İyi okumalar...
Testleri yaptırdıktan sonra biraz hava almak için dışarıya çıkıp bir banka oturmuştum. Ne kadar olduğunu bilmiyorum ama baya uzun bir süre sonra telefonum çaldı.Arayan annemdi.
Daha doğrusu annem olup olmadı daha belli olmayan kadındı. Telefonu açtım.
" Neredesin sen?" ne çok isterdim merak ettiği için sormasını...
" Bahçedeyim ne oldu?" dedim buz gibi bir sesle.
" Sonuçlar çıktı diyer aile sen olmadan açmak istemiyormuş çabuk yukarı gel!" deyince " tamam" deyip telefonu kapattım.
Hasteneye doğru yürüyordum. Kafam o kadar karışıktı ki...
Sonunda koridordan içeri girdiğimde diğer ailenin yoğun bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Ama dönüp bakmadım herkes doktora odaklandığında doktor sıkıntılı gibi görünüyordu. Elindeki zarfı açtı ve
" %99.99 Gece Aras , Atalay Yıldırımın kızı
%99.99 Bige Yıldırım, Tekin Arasın kızı" dedi.
Duyduğum şeylerle yutkunamadım.Boğazımda kocaman bir yumru oluştu. Yıllardır ailem yerine koyduğum kişiler benim ailem değildi.
İçimde fırtınalar kopuyor , ruhum bin bir parçaya ayrılıyordu. Ama duruşumu bozmadım hüznümü kimseye göstermedim. Gösteremezdim. Ben çok kez düşmüştüm bu sefer de kalkardım.
İçimde kopan fırtınalara inat yüzümde koca bir hissizlikle biyolojik aileme döndüm.
Onlarda bana bakıyorlardı. Ama onlar benim aksime yüzlerinde henüz çözemediğim bir duyguyla bakıyorlardı bana. Ha şu çocuğu saymazsak. O bana nefretle bakıyordu. Yıllarca insanlara nefretle baktığım için bunu çok iyi anlamıştım.
Tam o sırada artık baba olmayan adamın sesini duydum " herkes kendi çocuklarını alsın"
Onun bu sözlerine şaşkındım , kırgındım. Ama hüznümü kimseye göstermemeye kararlıydım.
Ruhsuz gözlerle ona döndüğüm de kalbimin milyonlarca parçaya ayrıldığımı hissettim.
Bana bir kere bile sarılmayan adam o kızı öpüyor kokluyor baba şefkati gösteriyordu. Gerçi ben baba şefkati ne bilmezdim ama hep böyle hayal etmiştim...
Arkamdan bir elin bana dokunmasıyla arkamı döndüğümde biyolojik annem bana sarılmıştı.
Vücudum kaskatı kesilmişti.
Yüzünü boynuma gömüp ağlayan kadın içimde bir şeylerin yanmasına sebep oldu. Ama yapmadım. Yapamadım. O kadına sarılamadım...
Biyolojik annem hala bana sarılmış ağlarken biyolojik babam " haklısın herkes kendi kızını alsın" dedi otoriter bir sesle.
Bir an afalladım nasıl yani? Yıllardır büyüttükleri kızlarını bu kadar kolay nasıl bırakabilmişlerdi?
Biyolojik annem benden ayrıldığında bakışlarım o kıza kaydı. Doktor sonuçları açıklarken kıza Bige demişti. Kızın ismi Bige olmalıydı.
Kız garip bir şekilde mutlu görünüyordu. Bakışları benim mavilerimle kesiştiğinde sinsice sırıtıp artık babam olmayan adama dönüp " artık evimize gidelim mi babacığım?" dediğinde afalladım.
Nasıl bu kadar çabuk alışmış onların ailesi olduğunu kabullenmişti?
Karşımdaki adamın sesiyle kendime geldim.
" Merhaba kızım" dedi adam. kızım...
Duygudan yoksun bakışlarımı adamın parlayan ve özlem dolu gözlerine diktim.
" Merhaba Atalay bey" dedim. Adam sanki bu sözlerimle canı acımış gibi gözlerini yumdu.
Bu sırada karşımdaki kadın " bizimle kalmak istermisin, her ne kadar geç olsada evine dönmek istermisin?" diye sorduğunda bakışları yalvarır gibiydi.
Zaten gidicek başka yerim yoktu arkadaşımda kalsam nereye kadar. Gözlerim biyolojik ailemde gezindi. " Evet" dedim sadece. Biyolojik annem ve babamın gözleri sevinçle parlarken küçük velet bana öfke ile bakıyordu.
Biraz daha bana böyle bakarsa kendimi tutamayıp Allah ne verdiyse dalıcaktım.
Biyolojik annemin sırtıma dokunmasıyla bakışlarım ona kaydı hala fazla duygusuzdum. Eliyle bana yön verip beni dışarıya çıkardığında arabaya bindik.
Arabada büyük bir sessizlik vardı. Gözlerimi kapatıp başımı arkaya yasladım. Zaten bu gün benim için çok zor bir gün olmuştu. Uykudan geberen göz kapaklarım kapanmanın verdiği huzurla kısa bir zaman sonra kendini uykunun kollarına bıraktı.
Yazar Anlatım
Arabanın içinde giden Yıldırım ailesi hem çok gergin hemde kızlarına kavuştukları için çok mutlulardı. Ama içlerindeki endişe her geçen dakikada daha çok büyüyordu. Ya daha yeni kavuştukları kızları onları sevmezse diye çok endişeliydiler.
Atalay karısı ayla ya döndü onun çok korktuğunu ve çok üzüldüğünü biliyordu. Güven vermek istercesine karısının elini sıktı. Ona her şey yoluna girecek demeyi ne çok isterdi.
Ama bundan kendisi bile emin değildi. Hastanede kızlarının o dönük duruşu umursamaz tutumu onu çok korkuyordu ya oda Bige gibiyse diye düşünmekten kendini alamadı.
Bige ailesini hiç sevmemiş hep kötü davranmıştı. Abileri ile birçok kez kavga etmiş ama hiç uslanmamıştı. Çok şımarıktı her gece dışarı çıkar gece kulübüne giderdi. Bu Atalay içinde Ayla içinde sorun değildi. Sorun bunu gizli gizli yapması ve her gün saat sabaha karşı 4 te eve gelmesiydi. Ayla hanımda Atalay bey de kızları sandıkları Bige için çok uğraşmış ne isterse yapmışlardı ama o hep daha fazlasını istemişti. Abilerini hiç rahat bırakmamış onlara sürekli kötü davranmıştı.
Ama en çok küçük kardeşi Akar' a kötü davranırdı onda hiç kapanmıycak yaralar ve travmalar yaşatmıştı...
Ayla hanımın bakışları kafasını arabanın koltuğuna yaslamış uyuyan küçük meleğine kaydı. Onu ilk defa görmüştü ama ona duyduğu sevgi ve özlem içine sığmıyordu. Atalaya " uyurken çok masum görünüyor bak" dedi fısıldayarak. Atalay başını çevirince masumca uyuyan kızını görmesiyle içten bir tebessüm yayıldı tüm yüzüne. Tam o esnada
Akar " melek yüzlü şeytan demek ki " diye söylenince Atalay hemen kaşlarını çatıp küçük oğluna baktı.
Yaşadığı şeyleri biliyor ön yargısını anlıyordu ancak ablasıyla böyle konuşamazdı. Sert bir sesle " o senin ablan onunla düzgün konuş!" dedi.
Bağırmıyordu ama sesi sertti. Akar gözlerini devirerek önüne döndüğünde ayla onaylamaz gözlerle akar'a bakıyordu.
Bu sırada araba durdu sonunda eve gelmişlerdi evoldukça görkemli bir evdi. Giri beyaz renklerinin yoğunlukta olduğu dış cephesi ve havuzuyla bir servet değerindeydi.
Atalay kızını kucağına alıp onu yatağına götürmek istedi. Ama ne tepki vericeğini bilmiyordu. Ayla kocasının düşüncesini anlamıştı yüzünde buruk bir tebessümle " gece hadi kızım kalk geldik" dedi.
Her şeyin iyi geçmesi için içinden dualar ediyor,
küçük kızını şimdiden çok seviyordu.
Gece Aras ( Yıldırım)
biyolojik annemin ninni gibi çıkan sesi daha çok uykumu getirsede kendimi toplayıp arabadan indim. Ev çok görkemli görünüyordu. Giri ve beyaz renklerinin hakim olduğu dış cephesi ve havuzuyla bir servet değerinde olduğuna yemin edebilirdim.
Şaşkındım ama dışım hala umursamazdı. Adımlarım önden yürüyen biyolojik annemi yakaladığında çoktan eve girmiştik.
Salona geldiğimde kimseye belli etmesemde etrafı inceliyordum. Beyaz ve siyah renklerinin hakim olduğu bu salon oldukça etkileyici duruyordu Bakışlarım koltuğun üstünde oturan yedi adama kayınca beni dikkatle ve bir o kadar nefretle izlediklerini fark ettim.
Ayla hanım bana dönüp " bunlar senin abilerin " deyince bakışlarım hızla tekrar onları buldu.
Dışıma yansıtmıyordum ama aslında çok şaşkındım.
Bakışlarım tekrar Ayla hanımı bulunca bu kadın dokuz kere doğum nasıl yapmış diye düşünmeden edemedim.
" O benim kardeşim değil !" diyen sert bir ses duymamla kafamı koltuktaki şahısa çevirdim.
Keşke öyle olsaydı ama...
Kaşlarımı alayla yukarı kaldırdım. Atalay bey tam bir şey diyecekken " evlatlıkmısın ?" diye sorunca herkesin bakışları bana döndü.
Anlamaz gözlerle bana bakan şahıs " ne " diye sorduğunda alay barındıran bir sesle " testlerden anladığım kadarıyla ben bu ailenin çocuğuyum eğer benim abim değilsen evlatlık olmalısın. Aaa kusura bakma seni üzmedim değilmi?" diye sorduğumda elleri yumruk olmuş damarları belirginleşmişti. Kimse benden böyle bir çıkış beklemediği için şaşkındı. Çocuk tam bir şey söyleyecektiki babam " tamam" dedi otariter bir sesle belimden tuttu ve beni karşı koltuğa oturttu.
Bu sekiz dağ ayısı beni öldürecekmiş gibi bakarken tırsmamak elde değildi. Acaba kuduz olabilirlermiydi?
Ayla hanımın neşeli sesini duyunca ona döndüm.
Baştan sona bütün kardeşlerimi tanıtmaya başlamıştı.
Koltuğun en başında oturan beyaz tenli iri vicutlu kehribar gözlü ve siyah saçlı çocuğu göstererek
" Bu en büyük abin kaya , 28 yaşında mimar babanın şirketinde çalışıyor" dedi. Kaya ya bakarken cidden kaya gibi sert olduğunu fark ettim. dur ne diyorum ben ya djdhdjdj
Kendi düşüncelerime gülesim gelmişti napıyım adam hayvana benziyordu.
Gülmemek için yanaklarımın içini ısırdığımda hala dışarıya karşı tepkisizliğimi koruyordum.
Ayla hanım devam ederek " bu sonraki en büyük abin Barlas , 28 yaşında savcı" dediğinde tepkisizce dinliyordum.
Ayla hanım bu sefer de barlasın yanındaki çocuğu göstererek " bu sonraki en büyük abin Alaz mesleği doktor yaşı da 25 "dedi.
Onun yanındakini göstererek " Çınar 24 yaşında matamatik öğretmeni " dedi. Matamatik hiç sevmezdim şimdiden çınar dan nefret etmeye başlamıştım. Neee matamatik öğretmenleri çok gıcık olur bir kere.
Onun yanındaki çocuğu gösterdiğinde canım sıkılmaya başlamıştı.
" Bu Atakan 22 yaşında hukuk okuyor" dedi.
Sonunda bana küfredercesine o benim kardeşim değil diyen çocuğu gösterdi " bu sonraki büyük abin
Deniz 20 yaşında daha yeni ünüversteye geçti oda sağlık okuyor " dedi.
Aslında hiç biri umrumda değildi ama bu kadını kırmak istemiyordum.
Tekli koltukta oturan çocuğu gösterdi ve " Demir 18 yaşında seneye ünüversteli olucak" dedi ve son çocuğa gelince yüzündeki gülücük acı bir tebessüme döndü " bu senin ikizin adı Koray senin gibi 17 yaşında" dedi.
Karşımda duran çocuğa dikkatle baktım tıpkı bana benziyordu. Yada ben ona benziyordum her neyse sıska bir vücudu olan ikiz kardeşim sıska olmasına rağmen oldukça yakışıklıydı tıpkı benim gibi sim siyah saçları ve en açık mavi gözleri vardı. Benim aksime teni buğdaydı. Ayla hanımın sesiyle kendime geldim.
"Son olarak bu da " ellerini karşımda duran velede doğru tuttu. " En küçük kardeşin Akar orta son yani sekizinci sınıf 14 yaşında" dedi.
Bu velet bana hala öfkeyle ve dikdik bakıyordu. Zaten küçük bir şeydi kısık bir sesle " ben senin tipini.." demiştim ki Atalay bey " anlamadım kızım bir şey mi dedin. Lütfen daha sesli söyle" deyince
" Bir şey demedim Atalay bey" deyip önüme döndüm.
Ayla hanım bana dönüp " ben Ayla bu da baban Atalay " deyip buruk gülümseme sununca bugün bilmem kaçıncı kez canımın yandığını hissettim.
Şimdi herkes bana odaklandı kendimi tanıtmamı istiyorlardı bunu biliyordum. Kendi aileme kendimi tanıtıcaktım...
Gözlerimin dolmaması için büyük bir savaş verirken artık tepkisiz kalmak benim için çok zordu. Ne olucaksa hemen olsun bitsin istiyordum.
" Ben gece, bildiğiniz gibi 17 yaşındayım." dedikten sonra sustum. Anlatacağım başka bir şey yoktu.
Herkes bunu anlamış gibi başını salladı. Annem
" Nelerden hoşlanırsın? " diye sorunca düşündüm.
Beni tanımaya çalışıyordu. Bu nedensiz bir şekilde beni mutlu ederken bir yandanda üzüyordu.
" Müzik dinlemekten ve resim yapmaktan hoşlanırım" dediğimde bu sefer Atalay bey sordu sorusunu " En sevdiğin renk ne " bu adam ciddi miydi ? " Siyah " dedim. Bu sefer deniz sordu
" Neden seni yıllarca büyüten aile seni bu kadar çabuk bıraktı onlara ne yaptın?" Sorduğu soru karşısında sinirlenmiştim.
Ben onlara hiç bir şey yapmamıştım...
Ayla hanım " Deniz! " diye bağırınca deniz bana alayla baktı.
" Noldu annenin arkasına mi saklanıcaksın" deyince çıldırmak üzereydim. Üstelik tepkisizliğimi korumak gittikçe zorlaşıyordu. Atalay bey
" sözlerine dikkat et deni-" demiştiki sözünü keserek oldukça soğuk kanlı bir şekilde denize cevap verdim.
" Sen neyaptın deniz kardeşin utanmasa uçarak gidecekti öz ailesine " onun gözlerine bakıp koltukta ileri kaydım ellerimi dizlerimin üstünde birleştirip " söylesene ona ne yaptın?" Şimdi sinirlenme sırası ondaydı.
Kaya öfkeyle " SAKIN SAKIN BİR DAHA O KIZLA İLGİLİ KONUŞMA!" diye gürleyince artık tepkisiz kalamayak kadar sinirliydim.
Ayağa kalktım ve " BİR DAHA SAKIN ,SAKIN BANA EMİR VERME !" diye gürleyince herkes ayağa kalktı
" SESİNİN AYARINA DİKKAT ET! " diye bağırdı demir.
Alayla güldüm " oğlum siz birbirinizin avukatımısınız niye sürekli birbirinizi koruyorsunuz?" dediğimde kaya daha çok sinirlenmiş olacakki üstüme yürüdü.
İşte şimdi sıçmıştım...
Tam o sırada kurtarıcım Atalay bey yetişti kayanın önünde durarak "KENDİNE GEL KAYA, OSENİN KARDEŞİN!" diye bağarınca kaya tam bir şey diyecekken araya girip " Lütfen bana odamı gösterin Ayla hanım burada bir saniye daha kalmak istemiyorum" dedim buz gibi bir sesle.
Ayla hanım yutkundu. Abilerimle anlaşamamış olmam onu üzmüştü bunu görebiliyordum.
" Tamam kızım gel benle " dediğinde bütün kardeşlerimin sert bakışları eşliğinde odama doğru yürüdüm.
Sonunda kalıcağım odaya geldiğimde daha fazla dayanamayacağımın farkındaydım. Ayla hanım
" Odanı beyendinm- " diye soruyordu ki sözünü keserek " Ayla hanım dinlenmeliyim" dedim buz gibi bir sesle.
Gözleri dolmuştu ve lanet olsun ki bu daha çok canımı yakıyordu ama hemen gitmeliydi.
Kimsenin beni ağlarken görmesini istemiyordum.
Ayla hanım yüzüne buruk bir tebessüm kondurarak
" İyi dinlenmeler meleğim " deyip dolu gözlerle odadan çıktı.
Artık acıya dayanamayan ruhum bedenimi duvara yasladı. Ordanda yavaşça yere.
Ağlıyordum ben yıllar sonra bu gün hüngür hüngür ağlıyordum.
sadece kendim için değil Ayla hanımın dolan gözleri içinde ağladım.
Onu ağlattığım için kendimden yine nefret ettim...