İçeriğe geç

Gelecekten Bir Mucize

Bölüm 3 · 15 dk okuma

Gelecekten Bir Mucize

Bölüm 3

Acımak Vol 3

NAZLI=Ne? Ne demek gidiyorum? Nereye Ali, nereye gidiyorsun?

ALİ=Bana bir teklif geldi, Amerika'daki ünlü bir hastaneden. Seni çatıya çağırdığım gün onu söyleyecektim. Yani eğer ben kovulursam belki giderim diye. Ama işte biliyorsun olanları. Adil hocama bile söyleyememiştim, o günün akşamı konuşacaktım. Hiç bir şey yolunda gitmedi, gitmiyor Nazlı. Ben buradaki kimseye iyi gelmiyorum. Üzgünüm...

NAZLI=Ya o ne demek Ali? Sen benim nefesimsin, ruhumsun. Sen bana, Ferman Hocaya, Berhayat'a, hepimize iyi geliyorsun. Ali ne olur beni bırakma. Ali ben sensiz yapamam, yalvarırım beni bırakma.

ALİ=Nazlım, sen benim şu hayatta başıma gelen en güzel şeysin. Aşkı, sevmeyi, benim gibi birinin bile sevilebileceğini öğrettin sen bana. Birbirimizi seviyoruz ama olmuyor Nazlı. Biz tam da bu yüzden ayrıldık seninle. Senin normal bir ilişki sürmen lazım. Sevdiğin kişiyle el ele tutuşman, gezmen, beraber alış veriş yapman lazım. Ben sana bunları her zaman veremem. Özür dilerim ama bizim için en iyisi bu.

NAZLI=(Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar.) İstemiyorum! Ben ne el ele tutuşmayı ne gezmeyi tozmayı ne de bir başkasını istemiyorum. Ya görmüyor musun eriyorum senin karşında? Bu kadar kör olamazsın Ali ya, bu kadar kör olamazsın! Aşığım sana aşık. Senden ayrı kaldığım her dakika kalbim üşüyor benim. Ali bırakma beni ne olursun! Tamam uzaklaşmak istiyorsan git izin al, biraz, kafa dinle. Ama ne olur gitme. Senin olmadığın bir yerde bende kalamam. Bende gelirim nereye gidiyorsan.

Nazlı'nın bu kadar çok mecazi anlam kullanmasına rağmen Ali onun ne demek istediğini gayet iyi anlamıştı. O da Nazlı'sını bırakıp gitmek istemiyordu. Ama herkes, o bile sırt çevirmişti ona. Bağırıp çağırmıştı. Onun herkes gibi normal bir ilişki yaşamaya hakkı vardı. Kendisi onun bu ihtiyaçlarını karşılayabilir miydi, onu bile bilmiyordu? Vücudu zangır zangır titrerken bakmalara doyamadığı o gözlerden akan yaşlar yüreğine keskin bıçaklar gibi, saplanıyordu.

ALİ=Ağlama Nazlı. Ağlamana dayanamıyorum lütfen ağlama.

NAZLI=(Ayağa kalkarak bağırmaya başladı.) Ya ağlatma o zaman. Gel diyorum, her şeye yeniden başlayalım diyorum sana. Özür dilerim diyorum bir daha seni asla zorlamayacağım diyorum ama sen anlamıyorsun Ali. Ne yapayım söyle, seni aşkıma inandırmak için ne yapayım söyle?

ALİ=(Ali sinirle ayağa kalkar.)Sana çok ihtiyacım vardı, bocaladım yapamadım neredeydin Nazlı neredeydin? Arkadaşlarınla gülüp oynarken benim dibinizde kriz geçirdiğimi bile görmedin. Bilmeden öğrenmeden direk yargıladın beni. Sana her seni seviyorum dediğimde susturdun. Adil hocam ölmese, ben o komaya girmesem bakacak mıydınız yüzüme? İlla ölüm ile burun buruna mı gelmem gerekiyordu? Tüm bunlar olmasa ben sessizce çekip gidecektim, kimse de yokluğumu fark etmeyecekti. Sende hayatına devam edecektin.

Nazlı hızlı adımlara Ali'ye doğru yürüdü. Ağlamaktan kızarmış gözleri ve sinirden boynunda belirmiş damarları ile Ali'nin iki yakasından tuttu. onu sertçe duvara yapıştırdı.

NAZLI=Ben neler çektim biliyor musun? Taşındığın ilk gün o bomboş evde sabaha kadar hüngür hüngür ağladım. Yetmedi hastanede kafeteryada, asistan odasında her yerde ağladım. İçim çıktı ya, gözlerim kurudu benim. O dokunmadan dans ettiğimiz elbiseye sarılarak uyudum günlerce. Yanına gelmeyi sana sarılıp seni öpmeyi çok istedim. Ama beni her zaman ittin Ali. Bir de Ezo çıktı geldi. Ne düşünebilirdim, ne yapabilirdim? Ali sen benimle ya kız arkadaşınla bile birlikte yaşamayı red ettin, onunla ayni evdeyiz deyince be-ben çok kötü oldum. Beni değil bir başkasını bu denli çabuk kabullenmen sinir etti beni. Uzak durdum. Seni unutmaya çalıştım.

ALİ=Nazlı!!! Anlamıyorsun işte anlamıyorsun. Ezo sıradan biri, sadece yardıma ihtiyacı olan bir arkadaşım. Senden sonra ilk defa kendi irademle edindiğim tek arkadaşım. Ben ona ufacık bir şeyin yerini değiştirse ne kadar kızıyorum senin haberin var mı? Ezo'ya bağırmam, ettiğimiz kavgalar o kadar da önemli değil benim için. (Bağırır. )Ama SEN ÖZELSİN. SEN BENİM NAZLIM'SIN. Sana yapma etme diyemem. Üzülürsün, üzülürüm Nazlı. Gözünden akan tek damla yaş yüreğimi acıtıyor benim. Hem görmedim mi sanıyorsun ağladığını? Bende gelmek istedim, ama yapamam Nazli anla şunu yapamam. Ben otizmliyim, temas sorunum var. Biz bunu seninle aşamıyoruz, üzgünüm ama böyle. Seni çok seviyorum belki de şu hayatta sadece seni bir tek seni seveceğim. Ama yapamam ve gitmem lazım. Ne olur anla beni.

Nazlı içindeki üzüntü ve kızgınlık duygularına artık yön veremiyordur.

NAZLI=Sen kafana koymuşsun Ali, iyi peki ne istersen onu yap.

Nazlı çantasını ve montunu alarak ağlaya ağlaya dışarı çıkar. Dışarıda çok şiddetli yağmur yağıyordur. Ali bir süre olduğu yerde kalır, daha sonra yağan yağmurun camlara vurmasıyla kendine gelir. Aralarında ne geçerse geçsin Nazlı onun ilk ve tek sevdiği kadındır. O da montunu alarak hızlıca dışarı çıkar. Nazlı apartmanın az ilerisinde çantasını ve montunu yere fırlatmış yağmurun altında yere çökmüş ağlıyordur. Ali hızlıca dışarı çıkar, bir süre göz gezdirdikten sonra Nazlı'yı görür, yanına gider.

NAZLI=Git!

ALİ=Nazlı yağmur yağıyor hasta olacaksın, içeri girelim kalk.

NAZLI=Ali istemiyorum git. İyiyim ben.

Nefes almam lazım.

ALİ=Bu dediğine katılmıyorum Nazlı, benim evimde de nefes alabilirsin. Hadi kalk.

Nazlı ayağa kalkar. Ali'ye doğru yaklaşır.

NAZLI=Gidecek misin?

ALİ=Nazlı!

NAZLI=Ali gidecek misin dedim?

ALİ=Sana hiç bir zaman yalan söylemedim. Gideceğim...

Nazlı yere(Kaldırıma yani) tekrar oturur, ayaklarını dizlerine çekerek ağlamaya başlar. Ali'nin onunla konuşmamasına, yüzüne bakmamasina ya da yaşadıklari ayrılığa bile dayanabilmiştir. Ancak bu bambaşkadır. Ali bırakın İstanbul'daki başka bir semti, dünyanın bir ucuna gidiyordur. Nazlı her istediğinde Ali'yi göremeyecekse, ihtiyacı olduğunda ona koşamayacaksa onun için yaşamanın ne anlamı vardır? Nazlı kafasında bu sorularla boğuşurken Ali Nazlı'nin ellerinden tutarak onu ayağa kaldırır. Hiç beklemeden kollarını onun sırılsıklam olmuş vücuduna sarar. Nazlı şaşırmış olsa da yaşadığı acıdan o da Ali'ye sarılır. Nazlı otizm, kavgalar ve yaşadıklarını bir kenara bırakarak kollarını Ali'ye sıkıca dolar. Ali yağmurun ıslattığı kokusunda huzur bulduğu saçları elleriyle geriye atar. Nazlı'nin boynuna gömülür. İçine çektiği her bir nefeste sanki dünya duruyor, bir tek ikisi yaşıyordur. Nazlı'nın demin içeride sen benim nefesimsin dediği cümlenin anlamını şu an anlıyordur. Gerçekten de aldığı tüm oksijenlerden daha güzeldir bu. Kokladığı tüm o hoş kokulardan çok daha etkili ve sarhoş edicidir. Ensesine değen Nazlı'nın göz yaşlarıyla karışık yağmur onu birazcık tedirgin eder. Ancak bu onu rahatsız etmekten daha çok üzüyordur.

ALİ=Göz yaşların boynuma değiyor.

NAZLI=Belki de son kez değiyor.

Ali Nazlı'dan ayrılarak yerdeki montu ve çantayı eline alır. Nazlı'nın elinden sıkıca tutarak onu eve çıkartır. Nazlı yol boyu bir eline bir Ali'ye bakar. Ali Nazlı'nin içeri girmesine yardım ettiğinde bir kendi üstüne bir de Nazlı'ya bakar. Ikiside sırılsıklam olmuştur.

NAZLI=Ali ben gideyim, üstüm ıpıslak zaten, kıyafetim de yok.

ALİ=Benim var, bekle burada.

Ali içeri girerek temiz bir misafir havlusu ve evde bulunan en küçük tişört ve eşofman alti ile geri gelir.

ALİ=En küçük kıyafetlerim bunlar. Bu da temiz havlu. Duşa gir, rahatla. Ben de üstümü değişeyim. Hadi.

NAZLI=Ama...

ALİ=Rahatsız olmuyorum Nazlı hadi.

Nazlı üstüne yapışmış kıyafet ve saçlardan akan yağmur damlalarına bakar. Gittikçe üşüyen ve titreyen vücudunu da hesaba katarak bu teklifi red etmez. Hızlıca banyoya girer. Ali de Nazlı banyoya girer girmez üstünü değişir. Mutfağa geçerek Nazlı'ya Ezo içiyor diye aldığı kahveden kahve, kendisine de çay yapar. Nazlı duştan çıkar çıkmaz Ali'nin ona verdiği kıyafetleri giyer. Aynada baktığında kıyafetlerin kendisine büyük geldiğini görür. Tişört yumuşatıcı ile karışık Ali kokuyordur. Nazlı tişörtu burnuna getirir, uzun uzun koklar. Sanki Ali'ye sarılıyormuşcasına tişörte sarılır. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştur. Saçlarını hızlıca kurutukktan sonra içeri gider. Ali ellerindeki kupalar ile içeri gelir.

ALİ=Şey sen seviyorsun diye kahve yaptım, kendime de çay. Sende çay istersen değiştirebilirim.

NAZLI=Yok gerek yok, teşekkür ederim. Ben kıyafetlerim kurusun hemen giderim.

Ali kaşlarını çatarak Nazlı'ya bakar.

ALİ=Nazlı ben sana git mi diyorum? Hem sen bana bakmaya gelmedin mi, nereye gidiyorsun?

NAZLI=Ben sen rahatsız oluyorsun diye dedim.

ALİ=Olmuyorum. Hadi iç soğutma.

Bir süre sessizce içeceklerini içerler. Ali göz ucuyla Nazlı'ya bakar. O kadar sıcak su altında durmasına rağmen yine de üşüyor ve titriyordur. Ali bunu fark edince hızla içeri gider. Nazlı'nın eski evlerinde onda unuttuğu hırkasını alıp içeri geri gelir. Bir şey demeden Nazlı'nın sırtına dolar.

NAZLI=Bu benim hırkam değil mi? Her yerde bunu aramıştım ben sende miydi?

ALİ=(Utangaç bir tavırla)Şey... Biz birlikteyken bende unutmuştun. Öyle bende kalmış yani.

Ali'nin bu Mahsun tavırları Nazlı'nın çok hoşuna gidiyordur. Ali'nin de hâlâ onu sevdiğini ve unutmadığını biliyor, hırkasını sakladığını düşündükçe gülmekten kendini alıkoyamıyordur. Ali titreyen sesi ile konuşur.

ALİ=Yemeğe çıktın mı?

NAZLI=Ne, ne yemeği?

ALİ=Doruk dedi, köpek sahibi olan bir hastan varmış, onunla çıkacakmışsın.

Nazlı çok şaşırır, aynı zamanda Doruk'un boş boğazlığına çok kızmıştır.

NAZLI=Ali yok öyle bir şey.

ALİ=Nazlı bana yalan söylemene gerek yok. Gördüm boynunda o adamin atkısı vardı, köpeğini hastaneye getiriyordun. Yanlış anlama hesap sormuyorum sadece merak ettim. Sen mutlu olursan bende mutlu olurum.

Ali yüzünü yere eğer. Nazlı duygu karmaşası yaşıyordur. Ali'nin onu hâlâ merak etmesine sevinirken, onun kendinden başka birisi ile mutlu olacağını düşünmesine de deli oluyordur.

NAZLI=Ali yok öyle bir şey dedim. Evet hastam Mehmet bana yemek teklifinde bulundu. Ama ben kabul etmedim. Ayrıca köpeği de ona ameliyat öncesi moral olsun diye getirdim. Kendisi bana saldırmasınlar diye kokusunun sindiği atkısını verdi. Bende o yüzden taktım. Başka bir sebebi yok.

ALİ=Anladım...

Nazlı yüzünü yere eğmiş Ali'ye bakar. Gideceğini, onu bir daha göremeyeceğini düşündükçe gözleri doluyordur.

ALİ=Saat geç olmuş. Sen benim yatağımda yat, ben burada yatarım.

NAZLI=Yok gerek yok ben yatarım burada. Sen hastasın yatakta sen yat.

ALİ=Nazlı seninle daha fazla tartışmak istemiyorum. Hadi git yat.

Nazlı kaybedeceği bir yarışa girmektense usulca Ali'nin yatağına gitmeye karar verdi. Arkasını dönmeden konuştu.

NAZLI=Teşekkür ederim.

Ali de kanepede kendine bir yatak yapar. Yatağa uzanır, ancak uyuyamaz. İçeriden bazı sesler gelir. Doğrulup kulak kabartınca seslerin Nazlı'dan geldiğini anlar. Yavaşça yattığı odaya doğru ilerler. Nazlı yatakta oturmuş, elinde fotoğrafları ağlıyordur.Ali kapıyı tıklatır.

ALİ=Gelebilir miyim?

NAZLI=(Yüzünü silerek)Ee bir şey mi oldu?

ALİ=Nazlı ağlama, niye ağlıyorsun?

NAZLI=Ali hep aynı şeyleri konuşuyoruz, lütfen. Bırak acımı yaşayayım ona bari izin ver.

Ali Nazlı'nın elindeki fotoğrafa bakar, sessiz kalır.Nazlı'ya doğru gelir, usulca yanına oturur. Başta tereddüt etse de daha fazla dayanamaz ve eleriyle kahküllerini sever. Nazlı Ali'nin saçlarında olan elini yanağına getirir. Sırnaşık bir kedi timsali yanağını eliyle birleştirir. Gözlerini kapatır. Ali Nazlı'nin yanağına olan eliyle yüzünü okşar. Ona biraz daha yaklaşarak başını göğsüne yaslar. Ardı ardına gelen bu hamleler Nazlı'yı şaşırtsa da çok mutlu eder. Kollarını Ali'nin vücuduna dolar. Titreyen sesi ile konuşur.

NAZLI=Bana dokunma böyle, sarma ellerini vücuduma, öpme koklama beni. Ama ne olur bırakma. Yanımda ol Ali nolur!!!

ALİ=Yetmez Nazlı, yetmeyecek.

NAZLI=Ali ne olur bir şans daha ver bana. Ya da verme. Senin de dediğin gibi ilkini düzeltememe izin ver sadece. Ali ben sensiz yaşayamam ne olur.

Nazlı kafasını kaldırır, ağlamaktan kızarmış gözleriyle Ali'ye bakar. İkisi de çok yakındır. Ali Nazlı'ya uzun uzun bakar. Yutkunarak konuşur.

ALİ=Ağlama lütfen. Saat çok geç oldu uyu hadi.

Ali Nazlı'yı bırakarak hızla odadan çıkar. Elini kalbine götürerek ağlamaya başlar. Yatağına gider, göz yaşlarını yastığa gömerek uykuya dalar. Nazlı zaten gece uyumamasinin da etkisiyle sabah erkenden kalkarak Ali'ye teşekkür ettiğini yazan bir not bırakır. Usulca Ali'ye yaklaşır, saçlarına dokunup dokunmamak arasında kalır. Elini öperek Ali'ye doğru uzatır ve fısıldar.

NAZLI=Görüşürüz sevgilim.

Nazlı kapıdan çıkar çıkmaz tekrardan ağlamaya başlar. Zar zor evine gider. Ali de az sonra uyanmış Nazlı'nın notunu bulmuştur. Derin bir nefes alır, eşyalarını toparlamaya başlar. Nazlı eve gittiğinde onu dün nöbetten gelmiş Açelya karşılar.

AÇELYA=Naziko sen mi gel...... Nazlı? Ne oldu sana, kavga mı ettiniz Ali ile?

NAZLI=Gidiyor Açi, Ali gidiyor.

Nazlı hüngür hüngür ağlayarak Açelya'ya sarılır.

AÇELYA=Dur bir kuzum yaaa.

Nazlı olanları Açelya'ya anlatır. (Sizi çok fazla sıkmak istemiyorum. O yüzden burayı hızlı geçeceğim.) Aradan 2 gün geçmiştir. Ali hastaneye istifasını vermiştir. Ferman olanları Nazlı'dan duymuş, Ali'ye engel olmaya çalışmıştır. Ancak Ali'nin geri dönmek gibi bir niyeti yoktur. Ali gideceği sabah son bir kez hastaneye gelir. Kimseye gözükmeden doğruca Adil Hoca'nin odasina gider. Sandalyeye oturarak konuşmaya başlar.

ALİ=Biliyorum çok emek verdiniz buraya gelebilmem için. Çok çabaladım çok istedim ama olmuyor hocam. Herkes bana sırtını döndü, şimdi ise tekrar yanımda olmak istiyorlar. Ben anlayamıyorum hocam, benim kafam böyle çalışmıyor. Ya seversin ya sevmezsin, ya istersin ya istemezsin bunun bir ortası yok. Açelya'ya, Gülin'e, Demir'e bakıyorum benden uzak durduklari, hakkımda dedikleri geliyor aklıma. Ferman hocama bakıyorum, benim kardeşim değilsin diyişi çınlıyor kulaklarımda. Nazlı'ya bakıyorum, biz ayrıldık, bana seni seviyorum deme, keşke seni sevmeseydim dediği beynimde yankılanıyor. Hocam ben susturamiyorum zihnimi. Çok sıkıldım, çok bunaldım artık. Yepyeni bir hayata başlamaya gidiyorum bugün. Merak etmeyin Selvi hemşireyi hiç yalnız bırakmayacağım. Onun her zaman yanında olacağım uzakta olsam bile. Ben gelirim onun ziyaretine o gelir. Gözünüz arkada kalmasın hocam, Selvi Hemşire bana emanet. (Ağlamaya başlar.)

SELVİ=Sende bana emanetsin Ali.

Ali hızla arkasını dönerek, göz yaşlarını siler.

ALİ=Selvi Hemşire? Sen burada mıydın?

SELVİ=Burdan başka bir yere ayrılamıyorum ki. Ayaklarım direk buraya getiriyor beni. Ali sen gitmek istediğinden emin misin?

ALİ=Eminim. Dayanamıyorum artık. Kim dost kim düşman anlayamıyorum Selvi Hemşire.

SELVİ=Biliyorum Ali'cim çok zor şeyler yaşadın. Hele de şu son günlerde. Ama bak herkes seni geri kazanmaya çalışıyor. Nazlı'nın gözünün yaşı sabahtan beri durmadı. Ferman Hoca desen ruh gibi gözleri kıpkırmızı. Arkadaşların hâlâ seni durdurmanın bir yolunu arıyor. Ali herkes hata yapabilir. Hataları düzeltme şansımız varken değerlenirmemek çok üzücü değil mi? Bak bana. Adil bana hislerini ilk söylediğinde korkup kaçmak yerine ona sımsıkı sarılsaydım şimdi hiç keşke demeyecektim. Onunla daha fazla vakit geçirmiş olacaktım. Sende sonradan keşke deme Ali. Nazlı seni çok seviyor. Ben şahidim ayrıldığınızda nasıl kötü oldu, dakika başı ağlayıp seni sayıklıyordu. Şimdi de öyle durumu. Gitme, kal burada. Bak ben varım, arkadaşların var, Ferman hocan var biz varız Ali. Hı olmaz mı?

Ali derin bir nefes alır.

ALİ=Çok şey oldu Selvi Hemşire. Biz çok şey atlattık. Ama ben artık kabullenemiyorum bazı şeyleri. Kimseye güvenemiyorum. Benim gidip biraz yalnız kalmam lazım. Düşünmem, gelişmem lazım. Buradan birazcık uzak durmaya ihtiyacım var. Ve kararım kesin, üzgünüm. Ama seni hiç bırakmayacağım. Adil hocama da söyledim. Sen ne zaman istersen benim yanıma gelebilirsin, ben gelirim seni ziyarete. Telefonla konuşuruz. Birlikte Adil hocamı anariz, tabi sende istersen.

SELVİ=(Ağlayarak)Anarız tabi. Seninle gurur duyuyordur eminim. Bende gurur diyorum Ali. Madem gitmek istiyorsun git, ama burada da seni seven insanların ve bir ailenin olduğunu sakın unutma. Beni ne zaman istersen arayabilirsin. İki elim kanda olsa bile çıkarım gelirim yanına. Unutma olur mu?

ALİ=(Göz yaşları içinde)Sağol Selvi Hem... abla. Kendine iyi bak.

Ali önde Selvi arkada çıkışa doğru ilerler. Tüm hastane çıkış kapısında onu bekliyordur. Ferda hocaya yaptıkları gibi herkes bir aradadir. Ali kalabalığı görünce birazcık şaşırır. Zaten yaşlı gözleri daha da buğulanır.

ALİ=Ne yapıyorsunuz?

NAZLI=Gidemezsin!

ALİ=Nazlııı!

NAZLI=Gidemezsin dedim Ali. Bak hepimiz buradayız senin yanındayız. Sana üzülmüyoruz, sana acımıyoruz. Seni sevdiğimiz için yanındayız. Biliyoruz çok kötü şeyler yaptık sana çok ağır şeyler söyledik. Anlamadık, zorladık seni. Ama hepsinin farkına vardık Ali. Çok pişmanız. Affetme bizi, yüzümüze bakma, konuşma. Ama ne olur gitme. Hastaların, çocuklar, Berhayat sensiz olmaz ki. Hepsi her yer seni çok özler, biz seni çok özleriz Ali. (Ağlayarak elini kalbine koyar.) Bak burada sen varsın. Sen eğer şuradan çıkıp gidersen, yüzünü benden mahrum edersen bu kalp atmaz Ali. Kalbimde bütün hücrelerimde sen varsın. Ali ben sensiz yapamam, ne olur gitme!

Ferman bir adım öne çıkar.

FERMAN=Ben egolu iğrenç bir insanım. Sana beni affet demeye yüzüm yok biliyorum ama gitmeni istemiyorum Ali. Kızdım sinirlendim gaza geldim. Sana saçma bir şekilde hayatı öğretmeye çalıştım. Ama abiler de hata yapar Ali. Bazen doğruyu kardeşleri onlara öğretir. Gitme ne olur, bizi sensiz bırakma. Sen gidersen her şey eksik kalır, her şey yarım kalır. Ne olur kardeşim gitme. Benim yüzüme bakma, konuşma yemin ederim her şeye razıyım. Yeter ki bizden uzak bir yere gitme.

AÇELYA=Biz seni çok üzdük biliyoruz. Ne desek ne yapsak zamanı geri alamıyoruz malesef. Ama sen öyle birisin ki sadece doktorlukta değil insan olarak da Mucize birisin. Sana o gün o kadar ağır laflar söylememe, krizlere sokmama rağmen benim yanımda durdun. Kimse fark etmemişti ağladığımı, Nazlı bile. Sen geldin yanıma, Demir'in benden hoşlandığını söyledin. Senden güç aldım, seni dinledim. Ve bak birlikteyiz. Sen çok iyi çok mükemmel birisin Ali. Çok özür dileriz senden. Kabul edersen eğer biz senin arkadaşın olmak istiyoruz. Ama öyle lafta değil, eskisi gibi hiç değil.

DEMİR=Evet abi, gerçekten dostun olmak istiyoruz senin. Biz hatamızın farkına vardık, çok da üzgünüz bu yüzden. Sen gidersen her şey yarım kalacak. Gitme be abi.

DORUK=Benim bir şey demeye hakkim yok belki. Biliyorum uyuz herifin tekiyim. Ama benim gibi uyuz ve deli birine bile sevmeyi, sevilmeyi, gercek dostluğu öğrettin sen Ali. Gitme!

BELİZ=Bu hastaneye ilk geldiğinde bana ne dediğini hatırlıyor musun? Ben çocuklar yaşasın istiyorum, kimse vaktinden önce cennete gitmesin demiştin. Evet dünyada milyonlarca çocuk var Ali. Ama ya Berhayat'in çocukları? Onlar ne olacak sen gittiğinde? Ya Leyla? Leyla ne yapacak abisiz? Ali sen olmasan, o güzel yüreğin olmasa ben asla alamazdım onu. O arabanın altına yattığın gün anladım. Hiç bir bağın olmamasına rağmen o gitmesin diye ezilmeyi göze aldın. İşte o zaman dedim. Daha iyi bir insan olabiliriz Ali, senin de baloda dediğin gibi. Bizim daha iyi bir insan olmamız lazım, hepimizin. Sen olmazsan olmaz. Hem sana söz ne zaman istersen Leyla'yi göstereceğim sana. Onun sana, abisine ihtiyacı var. Bizi bırakma Ali, lütfen.

Ali gözünden akan yaşları siler, derin bir nefes alır.

ALİ=Ben Ali Vefa, otizmli bir doktorum. Herkes bana sırt çevirmişken bu hastane kollarını açtı bana. Siz Beliz Hanım, bana bu şansı vermeseydiniz bırakın doktorluğu hayatı bile öğrenemezdim belki de. Çok şey öğrendim, çok üzüldüm, çok mutlu oldum burada. Ama yetti. Hepinize çok teşekkür ederim. Bana öğrettiniz her şey için minnettarım. (BAĞIRIR)Güle güle canım Berhayat. Seni çok özleyeceğim. Ve güle güle Adil hocam.

Ali ağlayarak koşar adımlarla dışarı çıkar. Herkes donakalmıştır. Nazlı kısa sürede kendini toparlar.

NAZLI=Olmaz, gidemez izin vermem.

FERMAN=Yürü Nazlı.

Nazlı ve Ferman önde ekip arkada dışarı çıkarlar. Ali karşıdan karşıya geçmeye hazırlanır. Ağladığı için gözü tam olarak görmüyordur. Ekibin tam önüne ambulans durur. Ali görüş alanlarından çıkmıştır. O sırada Ali'nin olduğu yerden hızla gelen kamyon öndeki taksiye çarpar ve devrilir. Nazlı ve Ferman oldukları yere çivilenmis gibidir.

NAZLI=ALİ!!!!!!!!!!!

Ambulans yoldan çekilir. Ali karşıya geçmiş devrilen kamyona şaşkın şaşkın bakıyordur. Az önce büyük bir tehlike atlatmıştır. Nazlı Ali'yi görünce önüne bile bakmadan hızla yanına koşar. Ali'ye sıkı sıkı sarılır.

NAZLI=Ali iyi misin Alim, iyi misin bir şeyin var mı? Ne olur bir şey söyle Ali?

ALİ=İy-iy-iyiyim Nazlı. Ka-kamyon!

NAZLI=Çok korktum Ali sana bir şey olacak diye çok korktum.

Ferman da koşarak yanlarına gelir. İkisine de sıkı sıkı sarılır. Şu an hiç kimse ne otizmi ne de başka bir şeyi düşünemiyordur. Onları karşıda izleyen ekip öylece donakalmıştır. Selvi ağlıyordur. Ekip ağzı açık şekilde Ali'ye bakıyordur.

ALİ=Ben, ben ölecektim.

NAZLI=Deme öyle ne olur deme. Ben sensiz yaşayamam ne olur!

Nazlı Ali'nin boynuna yapışmış, hıçkırıklarla ağlıyordur. Ali sanki kaçıp gidecekmiş gibi sıkı sıkı sarılıyordur. Ali kendisinin kriz geçirmeye çok müsait olmasına rağmen ondan daha kötü halde olan Nazlı'ya bakar. Elleriyle yüzünün ona bakmasını sağlar. Hiç düşünmeden dudaklarına yapışır. Sadece bir kez öpüşmüş olmalarına rağmen

(ki o da gerçek bir öpüşme değildi acildeki) çok tutkulu ve sertçe öpüşüyorlardır. Ferman az uzağa çekilmiştir. Nefesleri bitene kadar birbirlerinden ayrılmazlar.

ALİ=Ölmek istiyordum, buralardan çekip gitmek. Ama yapamam Nazlı. Sen benim her şeyimsin, canımsın, kalbimin yarısının. Seni bırakıp gidemem. Seni çok seviyorum Nazlı çok seviyorum. Ne olursa olursa asla bırakmayacağım seni asla.

Nazlı gülümseyerek Ali'nin yüzüne nere denk gelirse öpücük kondurmaya başlar.

NAZLI=Bende seni bırakmayacağım Ali asla, bir daha asla! Seni çok seviyorum.

Ali ve Nazlı birbirlerine sıkıca sarılır. Ali iyidir ve AlNaz artık beraberdir....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.