Lisenin ilk günü sabah korkuyla karışık bir heyecanla üniformasını giyip yola çıkan Sevda yaşadığı duygu karmaşası yüzünden okula adım atar atmaz kızlar tuvaletine koşup tüm kahvaltısını çıkardı. Kızlar tuvaletindeki 2 kız onun yanına gelip iyi olup olmadığını sordu, Sevda hayatında ilk kez başkaları tarafından değer görmüştü. Şok içinde:
-E-evet iyiyim biraz heyecanlıyım sadece
dedi ve karşılığında şu sözleri işitti:
-Heyecanlanmana gerek yok, bizimle gel zil çalmadan kafeteryada biraz sohbet edelim. Kim bilir belki bundan sonra 3ümüz beraber takılırız.
Kızların adı Selma ve Pınardı. Selma uzun boylu ve soluk tenli bir kızdı ama cana yakındı ama Pınar tam aksine sessiz, aşırı kısa ve yüz ifadesinden dolayı karakteri anlaşılmayan biriydi. Zil çaldı ve herkes sınıflara dağıldı. Selma ve Pınar yan yana oturmuş fakat Sevda ise tekli sırada yine ortaokulda olduğu gibi cam kenarında yalnız başına oturuyordu. Sabahki 2. ders esnasında Sevda kendini masaya yığılmış bir şekilde buldu Coğrafya öğretmeni ona değişik bir şekilde bakıyor çevresinde ise tüm sınıf fısıldaşarak onun hakkında bir şeyler konuşuyordu. Sevda onunla dalga geçilmesini beklerken tam aksine herkesin suratında şok olmuş şaşkın surat ifadeleri vardı. Sevdanın geçirdiği nöbet sayesinde sabah 9H sınıfının sabah olan tüm dersleri iptal olmuştu.