Tepeye çıkmamız için ağaçların, çalıların arasından geçmemiz gerekiyordu ve bu gerçekten yorucuydu . Borayla aynı takımda olmam da şans ya da kader olmalıydı bu çocuk gerçekten kalbimi hızlandırıyordu. Fakat gözümde hala gizemini koruyordu kimdi neyin nesiydi bilmiyordum. Bu kampa nası geldi, nerede yaşıyor ; onunla ilgili hicbir seyi bilmiyordum. Tanımak da istiyordum ama başının dibinde bi Selin manyağı bulunurken bunu yapmak zordu.
Niye ben bu çocuğu düşünüyordum ki şimdi ? Odaklanmalıydım derslerime, kendime...
Ama kendimi durduramıyordum, onu düşünmekten kendimi alamıyordum.
Grupta bi sessizlik hakimdi herkes görevine odaklanmıştı. Çünkü bu tekne turunu gerçekten istiyorduk sanırım. Bu sessizliği Bora bozdu.
"Kankalar, bakın gerçekten çok sıkılıyorum ben böyle, bu kadar sessiz yürünmez " dedi
hemen cevap verdim
"Ne yapmamızı istiyorsun Bora "
"Sohbet açın mesela"
"Ne gibi sohbet?"
"Ne bilim ben açın işte" ikimizin konuşması birden tartışmaya dönüverdi. Bu çocuk gerçekten kuşbeyinliydi.
Tartışmamızın ortasında Gruptan Ufuk diye bi çocuk ortaya bi soru soruverdi.
"Üniversitede ne istiyorsunuz?"
Aslında meslek işini hiç düşünmemiştim. Ben hep öylesine yaşayan biriydim. Amaçsız yaşadım bunca zaman. Hobim falan da yoktu . Sadece çizim yapmayı ve elbise tasarlamayı seviyordum. Neden herkes bir iş derdinde anlam veremiyorum. Çocukların üzerine bu kadar yük bindirmek ne kadar doğru? Neden her şey için bu kadar acele etmek zorundayız? Hayatı yaşamak bu kadar zor olmamalı. Gerçi ben asla hayatı yaşamamıştım hep 4 duvara sahip odamda kitap okuyup birkaç elbise tasarlayıp uyumaktan başka bir şey yapmazdım. Hayatım ne zaman başlıcak hep merak etmişimdir. Her yılbaşında tam saat 12'de dilediğim tek şey sadece sevildiğimi hissetmek oluyordu. Tabi bu hiçbir yıl gerçekleşmiyordu. Ama gene de umuyordum belki bu sene olur diye.
"Ben tıp istiyorum" diye düşüncelerimi bozdu Bora
Ufuk konuştu
"Kanka biraz zor değil mi sanki?"
"Zorları severim bilirsin" bana baktı. Kalbim gene hızlandı lanet olsun
Tüm bu konuşmalardan sonra tepeye nihayet çıkabilmiştik. Ama oraya giden ilk biz olmamıştık. Beyzanın takım kazanmıştı. Tekne turuda hayal olmuştu.
"Off yaa " dedi grubumdan bir kız. Diğer arkadaşı hemen teselli etti ve yavaş yavaş dağıldılar. Bende son kez Borayla gözgöze gelip Beyzanın yanına geçtim
"Kızım nası kazandınız ya?" dedim
" Bizim grupta bir koşucu olunca biraz kolay oldu sanki" dedi göz kırptı. Ben de beyzanın koluna girdim. Kulübeye doğru yürüdük.
Kulübemize gelince hemen uyurum diye düşünmüstüm ama Boraya gitar dersi sözüm vardı.