Yaz akşamlarının o ağır havası yavaş yavaş çökerken Alina, günün geri kalanını nasıl geçireceğini düşünüyordu.
Son birkaç gündür hayatında garip bir sakinlik vardı.
Eskiden telefonuna gelen her bildirimde heyecanlanır, kim ne demiş, kim ne yapmış diye tek tek bakardı.
Şimdi ise telefonu çoğu zaman bir köşede duruyordu.
Alina'nın aklında daha farklı şeyler vardı.
Ata.
Onunla geçirdiği zamanlar.
Birlikte yaptıkları konuşmalar.
Ve son zamanlarda aralarındaki ilişkinin giderek daha ciddi bir hâle gelmesi.
Telefonu titredi.
Ekranda Ata'nın adı vardı.
Ata: "Hazır mısın?"
Alina gülümsedi.
Alina: "Neye?"
Ata: "Çıkıyoruz ya."
Alina: "Ben sana hazır olacağım demedim ki."
Ata: "Ben dedim."
Alina: "Çok eminsin."
Ata: "Evet sevgilim."
Alina birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra gülümseyerek cevap verdi.
Alina: "Tamam, hazırlanıyorum."
Telefonu bıraktı.
Hazırlanırken aynanın karşısında saçlarını düzeltti.
Sonra bir an durup kendi kendine baktı.
Eskiden olsa nereye gittiğini, kimlerin orada olacağını, ne giyeceğini defalarca düşünürdü.
Şimdi ise sadece Ata'yla biraz zaman geçirmek istiyordu.
Hazırlandıktan sonra evden çıktı.
---
Ata onu gördüğü anda yüzünde bir gülümseme oluştu.
Ata: "Sonunda."
Alina: "Beş dakika bekledin."
Ata: "On dakika."
Alina: "Abartıyorsun."
Ata: "Seninle beklemek bile güzel."
Alina: "Bugün fazla romantiksin."
Ata: "Sevgilimle konuşuyorum."
Alina gülerek başını salladı.
Alina: "Hadi yürü."
Birlikte yürümeye başladılar.
Başta günlük şeylerden konuştular.
Yazın nereye gideceklerinden, hangi gün buluşacaklarından, arkadaşlarının ne yaptığından...
Sonra konuşma yavaş yavaş doğum gününe geldi.
Ata: "Bu arada hâlâ doğum günümde yaptığın şeyi düşünüyorum."
Alina: "Neyi?"
Ata: "Partiyi."
Alina: "Beğenmedin mi?"
Ata: "Çok beğendim."
Alina: "İyi o zaman."
Ata: "Ama hâlâ nasıl hazırladığını anlamıyorum."
Alina: "Sır."
Ata: "Bana söyle."
Alina: "Hayır."
Ata: "Sevgilinden sır mı saklıyorsun?"
Alina: "Evet."
Ata: "Ayıp."
Alina gülmeye başladı.
Ata da onunla beraber güldü.
Bir süre daha yürüdüler.
Sonunda biraz daha sakin bir yere geçip oturdular.
Ata: "Burayı seviyorum."
Alina: "Ben de."
Ata: "Çünkü sessiz."
Alina: "Evet."
Ata: "Bir de sen varsın."
Alina ona baktı.
Alina: "Bana böyle şeyler söylemeye devam edersen şımarırım."
Ata: "Şımar."
Alina: "Sonra uğraşırsın."
Ata: "Uğraşırım."
Alina gülümsedi.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi.
Tam tersine, ikisi de birbirlerinin yanında hiçbir şey söylemeden durabilmeye alışmaya başlamıştı.
---
Aynı saatlerde Elis ve Pelin de kendi aralarında konuşuyordu.
Elis: "Alina yine Ata'yla."
Pelin: "Biliyorum."
Elis: "Eskiden bizimle de böyle vakit geçirirdi."
Pelin: "Artık aramızdaki şey eskisi gibi değil."
Elis: "Sence tamamen bizi sildi mi?"
Pelin birkaç saniye düşündü.
Pelin: "Hayır."
Elis: "Nereden biliyorsun?"
Pelin: "Çünkü hâlâ gruba cevap veriyor."
Elis: "Ama eskisi gibi değil."
Pelin: "Değil."
Elis telefonu eline aldı.
Alina'nın profilinde birkaç saniye gezindi.
Elis: "Onunla konuşmamız lazım."
Pelin: "Konuşuruz."
Elis: "Ama bu sefer kavga çıkarmadan."
Pelin: "Kesinlikle."
İkisi bir süre sessiz kaldı.
Bu kez gerçekten Alina'yı kaybetmek istemediklerini anlamaya başlamışlardı.
---
Alina ile Ata'nın oturduğu yerde ise zaman ilerliyordu.
Ata: "Üşüdün mü?"
Alina: "Biraz."
Ata: "Gidelim mi?"
Alina: "Hayır."
Ata: "Emin misin?"
Alina: "Evet."
Ata: "Tamam."
Alina ona baktı.
Alina: "Sen hiç değişmeyeceksin."
Ata: "Neden?"
Alina: "Hep benim ne istediğimi soruyorsun."
Ata: "Çünkü sen benim sevgilimsin."
Alina hafifçe gülümsedi.
Alina: "İyi ki."
Ata ona baktı.
Ata: "İyi ki ne?"
Alina: "İyi ki sevgilimsin."
Ata'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Ata: "Bir daha söyle."
Alina: "Hayır."
Ata: "Bir kere daha."
Alina: "Şımarma."
Ata: "Söyle."
Alina gülerek başını çevirdi.
Alina: "İyi ki sevgilimsin."
Ata: "Tamam, şimdi oldu."
Alina: "Mutlu oldun mu?"
Ata: "Çok."
Bir süre birbirlerine baktılar.
Ata Alina'ya doğru yaklaştı.
Alina da ona baktı.
Ata, Alina'nın dudağına kısa bir öpücük kondurdu.
Alina birkaç saniye şaşkınlıkla ona baktı.
Sonra gülümsedi.
Alina: "Bunu beklemiyordum."
Ata: "Ben de planlamadım."
Alina: "Belli."
Ata güldü.
Alina da gülmeye başladı.
Bir süre sonra konuşmaya devam ettiler.
---
Bir süre sonra...
Saatler geçmişti.
Alina eve döndüğünde telefonunu yatağının üzerine bıraktı.
Günün nasıl geçtiğini düşündü.
Ata'yla geçirdiği zamanın ona iyi geldiğini fark etti.
Artık geçmişte yaşanan şeyleri sürekli düşünmek istemiyordu.
Kendi hayatına bakmak istiyordu.
Tam yatağına uzanırken telefonuna bir bildirim geldi.
Bu kez Elis'tendi.
Elis: "Yarın müsait misin?"
Alina mesajı okudu.
Bir süre cevap vermedi.
Sonra:
Alina: "Neden?"
Elis: "Seninle konuşmak istiyoruz."
Alina birkaç saniye düşündü.
Alina: "Pelin de olacak mı?"
Elis: "Evet."
Alina: "Tamam."
Elis: "Saat kaç?"
Alina: "Öğleden sonra."
Elis: "Tamam."
Alina telefonu bıraktı.
Bir şeylerin yeniden değişmeye başladığını hissediyordu.
Ama bu kez acele etmek istemiyordu.
Kimseye eski hâliyle dönmek zorunda değildi.
Kimseyle eski yakınlığını yeniden kurmak zorunda değildi.
Ve bunu artık biliyordu.
---
Sabah olduğunda Alina'nın telefonu peş peşe bildirimlerle doldu.
Grup mesajları geliyordu.
Pelin: "Bugün buluşuyoruz değil mi?"
Elis: "Alina da gelecek."
Alina mesajı gördü.
Alina: "Geleceğim."
Pelin: "Tamam."
Ata da ayrıdan yazdı.
Ata: "Bugün ne yapıyorsun sevgilim?"
Alina: "Elis ve Pelin'le konuşacağım."
Ata: "Tamam."
Alina: "Sonra seni ararım."
Ata: "Bekliyorum."
Alina gülümsedi.
Telefonu kapattı.
Sonra aynanın karşısına geçip saçlarını düzeltti.
Bu kez karşısındaki kişiye bakarken eski Alina'yı değil, yaşadığı her şeyden sonra kendi kararlarını vermeyi öğrenen Alina'yı görüyordu.
Ve yaz daha yeni başlıyordu.