Bazen her şeyi geride bırakıp yeni bir yolculuğa başlamak iyi hissettirir; ama bende durum tam tersiydi: Oturmuş bir hayatım, okulum, arkadaşlarım ve daha sayamadığım onlarca şey...
Babamın iş sebebiyle şehirden taşınırken yeni evimize yaklaştığımız sırada, arabanın camına kafamı yaslayıp gökyüzüne bakarken aklımdan "Acaba burası nasıl bir yer, beni neler bekliyor?" diye düşünceler geçerken, annemin "Somurtmaktan vazgeç artık kızım!" demesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. "Bak, yeni bir başlangıç yapıyorsun ve 12. sınıfsın, önünde güzel bir gelecek var." derken yine yüzlerce kez duyduğum şeyleri dinliyor, sadece kafamı sallıyordum. Geleceğimi düşünmeleri hoştu ama bunu sürekli dile getirmeleri kesinlikle tam tersi bir etki yaratıyordu.
Biraz daha yol gittikten sonra, "Evet hanımlar," dedi babam, "işte yeni evimiz!" Tabi kulağımdaki kulaklıktan dolayı bunu duyamamıştım; annemin sözlerinden sonra kulaklığımı takıp yolculuğa o şekilde devam etme kararı almıştım. Durduğumuzu fark edip kulaklığı çıkarttım. Neden durduğumuzu soracakken, yemyeşil bahçeli, iki katlı, müstakil krem rengi bir evin önünde durduğumuzu anlayınca yeni evimiz olduğunu anlamam uzun sürmedi.
Arabadan inip bavulları taşıyacağım sırada babam, "Bırakın bavulları, siz içeri geçin," dedi. Önceden evin dekorasyonuna kadar her şeyi halletmişti ne de olsa. Ne kadar ilgili davransa da babam tam bir işkolikti ne yazık ki. Şu anda çalışmadığı için böyle davrandığını bildiğimden, işe başlayınca yine yalnız bırakılan çocuk olacaktım. Ama problem değil, artık kendi ayaklarım üzerinde durabilecek yaştayım; aslında en baştan beri öyleydim.
Yavaş adımlarla eve doğru yürürken aklımdan bunları geçiriyordum. Bahçe kapısından geçip evin kapısına geldiğimizde annem yavaşça ve heyecanlı bir şekilde anahtarı çevirip kapıyı açtı...
Devam edecek... Okuduğunuz için teşekkürler.
