İçeriğe geç

Gerçek aile (polis)

Bölüm 11 · 3 dk okuma

Gerçek aile (polis)

Bölüm 11

0,8

Kafamda bir ses çalıyordu. Arkadaşım, saat gece iki ya. Gözümü açıp biraz kırpıştırıp buğulu görüntüden net bir görüntüye geçmiştim. Elim komodinin üstünde hâlâ çalmaya devam eden telefona gitti. Akın görüntülü arıyordu. Bekletmeden açtım. Akın'ın ağladığını fark ettim. Ben Akın'a merakla bakarken Akın bir anda hıçkırarak ağlamaya başladı.

"Alisa..."

"Akın, ne oldu? Biri bir şey mi yaptı? Birine bir şey mi oldu? Niye ağlıyorsun?"

Konuşurken ağzından hıçkırıklar kaçıyordu.

"Alisa, dün göreve giden ekip şehit olmuş..."

Birkaç saniye ne dediğini anlayamadım.

Şehit...

Kelime kulaklarımda yankılandı.

Hayır.

O ekipte o vardı.

En yakın arkadaşım.

Bana söz vermişti.

Döneceğini söylemişti.

Hayır...

OLAMAZDI! GERÇEK OLAMAZDI BU! O ekipte benim en yakın arkadaşım vardı! Ailem, dostum vardı! Beni bırakmış olamazdı...

Akın'a bakarken bağırıyordum.

"AKIN, NEREDELER? OLAMAZ BU! NEREDELER? HANGİ HASTANE, AKIN?!"

"Sakin ol. Yiğit seni almaya gelecek. Beraber onları görmeye gideceğiz. Evine geliyor Yiğit. Üzerine bir şeyler al, dışarı çık. Sakin ol."

"Evde değilim ben. Hangi hastane, Akın?"

"***** Hastanesi. Yavaş ve dikkatli sür, bak Alisa."

Dolaptan rastgele kıyafetler alıp üzerime geçirdim. Teçhizat kemerimi taktım, çantamı ve araba anahtarımı kaptım. Bunları yaparken ellerim titriyordu. Aynı zamanda ağlıyordum, şiddetli bir şekilde.

Kapıyı açtığımda Aslan ve Karel kapımdaydı.

Aslan yanıma gelip,

"Nereye böyle sen gecenin bir köründe?"

dedi.

Cevap vermedim. Onu omzundan itip yana geçmeyi planlıyordum ama benden önce davranıp Karel kollarımı tuttu ve beni sarsmaya başladı.

"Konuşsana! Bön bön bakmayı kes!"

İkisinin de gözlerinin içine boş boş baktım.

Dostum gitmişti.

Belki de son kez görecektim onu.

Şu an söyledikleri hiçbir şeyin önemi yoktu. Ağlamaktan kızarmış yanaklarla ve kısılmış sesimle,

"Hastaneye gitmem gerek. Önemli, çekilin."

dedim.

"Ne hastanesi ya?"

"ÇEKİLİN DEDİM!"

Onu itip yürümeye... Hayır, koşmaya başladım. Arabaya binip hemen kemerimi taktım. Bu sırada yan kapı ve arka kapılar açıldı. Öne Aslan, arkaya Karel bindi. Onlara bir bakış atıp sürmeye başladım.

Hızlı sürüyordum. Onu son kez olsa bile görebilmek için...

Karel'den

Gece bir bağırış sesine uyanmıştım. Annemler, Bulut ve Poyraz olamazdı; onlar istemeseler de bir davete gitmişlerdi ve bu davet yatılı bir organizasyondu. Geriye, abimin ağlayacağını düşünürsek, tek bir kişi kalıyordu...

Alisa...

Ona pek güvenmiyorum, doğruyu söylemek gerekirse.

Yatağımdan kalkıp koridora çıkmıştım. Bu sırada abim de odasından çıkmıştı. Alisa'nın odasından ise bağırış sesleri geliyordu.

"AKIN, NEREDELER? OLAMAZ BU! NEREDELER? HANGİ HASTANE, AKIN?!"

Akın kimdi?

Neden hastaneden bahsediyorlardı?

Ve Alisa neden bu kadar korkmuş görünüyordu?

Birkaç dakikanın ardından sadece hızlı bir şekilde hareket ettiği belli olan ayak sesleri ve hıçkırıklar duyuyordum. Birden kapı açılmış ve yanakları ağlamaktan kızarmış bir Alisa çıkmıştı.

...

(Beni yazmaya üşendim.)

Beni itmiş ve resmen koşmaya başlamıştı. Abimle aynı şekilde düşünmüş olmamız, bizi hızlıca odalarımıza girip eşyalarımızı alarak onun peşinden gitmemize neden olmuştu.

Arabaya bindiğimizde bize kısa bir bakış atmış, arabayı hızlıca kullanmaya başlamıştı.

Alisa'dan

Hastaneye gelmiştim. Arabayı bile park etmeden inmiş, hastaneye koşmuştum.

İçeriye girerken silahım yüzünden ses çıkmıştı. Hızlıca elim titrerken cüzdanımdan polis kartımı gösterdim ve danışmaya koştum.

Danışmadaki adam bana endişeli gözlerle bakarken,

"İnci... İnci Keskin nerede?!"

dedim.

Adam hızla bilgisayardan bakmaya koyuldu. Bu sırada arkamda oluşan gölgeyle göz ucuyla arkama baktım. Aslan ve Karel'di.

Adam geri döndüğünde bana hüzünlü gözlerle bakıp,

"Başınız sağ olsun. Ekip şehit olmuş. Şu an ameliyathaneden çıkış yapılacak."

dedi.

Bunun söyleneceğini biliyordum ancak içimi yine bir boşluk kapladı.

Adama,

"Vatan sağ olsun."

derken gözüm bulanıklaşıyordu.

"Hangi ameliyathane?"

"-2. Kat, 4. Ameliyathane."

Hızlıca asansöre ulaşıp -2'ye bastım. Aslan ve Karel yanımdaydı hâlâ. Elleri tetikte, her hareketimde beni koruyacakmış gibiydiler.

Başımın dönmesiyle yere çömeldim. Bu sırada Aslan iki elini kollarımdan geçirip beni ayağa kaldırdı.

Ayakta duracak gücüm yoktu.

Aslan beni kendine yaslamış, kollarını sıkıca belime dolamış, kafamı omzuna yaslamıştı.

Asansörün kapısı açılınca hızlı bir şekilde onun kolları arasından çıkıp hızlı adımlar atmaya başlamıştım.

Ameliyathane'nin kapısına geldiğimde Kılıç buradaydı, Sarp... Abim buradaydı. Hepsi koltuklara oturmuş ağlıyorlardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.