İçeriğe geç

GERÇEĞE DÖNÜŞEN KABUS

Bölüm 6 · 2 dk okuma

GERÇEĞE DÖNÜŞEN KABUS

Bölüm 6

6. BÖLÜM - MUTFAĞIN KOKUSU

Orman soğuktu.

Ayak sesleri dışında hiçbir ses yoktu.

Mine hâlâ titriyordu.

— O şeyin çığlığını unutamayacağım.

Leyla onun elini tuttu.

— Bitti. Artık gitti.

Kenan arkasına baktı — okul artık yoktu, sadece ağaçlar vardı, sanki hiç var olmamış gibi.

— Peki şimdi nereye gidiyoruz?

Emre bileğini tutarak, uzaktaki ışığı işaret etti.

— Oraya sanırım. Başka bir yer yok zaten.

Yürüdüler.

Ağaçlar giderek sıklaştı, sonra aniden açıldı — önlerinde küçük, taş bir bina duruyordu.

Pencerelerinden sıcak, turuncu bir ışık sızıyordu.

Ve bir koku.

Tatlı, ağır, biraz da yanık bir koku.

Mine burnunu kırıştırdı.

— Bu... pasta kokusu mu?

Kenan kapıya yaklaştı.

Kapının üzerinde tahta bir tabela asılıydı:

BAY HANRY'NİN MUTFAĞI

"HERKESE BİR TARİF."

Leyla kapı koluna uzandı.

— Bekle, dedi Emre. Bir sınıfı bile zor atlattık.

— Başka seçeneğimiz yok. Ormanda donarak ölmeyeceğiz herhalde.

Kapıyı açtı.

İçerisi devasa, eski moda bir mutfaktı. Bakır tencereler tavandan sarkıyordu. Fırınlar sıra sıra dizilmişti, hepsi de yanıyordu.

Ortadaki uzun tezgahın başında, sırtları dönük, iri yarı bir adam duruyordu.

Beyaz aşçı önlüğü kan lekeleriyle kaplıydı.

Adam yavaşça döndü.

Yüzünde geniş, sıcak bir gülümseme vardı — ama gözlerinde hiç sıcaklık yoktu.

— Oh! Misafirlerim geldi!

Elinde büyük bir çırpıcı vardı, ucundan hamur damlıyordu.

Mine bir adım geri çekildi.

— Biz... yanlışlıkla girdik, biz gidiyoruz—

— Hayır, hayır, hayır! diye güldü Bay Hanry.

— Buraya gelen kimse boş gitmez.

Elini şıklattı.

Tezgahın üzerinde dört küçük tarif kartı belirdi, her biri farklı bir tatlının resmiyle.

— Herkes kendi tarifini yapacak.

— Kırk dakikanız var.

Kenan yutkundu.

— Ya... yapamazsak?

Bay Hanry'nin gülümsemesi genişledi, neredeyse yüzünü ikiye bölecek kadar.

— O zaman ben sizi tadarım, canlarım.

Duvardaki büyük saat kendiliğinden çalışmaya başladı.

40:00

39:59

39:58

— Saat başladı, dedi Bay Hanry, çırpıcısını tezgaha vurarak.

— Ellerinizi yıkayın. Mutfağımda kirli parmak istemem.

Leyla dört tarif kartını hızla kaptı, arkadaşlarına birer tane uzattı.

Emre kartına baktı, sonra iç geçirdi.

— Ben hayatımda bir yumurta bile kıramadım.

Mine gergin bir kahkaha attı.

— Harika. Şimdi de aşçılık sınavına gireceğiz.

Kenan kartını okudu, sonra Bay Hanry'ye baktı.

— Bunu... nasıl yapacağımızı bile bilmiyoruz.

Bay Hanry'nin sesi birden sertleşti — o sıcaklık anında kayboldu.

— Bilmemeniz beni ilgilendirmez.

— Kırk dakika.

— Tik tak.

Bölüm sonu

1 yorum