İçeriğe geç

Geçmişin Yalanları

Bölüm 1 · 19 dk okuma

Geçmişin Yalanları

Bölüm 1

1.Bölüm (Başlangıç)

Yine uyandım.Her zaman ki gibi işe gitmek için sabah rutinimi uyguluyorum.

Işimi her ne kadar sevsemde bazen insanlara yardım etmek istemiyorum kim sonunu bile bile kendisine böyle seyler yapar ki? Madem yaptın sonuçlarına katlanmalısın en azından benim düşüncemce böyle...

Klinkte yerimi kendim secebildiğim için şanslıyım güzel bir manzara geniş ferah bir ofis. Günün ilk ameliyatı için dosyaları okumam lazım bakalım bugün hangi vaka ile karşı karşıyayız.

"Böbrek nakli" iyi güzel güne zorlamadan başlıyoruz. Dosyayı okurken odama bi an da hasta bakıcısı girdi. Tam da okumak üzere olduğum dosyanın sahibi hakkında

" Emre Bey fenalaştı acil ameliyata alınması lazım diğer böbrek iflas etmek üzere A3 ameliyathanesine alınıyor hemen gelmeniz gerek!" dedi.

Hemen soyunma odasına geçtim ve ameliyat için kıyafetlerimi giyindim. Ardından hemen ameliyata girdik. "Hasta çok fazla kan kaybediyor. Acil kana ihtiyacı var hemen kan grubunu belirleyin. Acil kana ihtiyaç olduğunu bütün hastanelere bildirin."

Kan grubu için hemşire geri geldi ve

" Hastanın kan grubu 0 RH negatif aramızda bu kana sahip olan varmi?"diye sordu.

Kendi kan grubunu hatırlamaya çalıştım ve

" Benimki 0 RH negatif hastanın kontrolünü al ben hemen kan vericem gerekli hazırlıkları yapın hemen " ameliyathaneden olabildiğince hızlı çıktım ve üstümde ki galoş,maske ve eldiveni çıkardım önlük için vaktim yoktu.

" Gereken kanı hemen alın acilen geri dönmem gerek" dediğimde hemşire

" Böylesi de sizi bulur" dedi

ve bi anlık gülümsemeyle geçiştirdik. Kan alındıktan hemen sonra tekrar ameliyathaneye döndüm

" Değerleri nedir?"

" Kan kaybı artmaya başladı kalp birazdan iflas edicek hemen kan takviyesi yapmamız gerek"

" Kanı hemen takviye edin böbreği yerine koyup kapatmamız gerek umarım bir sorun çıkmaz".

Ameliyat bitti. Derin nefesler alındı bundan sonrası hastaya kaldı artık. Sonra ki ameliyatların dosyalarını incelemek için kahve söyleyecekken dışardan bağırma sesleri geldi.

" Burası nasıl hastane ne biçim doktorlarsınız siz bir hastaya sahip çıkamadınız hepinizi şikayet edicem "

Emily hemşire

" Bey efendi bağırmayı kesin burası bir hastane burda yatan hastalar var durumu çok daha ağır olanlar lütfen sesinizin tonuna dikkat edin"

Fazla iddaalı birisidir ve her zaman sevdiğim saydığım kişilerdendir.

"Sen kimsin lan! Sen kim oluyosunda bana ne yapacağımı söylüyosun iki kitap okudunuz diye başımıza profesör mü kesildiniz! "

"Sizi bir daha uyarmak istemiyorum bu son uyarım eğer dedikleri..."

"Ee ne olur dediklerini yapmazsam güvenliğini çağırırsın? Polis çağır lan gerekirse "

Emily son bir derin nefes alarak

"Bakın Beyefendi burda tek işimiz siz değilsiniz burda birç..."

"NE DEMEK DEGILIZ SIZ HASTALARINIZA BU SEKIL DE MI BAKIYORSUNUZ. NE BICIM HASTANE BURASI HEPINIZI SIKAYET EDICEM."

Derken Emily güvenliği çağırmak için hastane telefonuna yöneldi. Adam bunu görünce hemen arkasından bir tekme attı. Birinin bana seslendiğini duydum.

"Nancy polisi ara hemen!"

Tabi ben bunu dinlermiyim...

Adamın arkasından gittim ve kolundan tutup kendime çevirdim. Bu sırada arkadan bi el de beni tutup kendisine çekti. Adamın yumruğu boşluğa savruldu. Hastanenin ışıklarından beni kendisine çekenin yüzünü seçemiyordum. Adama geri döndüm.

"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz burda istediğiniz gibi davranamazsınız çalışanlara şiddet uygulayamazsınız Emily'e yardım edin heme..."

"Ne yapacağımı sana soracağımı mı sanıyorsun sürtük!"

Bu kelimeyi duyunca resmen Emily gibi oldum kendimden geçtim tam karşılık vericektim ki vazgeçtim.

"Güvenlik nerde!?"diye bağırdım. Adam arkamdan bana yaklaşarak bana yumuruk atmaya çalıştı tekrar ve beni kendisine çeken adam beni geriye itip adamın yumuruğuna karşı o da yumuruk attı ona ve güvenlik görevlileri sonunda geldi. Adam yere yığıldı. Güvenlik adamı olduğu yerden kaldırdı. Ben ise halâ beni kurtaran adamın kim olduğunu anlamaya çalışıyorum. Adamı götürdüler bende beni kurtaran adamın elinden kan attığını fark ettim.

"Neden elin kaniyo?"

"Bilmem"

"Pansuman yapalım mikrop kapmasın hem teşekkür etmiş olurum"

"Gerek yok kendim hallederim"

Yüzüme baksaydın keşke en azından, kabalıkta zirvede . Aman banane en azından teşekkür edim dedim yüzüme bakmadan arkasını döndü gitti daha önce bu hastane de görmedim onu . Peşinden gidip teşekkür edim hem tanışmış oluruz.

"Ee teşekkür ederim"

"Tamam"

Yuh derler artık.

"Yeni misin burda?"

"Bu bilgi ne işine yarıyacak?"

"Merakım gidicek? Cevabımı alamadım?"

"Hayatta her istediğini alamasın"

Sanırım odası burası iyimis zevklerimiz hemen hemen aynı ama fazla kaba ve fazla kaba...

Kapıyı nerdeyse yüzme çarpıcaktı.

Neyse ki şaka amaçlıydı 'en azından benim düşüncemce'

"Soruma cevap vermicen mi?"

Üzerime yürümeye başladı biraz korkmaya başlamış olabilirim belki birazın üstünde o adım attıkça geriye adım atıyordum.

"Korkuyo musun?"

Sence ben evet mi diycem buna!

"Neden korkim ki? bana en fazla ne yapabilirsin?"

Gözlerini gözlerime dikti bu içler ürpertici aklımdan 'Ne diye üzerime yürüyon öküz müsün' diye geçiriyorum ama her an bu öküzün yüzüne de geçirebilirim.

"Öğrenmek ister misin?"

Heh geldi beklenen cevap.

"Sence üzerine yürüdüğüm için öküz müyüm?"

Gözlerim fal taşı gibi açıldı ne saçmalıyor bu içimden söylemedim mi ben bunu ya da adam kendisini fazla iyi tanıyor.

"Sorularıma cevap vericek misin Nancy?"

Adımı bilmesine o kadarda şaşırmadım.

Zaten duymuştur yani. Kapıya çarptım daha fazla geriye adım atamam ileri atarsam ne olur? Denemekten zarar gelmez bence. Ileri adım attım ve elleriyle beni kapıya itti. Elleri ile iki tarafımı kapattı. Olamaz ne yapicam ben şimdi. Ağlama mı bekliyo?

"Sence?

Ne!!

"Sence ne?"

"Sence ağlamanı mı bekliyorum?"

"Ee benim gitme vaktim geldi de geçiyor malum ameliyatlar beklemez"

Kaç hemen...

"Sorularım?"

"Bazı sorular cevapsız kalsa da olurmuş"

Tam kapı kolunu tuttum kapıyı açıp kendimi dışarı aticak iken beni kolumdan kavradı ve döndürdü.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen!?"

"Cidden kaçabileceğini mi sandın?"

Gülüyor. Gerçekten gülüyor. Şaka gibi...

"Bıraksana beni alt tarafı bi..."

"Alt tarafı bir soru sordun dimi?"

Ne oluyor be!

"Sen ne ima etmeye çalışıyosun? Zeki mi olduğunu ima ediyosun okey anladım zeksin şimdi müsade et de iseme geri dönim"

"Buraya sen geldin"

"Ve gidiyorum"

"Adımı merak ediyo musun hala?"

Bayılsam mi acaba ama yok şimdi bayılsam bu öküz benim içimi fln açar böbreğimi dalağımı yerden toplamak zorunda kalırım gerek yok.

"Hayır"

"Neden"

"Çünkü merakım kaçtı"

"Anladım ama zaten dosyadan öğrenkceksin dimi"

Fazlamı ileri görüşlü?

"Evet sana soru sormak yorucu olmaya başladı"

"Anlıyorum"

"Oha şakamı yapıyon"

Cidden anlıyo mu bu öküz?

Bi an sinirlerine hakim olamadı sanırım ve,

"Öküz diye hitap etmeyi bırak adım Alex"

Aklım mı okuyor! Yok artık daha neler imkansız. Her neyse artık bu işin şakası kalmadı korkmaya başladım iyice, hem fazla yakın hem korkutucu, paronayak davranışları var.

"Memnun oldum Alex " diyip kaçtım hemen, delimidir nedir ya kafam alak bulak oldu of he neyse çok takmak istemiyorum belli ki önceden çok yaşamış bu diyalogları bana denk gelmiştir . Her neyse...

Evet bir bakalım bugün kim nöbete kalıyor. NE CIDDEN MI? olamaz ya

Alex ve ben mi kalıyoruz nöbete tamam tamam bir şey yok sakin sakin SAKIN.

Neyse odam da olucam zaten kavhemle beraber.

"Sana kolay gelsinn"

"Çok sağolun ya tabi hepiniz gezmeye tozmaya gidin ben burda bu öküzle kalım "

"Alex'e neden öküz diyon çok tatlı bence"

"Sence mi ?"

Of gerçekten mi?

"Nancy sen gelmiyor musun?"

Gelemediğimi bildiği halde böyle diyorsa kesin yine bir şey var. Emily arkama bakarak

"Selamm" dedi.

"Kime sela..."

"Selam"

Alexe tabiki...

"Naber nasılsın?"

"Nasıl olabilirsem öyleyim siz?"

Oha siz dedi bunun öküzlüğü bi bana mı?

"Bizde öyle dışarı çıkıcaz bi baktık ki Nancy nöbete kalıyormuş seninle"

Gözlerini devirdim eriycekler resmen.

"Öyle mi olmuş? Neyse idare edicem artık"

Pardon pardon beni mi idare edicen aman aman ben senin için ölüyorum ya

"Ölmene gerek yok bence"

Fazla prova yapmış korkmaya gerek yok Lucy, Alex in numarasını istedi hemen hiç durur mu zaten. Hemen de verdi...

Ben olsam hemen vermezdim ama ben değilim zaten banane.

"Nancy" dedi bana dönerek.

"Aa yok o kadar yakın olacağımızı zannetmiyorum."

"Sen bilirsin..."

Ben bilirim tabi öküz. Bizimkilerin çıkma vakti geldi. Boby, Alex ve bana dönerek

"Size iyi nöbetler o zaman biz kaçalım artık"

Kaçın kaçın ben bu öküzle kalım zaten siz kaçın. Alex hemen karşılık veridi

"Görüşürüz o zaman iyi eğlenceler"

Hep biz ağızdan

"Sağol görüşürüz size kolay gelsin" dediler ve gittiler...

Alex bana dönerek

"Senin üstünüm" dedi.

Tabi anlamazmıyım bana kölelik yaptıracağını haber veriyodu.

"Yaaniiii"

"Anladın sen odama 2 dk içersinde kahve istiyorum"

Of neyse iyi bari hazır kahveler var...

"Türk kahvesi istiyorum"

Gözlerim ile ona dik dik baktım

"Yani burda kimse türk kahvesi içmez ki o yüzden yoktur mutfakta falan"

Tabi olmaz kız istemede misin? Aslında temizlik görevlisi Mary türk kahvesi içer her zaman ama o yeni olduğu için bunu bilemez...

"Ben senin bir yerden bulacağına inanıyorum bulman içinde 2 dk var toplam 4 dk içersinde odamda olursan senin için iyi şeyler olur"

Çok sağol ya toplamayı da öğrettin ya.

"Ya nasıl bul..."

"Mesela temizlik görevlisi Mary den bulabilirsin"

Hiç bir sey demedim ve gittim.

Kahveymiş miş böylesi de beni bulur zaten. Neyse Mary den rica ettim 1 dk ya hazır etti.

"Çok teşekkür ederim Mary"

"Önemli değil canım da sen türk kahvesi sevmezdin?"

"Zaten kendim için değil şu öküz yani Alex hoca için"

Gülmeye başladı.

"Korkma korkma aramızda" diyip göz kırptı. Aklıma bir şey takılmıştı Mary nerden taniyodu ki?

"Mary bir seyi merak ettim Alex ile tanıştınız mi?"

"Tanışmaz olur muyum, geniz omuzlu kaslı , dağınık saçlı, gömlek giyen,motor ve araba sevdası olan birisi burdan da anlarsın ki baya sohbet ettik"

Belli belli utanmasa adamın boyunu yaşını da söylecek.

"Anladın anladım"

Bir şeyleri hatırlamaya çalışır gibiydi ve benimde bana vaadedilen süreyi hatırlamam gerekti .

"O buranın sahibinin oğluymuş "

Başımızda eksikti zaten.

"Benim kaçmam lazım son 1dk 43 saniyem kaldı hadi bayyysss"

"Bay canım bay"

Koştum ama elimdeki kahveyle daha ne kadar koşabilirsem...

Odaya gelince 20 saniyemin kaldığını fark ettim biraz durdum.

Kapıyı çaldım, içeri girdim ve kahvesini verdim.

"Buyurun Türk Kahveniz" dedim bir sinirle.

Kahveden bir yudum aldı. Resmen tükürecekti Mary tuz mu koydu ya?

"Ne oldu?"

Suyu işaret etti hemen bir bardak doldurdum verdim.

"Bu kahve de neden şeker var?"dedi biraz sinirlenmişti.

"Şey nasıl olması gerektiğini söylemedin bende orta şek..."

"Ben şeker hastasıyım ayrıca ordan bakınca obez gibi mi görünüyorum?"

Evet diyecek halim yoktu . Kahveyi hemen önünden almak istedim elimi uzattığım da ayağa kalktı. Ben Tabi ki sakar ben kahveyi adamın beyaz gömleğine döktüm...

Kavhe sıcaktı o yüzden hemen gömleğini çıkarmaya başladı ben ne yapacagimi şaşırdım arkamı döndüm.

"Ciddi misin sen? Ben burda yanıyorum sen ne yapıyorsun krem getir hemen "

Adam burnundan soluyordu resmen.

Hemen kremi aldım geldim.

Gömleğinin onu açıktı ve kasları da baya belirgin her neyse odaklan.

"Geldim getirdim"

"Sür hemen"

B3lli ki baya sıcakmış birazcık ufacık küçücük minacik derisi kalkmış olabilir yani. Sürmene başladığım da kafasını arkaya attı. Özür dilesem mi acaba?

Dilemezsem sanırım sönüm biraz kötü olabilir.

"Ben şey özür dilerim isteyerek olmadı"

"Tamam" dedi ve ayağa kalktı.

Öküz bu ne diye özür dilediysem.

"Çık dışarı " dedi .

Aman Ben kalmak için can atıyorum zaten. Çıktım oda dan ne garip birisi ya neyse onunla uğraşamiycam. Odama gidip kahve söyleyip film izliyecem yeter yani bununla uğraşamam. Odam odam güzel odam. Evet şimdi güzel bir film bulalım bakalım. Filmim hazır kavhem de hazır. Ve telefon çalıyor...

Acaba kim ya oysa ama önemli de olabilir açmaktan başka çarem yok...

"Efendim"

"Nancy Cordan?"

Ses hic tanıdık değil.

"Evet buyrun benim siz kimsiniz?"

"Yakında öğreneceksin"

Ne demek bu şimdi Alex mi acaba saçma geliyor.

"Anlamayamadım. Kimsiniz? İsminizi söyler misiniz?"

"Merak etme çok yakında birbirimizi tanıyacağız"

Telefon kapandı. Ne demek oluyor bu şimdi.

Acaba Alex e mi söylesem ya da polisi mi arasam ki ikiside saçma seçenekler Alex bana inanmaz zaten bana biraz sinirli olabilir, polise ne diyebilirim ki...

Off! Her neyse acaba ben izin alıp eve mi gitsem.En iyisi o gibi.

Çıkışımı yaptım bugün araba kullanma havamda olduğumu sanmıyorum. Biraz yürümek daha iyi olucak gibi.

Sokaklar çok karanlık ama bi yandan da temiz. Kim buna hayır diyebilir ki?

Zihnimi boşaltım. Yürümek insana gerçekten iyi geliyor.

Bugün yaşadıklarım olması gerekenin dışındaydı ama idare ederdi.

Alex çok egoist, güvenilir mi orası tartışılır sonuçta beni 2 kere o adamdan korudu diyebiliriz. Her neyse daha yeni tanıştık. Bu kararı vermek için erken.

Karşıdan biri mi geliyor? Ben mi kör oldum?

Sarhoş birisi mi yoksa? Of hiç dokunmak istemiyorum sarhoş ise, belki yaralı falandır. Seslensem mi acaba? Seslenelim bakalım umarım yaralıdır.

"Merhaba? Iyimisiniz?"

Kafasını kaldırdı. Bana baktı göz ucuyla kafasındaki kapişondan yüzünü seçmek imkansızdı nerdeyse.

"Yardıma ihtiyacınız varmi?"

"E-evet"

Zor da olsa cevap verdi. Evet dedikten hemen sonra yere yığıldı. Hemen koştum, yarası var! Sol boşluğunda bir bıçak yarası var. Kanaması çok fazla hastaneye götürmeye kalkarsam ölebilir. Ne yapacağıma çok hızlı karar vermem lazım. En iyisi bir şey ile bastırıp hastaneye götirim. Hemen bir taksi çağırdım ve o gelene kadar kan kaybını azaltacak bir şey bulmam lazımdı. Temiz bir bez. Çantamdaki badanamı çıkarttım ne kadar iş görür bilemiycem.

Taksiye bindik ve hemen hastaneye gittik. Hemen ameliyata alındı. Benim ameliyata girmem yasaktı. Bu halde girsem bile pek bir şey yapamam hatta yanlış yapma ihtimalim bile çok yüksek. Hata yaparsam işime son verilir. Bunu göze alamam...

Nancy bütün gece hastanede kaldı. Adamın dosyasını inceledi. Ismi Dainel Kalb. Ünlü ve de zengin bir iş adamı. Ama daha fazla detaylı bilgi verilmemişti.

Ameliyat bittiği sırada Nancy uyuyordu.

Fazla yorulmuştu. Kendi odasında uyuya kalmıştı...

Bob, Dainel i yoğun bakıma almıştı ve son kontrollerini yapıyordu. Dainel yavaş yavaş kendisine gelmeye başlıyordu. Gözlerini açmaya çalıştı ama hastanenin ışığı gözlerini açmasını zorlaştırıyordu.

"Nerdeyim?"

Bunu derken sesi endişeliydi.

"Sakin olun Bay Dainel, hastanedesiniz"

"Bana ne oldu? Neden burdayım?"

"Bir şey hatırlamıyor musunuz?"

Bu sözlerin üzerine Dainel olanları hatırlamaya çalıştı. Ama çoğu bulanıktı.

Sadece tek hatırladığı bir kaç sokak serserisinin önünü kestiği ve onu bıçakladığı. Bununla birlikte biraz beyin sarsıntısı geçirmiş olcak ki bir çok şeyi hatırlamıyordu.

Bob dışarda Dainel in yakını olan Raker ı çağırdı.

Emily de Nancy e haber vermesini söyledi. Emily Nancy nın odasına girdiğinde uyuduğunu gördü, aniden uyandırmak istemiyordu. Bunun için ilk önce seslendi.

"Nancy?"

"Nancy?"

"Çok mu yoruldun sen kıyamam"

Nancy yavaş yavaş ayılmaya başladı. Emily tekrar seslendi onu duyup duymadığını anlamak için.

"Nancy iyi misin canım?"

Nancy artık uyanmıştı.

"Ah evet evet sadec-ee çok yorgunum"

"Anlaşılıyor Dainel Bey uyandı, görmek isteyeceğini düşündüm"

"Evet evet.Durumu nasılmış öğrendin mi?"

"Sayılır. Yakını gelmişti. Bob onun içeri girmesine izin verdi yani bu da bilinci açık ve görmeye hazır demek oluyor"

"Mantıklı yaklaşımlarına bayılıyorum"

İkiside birbirlerine bakarak gülümsediler...

Odaya girdiklerinde Nancy, Dainel in ilk olarak yüzüne dikkat etti. Gece görememişti, takside bakma fırsatı olmamıştı.

"Merhaba"

Bunu diyen Raker di. Dainel in kuzeni benziyorlardı.

"Merhaba"

"Sanırım kuzenimin hayatını siz kurtardınız?"

"Görevimi yaptım onu orda bırakıp gitmek olmazdı sonuçta"

Gülümsediler.

"Nasılsınız Bay Dainel ?"

Pek benimle konuşmak ister gibi değildi. Soruya biraz geç cevap verdi. Beyin sarsıntısı geçirdiği için hafızası bulanıktı. Ama zamanla düzelecekti.

"Iyiyim"

"Beyin sarsıntısından dolayı geçici bir hafıza kaybı ve baş dönmeleri yaşayabilirsiniz."

Bob devam etti.

"Size kullanmanız için bir kaç ilaç yazıcaz bu ilaçları yaklaşık olarak 1-1,5 ay kadar kullanmanız gerek"

Raker, Dainel in ilaçlardan nefret ettiğini biliyordu. Onunla uğraşacak vakti olmazdı.

"Hastanenizden bir hasta bakıcısının bakma ihtimali nedir?"

Dainel bunu duyunca biraz sinirlenmiş olabilirdi.

"Ne demek bu şimdi bebek miyim ben?"

"Hayır ama hastasın"

"Off istemez kalsın. Ben kendime bakabilirim."

"Adımı sorcam söyleyemezsin konuşturma beni şimdi"

Dediğinde herkes bi yandan gülmeye başladı. Tek gülmeyen Dainel'di.

"Başım çok ağrıyor"

Nancy hemen saatine baktı ve ilaç listesine bakmak için Bob a doğru yöneldi.

"Hmm. Sanırım ilaç vakti"

Dedi gülümseyerek.

"Ne zaman taburcu olabiliriz?"

"Öncellikle önlem amaçlı bu gecelik müşahede altına alalım. Yarın sabah ta işlemleriniz yapılır tarbucu olursunuz bir sorun olmaz ise"

"Peki hasta bakıcı?"

Nancy bu durumu Alex ile de görüşmeliydi. Tam söze girecek iken Alex odaya girdi.

"Olamaz eski dostum seninle böyle karşılaşmak istemezdim doğrusu.

Nasıl oldu da bu hale geldin?"

"Sen se-n?"

Dainel hatırlamaya çalışırken Raker araya girdi.

"Aslında şuan hafızası biraz bulanık. Herşeyi tam hatırlayamıyor"

"Ah elbette haberim var dosyayı özellikle inceledim. Zamana bırakalım"

Nancy hasta bakıcısı konusunu şimdi açtı.

"Bay Raker, Bay Dainel için bir hasta bakıcısı talep ediyor?"

Alex sanki her şeyi önceden biliyormuş gibi hemen cevabı yapıştırdı.

"Tamamdır. Görev senin dostuma iyi baksan iyi edersin"

Dedi ve gitti...

Nancy görevi aldığı için biraz tedirgindi. Sonuçta bunu beklemiyordu. Alex in odasına gidip bu konuyu tartışmak istedi. Odaya girdiğinde biri ile telefonda konuşuyordu. Telefonu kapatmasını bekledi.

Bu sırada odaya alıcı gözüyle şöyle bir bakındı. Çalışma masası oldukça geniş alan kaplıyordu, masanın üzerinde; laptop,kalemlik,çeşitli dosyalar,kum saati vs.

Masa istese boş olur. Derken telefon konuşması bitti.

"Evet seni dinliyorum Nancy"

"Beni Bay Dainel in hasta bakıcı olarak görevlendirmek istediğinize emin misiniz? Sonuç olarak ben bir uzma..."

"Evet sen sonuç olarak uzmansın ama tek uzmanımız değilsin ve ayrıca ben senin uzman olduğunu bildiğin için özel olarak o görevi sana verdim. Diğer hasta bakıcılarıda olabilirdi ama ben dostum Dainel a iyi bakılmasını ve olabilcek her hangi bir olası duruma karşı hazırlıklı davranmak istiyorum"

"Anlıyorum ama benim yerime normal bir hasta bakıcısı da yapabilir?"

"Yanılıyorsun. Normal bir hasta bakıcısı

bir hastanın dikişleri patladığında Tedavi edemez. Ama sen edebilirsin bu şekilde düşünmeni beklerdim"

Nancy nın aklına yatmıştı.

"Evet haklısınız"

"Hem bekarmış"

Diyip göz kırptı. Nancy i yine sinir etmeyi başarmıştı. Nancy odadan çıktı.

Alex onun arkasından gülüyordu ve buda Nancy i daha da sinir ediyordu.

Nancy, Kalb'lerin evine gider. Yanına lazım olabilcek bir kaç eşya almıştı.

Eve geldiğinde onu ilk Raker karşıladı.

"Hoşgeldin"

"Hoş buldum"

"Nasılsın?"

"Iyiyim sen nasılsın?"

"Olabildiğince iyi diyelim"

"Neden bir sorun mu var?"

"Boşver kafanı ütülemim yeni geldin yorgunsundur."

Salondan kapıya doğru Sofia geldi. Sofia, Rakerin kız kardeşi idi.

"Hoşgeldiniz"

"Hoş buldum"

"Bu benim dünya tatlısı kız kardeşim Sofia, Sofia bu da Nancy, Dainel in kısa süreliğine hasta bakıcısı olucak bizimle beraber kalıcak ona odasını gösterir misin?"

"Tabi kii hadi gel burdan"

Merdivenlerden yukarı çıktılar. Merdivenlerin sonunda Dainel ile karşılaştılar. Zar zor ayakta duruyordu.

Nancy onu görünce bi an paniğe kapıldı ve hemen koşup koluna girdi.

"Neden kalktın yataktan, daha yeni çıktım hastaneden"

Sofia da aynı tepkiyi verdi. Raker yukarda ki sesleri duyunca bi bakmak istedi ve yukarı çıktı.

"Dainel neden laf anlamıyorsun? Dikişlerine zarar gelebilir"

Dainel şuan bu sözlerin anlamını yaşıyordu. Ama yinede pes etmemekte kararlıydı.

"Iyiyim ben sorun yok işimin başına dönmek istiyorum. Bütün günümü yatağa bağlı ilaç kullanarak geçiremem. Sende evine git"

Nancy de kararlı bir insandı ve eve gitmiycekti.

"Benim dediklerimi yapmaz isen ne eve giderim ne de sen ilaç ve yataktan kurtulabilirsin. Bu yüzden şimdi yatağa gidiceksin"

Dainel daha fazla ayakta duramadı. Sendeleyerek yere düştü neyseki sert düşmemişti. Dikişler sağlamdı.

Nancy ilaç saatlerini kontrol etti saatini ilaçlara göre kurdu. Odasına yerleşti. Odası sade ama yinede şıktı.

O odasındayken içeri Raker girdi.

"Odayı beğendin mi?"

"Evet sade ama şık benim tarzımda diyebilirim. Aslında evinizin genelini görmedim ama güzel görünüyor"

"Beğenmene sevindim. Istersen sana evi gezdirebilirim?"

"Fena olmaz aslında uzun süre burda olucam kaybolmak istemem. Ayrıca da Bay Dainel ile ilgili biraz bilgi almakta isterim"

"Bay bayan demene gerek yok adımız ile hitap edebilirsin. Ne hakkında bilgi istiyorsun onu anlamadım?"

"Yani alışkanlıkları nedir? Uyku düzeni?gibisinden"

"Hee anladım. Dainel zor birisi onu bir şeye ikna etmek zordur. Ama senin ile aynı ikinizde inatçısınız"

Gülümsedi.

"Yani ikinizde kararlı yapılara sahipsiniz öyle söylesem daha iyi olucak"

"Evet bu daha doğru olur. Peki alışkanlıkları uyku düzeni fln?"

Konuşurlarken bahçeye çıkmışlardı. Bahçe oldukça genişti. Ortada klasik bir havuz vardı.

"Uyku düzeni pek yoktur. İş hayatından dolayı, alkol maalesef"

"Bak işte bu olmadı bunu bırakırmamız

gerek"

Raker gülmeye başladı.

"Neden gülüyorsun?"

Raker kendisini gülmekten alamıyordu.

Gülmedi bitince sorusunu cevapladı.

"Kusura bakma. Yani bu dediğin biraz imkansız çünkü"

"Neden?"

"Dediğim gibi Dainel zor birisidir"

"Olabilir ama bende karalı biriyim unuttun mu?"

"Tamam pes ettim sen kazandın sana bol şans o zaman hadi içeri gecelim istersen"

"Olur bende bi Dainel i kontrol edim"

Dainel in odasına çıktı. Yatakta depresyona girmiş insanlar gibi uzanıyordu. Biraz sınırlı olduğu belliydi.

"Nasılsın bakalım"

"Iyi"

"Bu kadar ters olmana gerek yok isteklerimi yerine getir kurtul benden bu kadar basit zorlaştırmaya gerek yok"

"Öyle zeki birisin"

"Bunu senden duymak güzel"

Içeri hizmetçi girdi. Bir tepsinin üzerinde alkol vardı. Nancy hemen ayağa kalktı ve tepsiyi kadının elinden aldı.

"Bunu sen mi istedin?"

Evet der gibi kafasını salladı.

"Getirmeyi düşünüyor musun?"

"Sence alkol yok tamamen yok"

Dainel gülmeye başladı. Gülerken dikişlerinin acısını hissetti.

"Merak etme ben sprocuyum bu kasları devir almadık sonuçta"

"Bu bir şeyi değiştirmez ayrıca madem sporcusun ilk yapman gerek şeybu tür şeylerden uzak durmak olmalı"

Sinirlenmeye başladı.

"Bak yeter sinirlenmeye başlıyorum. Sen sadece ilaç düzenim için burdasın o kadar. Gerisine karışma kendim için neyin iyi neyin kötü olduğuna ben karar veririm. Şimdi getir şunu"

Nancy tepsiyi kadına geri verdi. Ve kadına odadan çıkmasını söyledi.

"Ne yapıyorsun sen?"

"Sus"

"Hayır diyorum sana anlamıyor musun? Getir şunu bak daha fazla sinirlenmek istemiyorum"

Artık fazla fazla sinirliydi. Siniri başına vurmuş olucak ki elini başına götürdü.

"Bak şimdi dediklerimi yap sakinleşiceksin ve ona ihtiyacın olmadığını anlayacaksın tamam mı?"

"Çık dışarı "

"Nefes al ve zihnini boşalt, sevdiğin yapmaktan zevk aldığın şeyleri düşün"

Nancy konuştukça Dainel daha fazla sinirlenmeye başlamıştı.

"Bak sana son kez söylüyorum. Çık dışarı hemen!!"

"Bak eğer dediklerimi yaparsan bende senin dediğini yaparım"

Dainel daha fazla konuşmak istemedi ve Nancy nın kolunu tutarak kendisine doğru çekti. Nancy bi anlık afaladı. Dainel kendisini bi an boşlukta süzülürmüş gibi hissetti. Nancy onun dibindeyken derin nefes alıp zihnini boşaltı. Nancy geriye doğru hamle yaptı ama Dainle bırakmadı. Dainel kendisinden geçmiş gibiydi Nancy nın kolunu sıkmaya başlamıştı. Ama sinirden değildi. Bu gözlerinden anlaşılıyordu.

"Canımı acıtıyorsun!"

Dainel bu sözile kendisine geldi.

"Pardon"

Dainel yatağının içine iyice girdi ve yüzünü tamamen kapattı. Nancy bu sırada odadan çıktı.

Akşam yemeğinden sonra Dainel in ilaç içmesi gerekiyordu. Nancy saatini kontrol etti.

"Dainle yemek yedi mi?"

Hizmetli sofrayı toplarken cevap verdi.

"Hayır efendim. Uyuyordu. Kalmadı sanırım"

"Anladım. Ona hazırladığınız tabak nerde?"

"Mutfakta"

"Tamamdır. Ben bi Dainel ile ilgilenim"

Raker ile Sofia da sofradan kalmışlardı. Raker genellikle odasına çıkar ve yarin ki işlerini kontrol ederdi. Sofia ise ya televizyon izler ya da kitap okurdu.

"Hemen yatıcak mısın?"

"Sanırım biraz yorgun gibiyim. Aslında kendimi tatilde gibi hissediyorum. Biraz uyusam fena olmaz. Size iyi akşamlar"

"Sanada"

"Iyi gecelerr"

Nancy, Sofiaya ya gülümsedi ve mutfağa doğru ilerledi.

Dainel uyanmamıştı. Fazla yorulmuş olmalıydı. Nancy onu uyandırmaya çalıştı.

"Dainel? Dainel?"

Dainel yatakta hareket etmeye başlamıştı.

"Hadi yemek ye ilacını iç sonra uyumaya devam edersin"

"Yemek mi?"

"Evet"

"Çok halsizim.."

Baya terlemişti. Üstünü kapattığı için olmalıydı. Ama Nancy yinede kontrol etti. Her şey yolundaydı.

"Gel ben sana yardım edim"

Yemeği yedikten sonra ilacı içmesi gerekiyordu.

"Kimsin sen?"

"Anlamdım ?"

"Neyi anlamdın. Kimsin sen?"

"Adım Nancy. Seni sokakta bayıldığın sırada görmüştüm. Hastaneye gitmene yardımcı oldum"

"Seni hatırlıyorum ama tanımıyorum"

"Hafızan nasıl her şeyi net hatırlayabiliyor musun?"

Hayır anlamında kafasını salladı.

"Peki bunun için daha erken. Merak etme düzelecektir. Şimdi ilaçlarını iç ve uyu"

"No"

"Ya yapma hadi bak şuana kadar iyi gidiyordu. Hadi bak son aşama bugün için ilaçlarını iç ve uyu"

"Bak bende uğramanı istemem ama tatları gerçekten çok kötü iğrendiriyor beni"

"Biliyorum. Bende ilaç kullanmaktan nefret ederim. Ama kullanman gerekli"

"Offfff!!"

"Bak şimdi burnunu tutucam sende yutucaksın. Tamam mı?"

"Iyi peki"

Nancy bunu dediğine çok şaşırdı. Sabah ki adam gitmiş yerine tatlı, üslü birisi gelmişti.

"Hazır mısın?"

"Evet"

Nancy, Dainel in burnunu tuttu ve ilaçlarını içirdi.

"Nasılsın şimdi?"

"Öncekilerden daha iyi"

"O zaman iyi uykular"

Dainel sanki Nancy nın gitmesini hic istemez gibiydi. Gönülsüzce ona karşılık verdi. Nancy odasının kapısını kapattı. Kendi odasına gitti ve kafasını yastığa koyar koymaz uyudu.

Bölüm sonu

4 yorum