1 YIL SONRA
Kadir,otobüsten iner inmez önce babasının elini öpüp ardından da kardeşine sarılıp kulağına"Dila nasıl?"diye sordu ama Dervan,ağabeyinin gelir gelmez otogardan karakola düşmesini istemediğinden sesini sakin tutmaya çalışarak"İyi o da bizim gibi senin yolunu gözlüyordu."dedi ama ağabeyinin gözlerinden bu laflara inanmadığı belli ediyordu.
"Dila nasıl?"diye tekrarladı Kadir ama ses tonunda bana birazdan doğruyu anlatmazsan seni ayağımın altına alırım dercesine bir sertlikle.
Ağabeyinin doğruları duymadan yakasını bırakmayacağını anlayan Dervan"Evde konuşalım ağabey"dedi ama ağabeyi yaşananları tahmin etmiş gibi "Sedat mı?"
"Ağabey"
"Dervan"
İki kardeşin birbiriyle tartıştığını gören Mehdi Ağa hem iki kardeşin arası açılmasın diye hem de el aleme rezil olmamak için otoriter sesiyle "Çocuklar arabaya geçin"dedi.
Babalarının sesini duymasıyla birbirinden ayrılsa da Kadir bu konuşma burada bitmedi dercesine kardeşine bakmasına rağmen babasına karşı gelip çenesini açamıyordu.Bundan faydalanan Dervan hemen arabadaki yerini aldı ve yol boyunca ağabeyiyle göz göze gelmemek için yoldan bir kere bile gözünü ayırmadı.
Konağa geldiklerinde başta anneleri olmak üzere ablaları,kardeşleri,ablalarının eşleri ve yeğenleri herkes kapının önüne dizilmiş Kadir`i bekliyorlardı. Oğlunu gören annesi oğlunu gözünde yaşlarla dilinde dualarla karşıladı.Annesinin ağlamasına dayanamayan Kadir,annesini iyi olduğuna ikna etmeye çalışsada annesi sürekli oğlunun ne kadar zayıfladığından yakınıyordu.
Dervan,annesini sakinleştirmek için bir şeyler söylemek istedi ama ağabeyinin bakışlarını görünce susup Malikle beraber arabadan ağabeyinin valizlerini indirirken bakışları babasında takılı kaldı.Bir baba olarak her ne kadar bütün ailenin bir araya gelmesinden dolayı mutlu gözükse de bunu kimseye belli etmemek için tekrardan o sert ve otoriter kimliğine bürünerek"
Hep beraber yukarıya çıkılmış avluya kurulan masada kuş sütü hariç her türlü yemek vardı.Zilan Hanım,oğlunu yanına oturtturup sürekli önüne yemesi için yemekleri koyuyor Kadir"Anne doydum"demek için ağzını açtığında ise ağzına içli köfteyi tıkıyordu.
"Yavaş ol hanım oğlun sevdiğine kavuşamadan tahtalı köyü boylayacak"
Babasının sözü üzerine Kadir ağzındaki lokmayı biteremeden öksürmeye başlayınca en büyük eniştesi sertçe sırtına vurarak"En azından yarın ki Kur`an`da sevdiklerini görünceye kadar yaşasın ona yeter değil mi ciğerim?"dediği an Kadir`in gözleri kocaman açılmıştı.
En büyük ablası Zişan gülerek"Anam yemekten bizim bey de kalp krizinden çocuğu öbür dünyaya gönderecekler çocuğu"
Ağzındaki lokmayı zar zor yatmayı başarabilen Kadir aldığı müjdeyle"Allah`ın izniyle bana sevdiklerimi görünceye kadar ölüm haram"
Oğlunun duyduğu haberlerden sonra vereceği tepkiden korkan Zilan Hanım bir tane daha içli dolmayı oğlunun ağzına sıkıştırırken"Zaten o kız yüzünden sonun ya mezar ya hapishane"diye söylenmeden edemedi.
Annesinin sevdiği kadın hakkında olumsuz konuşmasından duyduğu rahatsızlıktan dolayı ağzındaki son lokmayı yuttuktan sonra"Anne"diye uyardı.
"Tamam,tamam bir şey demedik" desede yüzündeki aksi ifadeden hala daha Dila`yı kabullenemediği belli ediyordu.
Zilan Hanım`ın masada asık suratlı bir halde oturması başta Kadir olmak üzere herkesin neşesini kaçırmış enişteleri bir konu açıp neşelendirmek isteselerde Kadir`in tek tük cevaplar vermesiyle susup önlerindeki yemeğe odaklanmışlardı.Yemekten sonra herkes kahvesini yudumlarken Kadir soda içerek midesini rahatlatmaya çalışıyordu.
Mehdi Ağa akşam namazı için içeriye girdiğinde Zilan Hanım da kocasıyla beraber içeriye girdi.Biraz sonra elinde bir tabak baklavayla avluya geri dönen Zilan Hanım tatlıyı oğlunun önüne koydu.Bütün aile bilirdi ki ana ve oğul ne zaman birbirlerine küsseler bir tabak tatlıyla barışırlardı.Kadir de annesinin önüne koyduğu tatlıyı ısırarak barışmışlardı.
Ana ve oğlun barışmasıyla ortalık yatışmış konak eski neşesine kavuşmuştu.İlerleyen saatlerde Dila'yı görmek için dışarı çıkmak istedi ama oğlunun aklından geçeni tahmin eden babası"Eniştenin dediği gibi sevdiğini görmeden ölme oğul"dedi.
Kadir itiraz etmek için ağzını açtığında Dervan araya girip"Ağabeyim de yoruldu zaten iznizle biz odamıza geçelim"dedi ve ağabeyini adeta sürükleyerek ağabeyiyle beraber kaldıkları odaya götürdü.
Kardeşinin yaptığına sinirlenen Kadir,kardeşinin yakasına yapışıp"Ne yaptığını zannediyorsun lan sen?"diye bağırdı.
"Seni ve Dila'yı korumaya çalışıyorum"
Otobüsten indiği andan itibaren kardeşinin kendisinden bir şeyler gizlediğini bilen Kadir sinirli bir ses tonuyla"Bizi kimden korumaya çalışıyorsun anlat"dedi.
"Senden."dedi Dervan sonunda patlayarak.
Kardeşinin cavabı karşısında şaşıran Kadir'in elleri yanlarına düştü ve"Benden mi?Ben ne yaptım ki?"diye soramadan edemedi.
"Senin öfkenden korumaya çalışıyorum ağabey.Herkes senin yapabileceklerinden korkup susuyor ama yeter ağabey artık cahil bir genç değilsin askerliğini yapmış Allah izin verirse yakında sevdiğiyle evlenecek bir adamsın sen."
Sen ne ara bu kadar büyüdün?"derken Kadir'in sesinde kızgınlıktan daha çok kardeşiyle duyduğu gurur vardı.
"Sana ve aileme olan sevgim ağabey ama söz ver bana olay çıkarmak yok"
Gurulu bir ağabey gibi kardeşlerinin saçlarını karıştırıp"Tamam lan sen ne dersen o olsun"dedi.
Ağabeyinin söz vermesine rağmen Dervan bütün gece ağabeyi bir yere gitmesin diye nöbet tutmuştu ama ağabeyi verdiği sözü tutup bütün gece Dila'sının fotoğrafına bakmış sabah sabırsız bir şekilde konağa giden geleni izlemiş en küçük kardeşi Burak'ı çıldırtacak kadar saati sordu ki taki konaklarına doğru ilerleye Dila'sını görene kadar.
Kadirlerin konuklarına geldiklerinde ağabeyi düşman evine gelmenin verdiği gerginlikle daha da sinirli bir halde arabadan indi ve arada babasının bakışlarına rağmen Mıstık`ı azarlıyordu.
Mehdi Ağa konağın kapısında oğlu Dervanla beraber bütün misafirleri tek tek karşılayıp halini hatrını soruyordu.
Ağbeyinin konağın avlusunda heyecanla Dilaların gelmesini bekleyen ağabeyine Dilaların geldiğini duyurmak amacıyla yüksek sesle"Hoşgeldin Mahmut Ağa"demesiyle avludan uzatılan bir baş gördü.
Ağabeyi babasının uyarmasına rağmen dayanamayıp sevdiği kıza bakmıştı.Kadir`in bakışlarını üzerinde hisseden Dila bir güvercin gibi çırpınmaya başlayan yüreğine rağmen sakın kalmaya çalıştı.
Mahmut Ağa"Hoşbulduk evladım ağabeyin askerliğini yaptı sıra sende"dediği an babası gururlu bir ifadeyle sırtına vurup"Önce üniversiteyi bitirip bana o diplomayı getirecek"
"Maşallah Mehdi Ağa ne kadar gurur duysan az bizimkisi haytalıktan okulu bitiremedi ama İnşaAllah Mustafa`m,Dervan ağabeyi gibi üniversiteye gidecek"
Babasının,Dervan`ın yanında kendisini küçümsemesiyle kıskançlıkla ağzının içinden"Üniversiteye gidilmeyle adam olunmuyor"diye söylendi.
Mehdi Ağa,Erbay`ın söylediklerini duysada oğlunun hatırına duymamazlıktan gelip"Dila kızımızda büyüyüp güzelleşip evlilik yaşına geldi."
"Evet"dedi Mahmut Ağa gururlu bir ifadeyle bakarak"Annesinin kopyası gibi"
"Allah rahmet eylesin"dediler hep bir ağızdan bunu fırsat bilen Mehdi Ağa konuya girdi."Yaşayanlar için hayat devam ediyor.İnşaAllah bir gün sizi ziyaret geleceğiz hayırlı bir iş için"
Duydukları karşısında öfkeden kıpkırmızı olan Erbay"Biz kızı"diye başlasada babası,oğlunu yok sayıp"Bekleriz efendim"deyip ailesiyle beraber içeri girerken Dila mutluluk sarhoşluğuyla gülümsemeden duramıyordu.
Analığı durup durup Dila`yı uyarsada Dila`nın bir kulağından girip bir kulağından çıkıyordu.
Ziyan Hanım kendilerini salonun kapısında karşılayıp elini öptürüp içeriye buyur etmişti.
Erkekler avluda kadınlar salonda Kuran`ı Kerim tilaveti dinlerken girişteki konuşmayı duyan Urfa halkı meraklı bakışlarını bu düşman olarak bilinen iki aileye dikip meraklı gözlerle onları izlerken arada bir de acıyan bakışlarla Sedat`a bakıyordu.
Sedat bir yıl boyunca kahvede evinde Dila`yla evleneceğini anlatmıştı.
Sedat ise hembütün şehire yalancı çıkmanın verdiği sinirle hem de sevdiğini kaybetmenin verdiği acıdan dolayı burayı terk etmek istiyordu ama babası ayağa kalkıp gitmeye çalıştığında kolundan tutup oturturmuş ve on kısık bir sesle"İzle"demişti."Kendini ne hale düşürdüğünü izle"
Ama Sedat pes etmeyecekti.Daha Dila'nın parmağına yüzük takılmamıştı.Yüzük takılıncaya Dila için çabalayacaktı ve kim bilir belki de Dila onu da seçebilirdi.
Dila ve analığı salondan içeriye girdiğinde Zilan Hanım,Dila'ya elini öptürdü. Analığının ve Dila'nın halini hatrını sorduktan sonranları kendi ailesinin oturduğu yere oturtarak Dila'yı gelin olarak kabul ettiklerini adeta bütün ŞanlıUrf'ya ilan ediyorlardı.
Dila bugün Şiwanların konağına Kadir için gelen bütün kızların kıskanç bakışlarını üzerinde hissetti ama çok mutluydu sonunda bütün ŞanlıUrfa Kadirle olan aşklarını bilecekti.
Dila utangaç bir gülümsemeyle etrafın bakarken asık surattlı bir halde kendisini izleyen Kadir'in yengelerini fark etti.Onlara başıyla selam vermeye çalıştı ama yengeler onun selamını almamak için bakışlarını pencereye doğru çevirmişlerdi.Yengelerinin davranışlarını fark eden Mesude"Üzülme"dedi ama o da biliyordu ki bütün bunlar başlangıçtı asıl kıyamet Dila bu konağa gelince kopacaktı.
Okunan Kur'an'ın suyu yüzü hürmetine Mesude ellerini açıp"Rabbim sen bu gençlere yardım et"dedi ve bütün kızkardeşler amin diyerek ik gencin mutlu olmasını istediler.
Mevlütten sonra bütün aile avluda otururken Mehdi Ağa'nın kardeşleri konuşmak istediklerini söyleyince Mehdi Ağa konunun ne olduğunu bile bile kardeşlerini salona buyur etti.Kardeşler,ağabeylerinin aksine oturur oturmaz sinirli bir ses tonuyla konuşmaya başladılar.
"Ağabey, Kadir`in o kızla evlenmesine nasıl izin verebilirsin?"diye ağabeyinden hesap sordu Sadık.
"Kadir`i o kızla evlendirmek ailemize bir hakarettir"diyerek ağabeyini destekledi Hüsnü.
Mehdi Ağa o aşiretin -Mahmut Ağa hariç- ne kadar karektersiz oluklarını biliyordu ama oğlu sevmişti kim ne derse desin bildiğini okuyordu Dila denilen kızı oğluna almazsa oğlunun sonu ya mezarda ya da hapishanede son bulacak o kız da bir ömür ya sevdiği adamın acısını kalbinde taşıyacak ya da hapis yolu gözleyecekti.
İkisinin de günahına girmek istemeyen Mehdi ağa anlayışlı bir sesle"Kardeşlerim ben o aileyi tanımıyorum mu zannediyorsunuz ya da Kadirle konuşmadım mı zannediyorsunuz?Oğlum nuh diyor peygamber demiyor"
Sadık,ağabeyine inanmadığını belli eden bir sesle "Ağabey sen koskoca Hozan aşiretinin ağası olarak koskaca Şanlıurfa`ya sözünü dinletebiliyorken nasıl oluyorda kendi oğluna sözünü dinletemiyorsun öyle mi ?"
Kendi geçmişini bu kadar kolay unutan kardeşine babacan bir ifadeyle"Çocuğuna söz dinletmek bu kadar kolaysa neden o zaman oğlun o kızı almak istediğinde neden oğluna söz geçiremedin?"diye sordu.
Ağabeyinin sorusu üzerine Sadık`ın suratı renkten renge girmiş"Ben........konuştum........annesi .....çok ısrar etti"diye birkaç kelime gevelesede cevap veremeyip susmak zorunda kaldı.
"Ağabey ikisi aynı mesele değil.Birisi can düşmanımızın kızı diğeri hakkında" Sadık ağabeyine yan yan bakarak"Asılsız dedikodular çıktı."dedi.
Her ne kadar bu odada bulunan üç kardeşte gelinleri hakkında çıkan dedikoduların doğru oduğunu bilselerde biri oğlu için diğerleri de kardeşleri için sustular.
Mehdi Ağa "Benim amacım kardeşimin namusuna laf söylemek değil sadece birine aşık olunca karşına çıkan kişi baban dahi olsun dinlemez ezer geçersin"diye kardeşlerini ikna etmeye çalıştı ama kardeşlerinin hala ikna olmadığını görünce durumun ciddiyetini onlara göstermek için bir antlaşma teklif etti.
"Alın yeğeninizi karşınıza eğer biriniz dahi onu ikna etmeyi başarırsa onun uygun gördüğü bir kızı sorgusuz sualsiz oğluma alacağım"
Ne zamandır kızı Yasmin`i yeğeni Kadirle evlendirmek isteyen Hüsnü aradığın fırsatın önüne gelmesiyle bıyık altından gülümsemeden edemedi ve gevrek bir sırıtışla"O zaman Kadir`i çağırda konuşalım ağabey"dedi.
Mehdi Ağa kapının dışarısında oğlunun kendisini beklediğini bildiğinden"Kadir"diye seslenmesiyle Kadir kapıyı açıp"Efendim baba"dedi.
"Geç oğlum otur amcanlar seninle konuşmak isiyorlar"
Amcalarının ne konuşacağını bilen Kadir sırf babası istediği için yıllardır dinlediği konuşmayı bir kez daha dinlemek için oturdu.
"Oğlum biz seni anlıyoruz bir kızı sevmişsin ama olmaz be oğlum o düşman aşiretten"
Dila`sına kavuşmasına bu kadar az kaalmışken değil amcalarını ailesini bile yıkıp geçerdi."Dila`yla arama kim girmeye çalışırsa öldürürüm amca"
Yeğenleri tarafından tehdit edilmesiyle şaşıran iki kardeş,oğluna bir şeyler söylesin diye ağabeylerine baktıklarında ben demiştim dercesine bir ifadeyle kendilerini izlediğini fark ettiler.
Ağabeylerinden yardım alamayacağını fark eden Hüsnü"Aileni ve aşiretini bir kız için mi karşına alacaksın?" dedi kınayan bir sesle.
"Dila benim evleneceğim kız amca onun hakkında kötü bir laf söyleyen karşısında beni bulur.Ailem de olsa aşiretimden de biri de olsa bu yüzden amca ya bu evlilikte yanımda olursunuz ya da karşımda"
Kendi yeğenlerinin bir kız için kendilerini karşısıına almasına içerleyen amcaları"Karşınızdayız"deyip salonu terk ettiler.
"Peki ya sen baba?Yanımda mısın?Yoksa karrşımda mısın?"
"Allah`ın izniyle her zaman yanındayım oğlum"
"Ama benimde senden bir ricam var"dedi Mehdi Ağa kız isteninceye kadar olayların daha da büyümemesi için.
Babası,Dila'yla kendisine destek olacağını söylemişti ya ne derse yapardı Kadir."Buyur baba"
"Estağfurullah buyurmak bize yakışmaz ama senden tek ricam isteme oluncaya kadar Dila'yla arana biraz mesafe koyman yoksa bu gözü dönmüş insanlar sana da o kıza da bir zarar vermeye çalışırlar"
Kadir'in umrunda değildi gerekirse Dila için canını verirdi ama sevdiğinin zarar görme ihtimali bile kalbini o kadar ağrıtıyordu ki onun yaşaması için her şeyi yapardı."Tamam baba sen ne dersen o olsun"dedi.
Oğlunun aşkı için çabalayışını gören babası içinden"Allah'ım ne olur sen bu iki gencin kavuşmasını zorlaştırma kolaylaştır"diye dua etti.
Dün gece Dila`nın da bütün amcaları babasıyla konuşup Hozanlara kızını vermemek için dil döküp Dla için en uygun adayın Sedat veya amacasınınoğlu Veysel olduğuna ikna etmeye çalışıyorlardı.Ama babası sürekli kızının ölmüş eşinin emaneti olduğunu söyleyip kızım kimi isterse onunla evlenecek diyordu.
Aşiretin ağasına karşı gelemedikleriiçin sabahtan beri ağabeyi tehditle yengeleri ise tatlı sözle onu başka bir evliliğe ikna etmeye çalışıyordu.
Kızının ne kadar bunaldığını gören analığı kızı biraz hava alsın diye oğluyla beraber çarşıya gönderdi.
"Hayırdır benden habersiz nereye gidiyorsun?"
Dila tam cevap vermek üzereyken analığı başını mutfak kapısından çıkartıp "Ne zamandan beri kızımı çarşıya göndermek için senden izin almam gerekiyor?"diye hesap sorunca Erbay mahçup bir ifadeyle"Ben öyle demek istemedim Nilüfer Ana sadece bir haşeratın onu rahatsız etmesini önlemeye çalışıyordum"
Dila,ağabeyinin haşerat diyerek Kadir`i kast ettiğini biliyordu ve içinden asıl haşerat sen ve arkadaşın olacak Sedat diye geçirdi ama ağabeyiyle uğraşmak istemediğinden susup konuşmayı analığına bıraktı.
"Merak etme sen Şekip ağabey de onlarla beraber olacak yanlarına hiçbir haşerat yaklaşamaz"
Şekip`in ismini duymasıyla Erbay`ın kızkardeşinin dışarı çıkmasını engelleyecek bahaneleri de son buldu.Bütün ŞanlıUrfa bilirdi ki eğer Şekip`in yanındaki bir kıza laf söylerseniz gözünüzü hastanede açardınız.
İstemeye istemeye kardeşinin yolundan çekilen Erbay,Dila tam dışarı çıkacakken kolundan tutup"Bu akşam için güzel elbiseler al kendine kim bilir belki bu gece sözün kesilir"dedi.
"Eğer"dedi meydan okuyan gözlerle ağabeyinin gözlerinin içine bakarak"Kadir`den başkasının yüzüğü bu parmağa takılacaksa al canımı daha iyi"
"Merak etme çok yakında senin de o Kadir denilen şerefsizin de alacağım canını"
"İyi o zaman bir mezar yeri de kendine kaz çünkü baba bir şey yaptığın takdirde babam seni yaşatmaz"deyip kolunu çekti ve kendisini bekleyen arabaya bindi.
Çarşıda birbirinden güzel elbiselere bakarkan aklında sürekli ağabeyinin bu gece ne yapacağını merak ediyordu ama babasına güveni tamdı babası bir kere söz verdiyse sonunda başı belaya gireceğini de bilse sözünden dönmezdi.
Aklındaki düşüncelerle köşeyi dönerken bir el onu pazarın kalabalığından uzaklaştırıp ıssız sokağa çekmişti.Tam kimsin diye soracakken Sedat`ın kendisine dönmesiyle tokatı Sedat`ın yüzüne yapıştırdı ve sinirli bir sesle"Ne yaptığını zannediyorsun?"dedi.
Yediği tokatın etkisiyle eli otamatikten yanağına gitti ama yüzünde öfkeden daha çok hayranlık vardı.Dila`yı bu kadar sevmesinin nedenlerinden biri de cesaretiydi.İnsanları güçlü güçsüz diye ayırmaz nerede bir haksızlık görse müdahale ederdi.
"Normalde bana vurmaya çalışanı bile ne hale getirirdim ama sen bana dokundun ya bugün benden mutlusu yok"
"O yüzden mi Kadir seni her dövdüğünde baban,Kadir`in babasına şikayete gitti?"
"Kadir'e el kaldırmadığım için beni cezalandırdı"
Duydukları karşısında şaşıran Dila"Neden böyle bir şey yaptın?"diye soramadan edemedi.
"Kadir'e bir fiske bile vurmuş olsaydım sen üzülecektin.Sen üzülme diye ben her şeyi yuttum"
Sedat'ı küçüklükten beri tanıyordu ama ilk defa ona ağabeyinin arkadaı olarak değil kendisini seven bir erkek olarak bakıyordu.
"Benim yüzümden yaadığın her şey için özür dilerim ama ben sana hiçbir zaman ümit vermedim"
Sedat'ın yüzünde hüzünlü bir gülümseme belirdi."Benim ağzımdan bir kere bile bana ümit verdin lafı çıktı ama şimdi senden o ümidi itiyorum ne olur Kadir'e verdiğin o şansı bana da ver."
Karşısında aşkı için bir şans için yalvaran adama elinde olan her şeyi vermek isterdi ama kalbi tek bir erkeğe aitti."Üzgünüm ama kalbim ve ruhum tek bir adama ait."
"Dila"
"Bak eğer seninle evlenirsem asıl kötülüğü sana yapmış olurum.Kalbi sana ait olmayan bir kadınla evlenirsen bir ömür boyu bir cesetle ömrünü tüketmiş olacaksın"
Sedat ümiit dolu bir sesle"Belki zamanla"
"Hayır"diye sözünü kesti Dila"Aksine sevdiğimle arama girdiğin için bir ömür boyu seni düşmanım olarak bellerim"
"Bir gün onu seçtiğin için çok pişman olacaksın"dedi Sedat çaresizlik dolu bir sesle"Ama iş işten geçmiş olacak"
"Evet ama yine de bu benim hayatım bırakın da onu siz değil ben yaşayayım"dedi Dila kararlı bir sesle.
Dila'yı ikna edemeyeceğini anlayan Sedat istemeye istemeye de olsa Dila'nın kolunu serbest bırakırken"Git sana yemin olsan bundan sonra ne sesimi ne de yüzümü göreceksin bir dah seni rahatsız etmeyeceğim"
"Teşekkürler"dedi ve çarşıya doğru hızla yürümeye başlarken ani bir kararla arkasını dönüp"Bir gün seni seven birini bulacaksın ve bir bakmışsın ben geçmişte kalmışım"
"Ne senden başkasını sevmek ne de biriyle yuva kurmak istiyorum tek isteğim kalbimdeki bu acının geçmesi."
"İnan bana geçecek hem ne demişler zaman her şeyin ilacı"
Sedat,Kadir ve Dila'yı her gördüğünde yüreğinin acıyacağını da bilse de sevdiğini üzmemek için "İnşaAllah"dedi.
Dila hızlı hızlı adımlarla çarşının meydanına doğru ilerlerken bir yandan da Şekip Ağabeyin onu yokluğunu fark etmemesini diliyordu ama bu dileğin gerçekleşmediğini çarşı meydanında yanında Mıstıkla onu arayan sinirden kıpkırmızı olmuş bir suratla etrafta dört dönen bir Şekip buldu.Şekip ise Dila'yı görür görmez insanları yara yara geçip Dila'nın yanına vardı.
"Sen nerelerdeydin?"diye adeta sinirden kükredi.
Dila,kuzeninin Sedat'ı anlamaması için"Mehmet amca'nın dükkanında bir elbise gördüm bir bakayım diye girdim ama dükkandan çıktığımda siz yoktunuz"diye aklına ilk gelen bahaneyi söyledi.
Şekip,kuzeninin söylediklerine inanmadı ama sırf amcasına olan saygısından meseleyi fazla büyütmemesine rağmen yine de Dila'yı uyarmadan duramadı."Bak kızım İnşaAllah birkaç gün sonra muradına ereceksin ama o zamana kadar amcama bir kere bile laf getirirsen seninle külahları değişiriz"
Ufacık bir azarlanmayla kurtulduğuna sevinen Dila "Tamam Şekip ağabey sen ne dersen o"diyerek meseleyi kapatmaya çalıştı.
Alışverişin geri kalanında Şekip gözünü bir an bile Dila'nın üzerinden ayırmayıp planladıklarından daha erken bir saatte kuzenlerini konağa geri bıraktı.Konağa geri döndüklerinde elindeki poşetlerini odasına bırakıp soluğu analığının yanında aldı.Analağı ise yakında olacak isteme için bütün konağı ayağa kaldırmıştı.
Ağabeyi ise avluda kahvesini içerken bir yandan da asık suratıyla konaktaki hazırlıkları izliyordu.Dila,ağabeyiyle kavga etmemek için babası gelinceye kadar anasının yanından ayrılmadı.
Akşama doğru babası da konağa gelince sofra kurulmuş babası, Mehdi Ağa'yla yaptığı konuşmadan sonra oldukça hüzünlü görünüyordu.Yemekten sonra babası kahvesi hazır oluncaya kadar akşam namazını kılmaya gitti. Geri kalan aile üyeleri televizyondan dizi izlerken Dila'nın dikkatini ağabeyi çekti.Bahsettiği sürprizin gerçekleşmemesinden dolayı oldukça kızgın görünüyordu.
Sedat verdiği sözü tutmuştu ama bugünkü hali Dila'nın gözünün önünden gitmiyordu.Ona istemediği halde verdiği acıdan dolayı kendini suçlu hissettiğinden oda basmaya başladığından kendini dışarıya attı.
Soğuk havanın etkisiyle az da olsa sakinleşti.Dila'nın yaptığı tek şey Kadir'i sevmekten neden herkes büyük bir suç işlemiş gibi davranıyorlardı?Oysa büyüklerinden hep aşka hürmeti dinlemişken neden Dila ve Kadir'in aşkına hürmetsizlik ediyorlardı?Asırlar önce Dila'nın dedelerinin dedesi,Kadir'in dedelerinin dedesinin öküzünü vurmuş bunun sonucunda da her iki aile de birbirinin soylarını kurutmaya yemin etmiş gibi birbirini vurmuş kimileri genç yaşta hapishanede veremden,zatüreden can vermişken kimileri de vurulmuş ama ölmemiş onun yerine hayatını felçli bir şekilde yatakta tüketmişti.
Ve şimdi bir öküz yüzünden sevdiğinden vazgeçmesin bekliyorlardı Dila'dan.Kafası binbir düşünceyle doluyken yıllardır dilinden düşürmediği duayı tekrar etti."Allah'ım ne olur bana sabır ver.Ver ki ben de sevdiğime kavuşabileyim