneme ve babama haber verdim. İzin verdikleri için sıkıntı yoktu.
Sonra çantamı alıp dışarı çıktım. Hera yine her yeri kokluyordu. Yanıma onun ödül mamalarından da almıştım. Bir köpeğiniz olunca her şeyini düşünüyordunuz. Bu sevimli yaratıklar ne kadar bakımı emek istese bile her şeye değerdi.
Bizimkilerle buluşucağımız yere geldim. Ama kimse yoktu. Telefonumdan saate baktım yarım saat yürümüştüm. Ve onlara haber verdiğim zaman bir saat önceydi! Artık nedense beni yalnız bıraktılar. Bir an önce gelmeliler. Yalnız kalmayı sevmiyorum.
Neyseki yanımda Hera vardı. Müzik dinlemeye karar verdim. Biraz vakit geçiririm en azından.
Aradan 10 dk geçti Yağmur sonunda gelmişti.
Biz ikimiz onları beklerken çarşıdaki bir kaç mağazaya girmek istedik. Böylece vakit geçirirdik.
Daha birkaç mağaza gezdik ki zaten onlar geldi. Önce yemek yemek için anlaştık. Dönerde karar kıldık. Hepimiz birer dürüm yedik.
Birkaç mağaza gezdik. Harika bir kolye gördüm. Resmen bir kolyeye aşık oldum. Aslında popüler olan bir kolyeydi. Bir istiridye vardı onu açıyordunuz ve içindeki inciyi kolyeye yerleştiriyordunuz. Muhteşem görünüyordu. Çok zarif tasarımı vardı. Klasik olanlardan biraz farklıydı. Onu almalıydım. Ama son bir tane kalmıştı. Tam elim ona uzandı ki Berk te elini uzattı. Yüzyüze geldik. Ben kolyeyi tuttum o da tuttu. Biz kolyeyi çekiştirirken Can fotoğrafımızı çekti. Eminim ki Yağmurla bizim dedikodumuzu yapıyordu. Bizi shiplemişlerdi. Bunu Yağmurun suratına bakınca çok net anladım.
Ben sinir olup bırakırken " onu ne yapacan yoksa gizemli bir sevgilin falan mı var?" Dedim. Sinir olmuştum. Onu ben istiyordum.
" anneme aldım. " Dedi." Banane o benim olmalı ilk ben gördüm. "
" beni ilgilendirmez şu an benim elimde. "
Gıcık ya.
Sonra da sokaklarda biraz gezdik. Ben dondurma görünce almak istedim. Berk de hepimize dondurma ısmarladı. Birlikte harika bir gün geçirdik. Tabii kolye olayını bana böyle unutturamazdı orası ayrı.