Uzun zamandır kalp 'inde ağırlık vardı Selim'in . Bir boşluğa , bir karanlığa düşmüş gibi... Anlamsız rüyalar görüyor ,anlamsızca eli kalbine gidiyordu . Yaşadıklarına yormustu . Zor zamanlar geçiriyor du , zor bir surecti bu. Şimdi kalkmalı ve mavişini kaldirmalıydı. Umay 4 yaşında mavi gözlü sarışın şirin bir kız çocuğuydu. Babasının onu öperek kaldırması bir rutin haline gelmişti. Bazı sabahlar babasından önce kalkmış olsada babasının yanına gelmesini beklerdi . Selim her zamanki gibi umay 'in saçlarını okşadı yanağına bir öpücük kondurup , " prensesim hadi annen kahvaltıyı hazırladı . Kızdırma dan masaya geçelim ." Dedi . Umay babasının tatlı sesiyle uyandi. Beraber önce banyoya sonra kahvaltı masasına geçip baba kız neşeli bir kahvaltı yaptılar.
O kalvalti masasında tek suratı asık olan kişi nergis'ti çünkü Selim le uzun zamandır araları açıktı ve kocasını kızından bile kıskanır hale gelmişti. Selim her sabah yaptığı gibi çarşıda bulunan küçük dükkanı açtı . Ona huzur veriyordu bu kitaplar . Dışardan küçük tü ama içerisinde koca bir dünya vardı o dükkanin . Selim önce rafları düzenledi sonra etrafın tozunu aldı . Selim artık anlamıştı neden sürekli uzaklara dalıp anlamsızca rüyalar gördüğünü . Uzun zamandır kendini kaybetmişti. Kim olduğunu unutmuş , sadece kızı için yaşıyordu. Sahi ya Selim kimdi.? Nergis ile evlendiği günden bu yana selim kendi kişiliğini kaybetmişti. Oysa ne kadarda mutlu ve neşeli bir kişiliği var di . Dükkanı kapatıp dolaşmak istedi , o sırada dükkana Selim'in bir dakikalık ta olsa kalbinin durmasina sebep olucak güzellikte bir hanım efendi girdi . Daha öncede tanığı ama uzun zamandır görmediği bu güzellik karşısında adeta donmuştu. Hanım efendinin kendisine seslendiginin bile farkında değildi.
"Selim bey " " Selim bey " " Selim bey beni duyabiliyormusunuz ?" Selim beklemedigi ve kendini tükenmişliğin ortasında hissettiği bir anda gördüğü bu hanım karşısın da ne yapacağını bilememiş ti . Sesini kaybetmişti Selim , sahiya sesi nerdeydi .
"Buyrun güzel kadın " bir nefeste söylemişti, ama güzel kadın neydi, neyin nesiydi. Uzun zamn sonra gördüğü, hasretini çektiği , Ay tenlisine ne demişti öyle .
" 5 sene oldu görüşmeyeli unutmamış sin " . Unutulurmuydu hiç böylesine güzel bir kadın . Kendini bulmuştu bu kadında , ama hayat işte bir şekilde ayırmıştı yollarını. Oysa ne çok severdi , "ay tenlim"derdi . Şimdi karşısındaydı bir zamanlar sabahlara kadar kitap okuyup üzerine günlerce tartıştığı kadın . Ne kadar da güzelleşmiş ti . Zaman ay tenlisini büyütmüştü .
Yağmur 35 ' ine yeni girdiği bu günlerde onu görmek istemişti .Bir bahaneyle gelmişti ve burdaydi . Aradan 5 sene geçmişti. Selimin çok değiştiğini görmüştü . Zamn ona nasıl bir dert vermişti de Selim yorgun ve bitkin duruyor du ?
Yağmur uzunca baktı ilk aşkına, konuşması gerektiği ni bildiği için önce siyah ve uzun saçlarını düzeltti, sabah öylesine üzerine geçirdiği kırmızı elbisesinin eteklerinden tutup konuşmaya başladı .
" Aslında ben bir kitap arıyorum Selim bana burayı tarif ettiler . " Selim aşinası oldu o sesi tekrar tekrar duymak istedi . Susmasın koşsun, saatlerce dinlerdi onu .
" Eğer ismini söylersen bakarım kitapların arasında varmı diye . " Uzun zamn sonra kitap için mi gelmişti gerçekten . İlerleyen dakikalarda yağmur aradığı kitabı bulmuş ve kısa bir sohbetten sonra ayrılmıştı Selim'in yanindan . Selim'in eski anıları gözünün önüne gelirken bir anda aklına gelen gerçekler kalbine bir ağırlık çöktü . Yağmuru gördüğü an unutmuştu gerçeğini , onun hayatında Umay vardı nergis vardı . Sormak aklına gelmemişti yağmur evlimiydi acaba ,sevgilisi varmiydi . Onu tekrar görebilmeyi ne çok isterdi ama bu olmaması gereken bir gerçekti . Artık kalbine dayanamayan Selim dükkanı kapatik evinin yolunu tutmuştu .