Osmanlı 1479…
Selvi kalfa taşlığa girer ve efsun hatuna seslenir:
-Efsun hatun benimle gel! Şehzademiz seni bekliyor.
Ayşe hatun:
-şehzademiz sana abayı yakmış gibi duruyor Efsun hatun.ne ettin de koskoca cihan şehzadesini kendine meftun ettin merak ediyoruz doğrusu.bir akıl ver bize de kulağımıza küpe olsun.
Canpare hatun:
-nasıl olucak ettiği büyülerle muskalarla bağladı kendine şehzademizi.
Elena hatun:
-edebinizle konuşun hatun bizden korkmazsınız bari allahtan korkun!
Zeynep hatun:
-görende iftira atıyoruz sanar.daha dün bu iblisin odasından tonlarca büyü erdavatı çıkmadı mı?
Elena hatun:
-zümrüt ağayı duydunuz,henüz tertip edilip araştırılmakta.suçu bile ispatlanmadan nedir bu karalama,hayıflama.ayıptır,günahtır!
Selvi kalfa:
-düştü yine sizin çeneniz.efsun hatun düş peşime yoksa vallahi sonra izahatını şehzademize vermek zorunda kalırsın.
Efsun hatun:
-geliyorum kalfam.bu arada hatunlar,madem bu denli merak içindesiniz gitmeden merakınızı gidereyim.şehzademizin beni gözdesi yapmasının evvela sebebi;ilgi,alaka ve birbirimize duyduğumuz hoş sohbetten kaynaklanmaktadır.bunları da sizde göremedi olacak ki sık sık beni çağırmakta.
Neyse gidelim kalfa şehzademizi daha fazla bekletmeyelim malum aşkından yatak döşek düşebilir.sonra neyler koca Osmanlı velihatsız.
Bunları söyleyen Efsun hatun ve selvi kalfa taşlıktan şehzadenin yanına doğru yol alır.
Ve nihayet şehzadenin dairesine gelirler.içeri giren Efsun hatunun kulaklarına o anda yere çarpan eşyaların sesi gelir.bir hışımla içeri daldıktan sonra şehzadenin öfkeyle eline geçen her şeyi savurduğunu ve öfkeyle bağırdığını görür.dehşete kapılan Efsun hemen şehzadeye sarılır.o anda şehzade daha fazla dayanamaz ve efsun hatunun kucağında yere yığılarak gözyaşlarına boğulur.
Efsun hatun:
-şehzadem Allah’ınız aşkınıza söyleyin neler oluyor.ne olur korkutmayın beni.
Şehzade usulca doğrulur ve efsun hatuna dönerek:
-bıktım artık Efsun.görülmemekten,duyulmamaktan bıktım.herkesin hatta hanedanımızın gözünde bile yalnızca kardeşim Cem var. Varsa yoksa şehzade Cem.hünkarımız gitmeden önce bile sarayı ona emanet etti.sen söyle ben kaç cephede birden savaşabilirim.
Efsun hatun:
-böyle konuşmayın şehzadem siz benim kalbimin padişahısınız varsın osmalının olmayın ne olur sanki…
Şehzade Beyazıt:
-anlamıyor musun Efsun? Babam Bursa’ya validem emine Gülbahar sultanla gitmeden önce şehülislamdan kardeş katli için ferman yazdırdı sen hala olacakların farkında değil misin?
Efsun hatun:
-hayır şehzadem bunları zinhar aklınızın ucundan bile geçirmeyin.kardeşiniz şehzade Cem size kıymaz.
Şehzade Beyazıt:
-kıyar elbet.eminim daha şimdiden validesi çiçek sultanla dairelerinde oturmuş tahta geçmenin hayallerini kuruyorlardır.bana ancak sen yardım edebilirsin Efsun.
Efsun hatun:
-nasıl şehzadem söyleyin.elimden bir şey gelirse eğer canım yolunuza fedadır.
Şehzade Beyazıt:
-senin gücünden sual olunmaz.düşmanlarımı yok edip tahta çıkabilmem için senin yardımın şart.yoksa halim yaman.
Efsun hatun bir anda ayağıya kalkar ve şehzade Beyazıt’a bakarak:
-şehzadem lakin bu imkansız.bütün hanedanın gözü üstümde.daha dün bile odama baskın düzenlediler.eğer biraz daha temkinli davranmaz isem saraydan kovulacağım.o zaman ben sizsiz ne yaparım.
Şehzade Beyazıt hiddetlenerek kalkar ve:
-sen ne diyiyorsun Efsun.ben diyiyorum ki canım tehlikede.sen gitmekten korkuyorsun ama zaten risk almaz isek ben ebediyen hayatından çıkacağım.
Efsun hatun:
-Beyazıt…
Şehzade Beyazıt Efsun hatunun önünde diz çöker. Efsun ise şaşırır ve birbirlerinin gözlerinin içine bakarlar.
Şehzade Beyazıt:
-yalvarırım deniyelim.bak önünde diz çökerek yalvarıyorum sana.ne seni ne de Osmanlı tahtını kaybetmek istemiyorum bana yardım et ben cümle aleme padişah olayım sen de hem tüm bu alemin hemde gönlümün sultanı ol.
Efsun hatun:
-peki şehzadem.ne pahasına olursa olsun yapıcam.düşmanınız düşmanımdır.ve hepsi yok olup gitmeye,gözlenizin önünde kaybetmeye mahkumdur.
Şehzade Beyazıt:
-beni yanıltmayacağını biliyordum.
Şehzade ayağıya kalkar:
-haydi şimdi git işlerini hallet yarın büyük bir gün olucak.tüm cihan aleminin kaderi değişecek.
Efsun hatun:
-emredersiniz şehzadem.
Der ve önünde eğilerek çekilirirken şehzade ona tekrar seslenir.
-Efsun!
Efsun hatun geriye döner ve şaşkınlıkla gülümseyerek ona bakar.
-ne olursa olsun sevgin bende bakidir bunu unutma.bana yardım etmesen bile son nefesimde dahi hep seni seviyor olacağım.
-bende sizi şehzadem ama bunu aklınızdan çıkarmayın sizin için geri döneceğim.
Der ve daireden çıkar.çıktıktan sonra daire kapısını kapatır ve arkasını döner.o esnada karşısında pirhan ağa ve beraberindeki adamlarını görür.hepsi Efsun hatuna bakıyordur.
Pirhan ağa:
-Efsun hatun.bu gün erken ayrıldın şehzademizin dairesinden.
Efsun hatun:
-şehzademiz çok yorgunmuş.istirahat etmek istediklerini söylediler.hayrola ağam siz beni mi bekliyordunuz yoksa.
Pirhan ağa:
-öyle hatun.düş peşime.validemiz Hüma sultan seni görmek istediklerini söylediler. Efsun bu işte bir iş olduğunu hemen anladı.tedirgin oldu ama ağaya bunu belli etmeyerek eğildi ve emredersiniz dercesine işaret verdi.tam ağalar arkasını dönüp yol almaya başladıkları zaman ise bir hışımla koşmaya başladı.o anda pirhan ağa arkasını dönerek bağırdı:
-yakalayın!
Efsun hatun tüm gücü ile kaçıyordu.diğer kapıkulu ağaları ve pirhan ağa ise son süraat onu takip ediyorlardı.tam o esnada efsunun önüne kilitli yedi harem kapısı çıktı.eğer bunları da geçerse hareme çıkabilecek ve dairesine giderek bilgilerini saklı olduğu kitabı alıp şehzade Beyazıt’ı ve kendini düşmanlarından kurtaracak büyüyü bulup sağsalim kurtulabilecekti.
Fakat önüne çıkacak olan yedi kapıda kilitliydi ve efsun o kapılara yetişmek üzereydi.neyse ki ezberindeki bir kaç büyünün arasında kilit açma büyüsü de bulunuyordu.nihayet yedi kabının birincisine geldiğinde elini kaldırıp, büyüleri okumaya başladı:
-miftah albab hu sirun eaqliun
İlk kapının kilidi açılmıştı.ve sıra ikinci kapıya gelmişti.efsun hatun tekrar elini kaldırarak bağırdı.
-miftah albab hu sirun eaqliun
Tüm kapıları ilk iki kapıda olduğu gibi teker teker açmıştı.ve hızını kesmeden koşmaya devam ediyordu.artık harem ile arasında son ve yedinci olan bir tek kapı kalmıştı.efsun onunda açılması için elini kaldırdı ve bağırdı.
-miftah albab hu sirun eaqliun
Fakat kapı açılmadı Efsun tekrar bağırdı.
-miftah albab hu sirun eaqliun
Fakat kapı yine açılmadı.efsun kapıya ulaşmıştı.kilidini zorlayarak açmaya çalıştı ama olmuyordu.ağaların ayak sesleri git gide artıyordu.telaşla son bir kez denemeye karar verdi,geriye doğru üç adım atarak elini kaldırdı ve sesini yükseltti.
-miftah albab hu sirun eaqliun
Kapının kilidi yavaşça açıldı.efsun hatun sevinçle kapıyı açtı ama açtığı anda karşısında padişahın veziri Halil paşayı ve beraberindeki dokuz askeri gördü.
Halil paşa:
-Efsun hatun.demek bu kadar yaklaştın.ama ne yazık ki artık senin için yolun sonu.yakalayın!
Efsun tam ters yöne kaçmaya çalışırken pirhan ağa ve adamları ile karşılaşır.iki tarafıda çevrilen efsunun kaçacak yeri kalmamıştır.halil paşanın adamları iki kalundan onu tutar.tam o esnada efsun büyülü sözler söyler.
-litusqit aljudran al'arbaeat ealaa ruuwsina…
Sözleri söylemeye başladığı an saray büyük bir gürültü ile sarsılmaya başlar.ateşler harnalır.ruhani sesler yükselir.tam o esnada Halil paşa efsunun sözlerini bitirmesine izin vermemek için eliyle ağzını kapatır.ve her şey bir anda eski haline döner.
Halil paşa:
-demek ki herşeyi başlatan şey o küçük dilin.o zaman bizde ondan kurtuluruz.
Halil paşa bıçağını çıkarır ve efsunun dilini tutarak koparır.efsun hatunun acı çığlıkları tüm sarayda yankılanır.pirhan ağa ve beraberindeki adamlarda hayrete düşer ama Halil paşanın seslenmesi ile kendilerine gelirler.
-bana kalsa işini işini şuracıkta bitiririm ama kaidelere uymam gerekmekte.pirhan ağa getirin şu kızı taşlığa gidiyoruz.
Tüm adamlar ve Efsun hatun Halil paşanın önderliğinde taşlığın önüne kadar gelirler.haremdeki tüm hatunlar Efsun hatunun son haline ve onu getirenleri izlemek için dışarı çıkarlar.başta hüma sultan olmak üzere,çiçek sultan ve kızı Gevherhan sultan ile beraberindeki kalfalar,harem ağaları da tam tepedeki balkona çıkıp izlemeye başlarlar.
Elena:
-(sessizce) Efsun…
Ağalar efsunu taşlığın tam ortasına getirdiklerinde yere atarlar.efsun hatun ise öfkeyle onlara bakıyordur.tam o sırada bir ses yükselir.
Şehzade Beyazıt:
-Efsun! Bırakın onu.
Taşlığa gelen şehzadeyi ağalar tuttu ve daha ileriye gitmesini engellediler.onlarla boğuşan şehzade Beyazıt’a çiçek sultan seslendi:
-üzgünüm şehzadem lakin cariyeniz olacak bu melun bir cadıdır.dün itibari ile dairesinde yaptığımız aramalarda,bir çok mekruh yazıya ve araç gereçe ulaştık.bunlardan ne yazık ki bu gün haberdar olabildim ve validemizi uyardım.dün haberim olmuş olsaydı bu günahkarın cezası bu kadar gecikmezdi.ama adalet er yada geç yerini buluyor.
Valide sultan:
-idam kararı verildi şahzadem.halil paşa…
Halil paşa valide sultanın ismini söylemesi ile cellatlara emir verir.cellatlar efsun hatuna doğru ellerindeki urganlarla yaklaşmaya başlarlar.
Şehzade Beyazıt:
-Efsun hayır! Bırakın onu!
Efsun hatun bir anda ayaklanır.tam geri geri yavaş adımlarla giderken bir anda,bir kılıç arkadan vücuduna saplanır.şehzade Beyazıt “efsun” diyerek yere yığılır ve ona bakamayarak gözünü kapatıp başını çevirir.cellatlardan biri usulca öldüğünden emin olmak için yanına yaklaşır ve kontrol eder.öldüğünden emin olduktan sonra Halil paşaya işaret verir.
Halil paşa:
-alın bu cadının cenazesini yakın.hanemizin üzerinden karabulutları onunla beraber yok olup gitsin.
Daha sonra arkasına bakmadan o,cellatlar ve geriye kalan tüm ağalar,kalfalar,hatunlar dehşete düşmüş şekilde dağılmaya başlarlar.
Çiçek sultan: -Allah taksiratını affetsin. Valide sultan:
-inşallah bir günahsızın kanına girmemişizdir çiçek.
Çiçek sultan:
-ne fark eder sultanım.sonuçta her ikimizinde istediği padişahımızın huzuru.öyle değil mi?
Valide sultan bu sözleri duymaktan hoşlanmadığını belli ederek yürür ve dairesine gider.
Gevherhan sultan:
-validem şimdi ne olucak? Gerçekten her şey artık hünkarımızın iradesine mi bağlı?
Çiçek sultan:
-evladımın akıbetini kimsenin ellerine bırakmam ben.buna hünkarımızda dahil.sadece şehzademizin önünü temizledik.artık herşey bizim elimizde.güç bizde…
İSTANBUL 2025
İlayda hadi kızım uyan artık! Bak okula geç kalıcaksın!
İlayda annesinin seslenişini duyar duymaz hemen kalkıp telaşla alarma bakar.
-geç kaldım!
Barış:
-ne o uyanmadı mı hala?
Serpil hanım:
-uyanmadı oğlum.ne var birbirinizi uyandırsanızda beraber sofraya otursanız ve beni hiç yormasanız.
Barış:
-benim için sorun yok ben dediklerini yaparım.ama sorun senin kızında.bir türlü ikiz olduğumuzu ve benim 4 dakika farkla onun abisi olduğum gerçeğini kabul etmiyor.
Serpil hanım:
-oğlum kardeşinin sosyal ilişkileri pek iyi değil,çekingen işte biliyorsun.
Barış:
-ben elimden geleni yapıyorum ama o beni kardeşi olarak görmüyor sürekli yalnız takılmak istiyor.ona ulaşamıyorum.
Serpil hanım:
-belkide gerçekten çabalamıyorsundur.onu hiç anlamaya yada onun bakış açısından hayata bakmaya çalıştın mı oğlum?
Barış:
-off anne. Başlamayalım gene.
Serpil hanım:
-peki oğlum başlamayalım.ilayda! Hadi kızım bak çok geç kaldın.
İlayda:
-off alarmım çalmamış.bozuldu galiba keşke telefondan ayarlasaydım.
Barış:
-beni bekle.beraber çıkalım yetişiriz beraber babamdan arabayı aldım bu gün.
İlayda:
-gerek yok.yetişirim ben şimdi.
Diyerek kapıya doğru gidip ayakkabısını giymeye başlar.
Serpil hanım:
-kızım izin verde abin bıraksın seni hem kahvaltı etmek içinde vaktin olur.
Barış:
-olmaz annecim inek ya senin bu kızın illa hocaların gözüne girmek için ilk dersi bir dakika bile kaçırmaması gerekiyor.
İlayda:
-uğraşamam sesinle.ben çıktım anne okulda yerim birşeyler görüşürüz.
Der ve çıkar.otobüse yetişmek için koşar adımlar atarak yürüyordur.durağa bir kaç metre kalmışken otobüs hareket etmeye başlar.ilayda peşinden koşar bağırarak koşar ama yetişemez kendi kendine otlayarak alnını tutar.daha sonra yanında kardeşi barışı arabasında sınıfta onu zorbalyan ve sosyal olmayışıyla,giyimiyle alay eden kızlarla beraber görür.ama onlar ilaydayı farketmeden hızlarını kesmeden yanından geçip giderler. İlaydanın yüzü asılır ve taksiye binmekten başka çaresi kalmadığını anlar.daha sonra bir taksi çağırır ve okula gider.yine koşar adımlarla sınıfa doğru gider ve kapıyı çalarak içeri girer.
-geç kaldığım için üzgünüm hocam.gelebilir miyim?
İrem:
-gözlerime inanamıyorum barış.bu senin kardeşin İlayda olamaz heralde.tarih bölümünün en çalışkan kızı nasıl olurda ilk derse geç kalır?
Hoca:
-yeter bu kadar! Sessiz olun!
Diyerek masaya vurur.
-İlayda normalde seni derse almamam gerek ve bu konuda da ne kadar katı olduğumu bilirsin fakat bu hatayı ilk kez yaptığın için talihsiz bir olay yaşadığını düşünüyorum bu yüzden bir kereliğine affediyorum.geç yerine zaten henüz yeni başlamıştık.
İlayda:
-teşekkür ederim hocam.
İlayda yerine geçerken İrem ve yanındaki arkadaşları sessizce konuşmaya başlarlar.
Sevgi:
-uyuz oluyorum şu kıza.şu iyi kız ayakları baydı.
Çisem:
-hayır yani göz zevkimizi de bozuyor.tarzı çok kötü.iki yıldır aynı sınıftayız bir kere bile modayı takip ettiğine şahit olmadım.
İrem:
-bende hiç haz etmiyorum bu kızdan. Sırf barışı olan ilgimden susuyorum.
Ders bittikten sonra bir sonraki derste sınav olacaklarını bilen İlayda kantine inip ders son bir tekrar yapmaya koyulur.daha sonra çay almak için kantin sırasına yönelir.o yönelirken İrem ve arkadaşları da ona doğru geliyordur.
İrem:
-ya İlayda sen beni bu gün şaşırtmalara doymuyorsun.seni kantinde görmeye alışkın değiliz.keşke ineceğini önceden haber verseydin bana.senin için bir karşılama komitesi hazırlardım.tüm bu söylenenlere şahit olan ve kantinde oturan peri kızların yanına doğru yaklaşır. Peri:
-İrem! İşine bak uğraşmayın kızla.
İrem:
-peri sende şu kızın koruması gibi dolaşıyorsun geldiğin günden beri.hayır kimden koruyorsun onu da anlamadım.sonuçta abisiyle uzun zamandır flört ediyoruz kendisi de görümcem sayılır.ay ama hiç yakışmadı şu avam sözcük ağzıma fark ettiniz mi kızlar.
İlayda:
-sorun değil peri bırak aklı sıra ezik egosunu tatmin ediyor işte.
İrem:
-sen kime ezik egolu diyiyorsun.bana bak kızım bende ki kredin doldu haberin olsun.
İlayda:
-ya çekil şurdan.
Diyerek çayını alıp yürümeye çalışır ama bir anda İrem “nereye gidiyorsun konuşmam daha bitmedi” diyerek önüne geçer ve çay üzerine dökülür.herkes şaşırır ve dona kalır.
Çisem:
-oha.gitti yepyeni bluz.
İrem:
-sen ne yaptığını sanıyorsun? Benim olan hiçbir şeye zarar verme lüksün yok senin!
Peri:
-uzatma İrem yanlışlıkla oldu.sen atladın kızın önüne.
İrem:
-sen kes sesini!
Peri:
-ne kes sesini be ne diyiyorsun sen!
Diyerek İrem’e hamle yapmaya çalışır ama o sırada Çisem ve sevgi onu tutar.etkisiz hale gelen peri onu bırakmaları için tehditler savurmaya başlar.kantinde bulunan kişiler ise heyecanla tezahürat yaparak olanları izliyordur.irem o anda ilaydanın boynundakş kolyeyi tutup çeker.
İlayda:
-ne yaptığını sanıyorsun ver onu bana!
İrem:
-sen benim üzerimde bulunan ve benim için önemli olan bir şeye zarar verdin ve karşılığını ödeyeceksin.kısasa kısas
İlayda:
-İrem bak o olmaz babamdan hatıra.her şeyimi al ama onu geri ver lütfen!
İrem:
-bak bunu söylemen iyi oldu.şu an zarar vermek daha bir iç rahatlatıcı olucak.
Bu sözlerin üzerine İlayda çok sinirlenir.o sırada barış içeriye girer.
Barış:
-ne oluyor burada!
İlayda öfkeyle bir anda “onu bana geri ver!” Diyerek bağırmaya başlar.bağırmasıyla beraber kantin şiddetle sallanır ve tüm elektrik yanıp sönmeye başlar.nereden geldiklerini anlayamadıkları sesler herkesin kulaklarında yankılanır.herkes korkudan ne yapacağını bilemez İrem elindeki kolyeyi korkudan yere düşürür.çisem ve sevgi periyi bırakırlar ama peri bunun farkında değildir çünkü dona kalmıştır.barış ilk şoku atlattıktan sonra ilaydanın bağılacağını görür ve ona doğru koşar. Onu tam düşerken tutar ve peride ilaydanın yanına doğru yönelir.ilaydanın bayılması ile beraber her şey eskiye döner.kimse ne olduğunu anlamamıştır.irem telaşla Çisem ve sevgiye
-gidelim der.
Ve oradan uzaklaşırlar.kantindeki herkes korkuyla dehşete düşmüş şekilde oradan yavaşça uzaklaşmaya başlar.barış kucağında baygın İlayda ile şaşkın bir şekilde,yanı başında duran periyle birbirlerine bakarlar.