Nancy uyandı. Elini yüzünü yıkamak için banyoya yöneldi. Tam o sırada Sofia ile karşılaştı.
"Günaydınn. Umarım iyi uyumuşsundur"
"Günaydın. Evet aslında gerçekten en son ne zaman bu kadar iyi uyuduğunu hatırlamıyorum"
"Sevindim. Hadi o zaman elini yüzünü yıka kahvaltıya gel"
"Tamam, geliyorum birazdan. Dainel uyandı mı bu arada?"
"Evet o da kalktı. Biraz gergin olabilir. Dikkat et"
"Neden bir sey mi oldu?"
"Onu anlamak zor. Bilmiyoruz bizde"
"Anladım. Ben bi bakim yinede merak ettim"
"Sen bilirsin"
Sofia merdivenlerden inerken Nancy de Dainel in odasına doğru ilerledi. Kapıyı açmadan önce aradan baktı. Dainel ayaktaydı. Telefonla konuşuyordu.
Sinirliydi ama kısık sesle konuşuyordu.
Onu duymak çok zordu şimdi içeri dalarsa Dainel ona daha çok sinirlenecekti. O yüzden biraz bekledi.
Kapıyı çaldı.
"Dainel gelebilir miyim? Müsait misin?"
Dainel biraz telaş yapmış gibiydi.
"Hayır şuan üstümü değişiyorum"
"Peki müsait olunca haber verirsen sevinirim"
"Tamam git artık!"
Nancy bir gariplik olduğunu sezdi.
Kokusu çıkar nasıl olsa diye düşündü.
Kahvaltı yapmayı pek sevmezdi. Yapmaya da fırsatı olmazdı.
Dainel fazla düşünceliydi. Sanki ters giden bir şeyler varmış gibiydi.
Kahvaltıya inmesi gerekiyordu ama kahvaltı yapacak hali de yoktu.
"Aşağı inmesem uyuz kari zorla yedirecek. Off!"
Aşağı gönülsüzce indi. Bebek değildi sonuçta kendisi de yemek yiyebilirdi. Üstüne baskı uygulanmasından nefret ediyordu.
Ilk Sofia ile göz göze geldi.
"Oo günaydın gergin bey. Inmeseniz de olurdu aslında biz getirirdik"
"Sanada günaydın komik hanım. Inesemde olurdu. Ama yataktan kalmak daha doğru olur yatalak değilim sonuçta"
Raker bi anda güldü.
"Iyiki değilsin Dainel. Gerçekten çok zor bir yaşantımız olurdu"
"Hahaha siz abi kardeş ne kadar komiksiniz bu sabah"
"Aa Dainel yanlış anladın beni kardeşim ben o mana da demedim. Sen olmasan biz nasıl yaşarız ailenin zeka küpüsün sen"
Bu sefer herkes gülmeye başladı. Dainel bu sabah hic havasında değildi. Bir an önce yemek yiyip odasına geri gitmek istiyordu. Nancy artık araya girmesi gerektiğini düşündü.
"Bu sabah nasılsın?"
"Off sıkıcı ve iç karartıcı cümlelerini kendine sakla. Hastanede değiliz daha normal sorsan olmaz mı?"
"Evet hastanede değiliz ama ben senin hala has..."
"Falan falan evet evet öyle her neyse hadi afiyet olsun"
Nancy bu dediklerine sinir olmuştu.
'Gıcık' diye geçirdi içinden.
"Yemekten sonra ilaçlarını iç"
"Tamam"
Tamam mı? Nancy daha fazla şaşırmaya başladı. Madem ki tamamdı ne diye dün dır dır edip durmuştu ki?
Nancy nin aklı karışıktı. Oda da üstünü değiştirdi yalanına inanmamıştı. Odasına gidip telefonun orda olmadığına bakmak istedi.
"Ee şey benim rapor yazmam gerekiyor. Size afiyet olsun"
Raker bi an da kalkmaya çalışan Nancy tuttu.
"Anlamadım ne raporu ayrıca acelesi varmi kahvaltı yapıyoruz yani?"
"Hastane raporları işte uzun oldukları için şimdi başlasam daha iyi olur gece geç saatte kalmasın"
"Peki anladım. Kolay gelsin o zaman sana bir şeye ihtiyacın olursa söylersin"
"Tamamdir sağol"
Merdivenlerden yukarı çıktı. Dainel in odasına doğru yöneldi.
Kapısı aralık kalmıştı öylesine bi göz gezdirdi. Telefonun orda olup olmadığına baktı.
Yatağın üzerinde duruyordu. Yavaş yavaş içeri girdi.
Yatağın yanına gelince arkasına bakma ihtiyacı duydu kimse yoktu ama her an Dainel gelebilirdi.
Telefonu eline alıp inceledi. Son konuşmalara baktı. En son bulunan kayıt 4dk önceydi. SIZINTI olarak kayıtlı birisi ile konuşmuştu. Ama kimdi bu.
Numaraya bir göz gezdirdi. Daha sonra mesajlara girecekti ki bir anda kolunu birisinin tuttuğunu hissetti.
Dainel, Nancy nın kolunu tuttugu hibi kendisine doğru çevirip çekti.
Telefonu hemen elinden aldı.
Nancy çok korkmuş ve de panik yapmıştı. Sorduğu zaman ne diyeceğini düşündü.
"Telefonumu neden karıştırıyorsun!?"
"Be-ben"
"Ben ne!"
Nancy kolunu kurtarıp ondan uzaklaşmaya çalıştı. Ama Dainel o kadar sert tutuyordu ki kolu nerdeyse kırılcaktı.
"Bırak beni!"
"Ne! Sorduğum soruya cevap ver o zaman!"
Nancy kurtulmaya çalıştı.
Dainel onu yatağa fırlattı. Ve kapıya doğru ilerledi. Odanın kapısını kilitledi.
Kilidi çıkardı. Nancy hemen ayağa kalktı o da kapıya doğru ilerledi.
"Ne yapiyosun sen aç kapıyı!"
"Soruma cevap ver! Kimsin sen yoksa birisi tarafından mi gönderildin?"
"Ne saçmalıyorsun sen! Aç şu kapıyı dedim sana!"
"Bana göre hava hoş seninle burda kalabilirim. Sende rapor yazarsın"
"Off aç şu kapıyı!"
Nancy sinirlenemiyordu.
Yaptığının yanlış bir sey olduğunu biliyordu. Ama.ne yapacağını da bilmiyordu. Yatağa oturdu. Kızıl saçlarını elleri ile arkaya attı.
"Özür dilerim. Yaptığım yanlış bir şeydi farkındayım. Ama ben merak ettim. Yani seni bu kadar geren şeyin ne olduğunu"
"Ve gelip telefonumu kurcalamaya karar verdin"
Nancy utanmıştı.
"Evet şimdi kapıyı açıcan mı?"
"Raporlarını mi yetiştirmen gerek?"
"Onun bir yalan olduğunu yüzüme daha ne kadar vurmayı planlıyorsun?"
Dainel gülmeye başladı.
"Seni güldürdüğüme sevindim. Ee akşama kadar burda mi kalıcaz?"
"Şuan dediğin her şey şüpheli sana neden inanım ki?"
"Neden inanmayasın ki? Bir sebep varmi ortada?"
"Evet hemde bir sürü sebep var"
"Nedir bu sebepler?"
"Bilmemezlikten mi geliyorsun?"
"Hayır bilmiyorum. Ne ima etmeye çalışıyorsun?"
"Akşama kadar burda olacaksın"
"Hayır aç şu kapıyı!"
Nancy ayağa kalkıp Dainel in üzerine yürüdü. Anahtarı alamaya çalıştı. Ama Dainel ile Nancy nın arasında nerdeyse 7-8 cm vardi.
"Ver şu anahtarı!"
Dainel anahtarı yukarı kaldırdı. Nancy yetişebilmek için zıpladı. Ayağı halıya takıldı. Yere düşüyordu ki Dainel onun belinden tutup yakaladı.
"Ne kadar sakar bir kızsın sen"
Gülümsedi. Ama Nancy gülümseyemiyordu.
Nancy sinirden deliye dönmüştü.
Kalkıp anahtarı tekrar istedi.
Ama bu sefer sesi daha değişikti. Sinirliydi.
"Açar mısın artık şu kapıyı!?"
"Tamam sakin ol. Seni sinir etmek değildi amacım, deli olmanı çünkü"
Dainel gülmekten kendisini alamıyordu.
Ama aynısı Nancy için geçerli değildi...
