9 kasım 2012
''Kuzeeyy'' diye bağıran Elzem'in sesi bütün evi inletiyordu ama bu Elzem için küçük ellerinde tuttuğu resminden daha kıymetli bir detay değildi. Yatakta soğuk terler içinde öksüren Kuzey ise uykusunun en güzel yerinin bölünmesinden kaynaklanan bir agresiflikle Elzem'in ne diyeceğini öğrenip uykusuna dönmek için ''efendim Elzem, efendim'' diye bağırdı isyankar bir sesle. Yanlız yıllardır kabullenmediği birşey vardı ki Kuzey'i sinir etmek Elzem'in en keyif aldığı işiydi.
Elzem koşarak Kuzey'in odasına geldiğinde Kuzey'in istemsiz merakı gözlerine yansımış şekilde ona bakıyordu yinede bunu belli etmemesi gerektiği için umursamaz bir sesle '' yine bana hangi önemli konuyu anlatmaya geldin cüce, umarım önemlidir çünkü 3 başlı bir ejderha ile savaşımı kazanmak üzereydim'' dedi, bu sefer meraklı gözlerle bakan kişi Elzem'di. Küçük bir duraklamadan sonra Elzem'in dudaklarından istemsizce ''ne?'' kelimesi çıktı. Bunu gören Kuzey ''kısaca rüyamın en güzel yerindeydim cüce'' diye isyan etti ama bir yandan da Elzem'in yüzündeki şaşkın ifadeye gülmemek için zor duruyordu.''iyi ki uyandırmışım desene sen daha beni yakalayamazken ejderhayı nasıl yenecektin?'' diyerek kıkırdadı Elzem, ''hem benim sana olan süprizimi daha çok seveceğine eminim.''
Kuzey merakla Elzem'in ona olan berbat süprizini bekliyordu çünkü bu kısa hayatında emin olduğu birsey varsa oda Elzem'in ona süpriz yapmasının arkasındaki nedenin sadece onu sinir etmek olmasıydı.
Elzem saklamak için iki eliye arkasında tuttuğu buruşmuş kağıdı Kuzeye uzatarak ''bak soldaki benim senden daha uzun ve büyüğüm sağdakide sensin süt içmediğin için küçücüksün'' dedi. ''birkere ben senden daha uzun ve büyüğüm cüce'' diye çıkıştı Kuzey ama sesi, üşüttüğü için kısık ve yarım yamalak çıkarken Elzem'in onla atışması daha kolaydı. Yarım saat süren bir tartışmadan sonra Kuzey pes ederek ''tamam cüce tamam, nolur sus artık uykum var'' dedi,''bana cüce deme!'' diye bağıran küçük kızın sesi de cümlesinin hemen arkasından ona eşlik etti.''çok sıkıldım Kuzey gel hadi ağaç evde evcilk oynayalım'' diyerek homurdandı Elzem ama Kuzey'in yatağından kalkmak gibi bir niyeti olmasdığını anlayınca ''o zaman sana şarkı söyleyim veya kitap okuyalım'' dedi.Ama''cüce git başımdan uyumak istiyorum'' diye bağırma sesini duyunca ikna edemeyeceğini anladı.
''off sende ne mızmızsın ya kuzey kutbu.'' Kuzey anlamaz gözlerini Elzemin üzerine dikti. Elzem ise ''ne var kuzey kutbu gibi soğuksun eğer sen bana cüce dersen bende sana 'kuzey kutbu' derim.'' diyerek Kuzey'e baktı ve Kuzey'i sinir etmek için birkaç kere gururla lakabını tekrar etti. ''kuzey kutbuu, kuzey kutbuu''
isteği gerçekleşti ve hasta haliyle ayağa kalkan Kuzey'le birlikle 1 saatlik bir kovalamanın ardından ikiside kanapede birbirine yaslanmış şekilde uykuya daldılar...
✮ ⋆ ˚。𖦹 ⋆°°✩
Hafifçe gözlerinin aralayan Elzem omzundaki kuzeyin kafasını farkedince yavaş haraketlerle başını kaldırdı. Önlerinde hala açık olan kısa sesli televizyonda ikisininde en sevdiği çizgi film oynamaya devam ederken camdan vuran kısık güneş ışığı yerini hala aya vermediğini belirtiyordu. Mutfaktan gelen yemek kokuları elzemi yanına çağırırken Elzem omzunda masumca uyuyan çocuğu uyanmaması için olabildiğince haraketsizce izlemekteydi. Yinede aklındaki fikiri yapmak için Kuzey'in Kafasını hafifçe kanepedeki yastığa koyarak ayağa kalktı ve üşüdüğü her halinden belli olan çocuğun üstünü ceketiyle nazikçe örttü. Parmak uçlarında küçük adımlarla odadan çıkarak mutfağa yöneldi. Kuzey'le Elzem komşulardı bu yüzden sıksık birbirlerinin evlerine gidip gelirlerdi.Elzemde eve gitmek için mutfakta yemek pişiren Kuzey'in annesine “aslı teyze ben çıkıyorum, annem erken gel demişti” diye seslendi. Mutfaktan gelen onaylama sesinden sonra hızlıca evden çıkarak bahçeye doğru yöneldi. Bugün hasta olmasına rağmen kuzeyi koşturduğu için üstünde bir burukluk vardı, uyumadan önce Kuzeyin adını uykusunda sayıkladığını duymuştu, onu üzmüş olma ihtimali içindeki kötü hissi arttırıyordu. Hayır, eve gitmeyecekti. Bahçede birlikte yaptıkları ağaç evleri vardı, onun içinde ona bir resim yaparak gönlünü alacaktı. Bu Elzem'in özür dileme yoludu, ne zaman yaptığından bir suçluluk duysa o kişiye bir resim hediye ederdi.
Bahçeye girip ağaç evi gördüğünde Adımlarını hızlandırdı ve Kuzeyle çocukluklarının bütün anılarının geçtiği yere girdi. Heryerde oyuncakları Kuzey'in okuduğu ama Elzemin sıkıcı olarak nitelendirdiği kitaplar Elzemin her dakika yaptığı resimler ve uçlarında bitmiş boya kalemleri vardı. Elzem ağaç evlerindeki dağınık düzeni gördüğünde içine bir huzur düşmüştü. Etrafı sanki hiç görmemiş gibi gözleriyle incelerken o güne kadar hiç görmediği bir kutu gözüne ilişti kutunun üstünde ise bir not yazılıydı“Cüce bu notu ne zaman bulursun ve bu kutuyu ne zaman açarsın bilmiyorum ama kutunun içindekileri çok hızlı bitirme olur mu?” Elzem anlamaz gözlerle kutuyu açtı ve içinin en sevdiği çikolatalarla dolu olduğunu gördü, tam sevinçten çığlık atarken kutunun dibindeki not tekrardan dikkatini çekti. *zaten okumayı yeni öğrendim neden not koyuyor ki* diye homurdanarak notu eline aldı“Sen bu çikolataları büyük ihtimalle 5 dakikada yersin ama ben 5 haftadır bunları almak için öğlen yemeği yemiyorum cücem”Neden bunu yapmıştı ki? Özür dilemek değildi ona herhangi birsey yapmamıştı O zaman bu kadar çikolatayı neden almıştı ki? Yinede bu kadar soğuk bir çocuğun kalbinin bu kadar sıcak olması onu iyi hissettirmişti. Onunla ne kadar “Kuzey kutbu” desede içinde sıcak bir kalbi olduğunu biliyordu.Bu hediyeden sonra kendini borçlu hissetmeye başlamıştı Özür resmi yapmak artık şarttı çünkü eğer bu Özür resmini yapmazsa bu gece rahat uyuyamazdı.
Eline aldığı hafifçe buruşmuş defterden koparılırken kenarlarından yırtılmış kağıdı küçük tabureye üstüne koydu, bu tabureye masa olarak kullanıyorlardı çünkü hiçbir masa küçük ağaç evlerine sığmamıştı Renkli kalemlerini alarak bir kenara hasta yatan kuzeyi çizdi bir yandan sanki doktor olmuş ve onu muayene ediyormuş gibi kendisini, kenarada zarzor yeni öğrendiği alfabeyle yazdığı kısa bir özür notu ekledi. Elinde tuttuğu resime gururla bakarken Kuzeyinde bu resme yemyeşil gözleriyle ve dudaklarındaki belli belirsiz tebessümle bakacağına emindi. Kuzey Elzemin ona resim yapmasını içten içe çok severdi ve ne kadar belli etmesede Elzem bunu biliyordu. Resmine bakarken gözüne yerde duran küçük bir kutu takıldı, *bu ne şimdi, bugün kaderimin kutularda derdi ne?* diye içinden geçirdi.Yinede fazla ciddiye almadan resmini tabureye üstüne koydu ve eline bir çikolata alıp çiğnerken kutuyu geline aldı. Kutuyu açtıktan sonra görmeyi beklediği kesinlikle uçlarında Kahverengi olan krem rengi çubuklardan ibaret değildi. kutunun üstündeki büyük harflerle yazılmış “KİBRİT” yazısını okumaya çalıştı ama bu kelime ona yabancıydı ve anlamını bilmiyordu. Yinede mahalledeki çocukların ellerinde bunlardan çok görmüştü, yanlarına sürtünce alev çıktığını biliyordu. Mahallenin haylaz çocukları bu kibritlerle türlü türlü yaramazlıklar yapmayı severlerdi, annesiyse bunun tehlikeli olduğunu ateşle oynamaması gerektiğini söylüyordu, Her anlamda. o sırada taburenin üstünde duran kalp şeklindeki mumu fark etti, belki mumu yakarsa ve mum yanarken resmide taburenin üstüne koyup Kuzeyi buraya Çağırırsa Kuzey ortamı daha çok beğenebilir ve daha mutlu olabilirdi Ani bir kararla düşünmeyi bırakarak kibriti yakmak için eline aldı ve kutuya rastgele sürtmeye, nasıl yakıldığını öğrenmeye çalıştı. Defalarca denemenin ardından kutunun neresine sürtmesi gerektiğini buldu. Kibriti defalarca tüm gücüyle Yakmaya çalıştı ve sonunda Birtanesini yakmayı başardı. Sevinçten çığlık atarak kibriti muma doğru tuttu, yine birkaç deneme geçirdi ve mumu yakmayı becerdi. Heyecanla mumu eline aldı ama kibriti nasılsın söndüreceğini bilmiyordu, mahalledekiler kibriti yere veya çöpe atarlardı. Elzem ağaç evin içerisinde herhangi Bir çöp göremiyordu bu yüzden yere attığında söneceğini düşünerek yere attı ve resmini yapmaya devam etti ve daha 1 dakika bile geçmeden uyuyakaldı
✮ ⋆ ˚。𖦹 ⋆°°✩
Elzem yüzüne vuran acı verici sıcaklığın rahatsızlığıyla gözlerini araladığında yangının tam ortasında olduğunu anlaması uzun sürmedi. Uyku sersemi hali kendini telaşa bırakırken çığlıkları ses tellerine isyan edermiş gibi yankılanıyor, kalbinin çarpıntısı sanki kulağının dibindeki atar gibi hissediyor alabildiği azıcık bir nefes bile onu boğuyordu. Tahtalar ateşle birleşince fazla hızlı tutuşmasına şahit olmakta korkusunun alevlenmesine katkıda bulunuyordu. Dışarıdaki sesleri duyamıyordu, belkide odaklanmadığı içindi. İçinde bulunduğu sahneye biraz daha dikkatli bakınca gözü tahtadan yaptıkları çatıdan aşağı doğru uzanan çarşafında alev aldığını ve bu yüzden ateş daha hızlı bir şekilde çatıyıdada sardığını farketti. Çatıdakidaki bir tahta en çok alev alandı ve çatıdan düşmek üzereydi,Elzemin tam üstündeki tahta. Elzem korkuyla hızla boğazına gitmeyen nefesleri almaya çalışırken havasızlıktan boğulmaya başlamıştı, ağlamaya ve daha fazla yardım çığlıkları atmaya Başladı.Dışarıdaki seslerden çoğalmış duyulabilir vaziyete gelmişti ama kimse yardım edemiyordu, büyük ihtimalle alev yayılmıştı. Dışarıda adını haykıran insan sesleri duyuyordu ama kim olduklarını algılayamıyorduGözleri kararırken o üstüne düşmek üzere olan çatıdaki tahtaya bakıyor bir yandan da öksürüyordu.Son gördüğü şey ise tahta tam üstüne düşecekken tahtaya doğru atlayarak kolunu koyan ve üzerine düşmesini engelleyen Bir çocuk ve tanıdık bir ses “Cüce”
Devam edecek...