Ailecek taşındıktan sonra ilkokula başlayan Sevda en masum arkadaşlıklar edineceği döneminde nasıl başardıysa yüzüne gülüp onunla oynayıp sonra günün sonunda sonunda onu yalnız başına bırakan arkadaşlar edinmişti. Bu ilkokul hayatı boyunca böyle devam etti. 5. sınıfa geldiğinde dershaneye başlamıştı yine bu arkadaşları ile aynı dershaneye gidiyordu. Deshaneye gitme sebebi ise güzel bir okulu kazanmak istemeleriydi sadece sınavla giriliyordu o okulda bir devlet okuluydu ama eğitim sistemi tamamen farklıydı. Ailenin başarılı çocuğu olan ablası gibi kendini kanıtlayıp o okula girmek zorundaydı, ve başardı. İşin kötü yanı tüm arkadaşları sınavdan kaldı ve onu hayatlarından sildi bilmediği bir okulda tamamen yalnız kaldı. Arkadaş edinmekte çok zorlanan Sevda tüm ortaokul yıllarını yalnız başında tenefüs ve ders dahil olmak üzere camdan dışarıya bakarak geçirdi . Dersleri kötüye gitmiş ve önümüzdeki yıl lisede nasıl arkadaş edinebilirim diye plan yaparak vaktini boşa harcıyordu. Olacaklardan tamamen habersiz lisenin ilk yılına başlamadan bir ağustos gecesi uyurken gece sabaha doğru gözlerini bir hastanede açtı. Olanlardan habersiz gözlerini açtığında bir doktor gördü gülerek:
-Sorun yok merak etmeyin eve dönebilirsiniz
dedi ama annesi:
-Nasıl sorun yok doktor bey? Kız ölüyordu! Nasıl bize gülerek bişey yok diyebiliyorsunuz?!
diye bağırdı. Doktor beyin yüzündeki gülümseme yok oldu ve dönüp kafası karışık doktor bey ve ebeveynlerinin kavgasını dinliyordu herşeyden habersizdi. Doktor bey:
-Şimdilik eve dönün eğer tekrar aynı şey yaşanırsa tekrar hastaneye gelin daha ayrıntılı bir muayene yapıp teşhis koyacağız
dedi ve haklıydı, gece daha yeni başlıyordu. Daha 16 yaşına basmamışken, ergenlik dönemine giremeden büyüdüğünü o gün anlamıştı